28 Kasım 2010 Pazar

25. AYIN BİTTİ :)

          Hafta sonu 25.ayınıda uğurladık bebeğim. Ne çabuk geçer oldu aylar, ne zaman bu kadar büyüdün anlamadık. Sağlıkla, huzurla ve ömrün boyunca bol şansla nice aylar, nice yıllara birtanem :)
      Geçtiğimiz perşembe öğleden sonra işyerindeki müdür beyin uyarısıyla camdan dışarı bakınca gördüğüm manzara beni çok etkiledi :) Sanki Allahın bir lütfuydu manzara...Gökkuşağı Anıtkabir in tam arkasından gökyüzüne tırmanıyordu. Hepimiz camlara koşup manzarayı seyrettik bir süre, bende resimledim tabi kaçırmadan;
Cuma akşamı için Şengül teyzenle Uğur enişten hamsi yemeye davetliydi bizde, birgün önceden çorbamı yapıp,masamıda hazırlamıştım. Geriye kalan salata, meze ve hamsi tava yapımınıda işten gelince hallediverdik babanla. Çok keyifli bir akşam oldu, misafirlerimizin ayaklarına sağlık. Geldiklerinin ilk 1 saatinde senin çenen hiç durmadı, en sonunda calliou ve gece bahçesini açınca hepimiz rahatladık.

 Kızım ne oldu senin çenene böyle :) 2 yaşınımı bekliyordun, dilin tamamen çözüldü, söyleyemediğin, anlaşılmayan kelimen nerdeyse kalmadı, hatta uzun uzun cümleler kurar oldun, biz şok geçiriyoruz :)))
Hafta sonu uzun uzun yürüyüşler yaptık, hem bacaklarımız açıldı, hemde sen parkın tadını doya doya çıkardın :)
Pazar günü kahvaltı sonrası çok zamandır isteyipte zaman bulamadığımızdan ertelediğimiz odandaki değişikliği gerçekleştirmek için kolları sıvadık; Koca kanepe, en dip odadan, dar kapılardan nasıl çıkacak diye hiç düşünmedim doğrusu, bir ara baban hatırlattı ama unutturup başlattım işe koyulmayı :) Biliyordum ki o kanepe odaya binbir zahmetle ve işin ehlinin yerleştirmesine karşın çok zor olmuştu. Sen nasıl kaldıracaksın dedi baban ama kafama koyduğumu illaki yapıcamya...hadi dedim, ben yaparım merak etme...

Hakikaten zor oldu ama oldu işte. Alt kattaki depoya indirdik beraberce :) Kapıcının kızı bile şaşırdı; 'ben başkasıyla indirecekler sanmıştım, sen nasıl kaldırdın bunu' deyip bana güldü :) Beni tipime bakıp bişeye benzetemediler herhalde :))) Yalan yok şuan hertarafım kırılıyor, etlerim acıyor ama yapıcam dedimya, beni kimse durduramazdı :) Bu sayede evin pekçok yeride temizlik görmüş oldu :)
Odanın son halini resimleyemeyi unuttum ama zahmetimize değdi doğrusu :) Güle güle kullan aşkım odanı, daha ferah oldu odan, kullanım alanın genişledi.

23 Kasım 2010 Salı

Geçmiş Kurban Bayramınızı Kutluyorum...

     Henüz zaman bulabildiğim için yazmaya başlıyorum :)

     Dile kolay 9 gün tatil...ne yapsak ne etsek derken bu bayramı Ankara da geçirme kararı aldık. Cumartesi pazar brunch yaptık açık havada ve çok keyif aldık, sen çok mutlu oldun. Hani yazdan kalma günler denirya...işte öyle güzeldi hava ve kaçırmak istemedik. Hafta içide kaplıcalara gideriz, belki beğenirsek kalırız diyede düşündük :)
      Taki deden bizi kandıranadek :) Kandırmak derken, maşallah biz dünden meyilliymişiz...Anneannen tatilin ilk günü İstanbul a gidince, bizde burda yanlız kalıverdik. Dedenin fikride çok cazip geldi :) Pazartesi öğlen vakti birkaç ihtiyaç için çarşıya çıkarken karşılaştık dedenle; çok memnun kalırsınız,değişiklik olur,düşünün gidelim dedi. Bizde ilk 10 dak. içinde karar verip 1,5 saattede hazırlanıp dedeni aldık ve düştük Samsun yoluna :) Çok eğlenceli bir yolculuk geçirdik, deden zaten çok kaynak bir insan, molalar vererek vardık Samsun a.Sende bizi yolculuk boyunca hiç üzmedin, kah uyuyarak, kah oynayarak geçirdin onca yolu :)
Tekrar tekrar teşekkür ediyorum Saka ailesine. Bizi ellerinden gelen en iyi şekilde ağırlayıp Samsun u bıkmadan gezdirdikleri ve güler yüzleri için. Ayrıca dedenin diğer akrabalarınada teşekkür ediyorum, hepside çok güzel karşıladılar bizi,çok sıcak insanlar :)

Fatma abla temiz becerikli ve güler yüzüyle her öğün soframızı tastamam hazırlayıp sundu,ellerine sağlık :) Sende çok sevdin onları, 'abisiiii,teyteee' diye sesledin ve çabucak kaynaştın onlarla :) Karşılaştığımız herkes senin uyumlu oluşunu,akıllı ve güleç oluşunu anlattı. 'çocuklar ağlarlar,bu ağlamazmı hiç' dediler. Hiçbiryeri kurcalamadan bişeyler kırmadan hareket eden çocuğu yadırgadılar, aferin benim kızıma :)
Ben Samsun a gitmeyeli belkide 20 sene olmuştur. O kadar çok değişmiş ve o kadar çok gelişmişki ağzım açık kaldı. Şehir büyümüş, küçücük bir yerdi, şaştım kaldım :) Her zaman söylerim 'deniz memleketi medeni memlekettir' diye. Uzun lafın kısası; çok gezdik, hergün bir akrabaya gittik, deniz, dağ, taş bırakmadık. Fatma teyzenlerde bize eşlik edip gezdirdiler sağolsunlar. Senin her geçen zamanda ne kadar büyüdüğüne şahit oluyoruz, bir önceki bayramda Antalya daydık ve 'kızımız çok büyümüş, artık heryere onla gidebiliriz, çok uslu-akıllı' demiştik. Bu seferinde daha bir iyiydin, çok akıllıydın ve en önemlisi çokta mutluydun. Gezgin bir anne-baban olunca sanırım bukalemuna dönüştün, hemencecik uyum sağlıyorsun bulunduğun yere :)))
İşte beni ve babanı en çok duygulandıran, eski günleri düşündüren ve ayrıcada ilk kez görmenin verdiği heyecanı yaşatan yer; Bandırma Vapuru Mustafa Kemal Atatürk ’ü 9.Ordu Müfettişi olarak kurmayları ile birlikte İstanbul ’dan Samsun’a getiren gemi. Tütün İskelesinde yapılan Bandırma Vapuru(temsili vapur), içine giremesekte uzun uzun inceledik, bir tür açık hava müzesi olarak yapılmış, çok beğendim. 2000 senesinde yapımına başlanarak 2003 te ziyarete açılmış.
Öyle çok gezdin ve öyle çok eğlendinki anlatamam, Deniz Kızııııı, sen karasal iklim insanı değilsin birtanem. Samsundayken yatmadan sütünü içip bir daha sabaha kadar uyanmadan uyudun, yemeklerini ben vermeden 'anne yoğut, anne mama' diyordun. Herşeyinle harikaydın aşkım, sana hayran kaldık babanla :)
Unutmadan yazayım; daha Samsun yoluna çıktığımızda anlatıyorum sana 'kızım denize gidiyoruz,orda şöyle yapıcaz, böyle yapıcaz' diye...Samsun' a yaklaşırken Havza ya uğradık. Kaplıcaları meşhurdur oranın. 3 sene öncede Trabzon a giderken Havza Kaplıcalarına yine uğramıştık ve çok memnun kalmıştık. Ancere Thermal Hotel (4 yıldız)de kaplıca keyfi yaptık. Bu kadar küçük bir yer için bu kadar güzel, konforlu bir otel olması çok güzel geldi bize. Tuttuğumuz jakuzili odada jakuzili havuzu en çok sen kullandın. çıkma saatimiz geldiğinde seni içinden bağırtarak almak zorunda kaldık, çünkü ne dediysek ikna olmadın. Havuzu deniz olarak tanıştırınca, bulmuşken kaybetmek istemediğinden çok direndin :) Akşam soğuğunu yememek için resimde çekemedim malesef.

Dedene karşı ayrı bir sevgin var, onu görünce çılgına dönüyorsun :) Oynaşıp koklaşıp duruyorsunuz :)

Sahilde yine klasik deniz tutturman başladı, ayrılamıyorsun denizden kuzucuğum :)
Babamla yanlız olarak hiç tatil yapmamıştık, yani dördümüz. Oda çok mutlu oldu, dolayısıyla bende çok mutlu oldum. Canım babam Allah başımızdan seni eksik etmesin...(AMİİİN)
Samsun un sahili çok uzun ve kumuda çok güzel :) Hazır bulmuşken, adını şuan hatırlamadığım bir blogta görmüştüm; kuma isim yazıp resimlemişti. Bende senin adını yazıp yanında durmanı sağlıyacaktım ama malesef durmak istemeyip kaçtın, işte manzara bu ;
Dönüş günümüzü planlarken, deden biraz daha Samsun da kalacağını söyleyince biz üçümüz çıktık yola. Kahvaltımızı yapıp vedalaştık Saka ailesiyle. Samsun un girişi menemencilerle dolu. Burda ünlüymüş menemen yemek. Ben menemenin egeye ait olduğunu düşünürdüm. Yol boyunca belki 20 tane menemenci ardarda sıralanmış. Biz kahvaltıyı yapıp çıktığımızdan sende arabaya biner binmez uyuduğundan, mola verip bir çay+sigara yapalım dedik babanla. Çok güzel bir manzaraya sahip olan Güvercin e oturduk. Çay içtik ve bol bolda manzara resmi çektik. Garson çay parasını almadı bizden :) 'Patron para almayın dedi abi' ne güzel dimi, küçücük bir yer ama ne kadar geniş gönüllüler :)
Baya bir yol aldıktan sonra senin yemek saatin gelince baban güzel bir yer aramaya başladı. Süper üstü bir piknik alanı buldu, üstelik içinde lokantasıda var. Etlerimiz mangalda pişirilerek önümüze geldi, yayık ayranı ve organik malzemeden yapılan çok lezzetli bir salata :) hatırlayınca yine ağzım sulandı :))) Etraf horoz, kedi, kuş, köpek kaynıyor. Yani tam senlikti bebeğim. Horozları kovaladın, kuşlara bakıp, kedileri sevdin, havaysa nefisti :)
Bu arada dikkatli bakılırsa resimlere; göbek bağladığımda net görülüyordur herhalde :)))
Ankara ya yaklaşırken yol boyunca kavun, soğan, kabak vs. satılır çadırlarda, kışlık kavun alalım diye uğradığımız bir yerde bu komik korkulukla karşılaştık. Demek adamlar gece uyuyor, malları çalınmasın diyede biri var görüntüsü yapmışlar kendilerince :))) Ençokta babanın hoşuna gitti amca :)
Şükürler olsun, her zamanki gibi bizi baban sağsalim evimize ulaştırdı. Ertesi gün evimiz tatil dönüşü malum görüntüye dönüştü :))) Çarşamba pazarını andırıyor dedi resmi gören bir arkadaşım, haksızda değil :)
Bizim döndüğümüzün ertesi günüde anneanneni karşıladık Aşti de. getirdiği kurbanlık etinden evde içini hazırlayıp bir güzel pide ziyafeti çekti, yanınada misss gibi ayran :) Ellerine sağlık anneciğim, hayatta üşenmezsin, tek düşüncen bizi mutlu etmek olduğu için yüzlerce teşekkür ediyorum ama artık kendini düşünme vaktin geldide geçiyor bile.
Prenses, ne şirin ne güzel bir çocuksun sen kuzucuğum, seni çoook seviyoruz aşkım :)

11 Kasım 2010 Perşembe

3 Yaşına Girdiğinde...

     Davranış, hal ve hareket olarak çok şey değişti. Sanki senin için bir dönüm noktasıydı 2 yaşının bitirmek ama değişmeyen en önemli 3 şey vardıki;
1- Halen pütürlü gıda alımını kabul etmiyorsun, 3 saatte bir yiyorsun, çünkü blendırdan geçen yemekler seni tok tutmuyorlar.
2- Halen çiş-kaka beze yapılıyor ve yapınca söylemek suretiyle bezini değiştiriyorum.
3- 19 ayından bu yana azalan kusmaların, aynı yavaşlıkta ama aynı sebatla devam ediyor.
     Davranış, hal harekete gelince; çokça cümleler kurabiliyor ve kelime haznene birçok kelime ekliyorsun her geçen gün. Şaşırıp kalıyoruz bazen bu kelimeyi nerden öğrendin diye :) Bazende kendi kendine akıl yürütüp birçok yeni davranış ediniyorsun. Dün akşam hiç yapmadığın birşey; babanın telefonu çaldı, bizde meşgul olduğumuzdan bakamadık. Hemen gelip haber verdin, biz oralı olmayınca, sandalyeni alıp şifonyerin önüne koydun ve öylece tlf.a baktın, 'kızım in ordan, düşersin' deyince 'anne telefon çaıyo' dedin. Çok güldük çokça da sevdik seni.
     Ayrıca tam bir şebek oldun; kızacağımızı anladığında yada yapmanı istemediğimiz birşey yaptığında gelip bize sarılıyor, öpüyor ve 'şeviyom,şarıl' diyorsun, bacağımıza sarılıyorsun. Nasıl kızalım, nasıl öpüp koklamayalım, kopuyoruz o anda :))))
     Akşamları uykunu söylüyorsun artık 'ukum,ukum'(uykum) diyorsun. 'füt'(süt) deyip, odanı gösteriyorsun. Ama odana gidincede hemen 'sallanıyoooom' deyip sallıncağına biniyorsun, 'anne salla,salla meniiii' diyorsun. 'Menim odam'(a'larda hep inceltme işareti var söylerken).
     Bana 'anne yada serda', babanada 'baba yada nüneyt' diyorsun. Yalakalık yapman gerektiğinde ise 'annesim,babasım' diyorsun, ciğerimizi söküyorsun :)
     Anneannendeyken yaşadıklarını eve gelince sökülüyorsun bir güzel, tam olarak anlatamıyorsun ama ben eksik kelimeleri birleştirip buluyorum hehehe :))))
     Bebekliğinden buyana düştüğünde veya bir yerini çarpıp canın yandığında hiç 'ayyyy,vah vah veya aman Allahım...vs.' gibi heyhat cümleleri kurmadım, kuranıda uyardım ki seni daha fazla korkutup gereksiz hallerde ağlamayasın diye :) Çokta doğru yapmışım, halen canın çok acımadıysa, kendini toparlayıp 'anne düştüm, anne bammm' diyorsun yada 'anne komik' diyorsun o kadar :) Biryandan da üzülüyorum, çok dayanıklı olmana, canın azıcıkta yansa ağlayabilesin, derdini anlatabilesinde istiyorum, acaba bu halini kullanırlar mı, nasılsa dayanıklı, herşeyi kaldırır deyip sana gerekli önemi göstermezlermi diye düşünüyorum. Senin nazlanmaya, okşanmaya ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum hangisi daha doğru; vız vız edip sürekli nazlanman mı, yoksa güçlü bir kız olup kendi başına dikilmen mi? Ben hep kendi başımın çaresine baktım şu yaşıma kadar, kimseye ihtiyaç duymadım, ağladıysam bile hiç hıçkırarak,hüngür hüngürünü bilmem ben, sessizce içime akar, tutamazsam bile kendimi, en fazla yaşlar süzülür yanaklarımdan, anlarsınız...Kendi paramı hep kendim kazandım, kavgalarımı ailem hiç bilmezdi, hep güler yüzlüydüm çünkü, iyimi ettim sence...Hep güçlü göründüm, öylede davrandım. Sende çoook güçlü ol kızım, kimselere ihtiyaçın olmasın ama kimsesizde kalma birtanem... Ben yanlızlıktan çok korkarım, yardım istemem ama yanımda olsunlar, tek kalmayayım isterim ve senin annen bir de karanlıktan korkar güzel kızım. Başkada Allahtan başka hiçbirşeyden korkmam.
     Nerden nereye gelmişim, kendime dur dedim ve yazımı sonlandırdım kuzucuğum, arada bunlarda gerek dimi :)