Kahvaltıyı zaman kaybetmemek için dışarıda yaptık. Gölbaşı'nda Hamlakit restaurant var. Karadeniz yemekleriyle ünlü. Kahvaltısı da öyle. Mıhlaması vs. mevcut. Manzara yok, öyle süslü püslü yada lüksü de yok ama özellikle Karadeniz tadı almak isterseniz gidin derim ama hafta sonu çok kalabalık. Fırsat varsa hafta içi gidin. Kahvaltı tabağını hiç sevmedim ama mıhlama ve yumurtalı kavurma bir harikaydı. Neyse çıktık yola. Hepsi 1 saati buldu sanırım yada biz Konya tarafına hiç arabayla gitmemişiz, yol farklı gelince anlayamadık saati :))
Önceden hazırlıklıyım ben tabi, Tuz Gölü ile ilgili tüm yazıları okumuş hatmetmişim. Kaç mineral var içinde, yok egzamaymış, ağrıymış nelere iyi geliyor...Ne yenir, ne içilir vs. Anlattım yolda bizimkilere rehber hizmetiyle :) Onlar alışık zaten bana, haliyle görev oldu benimki. Öyle olduki eşim yoluda bana sorar o derece. Terlik götürün yanınızda yazıyordu gezi yazılarının birinden okumuştum. Fazla yürüyünce kuru tuz parçaları ayaklara batıyormuş, aldım tabi terliklerimizi.
Göl kenarında bir tesis kurmuşlar hemen yolun sağında. Dışarda ücretsiz otopark var. Sanırım Kapadokya yada Konya yönünde giden tüm tur otobüsleri buraya uğruyorlar. Çinli mi, Japonmu kestiremediğim türlü türlü de turist var içlerinde. Birbirimize yardımcı olarak çektik fotoğrafları karşılıklı.
Öyle bir an olduki, toplu bir gurubun resmini çektikten sonra verdim turist bayana telefonunu, baktım çektiğim fotosuna bakıyor. Gayri ihtiyari sormuş bulundum;(hani bizler sorarızya beğendin mi anlamında birbirimize) Olmuş mu? deyivermişim, eşimle kızım yıkıldılar bana. Yok okey diyecekmişim, ne anlasınlarmış -olmuş mu-dan :)))
Çok faydası oldu terliklerin bana ve kızıma ama eşim hep çıplak bastı yere. Yaklaşık 2 saat kadar kaldık biz tesiste. Epey kalabalık gölün üstü. Bir kesim gidiyor, diğerleri geliyor. Biz epey uzağa gittik. Bol bol fotoğraf çekildik. Manzara nefisti. Öyle rahatladık ki anlatamam. Okuduğumda çokta inanmamıştım ama gerçekten insanda hamamdan çıkmışsın hissi uyandırıyor, huzurlu, dingin :) Eşim ufkun geniş olmasına bağladı, epey büyük bir alanda ve bembeyaz. Hem kar görüntüsü yada çöl, hem de deniz görüntüsünü andırıyor ve huzur veriyor. Bir kısım insan, elinde birşeylerle tuzları eşip poşete koyuyorlardı. Hatta benim terlik poşetime bile göz diktiler hazırlıksız gelenler :)) Tesise geçmeden dışarda büyük bir çeşme yapmışlar, gölden çıkanlar ayaklarındaki tuzları yıkayabilsinler diye, biz de orda yıkadık. Yanımda küçük havlu da götürmüştüm kurulama için, epey işime yaradı. Bu arada siyah alt ile gitmeyin oraya yada koyu renkli olanla, tuzlu suyun kalıntıları siyah taytımda haritalar çizdi resmen :)) Allah tan direk eve gittikte sorun olmadı.
| Tam klip çekimlik yer :)) |
Tuz Gölü nde epey debelendikten sonra Türk Kahvemizi de içip alışveriş bölümüne geçtik. Vazgeçilmezim magnetimi ve bir iki ıvır zıvırı da alıp dönüşe geçtik.
Kuş gibi hafif hissettik kendimizi, eşim de ben de sık sık ayak bacak ağrılarından yakınırız. İtiraf ettik çıkarken hiç ağrımıyorlar diye.
Kapadokya turu dönüşü uğramıştık bizde .İki üç yıl oluyor galiba.Hazırlıksıdık, terlik ve havlu şart gerçekten.Çok da bakımsızdı o zaman.Beyaz Melek filmi vardır ,onu bazı sahneleri orada çekilmişti.Sizin de resimleriniz harika çıkmış.
YanıtlaSilhttps://pudrasekerim.blogspot.com/2016/10/bir-tatil-ans.html
Tuz gölünü ben de sevdim. Orada satılan kremler de ağrılara iyi geliyor:)
YanıtlaSilha haaa çok sırıttım okurken yaa ne keyifli olmuş sizin eski geziler gibi yinee :)
YanıtlaSilOoo Tuz Gölü ne hoş :)
YanıtlaSilBen de beklerim bloguma, sevgiler...
Ay ay yakın gidebileceğimiz bir yer çıktı bize de ne güzel yapmışsınız :)
YanıtlaSilYa ben hic gitmedim Ankara’da yasarken. Aslinda iki kere Beylazari haricinde hicbir yere gitmemistim.
YanıtlaSilTuz Golu’nu merak ediyorum ben de.
Yine bekleriz
YanıtlaSilMehtap, tur öncesi yada sonrası uğrayan çok vardı evet. Bizler değerini bilip koruyamasak ta tam bir doğa harikası doğrusu, çok sevdim ben.
YanıtlaSilÇok teşekkürler :)
Turgay Aksoy, Kremleri gördüm, hatta satıcılar o kremi gelenlere sürebilmek için resmen sıkıştırdılar, nerdeyse zorla süreceklerdi. Kızdığım için almadım hatta ilgilenmedim ama sonradan pişman oldum.
YanıtlaSilYorumunuz için teşekkür ederim.
Deepciğim teşekkür ederim, biz de oradayken keyif aldık :)
YanıtlaSilKafa Dergi, teşekkürler :)
YanıtlaSilGelirim tabi, siz de hoşgeldiniz :)
Anne Kaleminden, gidin valla, ne iyi geldi bize, bir de farklı yer görmenin tadı başka :)
YanıtlaSilJardzy, nasıl yaa? Gelin misafir edeyim, biz götürürüz sizi :)
YanıtlaSilKadir Güzel, çok teşekkür ederim :)
YanıtlaSilFlamingolara denk gelmek için yine gelmek istiyoruz.
elin memleketini kendi memleketimden daha iyi bildiğim için kendimden utandığım oluyor. neyse ki böyle bloglar var. okuyoruz ediyoruz.
YanıtlaSilmutlaka geleceğim yine.
Gaza :))) Oluyor böyle, 15 sene öncesine kadar ben de kendi memleketimi çok bilmiyordum, yaş ilerledikçe dönüş oluyor, merak ediliyor ve bağlılık artıyor :)
YanıtlaSilBeklerim, teşekkürler :)
Fotoğraflar çok güzel, ben hiç gitmedim. Gitmek isterim, notlarıma ekledim. Çıplak ayak ile basmak da iyi fikirmiş. Teşekkürler..
YanıtlaSilFotoğraflar çok güzel görünüyor, neşeniz daim olsun...
YanıtlaSilBeyaz Yakalı, teşekkür ederim :) Espirisi çıplak ayak diye düşünüyorum, görmekle yetinmeyip hissetmek :)
YanıtlaSilGamze Hanım,çok teşekkürler, Amiin :)
YanıtlaSil