31 Ekim 2011 Pazartesi

Kreşe Başladı-31/10/2011 de Tam 3 Yaş 4 Günlükken

      Sonunda o çok çok heyecanla beklediğimiz önemli gün bugün geldi çattı :) Kuzum bu hafta yarım gün olarak gidecek kreşe ve bugün ilk yarım gününü tamamladı. Sabah 09:30-10:00 arası kahvaltı yapıldığından, giyindikten sonra kuzuma mısır gevreğiyle süt verdim biraz yedi. Arabada yedirmeye devam ettiğimden, birazı üzerimize döküldü ama olsun :)))
      Önce beni bıraktılar işyerime, kuzu benden ayrılmak istemediğinden, dolu gibi döktü gözyaşlarını...'Gitmem gerek kızım, işe geç kalıcam, öğlen baban seni gelip alaıcak ve anneannene götürecek' deyip, resmen kaçtım yanından ama o hala ağlıyordu. Kreşe gider gitmez beni aradılar, telefonda hala ağlıyordu ve 'hanına gelmek istiyorum' diyordu. Yine aynı şeyleri söyledim ve kapadım telefonu. aşkım kuzumu nöbetçi öğretmene teslim etmiş ve kameradan bakmış, çizgi film izliyormuş ağlamadan. Öğlene kadar hiç aramadım, nasıl tuttum kendimi bilemiyorum ama tuttum işte. Mecburum, mecburuz oraya göndermeye. Bu konuda ayrı bir post yazmak istiyorum, uygun bir zamanda.
     Öğlen gidip babası almış. Yanıma geldiler, görmek istedim kuzumu. Görür görmez bana sarıldı, bazı hareketler gösterdi, orda öğrenmiş :) Sonra, öğretmeninin notlarını iletti; Gayet uyumluymuş, ağlamamış, kahvaltısını yapmış, bir kere çişe gitmiş. Ben kahvaltı konusuna inanmadım, zaten kızıma sordum; zeytini, peyniri yedin mi diye. İkisinede hayır cevabını aldım, sevmediğini biliyorum. Yumurtaya gelince yedim dedi ama 1 yumurtayı bitirmesi mümkün değil ve sütünü içmiş, işte buna eminim, sütü sever.      
      Dolayısıyla açım dedi hemen. Doğru bizim yemekhaneye çıkardım onları. Aşçıya 'çorba istiyorum' dedi kuzum, bugün menüde çorba olmayınca bulgur pilavı yedi 5 çatal kadar ve onları uğurladım, giderken yine ağladı 'işin bittiii, hanında kalmak istiyorum, sende geeel' diye. Eve gider gitmez anneannesine 'karnım acıktı' demiş. Benim kuzum 3 saatte bir yemek yiyen bir çocuk olduğundan, eminim açlıktan midesi gövdesine yapışmıştır. Annem bir güzel yedirip yatırmış, 1,5 saat uyumuş. Bakalım yarın nasıl olacak...

3.Yaş Doğum Günü Kutlaması

     Kuzumun doğum gününü bir sonraki gün kutladık, tüm aile fertleri bir arada olabilsin diye. Anneanne ve dedesi, büyük teyzesi ve kızları, dayısı, eşi ve oğlu...hep beraber girdi kuzum yeni yaşına.
     Anneannesine ne kadar teşekkür etsek az, çok çileli oldu kuzumun bakımı. Küçük doğması, ardından 3 sene boyunca kusması, kusmuklu bir evde yaşayan bir anneanne, hergün halı silmesi, üst baş yıkaması, pütürlüye geçemediğinden blendır elinde gezmesi...Yemek saatlerinde evde olmak zorunda olması vs. Çok emeği var kızımın üzerinde, belkide bizden daha fazla... Ben sadece akşam ve hafta sonları dayanamazken, annem tüm bir hafta içi ne yapıyordu, tahmin bile etmek istemiyorum. Allah razı olsun, sağlık, huzur versin anneciğime.

     Cuma günleri eve gitmek istemezdim daha küçükken, pazartesi sabahı ise, anneme bırakınca 'ohh beee' derdik babasıyla. Kusmuk temizlemek, gün boyu oyalamak ve özellikle yemek seanslarında 'kusacak mı' korkusu, bizi öldürüyordu :(
     Şimdi kocaman bir kız oldu, hemde bilinçli, söz dinleyen, kusmayan, pütürlüye geçiş yapmış bir kız. Tek sorunumuz bensiz uyuyamaması, oda yakında hallolur inşallah.
     Cumartesi erken uyandık güne; kahvaltı sonrası hazırlanıp çarşıya çıktık, kreşten istenen pantif ve küçük hurcu aldık. Sonra kutlama için gerekli malzemeleri alıp eve geldik. uyurken biz evi süsledik, masayı hazırladık. Akşam yemek sonrası geldi misafirlerimiz, kuzucuğum heyecandan kuduruk vaziyetteydi :))) Şimal e pastasını gösterip zıp zıp zıplıyordu ortalıkta. Pastasını ben getirdim salona alkışlar içerisinde, çok duygulandım, sanki kızımın düğün pastasıymış gibi. Hatta heyecandan mumları iki defasında da ben üflemişim, aşkım 3.kez yakarken uyardı beni 'bırakta kuzu üflesin' diye :))) Sonra hediyeler, kutlamalar...

     Bu sayede kreşe başlayacak olan kızımın epeyce giyim kuşamı oldu, herkesler düşünüp türlü kıyafetler almışlar. Dayısıyla yengesi kafes içinde papağan almışlar(gerçek değil), 24 kelime söylüyor.

28 Ekim 2011 Cuma

ÖLÜRÜM TÜRKİYEM...

     Ailemiz için ilklerin yaşandığı şu günlerde Türkiye çalkalanıyor ama hiçbiri iyi haberler değil. Biz 'NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE' demeyi öğrettik kızımıza. Türk olmaktan hem ben, hemde babası övündü hep, kızımızda öyle olsun istedik, eşim Efe, ben K. Denizliyim, Laz derler bizim oralılara ama ban laz değilim, olabilirdimde. Laz, Kürt, Çerkez...ne farkeder, hep böyle öğrendim, böyle bildim... Büyüdükçe hayatın öyle olmadığını, insanların ayrıştığını yada zorla ayrıştırıldıklarını gördüm. Ailem hep bizi butür düşüncelerden uzak tuttu, hala da öyleyiz. Ancak zaman eski zaman değil, Kürtler kandırılıp yolundan sapıtılmaya çalışılıyor, düşmanlık artıyor, komşusundan korkanlar bile var. Hep içiçe yaşayan bu karma halk, şimdi yanındakine şüpheyle bakmaya başladı yada kinle.

     Yeni politikalar bu hale getirdi ülkemizi, bunu kullananlar öyle çok ki, özgürlük adına getirilen yeni anayasa, birçok kötü niyetliyi harekete geçirdi. 'idam' kelimesi ne kadar insanlık dışı görünsede, insanlık dışı davrananlar için şart bizim ülkemizde. Birçok Avrupa ülkesinde, hemde özgür, demokrat geçinen ülkelerde yürürlükte bu ceza şekli, Türkiye için şart olduğunu düşünüyorum.
     Benim gözüm gibi baktığım, el bebek gül bebek büyüttüğüm çiçeğimi bekleyen Türkiye bu olmamalı, benim inancım; bu karmaşa, savaşın biteceği yönünde, kolay değil koca Türkiye yi devirebilmek. Ben ki sadece duyduğum bir mehter marşıyla, savaşa gidecek kadar cesaretlenip çoşuyorsam, duygularım kabarıp, gözlerim doluyorsa ve o an ülkemin uğruna canımı vermeye hazırsam...ülkemin tüm evlatları aynı şeyi gözünü kırpmadan yapacaktır, buna eminim. Bu ülkenin bütünlüğünü bozan yada bozmaya çalışan herkim olursa olsun ben ve benim gibiler sayesinde yok olup gideceklerdir.
     Türk ün Türk ten başka dostu yoktur. Biz batılı ülkelere taviz verdikçe, onlarla dost olacağımızımı sanıyoruz acaba? Hele bir yıkılmaya görelim, sokağa atılmış bir et parçasını nasıl ki köpekler doluşup parçalar, neresinden bir pay koparabilirim diye etrafında dolanır, işte diğerleride ülkemizin etrafında bunu beklerler. Bugün birlik olma günüdür, kenetlenme günüdür, kimseye taviz vermeden yaralarımızı sarma günüdür.
     Allah ülkemizi hertürlü doğal afetten, iç ve dış düşmanlardan korusun.. Amiin...

27 Ekim 2011 Perşembe

Bugün Kuzumun Doğum Günü, 4 Yaşına Giriyor



Aşığım kızım sana

Ve her gün yeniden aşık oluyorum

Bakısındaki o ışık beni hayata daha da çok bağlıyor

Seni seviyorum melek yüzlü kızım

Hayatımıza girdiğin gün anladım ki

... Hayatta sahip olunabilecek

En güzel,en değerli şey sensin

Ve sen meleğim; Büyüdün, Kocaman bir kız oldun

Bugün 3 yaşını bitiriyorsun

Nazlı, cilveli, cana yakın, akıllı ve de çok şekersin

Allah’ıma her gün şükrediyorum

Senin gibi bir evlada sahip olduğum için

Seni lütfedip bana verdiği için

Dilerim ki her günün güzel

Mutlu, huzurlu, sağlıklı, başarılı ve bol kazançlı geçsin

'Dilerim ki Allah’ım karşına hayırlı insanları çıkarsın

Dostlarında senin gibi sevecen olsun

Yüzüne gülüp arkandan kuyunu kazmasın


Sıcakkanlı ve iyi insanlar olsun

Dilerim ki meleğim içindeki iyi niyet

Ömrün boyunca rehberin olsun

Seni doğru yerlerde doğru insanlarla karşılaştırsın

... Dilerim ki Allah’ım sana da senin gibi evlatlar versin

Bazen kırılıyor olabilirsin, Bazen üzülüyor olabilirsin

Ama emin ol ki her gözyaşının ardından kocaman bir mutluluk tebessümü yerleşir içine

İçinden gözbebeklerine kadar uzanır.

Minik kelebeğim Sen 2,5 aylıktın anneciğin tekrar çalışmaya başladığında

Şuan 4 yaşındasın

Seni öyle çok özlüyorum ki Tarifi mümkün olamaz

Belki ilerde Büyüyüp aklın her şeye erdiğinde bana kızacaksın

Sana en çok ihtiyacım olduğu yaşlarda


Benim yanımda değildin diyeceksin

Doğru da söyleyeceksin

Ama bil ki tatlım Her şey senin için

Senin rahatın, senin gelişimin için

... Senin istediğin her şeyi sana sağlayabilmemiz için

Aklının hiçbir şeyde kalmaması için

Ben de baban da seni çok ama çok seviyoruz

Bizi ayakta tutan, Senin gözlerindeki o muhteşem ışık

O mutluluk, O her şeye sevinen kızımızı çok seviyorum

Senin için her şeye katlanacağımızı

Senin için neleri feda edebileceğimizi

Büyüdüğünde daha da iyi anlayacaksın.

Seni çok seviyorum sultanım ve senin annen olduğum için gurur duyuyorum

Her zaman her koşulda senin yanında olacağıma

Desteğimi ve sevgimi senden esirgemeyeceğime söz veriyorum bebeğim…

Doğum günün kutlu olsun kızım

ANNECİĞİN

'alıntıdır'(Kendim oturup yazsam, işte böyle yazardım)

26 Ekim 2011 Çarşamba

Sabah Kreşe Gittik- Doğum Günü Hazırlığı

     Bu sabah MSB nin kreşindeydik. Etrafa bakarken bir yandanda Funda öğretmeni bekledik. Çocuklar bir bir geldiler anne yada babalarıyla. 1,5 aydır gidip geldiklerinden, hepsi neler yapması gerektiğini biliyorlardı. Hemen kabanları ve çizmelerini bırakıp, pantiflerini giyecekleri dolapların önüne gidiyorlardı çocuklar. Ebeveynler yardım ediyorlardı çocuklarına. Sonra doğru sınıflarına. Bekleme salonundaki kameradan çocuklarını izleyebiliyorsun ama küçük bölmeler halinde tüm sınıfları gösterdiğinden, ben pek seçemedim neler yaptıklarını.
     öğretmeni gelince onunla sınıfları,yemek salonunu, uyku odasını, tuvaleti gezdik. Biz dolaşırken kuzu da oyun odasında arkadaşlarıyla kaldı ve ilginç olanı peşimizden gelmek istemedi, öylece oyuna daldı. Kreşin soğuk bir havası var, öyle şirinmi şirin bir görüntüsü yok. Uyku odasında yatakları minik ranzalardan oluşuyor. kuzu için alt katı tercih ettim, sallayarak uyuma meselesinden bahsettim, tabiki sallamıyoruz, alışacak dediler. İnşallah öyle olur. Yemek konusunda da uzun uzun konuştuk. Pütürlüye 3 aydır geçtiğimizi, yiyeceklerini küçük parçalar halinde vermeleri gerektiğini anlattım, tamam dediler şükür ki :)
     En ilgincide doğum günü meselesiydi; çocukların özel günleri ayrı ayrı  kutlanmıyormuş. O ay doğanların doğum günleri, kreş yöneticilerinin belirlediği ortak bir günde büyükçe bir pasta ile kutlanıyormuş. Aileler katılamıyormuş, organizasyonu dışardan anlaştıkları bir gurup yapıyormuş, palyaço gelip oyun oynatıyor ve balonlar falan veriyorlarmış çocuklara. Neden dedim? 'dışardan pasta istemiyoruz, zehirlenmeler olabilir düşüncesiyle' dedi Çiğdem öğretmen. Hak verdim ama çokta üzüldüm aslında. Hem bu kutlamaya aileler katılamıyormuş, 'isterseniz fotoğraf makinenizi bırakırsınız, biz çekeriz kızınızın resmini' dedi öğretmeni :(
     Bizim planımız doğum gününü kreşte kutlamaktı, balonlar, süslemeler alıcaktık, güzel bir pasta yapılacak, özel tabak bardaklar alıcaktık. Bu durumda parti evde yapılacak ve hemen benim hazırlıklara başlamam gerekiyor. Nasıl bir pasta seçmeliyim, süslemeler ve tabak bardaklar almalıyım, ayrıca güzel bir elbise daha almak istiyorum. Cumartesiye 3 akşam kaldı ve iki ayağım bir papuca girdi şimdi.
     Kuzucuğum artık daha bilinçli ve doğum gününü zaten dört gözle bekliyordu. Ona unutulmaz bir gün vermek istiyorum, inşallah gönlüme göre olur.
     Görüşmemiz bitince kuzu çıkmak istemedi, sanırım 4 kez hadi kızım dedim ama nafile 'ben burda kalmak istiorum' dedi. Sonunda öğretmeninden rica ettim, siz söyleyin diye, öğretmeni söyler söylemez yanıma geliverdi :))) Vedalaşıp ayrıldık yanlarından. Giderken kuzu 'kalmak istiyordum' dedi. Yolda ne sorduysam kreşle ilgili, hep olumlu cevap verdi,  bizde çok sevindik tabi. Önce beni işe bıraktılar babasıyla, ayrılırken biraz mızırdandı ama yolda babasıyla oynayarak gitmişler, konuşmuşlar. İşe gidince annemi aradım, kuzuma sormuş kreşi ama cevap vermemiş, sadece 'annemde kalmak istiyorum' diye konuşmuş.

24 Ekim 2011 Pazartesi

Salatalık Yemek Ne Mühim Birşeymiş...

         Pazar günü ninesine yani eşimin anneannesine gittik. kuzu ona 'nene' diyor :) O gün yanımda çorba taşımadım, giderken çayın yanında yemek için pasta börek tarzı şeyler aldık. Anneanne çayı koymuştu, hemen mutfak masasını hazırladık, evden çıkmadan 1 saat önce yedirdiğim küçük hanım, acıktığını söyledi, önce yaş pastanın çileklerini istedi, verdim, çiğneyerek yedi. Ardından patatesli börekten verdim parmak parmak, yedi maaşallah. Yani bize göre büyük bir gelişme olan uzun böreklerden bir taneye yakınını yedi :)
      Sonrasında salona geçtik, anneannesi meyve getirdi, yanında salatalıkta vardı, aşkım soyup ince ince dilimledi verdi eline. İçimden yiyemez, boğazına takılıp kusar dedim ama... kıtır kıtır yiyip yine istedi, maaşallah diyorum, bir büyük salatalık bitirdi :) Bu bizim tarihimize bir ilk olarak yazılsın istedim.
     Hep bişeyler verdik ama yumuşak dokulu gıdalardı onlar, bildiğin sert salatalığı ilk kez yedi yada ilk sert gıdayı yedi diyoruz. Anlatamıyacağım kadar çok mutlu olduk, kuzum büyümüşte bu günleride bize göstermiş, şükürler olsun, binlerce şükür Allah a :)

Vesikalık Fotoğraf

      Haftalardır kuzumun vesikalığı çekilecek, bizdeki tembellik bu konuda bitmek bilmedi. Her hafta sonu bir bahane bulundu. Genellikle hafta içi anneannesinin saçlarını gelişi güzel bağlamasından kaynaklı bahanem vardı, dolayısıyla saçlarını açınca karmakarışık görünüyor diye çektirmek istemedim, hafta sonuda hep bir işimiz çıktı yada amaaan dedik haftaya gideriz.

      Bu hafta sonu son olunca, birgüzel yıkanıp tarandı saçlar, kırmızı tokasını takıp, öğrenci kılığı giydirilip gittik fotoğraf stüdyosuna. Önce süslendi ayna karşısında, sonra aynanın önündeki makyaj malzemelerini gördü, tutturdu 'jur' sürmek istiyorum diye. Azıcık dokundurdum dudaklarına da ikna oldu hanfendi. Tek başına oturmak istemedi, yanına bende oturdum. İlk gülücükleri yakaladı fotoğrafçı, sonra biraz yan çevirdi falan, kısa sürdü ama gayet eğlenceli idi, kuzuda çok eğlendi, pozlar verip gülümsedi. Yukarı katta çekilen fotoğraflara baktık, hepsi süperlerdi ve hepsinden istedim, birde büyük hediye ettiler. Ertesi gün aldık, büyük olanı kuzu odasına koymak istedi. Küçüklerden babaanneye, ve nineye götürdük pazar günü.
      Fotoğrafların içinden ençok beğendiğim ortadaki, aşkımsa soldakini beğeniyor.

20 Ekim 2011 Perşembe

Berarek Berarek Onuoruz...

     Kuzumuda alıp Nil lere akşam yemeğine gittik. Nil uyuyormuş, kuzum baya mızırdandı, sordu arkadaşını, sonunda uyanınca çok sevindi. Bir ara baktım yazı tahtasını almışlar oynuyorlar kafa kafaya, kuzum bana dönmüş: 'anne biz berarek berarek onuoruz' demez mi? :))) Çok hoşuma gitti. Nil anne-babasının söylediğine göre, oyuncaklarını kimseyle paylaşmıyormuş ama kuzumla öyle olmadı, sevdi sanırım bizimkini. Nil henüz 14 aylık civarlarında, şirinmi şirin, tombişmi tombiş...tam sıkıştırmalık şekerlerden maaşallah :)
     Yemekti, muhabbetti derken eve dönüşümüz baya geç oldu, kuzumun uyku saati çok gecikti. Yinede enerji yüklüydü. Ben yatma hazırlığı yaparken, hanfendi harf magnetlerini almış, buzdolabına yapıştırıyordu. Bana seslenince anladım ki hepsini yapıştırmış, gel bak diyor.
     Çok değişik bir sanat eseri çıkmış ortaya. Magnetleri renklerine göre ayırmış ve tuhaf bişeyler yapmış, hani şu soyut resimler gibi :)) Buyrun bakıp siz karar verin. Ben fotografını çekmek isteyince, hemen kendiside makinasını alıp koştu...
NOT: çok yorgun ve geç saatte yatınca, gece çişe uyanamamış, altına kaçırmış. Islak popoyla yanıma geldi sabaha karşı. Çarşaf ve üst değişiminden sonra tekrar uykuya daldı. Yavrum demek çok derin uyumuş. Sabah biz evden çıkarken hala derin bir uykudaydı...

17 Ekim 2011 Pazartesi

KÖFTE-DÖNER YEDİ

     Belkide ilk defa bu kadar sevindik. Cuma akşam yemeğimizde köfte vardı. kuzumun tabağına biraz çubuk makarna, patates kızartma ve minik köfteler koydum, odasında calliou açtım ve sehpayla önüne götürdüm. Baktım 'nam naaam, çok düzelmiş' diyerek yanımıza geldi. Köfte çiğniyor ağzında, hemen alkış kıyamet, arkasından övgüler bizden ona...Tabi klasik olarak nazarımız değdi ve ağzından çıkarıverdi. Neyse dedik, bu kadarı bile süper bişey, eti ilk kez ağzına almıştı. Çorbanın içinde çook içti ama... mutlu olduk işte :) Baktım makarnalarını yemiş, patatesi tırtıklamış, buda bize yetiyor şimdilik.

     Cumartesi günü Eskişehir de Vildan ablanın hazırladığı pasta börek dolu tabaktan da epeyce sebeplendi, böreği ve keki çok sevdi, daha vaktimiz olsa baya yerdi diye düşünüyorum. Yolda 3 adet çubuk kraker ve jelibonları hüpletti. Bunlar iyi bişey değil ama pütürlü yiyebiliyor olması bize sevinç veriyor ve şimdilik ne yediği değil, nasıl yediği daha önemli bizim için. Ayrıca kahvaltı menüsüne zeytinide kattık, çekirdekten ayırmak için küçük küçük kesiyorum zeytini ve ekmekle çatala takıp veriyorum, yiyor. Komik tarafı ise ne kadar zeytin desemde 'peynir' diyor zeytine :))

     Pazar günü yine zeytinli, Trabzon tereyağıyla pişirilmiş yumurta, ekmek ve 1 su bardağı süt ile kahvaltısını yaptı, tabi miktarlar çok çok az. Ölmeyesilik kadar yiyor, çiğnemek onu yoruyor sanırım, 5-6 çatal ancak yiyor ve masada durmak istemiyor. İlk zamanlar hatalı davranıp, peşinde gezmeye başlamıştım. Eşim uyarınca vazgeçtim, korktum alışkanlık yapacak diye. Az yediği için, sonrasında eline muz, üzüm veya ekmek veriyorum, yaklaşık 1 saat sonra falan. Yada küçük yoğurt veriyorum. Vermezsem kendi acıktım diyor zaten.
     Pazar akşamı dışardaydık, kuzuya henüz kışlık çizme almamıştık. Ankamall e gittik. Bir tek chicco da buldum beyaz bir bot. Ha birde tchibo da vardı ama numarası kalmamıştı. Panço dan süslü bir siyah tayt alıp fast food a çıktık. kuzuya yoğut çorbası ve ayran almış babası, bizede döner. Çorbayı bir güzel içti, ayranı içmeye başlayınca patates kızartması istedi ama pek yiyemedi. O arada döneri bir deneyelim dedik, inanamadık... bir parmak kadar yedi :)))Belki çorbayla doymasaydı dahada yerdi. Çiğnedi ama yutacağından hiç ümidim yoktu, nede olsa döner sert gelir ona diye düşünmüştüm ama yuttu. Şükürler olsun bu günlere, kızımız böyle yemeye başlayınca bizim mutluluğumuzu ancak bizim gibi olanlar anlar. İçinde ufacık dahi pütür olmayan çorba aramalarımız, hele Migros ta sayısız kusmaları, yanımızda taşıdığımız yemek ve giyecek torbaları...sırf bu nedenle uzun süre mama yedirdim dışarda...Çok kötü günlerdi, bu günlere binlerce şükür...Darısı bekleyen isteyenlere.
     Tam tamına 34 ay sürdü kızımızın kusması, halende arada kustuğu oluyor.
 

ESKİŞEHİR' de ZOR CUMARTESİ

      Hafta başında kararlaştırdığımız gibi, cumartesi sabahı düştük Eskişehir yoluna. Şener eniştemin babası rahatsızdı ve annem babam görmeyi çok istiyorlardı. Aslında bu hepimizin isteğiydi. Hepimiz çok seviyoruz Özkurt ailesini. Hiç bir kırgınlık yaşatmadılar bize şimdiye kadar. Biz belki yaşattık onlara bilemiyorum ama o kadar anlayışlı ve olgun insanlar ki, hiç belli etmezler, güler yüzüyle karşılarlar bizleri sağolsunlar. Amcayı, teyzeyi ve Vildan ablayı çokça severiz, hele eniştemi...tarifi yok bizim için. Bir abim olsa belkide o kadar sevmezdim diye düşünüyorum bazen.
     Nitekim 3 saatlik yolculukla vardık Eskişehir e. Yaklaşırken İstanbul daki teyzem ve eniştem aradılar, onlarda Bilecik taraflarındaymışlar. Buluştuk Posta da, bişeyler atıştırıp gittik evlerine. Allah şifa versin amcaya, bizi görünce önce gözleri doldu, sonra kendini tutamayıp akıttı göz yaşlarını, engel olamadı kendine. Teyze ve Vildan ablayada Allah sabır versin, hastaya belli etmeden yanında durabilmek çok zor, çok :(
     Sağolsunlar çok güzel karşıladılar bizi, kuzuyu yedirdim, çayımızı içip çıktık. Malum herhangi bir mikrop kapabilir korkusuyla fazla kalmadık hastanın yanında. Helalleşip ayrıldık.
     Eskişehir çok ama çok soğuktu, resmen kemiklerimiz takırdadı diyebilirim ama şükür ki yağmur yağmadı. Çamurlu ıslaklı hiç çekilmezdi yolculuk. Arabalarımızı Eskişehir in nerdeyse bir ucuna parketmişiz. Arabaya ulaşmaya çalışırken gezmiş olduk birazda. Yola çıkınca şehrin çıkışında veda ettik teyzemlere, akşam üstü Ankara daydık. Yolda hep uyuyan kuzu bıcırığı, bu yolculukta gözünü dahi kırpmadan gidip geldi.

NOT: Fotoğraflar ziyaretten dönüşte yolda çekilenler, diğerleriyse mola verdiğimiz yerde çektiklerimdir.

14 Ekim 2011 Cuma

Cilt Lekelerim :(

      3 senedir bir çare bulamadığım ama çokta çabalamadığım bir konu bu lekelerim. Hep hayıflanırım, herkesle paylaşırım lekelerimin ne denli fazla olduğunu, sürekli fondöten kullanmak zorunda olduğumu...
      Evet düzenli olarak fondöten kullanıyorum, kullanmasam sokağa dahi çıkamam, o kadar yani :( Tatile gitmek (deniz tatili) benim için büyük bir sorundur. Deniz-havuz kıyısında fondötenli olarak dolaştığımı düşünsenize :))) ama sürmedende dolaşınca kendimi eksik, çıplak görüyorum ve tabiki çirkiiin!!

      Genç kızlığımdan buyana yazın çillerim çıkar, kış mevsiminde kaybolurlardı. Orta yaş dönemlerimde ise yaz aylarında yüzümde lekelenmeler oluşmaya başladı ama soğuklar başlayıp güneş kendini gizleyince, tekrardan yüzüm tek renk olur, güzelleşirdim. kuzuma hamile kaldığımda yüzümdeki lekeler giderek arttı ve doğum sonrası geçeceğini sandığım lekeler, iyice kamp kurdular suratımda :( Aylar geçti... sonunda 3 yıl oldu halen benimle beraberler. Bunlara uykusuz gecelerin hatırası ki halen uykusuzum, göz torbalarımda eklendiler, ayrıca 39 yaş kırışıklıklarıyla bütünleşip beni çirkinleştirdiler. Zaten kışı sevmem, böyle olunca dertlerimde debreşti bu günlerde. Kendimi beğenmiyorum bu aralar. Soğuk ve kuru hava cildimi kaskatı  yapıyor, kuru bir cildim var ve bu havalarda Arap ın yağı misali...herbiryerime kutular dolusu krem sürsem ancak rahatlarım.
       Son zamanlarda lekelerim için aldığım 1 kutu mavi anemon çiçeği özlü bir kremim vardı ve bitmek üzere. Ancak ufakta olsa bir açılma olmadı lekelerimde. Oysa baya bir ümitliydim bu kremden. Uzun zamandır Oriflame den aldığım föndetenimden de epeyce memnundum. Geçen hafta bitince yenisini sipariş ettim, ancak yanlış fondöten istemişim, lekelerim hiç kapanmadı bununla. Bir arkadaşla bu durumu paylaşıyordum sohbet esnasında. Bana ebesinden el almış, bitkilerden ilaçlar, cilt kremleri yapan bir bayanın söylediklerini anlattı. Kabartma tozu ve yoğurdu karıp yüzüme sürecekmişim lekeler için. Yanlız bu kürü tam 40 gün aralıksız yapmalıymışım. Tamam dedim, bundan kolayı neki?
     Hemen akşam denedim, tabi bol bol sürdüm iyice etkilesin diye :))) Yüzüm ısındıkça yoğurtlar düşmeye başladı yakama :))) Akşam baya komik duruma düştüm kızımla eşimin yanında, eğlendiler utanmadan benimle...Bakalım bu utançla kaç gün yapabileceğim bu uygulamayı. Sonucu bildiririm burdan :)

11 Ekim 2011 Salı

Faaliyet Önlüğü- Keçe Yapımı

      İnternette araştırıp bakıyorum, malum kuzu ay sonu kreşe başlayacak. İnternette gördüklerim ya kısa oluyor yada kumaşları sert görünümlü oluyor. Şöyle yeri yumuşak olan, hareketini zorlaştıracak türden olmayan bir önlük arıyorum.
     En yakın olanı şu olabilir gibi geldi, bunun turuncusu ama ben yinede elimle dokunup, yakından görerek almak istiyorum emin olmak için.
     Eğer duyar görürseniz ve Ankara daki bir mağazada var ise adres bilgileri rica ediyorum.
     Ayrıca keçe işine girişmek istiyorum ama kar amaçlı değil, kızım ve sevdiklerim için istiyorum, ismini duvarlara yazmak yada sepetlere işlemek istiyorum keçeleri ve magnet yapımı, tablo gibi çalışmalarla süslemek istiyorum kızımın odasını. Evin diğer bölümlerinin isimlerinide işleyip asmak istiyorum kapı köşelerine. Bakalım başarılı olabilecekmiyim :)
NOT: Yukarıdaki resimde bulunan faaliyet önlüğünü yakından görmüştüm. Sert bir muşambadan yapılmış, rahatsız edici ve hareket özgürlüğünü engelleyen cinsten. Ben bunların daha ince olanlarını gördümdü eskiden ve uzun olanlarını ama şimdi arayınca bulamıyorum ne hikmetse.

10 Ekim 2011 Pazartesi

Cuma Günü İzni

      Cuma sabahı geç uyandık kuzumla, bende iyi durumda değildim, böyle olunca arayıp izin aldım müdürden, kızımla başbaşa bir gün geçirdik hemde akşama kadar.
      kuzu bol bol resim yaptı, beraber kek yaptık, trencilik oynadık, pütürlü yemekler yedi, sarılıp koklaştık kuzumla. O mutlu ben mutlu :)
      Kızımın en çokta 'anneciğim seni çok seviorum' deyip yamacıma sokulmasını, kedi gibi sırnaşmasını seviyorum. Evet bol bol yaptık bunu cuma günü. Sanırım çalınan bir cuma olduğunun oda farkındaydı ve ekstra mutluydu :)

Göksu Park- Kanuni Park

     O taraflarda işimiz vardı, bitince gezelim dedik, iyikide uğramışız. Çok hoş saatler geçirdik, hava yazdan kalmaydı. kuzu çok mutlu oldu, sürekli 'nunapark' sayıkladı ama elindekilerden fazlasıyla memnun kaldı. Göksu Park a ilk yapıldığı yıl gitmiştik, görmeyeli ağaçlar büyümüş, çevre düzenlemesi tam anlamıyla mükemmel olmuş, heryaş gurubu düşünülerek aktivite alanları yapılmış.
     Maaile trene bindik, suyun dörtbir kenarını dolandık trenle, kuzu çok heyecanlandı, ördeklere, insanlara hep el salladı, tabii bende :) Tüm oyun alanlarına uğradı, hepsine bindi, kaydı. 'anne bikerecik daha lüpseeen' dedi durdu.
      Görüldüğü üzere, yeni alınan botları o kadar sıcakta dahi ayağından çıkarmayı başaramadık. 'hamur botlarım' diyerek gezdi. Dikkatinizi söyleyemediği ve önceden yuttuğu 'y' harfine çekiyorum, artık yeni hali 'h' oldu.

     Ördeklere yem verdi, onlarla bol bol sohbet etti, hatta diğer çocuklarla konuştu. Kuzumuz mutlu olunca bizimde keyfimize diyecek yoktu. Su insanı dinlendiriyor, buna bütün kalbimle inanıyorum, hele birde doğayla birleşmişse tadına doyum olmuyor.
Karnımız acıkınca göl kenarında bulunan cafelerden birine girdik, tabi önce çorba varmı diye araştırma yaparaktan. kuzuya çorba bizede bişeyler söyledik aperatif olarak. Eşim beni bişey yemeyelim burda diye uyarmıştı ama sigara kullandığımdan midem geçmişti ve hafif olsun diye gözleme söylemiştim, gerçekten berbattı, yağlıydı ve yanıktı. Ucundan biraz yedim, yağsız kısımlarından kuzuma yedirdim biraz. Bu arada çorbası baya bir biberli olduğundan kuzum içemedi ve bırakıp ayran gözleme yedirdim, bir küçük daninoda yanında yedi. Ama manzaramız muhteşemdi, salıncaklı masalarda oturup gölü izledik.
     uykusu gelince eve dönme kararı aldık, zaten daha arabaya biner binmez rüyalara dalmıştı bile.
     Eve gelince hazır kuzuda uyuyorken kuruttuğum nanelerimi elimle ufalayıp kavonozlara koyayım dedim, 8 demet nane yetmeyecek sanırım, yine alıp kurutmalıyım.

     Nanelerden sonra birazda keyif yapalım diye Türk kahvesi yaptım, aşkımla içtik, evde fala bakan yalan yanlışta olsa benim ya :)) Yaa çok hoş şekiller çıkmış, baya bişeylere benziyorlar ama ben anlayamadım, bu benim falım, anlayan olursa ne olur benim için yorumlayıp yazın olmamı?

     Ertesi gün Pazar malum, uyuşuk uyuşuk ama yapılacaklarla dolu birgündü. Hem yarın iş var, üfff durumu, hemde yarın iş var ütü yapmak, yıkanmak gerek durumu mevcuttu. Öncelikle dışarı çıkıp soğuk sonbahar gününde şifayı kapmamak için sıkmalık portakal, süt ve bal aldık. Sonra küçük hanım için park gezmemizi yaptık, o oynadı biz keyiflendik.
     'Anne büyük salla' diyen bir kızım var, ablalar gibi sallanacakmış :)

Kızımın Kreş Giysileri

     Ayrıca 2 adet pijama takımı ve bir eşofman altı daha aldık. Sanırım bunlar kızımı 1 hafta ancak idare eder, sonrasını düşünmek bile istemiyorum. Çook çalışmamız lazım çook :((
     Henüz pantif ve iç çamaşırı almadık, gereksiz yere aldığımız yağmur botlarını saymıyorum tabi.

FERBER YÖNTEMİ-Uyku Düzeni-Gece Beslenmesi

       Yukarıdaki bebek fotoğrafı http://www.kadinlarkulubu.com/gorsel-yarisma/268365-sevimli-uyuyan-kiz-bebek-amp-cocuk-yarisma-anketi.html linkten alıntıdır. Çok hoşuma gitti, ayrıca benim kızımın doğduğu zamanki halinede çok benziyor :)))
     Tam tamına 1 hafta oldu gece sütünü bırakalı :) İstemedi mi? İstedi tabiki ama öyle bağrış çığrış olmadı, mızmızlanarak istedi geceleri sütünü. Ben sadece geçiştirdim ilk günler: 'baban süt almayı unutmuş, yarın alır içersin' diye. Tabi amacım yalan söylemek değil, gündüzden onu hazırlıyorum, bebeklerin biberonla içtiğini, büyük ablaların yatmadan önce bardakla süt içtiklerini anlatıyorum. Gece yarısı bu gerçeği kabullenmek istememesi normal olduğundan. tatlı bir yalan söylüyorum, bunu 2 gece yaptım, 3.gecede düzene girdi. Geceleri canı süt çektiğinde daha ben bişey demeden, kendisi söylüyordu 'ablalar biberonla süt içmez' diye.
     Bu konu birdenbire neden gündeme geldi, onu açıklayayım; Uykusuz geceler, uyumayan, ağlayarak uyanan ve en önemliside yanında annesini sabaha kadar isteyen çocuklarla ilgili, hiç okumadıysam yüzlerce makale ve kitap okudum. Sonuca varabildim mi? Hayııır. Tek kazancım sağolsun rahmetli Tracy Hog, onun sayesinde geceleri kuzumu ayağımda sallamaktan kurtuldum. Yanında uzandığımda uyuyuveriyor kuzum 19 aylıktan buyana.
     İlk olarak yine bu konuları araştırma halindeyken, Nurtiden arkadaşım ÇORAP AİLESİ nin blogunu okurken rastladım aradığım şeye. Arkadaşım oğlunu Ferber Yöntemine göre uyutmuş ve çook başarılı olmuş ve bu yöntemi ayrıntılarıyla anlatmış blogunda.
     Yapmam gereken ilk şeyin gece beslenmesini kesmek olduğunu görünce, ilk gece denemeye karar verdim ve evet bunu hallettik şükür ki. Arkadaşım 6 aylık yada 9 aylık çocuklardan bahsetmiş, evet onlara bu yöntemi uygularken başarılı olabiliriz, çünkü 6-9 aylık bebekler yataklarından çıkamazlar ama benim danayı yatağa bağlamam mümkün görünmüyor... Bu nedenlede 2. kısma geçemedim Ferber de.
     Bir şekilde geçmeliyim, gerçi sütten keseli 1 hafta oldu, sıra kendi kendine uyumayı öğretmekte. Önce şu nezle grip karışımı durumu bir düzelsin, ardından kendi kendine uyuyacak inşallah kuzum.
     kuzu da güzel olan, uykusu geldiğinde kendisinin bunu söylemesi ve birşeyleri çokça tutturmaması, yani çığlık çığlığa. Öncesinde kendikendine uyuma alışkanlığını sözle empoze etmeyi düşünüyorum. Abla olduğunu ve diğer çocuklar gibi yatağında yanlız uyuması gerektiğinin anlatmalıyım, hatta isterse odasında uyuyana kadar gece lambası yakabileceğimizi ki şimdiye kadar 3 senedir hiç gece lambasına alıştırmadım. Bakalım ilerleyen günlerde neler olacak, başladığımızda gelişmeleri gün gün buradan okuyabilirsiniz.
      NOT: (41 kere maaşallah) sabahları kahvaltıda, akşamları yatmadan önce bir su bardağının 4/3 kadar sütü içiyor :) Seve seve, bayılarak olmasada, içilmesi gerektiğini bildiğinden...

5 Ekim 2011 Çarşamba

Hastayım...Kuzu Kilo Vermiş...Gece Sütünü Bıraktı

      Şükür ki kuzu iyi durumda ama ben gripten kırılıyorum resmen :( Dün çok yoğun bir gün geçirdim. İzinliydim tüm gün, öğlen başlayan hastane maceramız, akşamın 5 ine kadar sürdü. Önce annemin 10 gündür süren mide rahatsızlığı için Gastroentrolog randevusuna gittik, mideden çok bağarsaktan şüphe etti hoca, gayta ve kan testi tetkikleri istedi. Bu sabah çıkacaklar.
     kuzu içinse kreşten istenilen gayta ve boğaz kültürünü yaptırmamız gerekiyordu ama gaytayı veremedik malesef. Yedirdiğim o kadar üzüm ve içirdiğim suyun faydası olmadı, çişten başka bişey yapamadı. Ayrıca dr.Öge hanım kilo ve boyuna baktı. Kilo verdiğinin farkındaydık zaten ama bu kadarını tahmin etmemiştik. Boy: 92,5 - Kilo: 13,3.
      Uykusu gelince Tunalı Hilmi yi dolaşalım dedik. kuzu uyudu, hemde 2 saate yakın, hatta sonunda biz uyandırmak zorunda kaldık. Annemle uzun zamandır başbaşa gezip yemek yememiştik. Bu iyi bir fırsat oldu bize. Hatta Kuğulu Park ta oturup sohbet te ettik :)
     kuzu uyanmaya yakın Akay a yürüdük annemle, belki gayta yı alabiliriz diye ama nafile çabalarımız sonuç vermedi. Yıldıray bizi almasa taksiyle dönecek kadar yorgunduk.
     Biraz dinlenince kızıma kreş alışverişini yapmak için tekrar çıktık dışarı. Benim meşhur Mini Shop tan,yüklüce bir alışveriş yaptık, epeyce kıyafeti oldu. İçlerinden birini doğum gününde giymesi için ayırdım. Resimlerini çekmeyi unuttum ama artık üzerinde görürsünüz yeni cicilerini :)
     Eve gelince babasıyla epeyce trencilik oynadılar...

NOT: Dr.Öge hanıma sorularım vardı. Biri pütürlüdeki ilerlememiz ama yemek miktarlarının azalması ile ilgiliydi, sonuç olarakta kilo vermesi. Pediasure PLus u bırakır bırakmaz kilo gelişiminin durduğunu söyledim. Ömür boyu bu sütle destekleyemeyeceğimizi, pütürlü gıdayla vücudunun barışacağını anlattı, zamanla dengeler yerine oturacak ve kilo+boy gelişimi normale dönecek dedi. İkinci sorum; gece sütünü kesmemle ilgiliydi. Doktor, gece sütünü 1 yaşından itibaren kesmeyi önerdiğini, ayrıca kuzu gibi kusan çocukların zaten gece beslenmesi yapmaması gerektiğini anlattı. Ancak gece içemediği sütü sabah-akşam 1 er bardakla telafi etmemizi söyledi. kuzu ilede konuştu bu konuda.  'annem bana süt vemior' dedi, baya güldük, bunu doktor değilde başkalarına söylese kimbilir ne anlarlar, kızından süt esirgiyor sanırlar dedim :))) 'Çınar beberondan içior, o bebek daha' dedi, yine bizi güldürdü :))
Demek ki içim rahat olmalıymış, 3 gecedir süt vermiyorum ama içim içimi yiyordu, 'uykudan feragat edip kızına süt ver' diyordu içimden güçlü bir ses, diğeriyse 'gece süt içmek sakıncalı dişler için, ayrıca deliksiz uyuması, uyumam için' diyordu. Yine bir not düşeyim bu konuda; annemin sütü bıraktırttığımızdan haberi yok. Doktordan çıkınca;
Ben: Anne dr. kuzuma gece süt vermeyin, gündüz içirin dedi.
Annem: Sakıın...o süt yarıyor ona, ablanın çocukları okula başlayana kadar gece içtiler kilolarca...
Ben: Ama dişi için sakıncalıymış, hem sabah-akşam içmeliymiş sütü artık.(tabi bunları tırsarrak söylüyorum)
Annem: Onların dişlerini görmüyomusun inci gibi maşallah, gündüz içmez senin kızın süt, geceyi kesme.
Ben: Onlar kendilerini hiç düşünmemişler, çocuklar neyi, ne şekilde isterlerse öyle yapmışlar, (burda sinirleniyorum) ben akşamları alıştırıcam, sabahta zaten kreşte kahvaltıyla mecbur içecek.(konu böylece kapandı)
Dün akşam yatmadan bardakla süt içirme denemesini babası üstlendi ve çook başarıyla sonuçlandırdı, maaşallah diyelim ve darısı isteyenlere olsun :) Öncelikle yarım çay bardağı deneyelim derken bizim kız 'şerefeee' diyerek bitiriverdi sütünü ve yenisini istedi, böylelikle bir su bardağının 4/3 ünü içmiş oldu, bunu sabahlarıda başarabilirsek, yarım kilo sütü günlük olarak içirmiş olacağız, inşallah :)