Sanırım blog hayatımın 2.mimi bu :) Çok mutlu oldum, hediye kadar tatlı geldi mimlenmem, tşkler Bahar cım. Hemen başlıyorum cevaplamaya, işte buyrun:
1. Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?
Genellikle mantığım ön planda, çok ama çok duygusal görünürüm ama tam tersi düşünen, davranan biriyim.
2.İnsanlar niye mutlu değiller?Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?
Mutlu olanlar(benim gibiler); hayatın gelip geçici olduğunu, her anımızın değerlendirilmesi gerektiğini düşünenlerdir. Ayrıca doyumsuz olmayanlardır. Mutsuz olanlar da tam tersi düşünüp, hissedenler.(anladınız siz :)))).
3.Çok para harcayıp keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?
Keşkelerim pek yok benim hayatımda, birşey aldıysam, o anki durumda lazımdır, ihtiyaçtır da almışımdır, sonradan dövünmem böyle bir durumda.
4.Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?
Aklım pekçok şeye yeter de, bazen gücümün yetmediği anlar, kişiler vardır ya hani...işte öyle olduğunda birtek susarım ama içimden yine de haklıyım derim. İşte bu durum haricinde hakkımı hep savunurum, hem de sonuna dek :)
5.Tok gözlü müsün yoksa herşeyim olsun diyenlerden misin?
Hem tok gözlüyüm, hem de herşeyim olsun diyenlerdenim. Nasıl mı?; Alabileceğimden, sahip olabileceğimden(maddi-manevi olarak) daha fazlası için kendimi yiyip bitirmem. Başkasında olanı, neden benim yok diye dövünüp, iç geçirmem, onlar için sevinirim hatta :). Ancaaak, evimde, işimde hiçbir eksiğimin olmasını da istemem. Herşeyin bir fiyatı var ama her güce göresi de var. Ben, benim gücüm yeteni alırım. Fark burda.
Cevaplarımı hiç okumadan, değiştirmeden, olduğu gibi yayınlıyorum, yayınladıktan sonra okumak istiyorum. Bakalım ne kadar saçmalamışım :)))Ama tastamam, ilk aklıma geleni yani gerçekleri yazdım.
Kimleri mimlesem beeen;
Ada ve biz
Annesininmimosu
Çorapailesi
Özge ve Kuzey
Betül
Anneden Mektubun Var
Feyza ve
Crocus
20 Aralık 2012 Perşembe
17 Aralık 2012 Pazartesi
Dermatoloji-Misafirlerimiz-Kar-Evlilik Yıldönümümüz- Mahallem
Öncelikle Cuma dan başlayayım: aşkım, kuzumunn ayağındaki sorun için Fatih Hastanesi, dermatoloji bölümünden randevu almış. Saat 09:30 da ordaydık ve gitmeden anlattık neler yapılacağını, yapılmazsa canının daha çok acıyacağını. 'iğne vurmayaklar dimi anne' dedi, söz dedim, asla vurdurmayacağım.
Hoş bir bayan doktor karşıladı bizi, gösterdik ayağın durumunu. Şu anda oranın kabuk bağladığını, sertleştiğini söyledi. Aslında cerrahın görmesi gerekirmiş, ancak orda canı çok yanarmış, çünkü keserek bakıcakmış cerrah. Burda ise dondurarak, kabuğun düşmesini sağlıyacak, 10 gün sonra kabuk düştüğünde ise içindeki cisimi çıkaracakmış. Tamam dedik ama dondurma işleminde de canı yanarmış. Tuttuk sıkıca kızımızı, biz sıkı tutunca kötü birşeyler olacağını anladı tabi, başladı ağlamaya :(( iki kere uygulama yaptı, o bölge bembeyaz oldu ve içinde siyah bir cisim göründü. 10 gün sonra o kabuk düşünce tekrar gideceğiz, içindeki cisimi alacaklar inşallah. Ağlayarak çıktık odadan 'birdaha asla getirmeyin beni buraya' diyerek ağıtlar yaktı kuzucum.
O akşam, ertesi akşama alt komşumuzu yemeğe davet ettiğimizden, bol bol hazırlık yaptık. Mezelerimi, tatlımı yaptım. Cumartesi sabah hazırlıklara devam ettik. Temizlik sorunum yoktu, hafta içinde dip köşe temizlemişti aşkım evi(izinli idi). Masayıda kurduk, tabi kuzuda yardım etti bize, masayı kurmakta :) Hadi dedik biraz dışarı çıkıp turlayalım mahalleyi. kuzu topunu da aldı yanına, iyide oldu, ben kuaföre uğradım, sonra hep beraber futbol oynadık.
Yerlerde yuvarlandı kuzucum, çamurla da haşır neşir oldu böylece :))
Sonra da mahallemizi şöyle bir turladık...
Eve gidip bir güzel uyuduk, kalkınca da son hazırlıkları yapıp misafirlerimizi bekledik, birbirimizin fotosunu çektik.
Misafirlerimizle harika bir akşam geçirdik, hem çokça sohbet ettik, hem de çok eğlendik, güldük :)
Pazar günü dinlenme günü olsun dedim ama babam Trabzon da idi, dönmüş, hoşgeldine gitmek gerek diye düşünüp çıktık. kuzumu da tembihledik, anneannende kalmak yok, söz ver diye. Gittik yedik içtik söylemesi ayıp ama tam çıkacakken yine tutturdu, gelmiycem sizinle, burda kalıcam, sizde kalın diye. Kaldı da.
Biz de köskös eve döndük, üstelik pazar günü evlilik yıldönümümüzdü ama bir gün önceyi dolu dolu geçirince, hiç canımız istemedi dışarı çıkmak. Bomontilerimizi, kuruyemiş ve meyvelerimizi alıp geldik eve, yılbaşı ağacımızın yanıp sönen ışıkları arasında TV.izleyip keyif yaptık. Ara ara cama çıkıp baktık, kar yağıyormu diye ama nafile, yağmadı. kuzu yokken, dışarda dolaşacaktık karlar altında.
Sabah gözümü açtığımda verdi haberi aşkım, kar yağmış, doldurmuş, halende yağıyormuş diye :) Hazırlanıp çıktım evden, işe yürürken 2 de fotosunu çektim bu güzelliğin :)
Her sabah yanından yürüdüğüm mini park :)
3 dakikada ulaştığım iş yerim :) Seviyorum bu yeni mahallemi, ağacını, kuşunu, yeşilini, morunu, hele en fazla 3 katlı evlerle çevrili sokaklarını...
Öğleden sonra yabancı biri yaklaştı, ben masamda çalışırken...şaşırdım, elinde bir buket çiçek, hiç beklemiyordum çiçek sevdiceğimden...çok çok mutlu oldum, hemen bir vazo bulup koydum, sevdim, kokladım çiçeğimi :) Tşkler canımın içi, seni çooook seviyorum, Allah ayırmasın birbirimizden, sevgi, saygı, sağlık dolu uzuuun yıllar görelim inşallah :)
Hoş bir bayan doktor karşıladı bizi, gösterdik ayağın durumunu. Şu anda oranın kabuk bağladığını, sertleştiğini söyledi. Aslında cerrahın görmesi gerekirmiş, ancak orda canı çok yanarmış, çünkü keserek bakıcakmış cerrah. Burda ise dondurarak, kabuğun düşmesini sağlıyacak, 10 gün sonra kabuk düştüğünde ise içindeki cisimi çıkaracakmış. Tamam dedik ama dondurma işleminde de canı yanarmış. Tuttuk sıkıca kızımızı, biz sıkı tutunca kötü birşeyler olacağını anladı tabi, başladı ağlamaya :(( iki kere uygulama yaptı, o bölge bembeyaz oldu ve içinde siyah bir cisim göründü. 10 gün sonra o kabuk düşünce tekrar gideceğiz, içindeki cisimi alacaklar inşallah. Ağlayarak çıktık odadan 'birdaha asla getirmeyin beni buraya' diyerek ağıtlar yaktı kuzucum.
O akşam, ertesi akşama alt komşumuzu yemeğe davet ettiğimizden, bol bol hazırlık yaptık. Mezelerimi, tatlımı yaptım. Cumartesi sabah hazırlıklara devam ettik. Temizlik sorunum yoktu, hafta içinde dip köşe temizlemişti aşkım evi(izinli idi). Masayıda kurduk, tabi kuzuda yardım etti bize, masayı kurmakta :) Hadi dedik biraz dışarı çıkıp turlayalım mahalleyi. kuzu topunu da aldı yanına, iyide oldu, ben kuaföre uğradım, sonra hep beraber futbol oynadık.
Biz de köskös eve döndük, üstelik pazar günü evlilik yıldönümümüzdü ama bir gün önceyi dolu dolu geçirince, hiç canımız istemedi dışarı çıkmak. Bomontilerimizi, kuruyemiş ve meyvelerimizi alıp geldik eve, yılbaşı ağacımızın yanıp sönen ışıkları arasında TV.izleyip keyif yaptık. Ara ara cama çıkıp baktık, kar yağıyormu diye ama nafile, yağmadı. kuzu yokken, dışarda dolaşacaktık karlar altında.
Sabah gözümü açtığımda verdi haberi aşkım, kar yağmış, doldurmuş, halende yağıyormuş diye :) Hazırlanıp çıktım evden, işe yürürken 2 de fotosunu çektim bu güzelliğin :)
Öğleden sonra yabancı biri yaklaştı, ben masamda çalışırken...şaşırdım, elinde bir buket çiçek, hiç beklemiyordum çiçek sevdiceğimden...çok çok mutlu oldum, hemen bir vazo bulup koydum, sevdim, kokladım çiçeğimi :) Tşkler canımın içi, seni çooook seviyorum, Allah ayırmasın birbirimizden, sevgi, saygı, sağlık dolu uzuuun yıllar görelim inşallah :)
13 Aralık 2012 Perşembe
12.12.12
Aşkım 2 haftalık iznine Pazartesi başlamıştı ve kuzuyla 2 gün geçirdiler güzel güzel. 2 gündür de anneannesinde kuzucum. Bu akşam alıp gelicez, bakalım yine gelmemek için ne kadar ağlayacak...
kuzununn ayağındaki şişlik için dün Hacettepe ye gitti aşkım, bir aradı beni...ağzından ateş püskürüyor, nasıl kızmış nasıl anlatamam. 'burda adamı öldürürler' diyor. Meğer Çocuk Cerrahisinden randevu almak için, öncelikle Pediatriden randevu almak lazımmış, Pediatri ayın 20 sine gün veriyor, orası Cerrahiye sevk edicekmiş, orasıda ne zamana gün verecek, işlem için ayrı gün...vs. vs... Sinir olmuş çıkmış hastaneden...Minicik bir işlem için bu kadar beklersek diyor...diyor da diyor...
Bugün gitmiş Fatih Hastane sine. Yarın 09:30 a randevu almış, cildiye ye yönlendirmişler. Bakalım yarın küçük hanımla maceralarımız nasıl olucak, inşallah canı acımadan hallolur. ben işteyken kuzuyu ikna edip, ayağını incelemiş biraz ve görünen şey nasıra da benziyor dedi. Allah Allaaaah bu yaşta ne nasırı, acaba yanlış ayakkabımı giydirdik kuzuma? Yazın şöyle rengine şekline bayılıp aldığım, ancak markasız, kalitesiz yazlık terlik, ayakkabı giydirmiştik. Onlarda yapmış olabilir diye düşündüm...neyse vesveseye hacet yok, yarın sabah çıkacak herneyse.
Dün malumunuz 12.12.12 idi :) kuzu yok, bizde hem dışarda yiyelim yemeğimizi, hem alışveriş yapalım mutfak için, hem de kumar oynayalım dedik :))) Tabi kumar benim fikrimdi. Çıktık girdik sayısalcıya, birer tane oynadık 12.12.12 şansına. kuzunun oyuncak almama cezası bitti, istediği barbi duru ve ada bebeklerini aradık, Armada da ama bulamadık. Dışarda nefis bir yağmur yağıyordu, eve gelince dedim ki; alalım kahvelerimizi, üzerimizi giyinip balkonda içelim bir güzel, yağmurun sesini dinleyelim, otların, ağaçların kokusunu çekelim içimize... Çok güzel oldu, mis gibi kahve kokusuda eklenince keyfimize...yeni hayaller büyüttük içimizde, yeni planlar yaptık geleceğe dair. Sonra içeri girip yılbaşı ağacımızın ışıklarını yaktık, abajuru açtık, tavan lambasını söndürdük, loş ortamda hayallerimize devam ettik. Herşey bu kadar güzelken dahi hep bir tarafımız eksikti...kuzunun sesi yok, bize sokuluşu yoktu. İçimiz sızladı resmen, çok özledik kuzumuzu...
Bu pazar, bizim evlilik yıldönümümüz, bakalım ne yapıcaz, henüz net bir plan yok, çünkü yavrumun ayak durumundan kaynaklı beklemedeyiz. Sonra gelsin yeniyıl gecesi...o gece için de plan yapamadık, aileyle evdemi geçirelim, dışarı kimlerle çıkalım vs. Bu ara herşey belirsiz. Nedeni var aslında; Salı akşamı tatil rezervasyonumuzu yaptırdık, erkeninden olmuş oldu, böylece de ucuza kapattık tatili diyebilirim. Kemer de güzelce bir otel, Erzincan dan ablamlar ve Eskişehir den de ablamın görümcesi gelicek ailece, hepberaber aynı tarihlerde aynı yere rezervasyon yaptırdık. Böyle olunca da paralar suyunu çekti :))) yıldönümümüz ve yılbaşı planları da bu nedenle beklemede, bakalım kısmet, bizde son anda dahi değişiklik olur, kararlar verilir :))
Ama içim kıpır kıpır, bu sene nereye gidicez derdimiz kalmadı. Geçen yıl tatili akraba yanına giderek halletmiştik, 2013 te beleş akraba yanında tatil yapma şansımızda kalmamıştı, böyle içim çok rahatladı ve en sevdiğim canım ablamla birarada tatil yapacak olmak çok mutlu etti beni.
kuzununn ayağındaki şişlik için dün Hacettepe ye gitti aşkım, bir aradı beni...ağzından ateş püskürüyor, nasıl kızmış nasıl anlatamam. 'burda adamı öldürürler' diyor. Meğer Çocuk Cerrahisinden randevu almak için, öncelikle Pediatriden randevu almak lazımmış, Pediatri ayın 20 sine gün veriyor, orası Cerrahiye sevk edicekmiş, orasıda ne zamana gün verecek, işlem için ayrı gün...vs. vs... Sinir olmuş çıkmış hastaneden...Minicik bir işlem için bu kadar beklersek diyor...diyor da diyor...
Ama içim kıpır kıpır, bu sene nereye gidicez derdimiz kalmadı. Geçen yıl tatili akraba yanına giderek halletmiştik, 2013 te beleş akraba yanında tatil yapma şansımızda kalmamıştı, böyle içim çok rahatladı ve en sevdiğim canım ablamla birarada tatil yapacak olmak çok mutlu etti beni.
10 Aralık 2012 Pazartesi
Harekette Bereket Vardır...
Cuma akşamı kuzuyu annemin şikayetleri sonucu doktora götürdük ama hiiiç memnun kalmadık doktordan. Çocuk acili olan hastaneleri düşündük bir süre; Akay ın yok. Lokman hekimin var ama orası uzak şimdi, yakınlarda ne vardı? Tobb Etü pahalıdır. En son aklıma geldi, yakınlarda blogları gezerken bir yerlerde okumuştum, Başkent Hastanesinin Çocuk Acili'nin olduğunu ve doktorlarından memnun kaldıklarını. Hadi dedik oraya gidelim, hem bize 5 dak. mesafe de. Malum park sorunu var, biz indik, acilden girdik, çok nazik görevliler var, girişimizi yaptırdık ama ne sıra...görevli bize yarım saate girersiniz demişti ama 1,5 saat kadar ayakta bekledik, hasta bekleme yeri daracık ve herkes dizdize oturuyor. Bir yer boşalıyor ama geçip oturmuyorum, ateşli, öksürüklü bir dolu çocuk var ve dipdibe oturuyorlar, aman bize de geçer, kuzu iyice kötü olur diye geçmiyorum oraya.
Sıra bize geldiğinde kuzu iyice sıkılmış durumda, biz ayakta kalmaktan yorulmuş haldeyiz. Doktorun yanına girmeden, güzel güzel konuşuyoruz, bak sana da bakıcak dr., ağzına bakıcak, sırtını dinliycek vs. Tamam diyor. Neyse içeri giriyoruz ve erkek dr. aç bakalım ağzını diyor, hafiften mızmızlanıyor. O anda dr.un dediği şey aynen şu; 'sen ne kadar yaramazsın'... aşkım ve ben bakışıyoruz ve şaşırıyoruz. Hemen aşkım cevabı yapıştırıyor; 'siz böyle derseniz muayene olurmu, yumuşak konuşmazsanız tam tersini yapar'. Dediği gibi kuzu bu sefer ağzını açmayı reddediyor, herşeyi zorla yapıyoruz, adamı sevmiyor, bağarıp çağarmıyor ama mızmız şekilde dediklerimizi yapmıyor...Ter içinde kaldım orda...dr. a sinir oldum. Karşısında sanki yetişkin bir insan var, üstelik daha gencecik bir dr. Bunun ilersini düşünemiyorum doğrusu... Birdaha gitmemek üzere kararımızı veriyoruz.
durumuna gelirsek; sağ kulakta biraz kızarıklık varmış ve bolca geniz akıntısı. Agumentin antibiyotik ve soğuk algınlığı içinde bir şurup verdi. Kullanıyoruz bakalım, düne kadar kötü öksürüyordu ama bugün biraz daha iyi uyandı...gerçi ayakta, oynuyor, koşuyor, yiyip içiyor şükür ama öksürük bizi evhamlandırmıştı biraz.
Geçen günlerde yılbaşı ağacımızı kurmuştum ama ışığı bozulmuştu. Cumartesi sabah harika bir kahvaltı hazırlamış aşkım, annem, kuzum ve ben oturup kraliçeler gibi yedik bir güzel. Ardından hazırlandık Praktiker e gittik, kablo, ışık ve yeni süslerle eksiklerimizi tamamladık.
Hamsimizide alıp annemlere attık kendimizi. Hemen hamsiyi çekip, bir güzel tava yapıp yedik, kuzu uyuyunca bizde sohbet edip bekledik, uyandığında da hazırlanıp Yıldıray lara gittik, kuzu Çınar ı çok özlemiş. Çınarla bu sefer bende epey vakit geçirdim. 'Halaaam' diye diye sevdim kuzumu :)
Pepe izleyerek yemek yiyen ÇInar kuzusu, flaştan hiç hoşlanmıyor :)) Bakışını yediğim kuzum :)
Pazar günü aylık günümüz vardı, eşli bir gün bu :))) zaten sadece bayanlı günlere gidemiyorum, gitmiyorum ben :))) Ben 3 kişiyim diyorum isteyenlere, ona göre katın beni güne :))) Bu günüm 8 yaşından buyana tanıdığım arkadaşlarımla olan, görüşebilmek bahanesiyle adına gün dedik, çokta iyi etmişiz, bu sayede mecbur oluyoruz, dünya telaşesinden uzaklaşıp kaynaşıyoruz. Harika geçti, akşam eve geldiğimde, çok konuşup çok gülmekten başım çatlıycak gibi ağrıyordu ve karnım....ağrıdan kıvrım kıvrım kıvrandım. Ne bulduysam mideme tıkmışım farkında olmadan...öyle güzel ikramlar yaptırmışki Dilek cim sağolsun, yedim de yedim :))) Halen karnım ağrıyor, mide fesadı geçiricem nerdeyse :)))
Bu arada şunuda belirtmeden geçmemeliyim; gündeki fotoların çoğunu kuzu çekti, hemde nasıl bir titilikle, hepimizi hayran bıraktı miniğim :)))
NOT: Hafta sonu planımız bunlar değildi, eşimin işyerine ait spor kompleksinde yürüyüş yapıcaktık iki gün, ayrıca kuzu için yüzme kursu varmış Ümitköy de ama aşkımın arkadaşı o gün izinli olunca iptal oldu. Kısmet önümüzdeki haftaya. Ayrıca 2 de yılbaşı bileti aldık biline.
Sıra bize geldiğinde kuzu iyice sıkılmış durumda, biz ayakta kalmaktan yorulmuş haldeyiz. Doktorun yanına girmeden, güzel güzel konuşuyoruz, bak sana da bakıcak dr., ağzına bakıcak, sırtını dinliycek vs. Tamam diyor. Neyse içeri giriyoruz ve erkek dr. aç bakalım ağzını diyor, hafiften mızmızlanıyor. O anda dr.un dediği şey aynen şu; 'sen ne kadar yaramazsın'... aşkım ve ben bakışıyoruz ve şaşırıyoruz. Hemen aşkım cevabı yapıştırıyor; 'siz böyle derseniz muayene olurmu, yumuşak konuşmazsanız tam tersini yapar'. Dediği gibi kuzu bu sefer ağzını açmayı reddediyor, herşeyi zorla yapıyoruz, adamı sevmiyor, bağarıp çağarmıyor ama mızmız şekilde dediklerimizi yapmıyor...Ter içinde kaldım orda...dr. a sinir oldum. Karşısında sanki yetişkin bir insan var, üstelik daha gencecik bir dr. Bunun ilersini düşünemiyorum doğrusu... Birdaha gitmemek üzere kararımızı veriyoruz.
durumuna gelirsek; sağ kulakta biraz kızarıklık varmış ve bolca geniz akıntısı. Agumentin antibiyotik ve soğuk algınlığı içinde bir şurup verdi. Kullanıyoruz bakalım, düne kadar kötü öksürüyordu ama bugün biraz daha iyi uyandı...gerçi ayakta, oynuyor, koşuyor, yiyip içiyor şükür ama öksürük bizi evhamlandırmıştı biraz.
Geçen günlerde yılbaşı ağacımızı kurmuştum ama ışığı bozulmuştu. Cumartesi sabah harika bir kahvaltı hazırlamış aşkım, annem, kuzum ve ben oturup kraliçeler gibi yedik bir güzel. Ardından hazırlandık Praktiker e gittik, kablo, ışık ve yeni süslerle eksiklerimizi tamamladık.
Hamsimizide alıp annemlere attık kendimizi. Hemen hamsiyi çekip, bir güzel tava yapıp yedik, kuzu uyuyunca bizde sohbet edip bekledik, uyandığında da hazırlanıp Yıldıray lara gittik, kuzu Çınar ı çok özlemiş. Çınarla bu sefer bende epey vakit geçirdim. 'Halaaam' diye diye sevdim kuzumu :)
Pepe izleyerek yemek yiyen ÇInar kuzusu, flaştan hiç hoşlanmıyor :)) Bakışını yediğim kuzum :)
NOT: Hafta sonu planımız bunlar değildi, eşimin işyerine ait spor kompleksinde yürüyüş yapıcaktık iki gün, ayrıca kuzu için yüzme kursu varmış Ümitköy de ama aşkımın arkadaşı o gün izinli olunca iptal oldu. Kısmet önümüzdeki haftaya. Ayrıca 2 de yılbaşı bileti aldık biline.
6 Aralık 2012 Perşembe
Mini Operasyon
Öksürüklü günler devam ediyor bizim evimizde. kuzu artık resmen hırıltılı öksürüyor. Kontrole götürmekte fayda var. Ben kendimi sorun etmiyorum, çünkü sigaraya aynı hızda devam ettiğimden, öksürükte hırıltılı oluyor haliyle.
Ankara ya kış geldi geleli, gezmekten de zevk almaz oldum. Deyil dışarı çıkmak, parmak ucumu dahi göstermek gelmiyor içimden kapı dışına :)))
Yeni yıl ağacımızı geçen hafta kuzu anneannesinde iken kurup süslemiştim, gelince sürpriz olsun diye. Çok sevindi görünce ama bir eksiğimiz var, geçen yılki ışıklı kablo süsümüz bozulmuş, halen yenisini alamadık. Bu hafta sonu bir ara onuda halledersek, harika görünecek ağacımız, birde beyaz bir melek istiyorum en tepeye :) Şans getirsin diye. Gerçi 2012 pekçok konuda iyi geldi bize ama bana iyi geldimi tartışılır...
Akşam annemi alıp getirdi aşkım bizim eve. kuzum çok sevindi. Bu yakınlarda babamın amca oğlunu kaybettik malesef, babamın can dostunu, bizim aile büyüğümüzü :( Babam Trabzon a cenazeye gidince annemde yanlız kaldı evde haliyle, kuzuma da gün doğdu, 2 gün daha kreşe gitmeyecek. Ayrıca aşkım 2 hafta kış iznini aldı, pazartesi başlıyor izni. kuzunun ayağında bulunan küçük bir şişlik vardı, onu baktırıcaz, eğer ayağına birşey battı da içeri doğru ilerliyorsa, küçük bir operasyon yapılacak...bakalım. Bu nedenle 2 hafta kuzu babasıyla evde kalıcak. Hayırlısı diyelim.
Ankara ya kış geldi geleli, gezmekten de zevk almaz oldum. Deyil dışarı çıkmak, parmak ucumu dahi göstermek gelmiyor içimden kapı dışına :)))
Yeni yıl ağacımızı geçen hafta kuzu anneannesinde iken kurup süslemiştim, gelince sürpriz olsun diye. Çok sevindi görünce ama bir eksiğimiz var, geçen yılki ışıklı kablo süsümüz bozulmuş, halen yenisini alamadık. Bu hafta sonu bir ara onuda halledersek, harika görünecek ağacımız, birde beyaz bir melek istiyorum en tepeye :) Şans getirsin diye. Gerçi 2012 pekçok konuda iyi geldi bize ama bana iyi geldimi tartışılır...
Akşam annemi alıp getirdi aşkım bizim eve. kuzum çok sevindi. Bu yakınlarda babamın amca oğlunu kaybettik malesef, babamın can dostunu, bizim aile büyüğümüzü :( Babam Trabzon a cenazeye gidince annemde yanlız kaldı evde haliyle, kuzuma da gün doğdu, 2 gün daha kreşe gitmeyecek. Ayrıca aşkım 2 hafta kış iznini aldı, pazartesi başlıyor izni. kuzunun ayağında bulunan küçük bir şişlik vardı, onu baktırıcaz, eğer ayağına birşey battı da içeri doğru ilerliyorsa, küçük bir operasyon yapılacak...bakalım. Bu nedenle 2 hafta kuzu babasıyla evde kalıcak. Hayırlısı diyelim.
3 Aralık 2012 Pazartesi
Sinemaya Gittik :)
Cuma akşamı daha yemeğimizi yemeden pazarlığa girişti kuzu bizimle. 'Ne olur anneanneme gidelim, 2 gun kalıyım olmaz mııı, tamam şaka yaptım 1 gun, olur mu anne, gidecekmiyiz anne....' Hadi dedik gidelim, kardeşim ve ailesi de ordaymış, hep beraber sohbet-muhabbet geçti zaman. küçük hanım tam gitme vakti baktım annemin yatağına girmiş, uyuma numarası yapıyor :))) Tamam dedi annem bırakın gitmesin kızım, pazar günü alırsınız. İçim cız etti gerçekten. Zaten hafta içi az vakit geçiriyoruz birlikte, hafta sonu beraber gezip tozuyoruz, ev işi yapsamda, onun evdeki varlığı bana yetiyor, vıdı vıdı konuşması çınlıyor evin heryerinde.
Cumartesi sabah keyifsiz uyandım, zaten başbelası öksürük yüzünden deliksiz bir uyku uyuyamadım gece. Sabah ta baş ağrısı ve üstüne de geç uyanınca, keyifsiz açtım gözlerimi. aşkım hadi birşeyler yapalım bugün, kuzu da yok ne güzel....deyince içim yine cız etti. Bu erkekler ne tuhaflar...istiyorum ki onlarda çok çok özlesin çocuklarını, onlarsız herşey zor gelsin vs. Hakkını yemeyeyim, kuzuyu oda çok özlüyor ama benim gibi değil yine de. Neyse işte anne olan anladı beni :)
Hadi dedik sinemaya gidelim, internetten araştırdık biraz, bir arkadaşım Kentperk ın sinema salonlarının güzel olduğunu söylemişti, koltuklar çiftli imiş falan...Karar verip hazırlanıp çıktık. Önce uzun uzun alışveriş yaptık. 18:30 matinesine Moskova nın Şifresi Temel filmine girdik.
Sevdiniz mi derseniz; bir k.denizli olarak çok şey buldum kendimden ama bu kadar çok küfür içerikli sözler olması beni itti, amaç seyirciyi güldürmekse, yolu sadece küfürlü sözler kullanmak değil filmde. Çok çok açık sözlü küfürlerdi bunlar. Özellikle de bazı insanlara çok kızdım, hatta kınıyorum onları, sık sık baktım yüzlerine belki anlarlar diye; nasıl bir ailesin ki sen böyle bir filme 5-6 yaşlarında,10-13 yaşlarındaki çocuğunu getirirsin, nerdeyse 5-6 çocuk vardı salonda ve bu kadar ağır küfürler savruluyordu filmde. İzlenesi bir film değildi açıkcası, izlemeyenler çokşey kaçırmadılar anlayacağınız.
3,5 yıl sonra bir sinema filmi izlemeye git, oda böyle çıksın. En son kuzu 8-9 aylıktı sanırım tam emin değilim, sinemaya gideli. Veda filmine gitmiştik aşkımla. Bundan sonra ayda 1 olsun gidelim dedik ama öncesinde iyice araştırarak.
Pazar günü Kızılay düştü aklımıza, hem bilet alırız, hem metroya bineriz, hem hamsi alıp annemlerde yeriz dedik. Kızılay hiç bana göre bir yer değil doğrusu, caddelerinde yürürken korkuyorum nedense, heran kapkaça maruz kalacakmışım yada bir yürüyüş bir arbede çıkacakmış gibi geliyor. Öncelikle kahvaltımızı simit ayran olarak yaptık :) Bunu özlemişiz. Alışverişimizi de yapıp yine metroyla döndük semtimize. Arabayı alıp doooğru annemlere. kuzum bizi özlemiş belli, çok sarıldı öptü kuzum. Biz annemle hem hamsi buğlama, hem hamsi tava yaptık. Salatalar da aşkımdandı.
Anneannesinden alıp gidicez diye ağlıyor minik kuşum :)
Eve gelip banyo faslımızı da yaptıktan sonra, kuzumla sarılıp üçümüz birden uyuduk ama gece öksürükten bitap düştük, doğru dürüst uyuyamadık hiçbirimiz.
Hadi dedik sinemaya gidelim, internetten araştırdık biraz, bir arkadaşım Kentperk ın sinema salonlarının güzel olduğunu söylemişti, koltuklar çiftli imiş falan...Karar verip hazırlanıp çıktık. Önce uzun uzun alışveriş yaptık. 18:30 matinesine Moskova nın Şifresi Temel filmine girdik.
Pazar günü Kızılay düştü aklımıza, hem bilet alırız, hem metroya bineriz, hem hamsi alıp annemlerde yeriz dedik. Kızılay hiç bana göre bir yer değil doğrusu, caddelerinde yürürken korkuyorum nedense, heran kapkaça maruz kalacakmışım yada bir yürüyüş bir arbede çıkacakmış gibi geliyor. Öncelikle kahvaltımızı simit ayran olarak yaptık :) Bunu özlemişiz. Alışverişimizi de yapıp yine metroyla döndük semtimize. Arabayı alıp doooğru annemlere. kuzum bizi özlemiş belli, çok sarıldı öptü kuzum. Biz annemle hem hamsi buğlama, hem hamsi tava yaptık. Salatalar da aşkımdandı.
30 Kasım 2012 Cuma
Burnu Tıkalı
Dün gece kuzumun burnu iyice tıkanmış olduğundan, sıklıkla uyandı, buhar makinesini çalıştırdıktan sonra biraz rahatladı. Benimde nedense yatmadan önce aklıma gelmedi buhar. En son geçen kış kullanmıştık. Ayaklarına da viks sürdüm ama burnuna sprey yapmama izin vermedi. Ben hastalığı yeni yeni atlatıyorken kuzumun hasta oluşu kötü oldu. İnşallah ilerlemeden atlatır.
Akşam sık uyanınca, sabahta zor kendine geldi balım. Şurubunu içirip yolladım kuzumu, sabah fotosunu da çektim :)
Akşam sık uyanınca, sabahta zor kendine geldi balım. Şurubunu içirip yolladım kuzumu, sabah fotosunu da çektim :)
29 Kasım 2012 Perşembe
İstediğin Kişiiiiii....
Her sabah kreş öncesi hazırlık bizim evde hep sıkıntı oluyor, kuzu uykum var diyor, kahvaltıda mızmız yaparak dakikalar boşa gidiyor...derken evden çıkışlarımızda sorun yaşıyoruz. Akşamlarıda yatmak bilmiyor bir türlü, düşünün bizimle 11-11:30 gibi ancak uykuya geçiyor küçük cadı. Buna bir son verelim dedi geçen akşam aşkım. Haklıda, eğer erken yatmazsa hem sabah zorlanırız, hem kuzu için kreşte uyku saatini beklemek zor olur, hem de büyüme hızını etkiler uykusuzluğu.
Pazartesi akşamı başladık saat 09:30 da yatakta oldu. Hikayesini aşkım okudu ve ışığını kapayıp, kapısını açık bırakıp geldi yanıma. Tabi bir ağlama bir kıyamet...hayır dedik bundan böyle, sen büyüdün ve bu şekilde uyuyacaksın. Zaten uyku odası salona açılıyor diye içimiz rahat ama 10 dk. kadar ağladı yanlız uyumamak için. Sonra ses kesildi, baktık uyumuş. Gece yarısı biz uyuduktan sonra yanımıza gelince, aldım yine odasına götürdüm, bende yanında uyuyakalmışım. Salı akşamı yine aynısını yaptık ama gece uyanmadı.
Dün akşamda aşkım nöbetçiydi. Yine 09:30 da hikayesini okuyup bıraktım yatağında, ben Muhteşem Yüzyıl ı izlerken o uyuyakaldı ama daha filim bitmeden baktım odadan sesler geliyor ama alışması için sesimi çıkarmadım, film reklama girince kapatıp bende yanına yattım, beraber bir güzel uyumuşuz. Malesef henüz beraber uyuma faslından vazgeçiremedik, ne yaptıksa olmadı, inşallah bunuda birgün kendiliğinden isteyecek diye bekliyoruz.
Sabah kalktık, bir güzel kahvaltımızı yaptık, sonra ben iş için hazırlandım, aşkım saat 10:00 da geldi, ben tembihlerimi yapıp çıktım. İşe gelmeyi hiç istemedim, kızımla harika bir gün geçirebilmek varken...işe gelmek :(( Barbie nin Pop Star CD sini izliyordu, elinde mikrofon 'istediğin kişi.....' diyerek bağararak eşlik ediyordu şarkıya. Bıcır bıcırdı, içim gitti kuzuma. Allah başka ayrılıklar vermesin...Amiin.
Pazartesi akşamı başladık saat 09:30 da yatakta oldu. Hikayesini aşkım okudu ve ışığını kapayıp, kapısını açık bırakıp geldi yanıma. Tabi bir ağlama bir kıyamet...hayır dedik bundan böyle, sen büyüdün ve bu şekilde uyuyacaksın. Zaten uyku odası salona açılıyor diye içimiz rahat ama 10 dk. kadar ağladı yanlız uyumamak için. Sonra ses kesildi, baktık uyumuş. Gece yarısı biz uyuduktan sonra yanımıza gelince, aldım yine odasına götürdüm, bende yanında uyuyakalmışım. Salı akşamı yine aynısını yaptık ama gece uyanmadı.
Dün akşamda aşkım nöbetçiydi. Yine 09:30 da hikayesini okuyup bıraktım yatağında, ben Muhteşem Yüzyıl ı izlerken o uyuyakaldı ama daha filim bitmeden baktım odadan sesler geliyor ama alışması için sesimi çıkarmadım, film reklama girince kapatıp bende yanına yattım, beraber bir güzel uyumuşuz. Malesef henüz beraber uyuma faslından vazgeçiremedik, ne yaptıksa olmadı, inşallah bunuda birgün kendiliğinden isteyecek diye bekliyoruz.
Sabah kalktık, bir güzel kahvaltımızı yaptık, sonra ben iş için hazırlandım, aşkım saat 10:00 da geldi, ben tembihlerimi yapıp çıktım. İşe gelmeyi hiç istemedim, kızımla harika bir gün geçirebilmek varken...işe gelmek :(( Barbie nin Pop Star CD sini izliyordu, elinde mikrofon 'istediğin kişi.....' diyerek bağararak eşlik ediyordu şarkıya. Bıcır bıcırdı, içim gitti kuzuma. Allah başka ayrılıklar vermesin...Amiin.
28 Kasım 2012 Çarşamba
Anneannesi
Akşam annemle konuşuyoruz telefonda; 'kuzum yemeğini yedi mi? Kreşe gitmek istemiyorsa bırakın bana, ben bakarım. Zorla göndermeyin. O kıza iyi bakın, ilerde büyük şeyler olacak ondan, bana ne besteler yapıyor, dinle beni diyor, neler neler söylüyor. Belki de sanatçı olur belli mi olur. Ne diller var onda...vs. vs. vs..' Tamam anne, olur anne...bakarım anne...sürekli kafam emme basma tulumba gibi...aşağı yukarı gidip geliyor :))) Tlf u kapayınca baya güldümde kendime. Bilenler bilir...annemle kuzum birbirlerine aşıktırlar...kuzum bizi anneannesine şikayet eder, anneanneside kuzumu bizden korur kollar :)))Delimi ne bunlar :)))
Geçtiğimiz Cuma akşamı aşkım nöbetçi, kuzu anneannesinde...bende Zonguldak tan ve Trabzon dan gelen Çiğdem-Didem arkadaşlarım için evde yemek daveti verdim. İş yerimdende 2 arkadaşımı davet ettim. Harika bir akşam geçirdim sayelerinde.
Neyse, Çiğdem cim bizde kaldı o akşam, sabahta aşkım gelince hep beraber kahvaltı yapıp kuzumu anneannesinden almaya gittik. Bizi görünce hemen anneannesinin aldığı oyuncakları gösterdi, sonra...onu almaya geldiğimizi anlayınca kıyameti kopardı resmen. Onu daha önce hiç böyle görmemiştim, sanki biz evde kıza çin işkencesi yapıyormuşuz gibi, anneannesine yapıştı, kollarını açıp almak bir yana, aşkımın kollarında salladığı bacak ve kol darbelerinden sakınmak için neler çektik, nasıl sakinleşecek diye mahvolduk. Hemen apartman dışına çıkarıp kucağıma aldım, sıkıca sarıldım, salladım sakince kucağımda ve sevgi sözcükleri söyledim ardarda...derken sakinledi ama tamamen düzelmedi. Arkadaşım Çiğdem de şaşırdı kaldı. İşte bizim kızımız bu kadar bağlı anneannesine. Bazen bizden daha mı çok seviyor annemi diye düşünmüyor değilim...şaka tabi :)))
Anneme göre de kuzum bir ilah sanki, o bir başka, o çok akıllı..vs. der hep. Aslında baktığı ilk torunu da değil annemin. Öncelikle biz 4 kardeşiz, bizi bakıp büyütmüş, sonra da ablalarımın 5 çocuğunu büyüttü baktı, kuzum 6. torunu ama ona ayrı bir bağlı gibi geliyor, çok uyumlu olduğunu söylüyor, ne desem yapıyor diyor ve hep aklını övüyor ama biliyormu bilmem, şimdilerde bu yaştaki çocukların nerdeyse hepsi böyle bilmiş, böyle akıllı, zamane bunlar :)))
kuzum dün akşam bize güzel bir konser verdi, bu aralar Barbie nin CD lerine taktı, hep onları izlemek istiyor, Bu CD lerde de hep şarkılı filmler var, onlardan öğrenip bize org eşliğinde söylüyor şarkılarını.
Geçtiğimiz Cuma akşamı aşkım nöbetçi, kuzu anneannesinde...bende Zonguldak tan ve Trabzon dan gelen Çiğdem-Didem arkadaşlarım için evde yemek daveti verdim. İş yerimdende 2 arkadaşımı davet ettim. Harika bir akşam geçirdim sayelerinde.
Anneme göre de kuzum bir ilah sanki, o bir başka, o çok akıllı..vs. der hep. Aslında baktığı ilk torunu da değil annemin. Öncelikle biz 4 kardeşiz, bizi bakıp büyütmüş, sonra da ablalarımın 5 çocuğunu büyüttü baktı, kuzum 6. torunu ama ona ayrı bir bağlı gibi geliyor, çok uyumlu olduğunu söylüyor, ne desem yapıyor diyor ve hep aklını övüyor ama biliyormu bilmem, şimdilerde bu yaştaki çocukların nerdeyse hepsi böyle bilmiş, böyle akıllı, zamane bunlar :)))
kuzum dün akşam bize güzel bir konser verdi, bu aralar Barbie nin CD lerine taktı, hep onları izlemek istiyor, Bu CD lerde de hep şarkılı filmler var, onlardan öğrenip bize org eşliğinde söylüyor şarkılarını.
26 Kasım 2012 Pazartesi
Gezmece
Kaza sonrası ilk hafta sonunda elimde baston düştük yollara. aşkım boşalan mutfak dolabımızı doldurmayı istediğinden kendi gidip almak istedi ama izin verirmiyim, o halimle bende çıktım alışverişe. Ne eksikse aldık, yığdık arabaya. Yeterki cana gelmesin...mal dediğin nedir ki...3-5 saatte hepsini tamamladık şükür.
Ertesi günde kuzum evde sıkılınca 'hadi dedim, elimde bastonum var, kuzumu evde sıkmayalım, ben köşemde otururum kuzu oynar, çıkalım biryerlere'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)