27 Ağustos 2010 Cuma

Toplumsal Dayanışma Merkezi

(http://acalya.blogspot.com/) Açalya'nın blogunda okuyupta katılmak istediğim çok güzel bir kampanyamı denir...ne denir...bir tür yardımlaşma hareketi...
Benimde çok hoşuma gitti ve aynen Açalyadan kopyalayıp duyurmak istiyorum;
'' .....***Ankara, Çankaya Belediyesi'nin Toplumsal Dayanışma Merkezi diye bir birimi varmış. Linki tıkladığınızda yaptıkları, ettikleri orada, okursunuz.

***Nalan ablaya gönderdikleri bir emailde, artık kullanılmayan ikinci el kıyafet, çocuk/bebek kıyafetleri, oyuncaklar, bebek arabası, ev eşyası vs. her türlü kullanmadığınız ama iyi durumda olan şeylerinizi temizliyor, kıyafetse güzelce yıkayıp, katlayıp kutulara koyuyorsunuz ve Toplumsal Dayanışma Merkezi'ni arıyorsunuz. Onlar geliyorlar ve sizden bunları alıp ihtiyacı olanlara ulaştırıyorlar.
***Toplumsa Dayanışma Merkezi'nin duyurusu şöyle;
"KULLANMADIĞIMIZ ESKİ EŞYA VE KIYAFETLERİMİZ
Dayanışma Daima Yol Gösterir.
***Evlerde çatı araları kalmadı, kullanmadığımız eşyalar ve fazla kıyafetlerimiz gardıroplara ve depolara sığmıyor.
***Size fazla gelen eşyalara bir başkasının mutlaka ihtiyacı var. Yardımlarınızın ihtiyaç sahiplerine elden ele ulaşmasını istiyorsanız. Çankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.
***Çankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezi'ne 2.el kıyafetler, yıkanmış, ütülenmiş ve paketlenmiş şekilde teslim edilirse mutlu oluruz.
***Çocuk/bebek kıyafetleri ve oyuncakları, bebek arabası v.b lerinin ayrı paketlenmesini öneririz. Eşya ve ikinci el kıyafetlerinizi 1 hafta içerisinde evinizden aracımızla gelip alıyoruz..
***(Ankara dışı kıyafet yardımlarını kargoya verebilirsiniz. )
İletişim için:
Alo TODAM: 431 00 79 / 1235

Adres: Mithatpaşa Caddesi No:52 Kızılay-Ankara

Bu mesajı elden ele ulaştırırsanız çoğalırız...

NOT:Çankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezleri Çankaya'da 20 mahallede yaptığı çalışmalarla Sağlıklı Kentler Birliği tarafından 2010 yılı sosyal sorumluluk alanında en iyi uygulama ödülünü layık görülmüştür.

Tezcan Karakuş Candan, Mimar

Çankaya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdür Yardımcısı, Toplumsal  Dayanışma  Merkezleri Sorumlusu" .....''
Okuyan herkesin katılmasını rica ediyorum, çöpe atmak veya yıllarca belki birgün kullanılır düşüncesiyle saklamak yerine, bir başka ihtiyaçlının kullanması için lütfen bu harekete bizlerde destek olalım...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

HAFTA SONU...

Bütün bir hafta sonunu nerdeyse sokakta geçirdik, sanırım sadece yatma vakti girdik eve, süperdi. Cuma akşamından başladık biz gezmeye, iftardan sonra yürüyüşe çıktık, parka uğramadan olurmu, epeyce oyalandık parkta, yürüyüş yolununun nerdeyse sonuna kadar sende bizle yürüdün koştun :) Akşam yemeğinide yedirdikten sonra Anteres (AVM)'e girdik. Biraz alışveriş ve alt kattaki çocuk eğlence merkezine girdik. İlk başta gözümüze trombolin ve hareketli arabalar çarptı;



Birazda diğer çocukları izledin, sanırım onlardan örnek alıyorsun kendine :) O akşam öyle yoruldunki, daha eve gidemeden dönüş yolunda 'anne kol,kol' dedin, kolunu giyer giymez uykuya daldın, bizde eve gelip seni yatırdıktan sonra babişinle biraz TV. keyfi yaptık.
 Cumartesi günü kahvaltı sonrası  daha önce açılmış olan ama biz henüz tüm mağazalar açılmamışken 2-3 defa gittiğimiz Kentpark a gittik.Heryer faaliyete girmiş, çokta güzel bir AVM olmuş, içi çok ferah, otoparkıysa çok geniş olmuş, buna ençok baban sevindi. Gezip dolaştık, sende koşturdun durdun reyonlar arasında, ablalarla abilerle hep arkadaş oldun...
Aynı akşam anneannen bizi iftara davet etti, ama evde değil, parkta, ağaçların akan suyun yanında. Daha bir hoşumuza gitti böylesi, evler öyle sıcakki, insanın eve giresi gelmiyor. Tamda iftar vakti indik parka, tabi böylesi sanada yarıyor, oynuyor koşturuyorsun ağaçların arasında, çimlerde yuvarlanıyorsun. Dayınla yengende gelince iftarımızı yaptık keyifle. Dedenle oynamaktan çok keyif alıyorsun kuzucum, dede dede diye etrafındasın sürekli. Dayi-Menek 'ten hiç bahsetmiyorum, çıldırdın yine onları görünce.

İftar soframızı yemek yedikten sonra vaktim olduğundan öncesinde çekemedim. Ellerine sağlık anneannenin, herşeyi düşünmüş yapmış sağolsun, Allah sağlık versin, dedenede hepimize...Amiiin...
*



Pozcu kızım benim...


Pazar günü yine aynı planla, farklı olarak bizim ilk kez göreceğimiz 365 AVM'ye gittik. Bir gün önceden dersimizi aldık (sürekli benim kol çantamı istiyordun). Sana evden benim küçük bir kol çantamı ayarladım, benimkini isteyince bunu takarız dedim. Aynen öyle oldu, gezmeye başladığımızdan itibaren çantamı istedin, çıkardım verdim küçük hanımefendiye, çoooooook yakıştı çooooook :)))))))

Baba kız gezmeye gitmişler :)

Yemeğinide zevkle yedin, farklı ortamlar hepimize yarıyor doğrusu. Bütün bir yaz, gıda alışverişi haricinde AVM lere uğramadık pek. Böyle oluncada özlemişiz hepimiz. Gerçi önümüz kış, bıkıcaz kış boyu oralardan ama, havalar çok sıcak, oruçtada bu sıcakta dışarlarda gezilmiyor, evde sıcak ve sıkıcı oluyor, birazda böyle olsun bakalım...



Yemek molamızdan sonra Trene bindik birlikte, çuf çuf çuf dedik, babişinde bizi çekti. Herkese el salladık :)

Bir saniye bile yerinde durmadın Trende. Sürekli oturdun kalktın, indin çıktın, el salladın babaya ve herkese :)



Yine çocuk mağazasında bulunan top havuzunda eğlendin sanırım 1 saat kadar. Çıkmak istemedin ordanda;


Burdaki tüm oyuncaklarla oynadın, beraber Kaşif Dora dergisi aldık, bir kaç kıyafet ve kış için tulum ve bere aldık sana.
Ayrıca jetonlu diğer arabalarada bindin. Çok eğlenip çokta yorulunca akşamda saat 21:30 da uykun geldi. Erken uyuyunca gecede uyanırsın diye korktum ama 41 kere Maşallah uyanmadın süt içmek haricinde.
*
İyi huylarını ne zaman anlatsam yada yazsam bloguna, kesin huy değiştiriyorsun. Anneannen söyleme diye tembihler hepte birtürlü tutamam kendimi. BU ARALAR başlıklı yazımda yazdığım ne varsa nerdeyse tersine döndü, en başta kusmaların yine arttı. 3-5 gün içinde sürekli kusmaya başladığından yüzün küçüldü yine.
*
Ayrıca unutmadan yazayım; Cumartesi Kent Park ta doktorun Öge hanımı, minik oğlu ve eşiyle gördük, daha doğrusu o bizi gördü. Selamlaştık, seni sevdi yine. Maşallah oğlu çok tombiş ve çokta şirin.

10 Ağustos 2010 Salı

Bu Aralar Kuzum...

* Halen pütürlü yemek yiyemiyorsun,
* Halen arada sırada da olsa kusuyorsun, 41 kere Maşallah,
* Halen bebek bezi kullanıyorsun, ama artık bezden rahatsız olmaya başladın, kakanı yapıca 'anne poto' diyorsun. Yani popo...
* Sıcaklardan dolayı az yiyorsun,
***31.07.2010 da, yani 21. ay bitinden hemen sonra doktor kontrolüne gittik. Dr.Öge hanım içeri girer girmez sendeki değişikliği farketti :) küçük hanımın boyu uzamış, kilo almış gibi geldi, bakalım öylemi dedi; ürkmemen için ben tarttım seni; 10.200 kg. çıktı. çok sevindik aşkım. Sonunda 10 kilonun üzerine çıkabildin 41 kere Maşallah. Sıra boy ölçümüne geldiğinde ise kıyameti kopardın yatmamak için, zorlada olsa boy ölçümün 81 cm. imiş öğrendik. 2 cm. uzamışsın. Babişin ilk kez doktordan yüzümüz gülerek çıktık diyor. Kusmalarının nerdeyse bittiğini söyleyince Öge hanımda çok sevindi. 'Büyük gelişme var' dedi. 25. persentildeymişsin. Hep alt sınırda çıkardın, bu çok sevindirici.
***Aklımdayken yazayım, ilk işim doktor seti almak dedim Öge hanıma, çünkü seni muayene ettirmek hayli yorucu. Bu nedenle dün akşam dr. setini hemen aldık. Bayada oynadık, çok sevdin. Aşıya gideceğin günlere yakın dahada sık oynayalımki korkma aletlerden kuzucum. Öge hanım pediasure denilen içeceğe devam dedi, gelişmesi iyi gidiyor, yaşıtlarını yakalayana kadar devam edicekmişiz. Sana feda olsun kuzucum, yeterki iyi ol.
* Gece sütüne devam ediyorsun, hatta gece 400 ml.lik süt içmeye başladın. 41 kere Maşallah kuzuma...


* Aşırı denilecek kadar hareketlisin, yürümüyor koşuyorsun herdaim,
* Bu aralar huysuzlukların başladı, inatlaşmalar, söz dinlememeler...Büyüyorsun sanırım,
* Resimlere bakarak herkesin ismini söylüyorsun, küçük parmaklarınla göstererek,
* Çok edalı, çok nazlısın, çokta cilveli. Bu nedenle çoğunca sana 'CilveN.' diyorum,
* Kıvırtarak dans ediyorsun,
* Bisikletlere merakın çok ama bu sene sana almak istemedik. Kontrol edemezsin diye. Seneye şart oldu almak, 4 tekerleklisinden,
* Geceleri çok daha iyi uyuyorsun 41 kere Maşallah, süt için uyanıyorsun sadece,
* Ayran delisi oldun, 'a ran, a ran' diyorsun görünce,



* Babana hala bazen 'duççi', bazende 'baba' diyorsun,
* Anne, baba, duççi(c.), dede, aneane(anneanne), dayi, menek, tete (teyze), enek (enişte), a ra (azra), ukku ( utku), anne vey (ver), çitti (gitti), düttü (düştü), bebiş (bebek), bici bici  (yıkanmak), emmek (ekmek), mama, fu (su), füt (süt), hayi (hayır), du du (dur), pak (park), anne salla, bin, gıdı gıdı (gıdıklamak), aka (arkadaş) vs. Şimdilik aklıma gelenler bunlar, birçok kelimeyi benzeterek kullanabiliyorsun, 2 kelimelik cümleler kurabiliyorsun,
* Yıkanmayı halen çok seviyorsun,taki saçlarını şampuanladıktan sonraki kafana su dökme faslına gelenedek :)---Dün akşam beraber yıkandık, önce ben saçlarımı yıkadım aşağıya kafamı eğerek, birazdan baktımki sende eğmişsin kafanı muslukta yıkıyorsun. Sanırım örnek olması açısından biraz beraber yıkanmamız lazım,


*  Oyuncaklarınla uzun süreli oynamıyorsun, sanırım yaz mevsimi olması sebebiyle sürekli dışarda parkta bahçede olmamız buna neden oluyor,
* Araba koltuğunda olmayı sevmiyorsun. İlk zamanlar biraz mızırdanıp oturuyordun sessizce, son yolculuklarımızı kalabalık guruplar halinde yapınca bende arka koltukta oturdum, böyle oluncada kucak istedin, ağladın derken milletin kafasını şişirmeyelim diye aldım kucağıma. Uykuya dalınca koltuğuna koydum hep. Yada anneannen dayanamayıp kızdı bana, 'çocuk dururmu öyle sabit orda ' diye, yine almak zorunda kaldım, yada kendisi aldı ben ön koltuğa geçtim. Böylelikle şimdi oturmaz oldun koltuğunda.Ama bir düzene girelim yeniden alıştırmak farz oldu seni :)


* Sokakta yürürken elimizi tutmazdın asla, özgür bili şeklinde koştururdun kaldırımda. Şİmdilerde yaklaşık 1 aydır tutturuyorsun elini. Arabalardan korkuyorsun, kaldırımda dahi olsak araba sesi duyunca kucak istiyorsun, araba gelir deyince hemen elimizi tutuyorsun, bu iyi oldu,


* Parktaki tüm oyuncaklara kendin binip iniyorsun, tek korkum salıncakların sana çarpması olduğundan yanında duruyorum yinede,

* Bu yıl denizi suyu nekadarda çok sevdiğini görmüş olduk, enufak bir korku yok suya karşı 41 kere Maşallah,

* Bu arada 09.08.2010 tarihi itibariyle evde T.V.yi yasakladık babanla karar verip. Sen uyuyana kadar, haber saatleri dışında açılmayacak evde T.V.  Daha önce reklamsız yemiyordun. Yaz ayı münasebetiyle evde olamayınca hep dışarlarda yedin yemeğini, böylelikle bıraktın reklamda yemek yemeyi. Buda işimize geldi, gün içersinde sadece anneannende T.V. izleyebiliyorsun, oda kısıtlı,
* Pipet kullanmasını öğretemedim sana. Kullanıyorsun ama sadece ağzında ezmek için :)

* Asla ve asla yanında şişe soda içemiyoruz şöyle zevkle. Anında şişeye göz dikiyorsun, zavallı babacığın hemen bir dikişte bitirip sana vermek zorunda kalıyor. Sanki içiyormuş gibi, boş şişeyi ağzına sokuyorsun, taklitçi seni :)

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Ramazana 4 kala İSTANBUUUUUL...

Malum Ramazan ayı geliyor, Derya teyzenlerde hadi toplanıp gelin hafta sonu gezip gidersiniz diye ısrar ediyorlardı...
Dayınları ve anneannenleride alıp Cuma iş çıkışı yola koyulduk. Senin yemek saatlerin ve beğendiğimiz yerler olduğunda mola verdik. Hamak keyfide süper gitti. Seni hamaktan indirmek epey zor oldu. 'Anne salla, Anne salla' deyip durdun :)



Annesinin gülüüüüü...poz ver deyince yapılan hareket :)

Gelsin çaylaaarrr...
Derkeeen yolculuk Kadıköyde, senin doğum yerin, bir nevi memleketinde son buldu :) Acayip bir sıcak vardı. Asrın en sıcak günlerini yaşıyordu İstanbul. inanılmaz bir nem vardı %98 nem oranı, yapış yapıştık resmen. seni çıplak dolaştırdım hep. Sabah uyandığımda babanla seni hep yerde yatıyor buldum, cam kapı açık ama nafile.



Ama en güzelide Azra ablanla oynamanızdı, sonra çok severim denizi seyretmeyi, yüzmek değil benimkisi seyir halinde olmak, varlığını bilmek denizin, çok rahatlatıyor babanıda benide, sanırım deniz insanı oluşumuzdan kaynaklanıyor. Nezaket teyzemlere gittik, malum el öpüceklerdi dayınlar, sonrası Kadıköy çarşısını gezmek, vapur gezisi ( biz gitmedik,sıcakta helak olmayalım diye. Melek İstanbulu görmemiş hiç, bu nedenle kısada olsa bazı yerler gezdirildi. Ortaköye götürüldü ). Moda sahilinde uzun bir yürüyüş ve kokoreç yemek. Moda sahil yürüyüşümüzde resmen çıldırdın, öyle sevinçlisinki, ordan oraya zıplamak, hiç durmadan konuşmak, koşturmak, komik ve sevimli hareketler yapmak, herşey sende. Sonunda haline acıdıkta zorla oturttuk seni, aldığın 2 gr., 1 gr. verdin yine orda :)



Görüldüğü üzere ayakkabısız bir Moda sahil yürüyüşü...Arabayı yukarda yolda parkedip senide kucağıma alıp arabadan çıkınca ve yokluğunu baya yürüdükten sonra farkedince boşveeer dedik zaten birazdan uyuyacak, bebek arabasında gezdiririz dedik... Tabi senin yerinde durmıycanı düşünmek istememişiz...Bütün sahili böyle çorapla dolandın. İlk başta ayakların çıplaktı, birşeyle batar diye çorabını giydirdim. Ayakkabıdan daha rahattı sanırım, iyice azdın çünkü :)

Ne kadarda titiz bir baban var dimi :) Kokoreç çöplerini atarken :)

kuzuuu, fotoğraf çektiricez, gel önümüzde dur tatlım diyorum, ne kadarda büyüdün böyle bunu nerden bilirsin ya sen, Maşallah kızımıza, gelip durup birde poz veriyorsun :)


Taze evlilerden görüntüler...




Artistler...

İstanbul sosyeteleri :)
Veeee
Dönüş...Çok güzel, çok sıcak, çok nemli...
Enişteme ve ablama çooook teşekkür ediyoruz, bizi sabırla ama çok iyi ağırladıkları için, o kadar sıcak ve nemde mükemmel sofralar kurdukları için minnettarız. Allah dileğinizi versin, canlarım benim...
Dönüşte mışıl mışıl uyudun kuzucum, hatta doğrudürüst mola veremedik uyanma diye. Arabanın kontağını kapatıp kapısı açıldığı an uyanıyorsun, bu nedenle bizde uyuduk, babişin tek başına araba sürdü herzamanki gibi...Dayınlarla önlü arkalı gittik hep, onlar bizi takip ettiler kimi zaman yan yana gelip şakalaştık.


Meşhur kolumuzda takılı...Bebekliğinden buyana senin uyuma aracın kolun. Muhakkak buluzunun koluna dilini değdirerek uyuyacaksın. Bu sıcaklarda seni kollu giydiremediğimizden anneannenin çözümü; pijamanı kesip kolunu çıkararak uyku istediğinde bunu koluna geçirmek oldu. Sıcaktan bunalmadan uyuyabiliyorsun bu sayede. Uykun gelince 'kol, kol' diyorsun çiçeğim...
Bu arada İstanbul bol sivrisinekli bir yer. Malum seninde sinek alerjin var. İlk kez Amasrada geçen yıl anlamıştık alerjin olduğunu. Sinekin ısırdığı yer arı sokması gibi kocaman olup morarıyor adeta ve 10-15 gün inmiyor şişi. Bu seferde heryerinden ısırmış sinekler, ayak bileklerin fil ayağı gibi oldular...



Yağ satarım bal satarım oynu oynayalım çığlığıydı bu :)))

Hadiiii diyorsun hadiii nay nay nay...

Akşam 22.00 itibariyle evimize vardık, banyo,eşyaları yerleştirmek derken uyuyup kaldık...