11 Şubat 2013 Pazartesi

Armada & Gölbaşı-Mogan Park

     Cuma akşamı aşklarım beni işyerimden aldılar, o akşam ablası gidecekti kızımın. 'bak kızım,akşama baban Aleyna ablanı evine, annesinin yanına götürecek, ağlamak üzülmek yok, tamam mı? Okulu başlıyormuş ablanın, tatil olunca yine gelicek' dedim. Sadece 'tamam' dedi.
     Yemeğimizi yedik hep beraber, hazırlanıp vedalaşma vakti gelince, kuzumu odasından çağardık, ablan gidiyor kızım, vedalaşın dedik. Geldi, öptü ablasını, 'hoşkalalll' dedi. Tembih işe yaramış ancak babası konusunda da tembih yapmalıymışım :( Babası için ağladı, 'baba sen ditmeee' diye. Dedik 'ablanı götürüp gelicek' ikna ettik, yolladı babasını. Gece yine babam diye sızlandı, telefonla aradık, konuştu, yine yatıştı. Aleyna gideli 3 gece, 2 gündüz oldu ama birdaha adını hiç anmadı.
     Cumartesi kv. kp. hazırlanıp yine cenaze evine gittiler, onlar çıkınca kuzum ile bir güzel öğle uykusu uyuduk, uyanınca Armada AVM. ye gittik. Aslında kendime birşeyler alıcaktım, hazır indirim başlamışken demiştim ama hiçbirşey bulamadım ama  bir dolu şey buldum. Mağazaları gezerken takı-toka dükkanı görünce girmek istedi. 'anne ne düzel dimiii, anne bunu bana alalım mııı?' diye diye dolandı, taç, bilezik ve yüzük aldı kendine, taktı takıştırdı, avm.yi gezdi 'Aysel Gürel' kıvamında :))) 'anne ne düzelim dimiii' dedi durdu.'bana büsbürü şeyler aldık dimiii' :)))
     Ertesi sabah aşkım geldi, o gelmeden kahvaltıyı hazırlamıştım, hep beraber oturduk, keyifli bir kahvaltı sonrası, hazırlanıp Gölbaşı-Mogan Park a gittik, hava harika görünmesine karşın, dışarısı buz gibiydi ve Gölbaşı rüzgarlıydı, epey titredik, kuzu ile Büyükbabası parkta oynadılar. Sonra kapalı bir mekanda birşeyler yedik. iyice uykusu gelmişti, eğer hava iyi olsaydı, kuzu pusetinde uyurken, bizde yürüyüş yapacaktık ama kısmet olmadı.

      Büyükbaba fırsattan istifade çocukluk günlerine döndü, belki kuzu dan daha çok eğlendi :)))

                                                               Manzara müthişti :)

     Arabaya biner binmez kuzum uyudu, bizde tekrar cenaze evine yolaldık. Gelenleri lokalde ağarlıyorlar, bu nedenle, bizde oraya gittik. kuzumun pusetiyle mekana taşıdık, 1 saat kadar uyudu, geç uyuduğundan zorla uyandırmak zorunda kaldım, yoksa sabah uyanamayacaktı. Kuzeni Ece yle oyunlar oynadılar ama gitme vakti gelince itiraz etti, eve gitmeyelim, başka yere gidelim. Nereyi istiyorsun diye sorunca 'sen bul' diyordu :)))
     

8 Şubat 2013 Cuma

Yaş Pasta

     Dün çok hızlı ve sık bir telefon trafiği sonrası, öğle yemeğini yer yemez eve gittim, kızları hazırlayıp evden çıktık, çıktık diyorum çünkü kayınvalidem evdeydi kızlarla. aşkım sabahtan çıkmıştı babasıyla evden. Kardeşine cenaze töreni öncesi yardım etti. Benim babamı ve amca oğlumu alıp gelmiş, hep beraber dooğru gölbaşına gittik, mezarlığa. Cenaze namazı protokolle Kocatepe Camiinde kılındı, biz katılmadık ama eşim, babam, amca oğlu ve kayınpeder katıldı.
     Direk Gölbaşı mezarlığına gittik, mahşer kalabalığı vardı, rahmetlinin seveni çoktu, yanımda kızım olduğundan çok sokulamadım içerilere, kıyılarda gezdik, başsağlığı diledik. Definden sonra, lojmanların lokalinde okuma vardı, orda toplandı herkes, bayan-erkek için ayrı salon tutulmuştu. kuzum arabada uyuyakaldığından, kucağımda yatıracak yer aradım, neyseki dinlenme odası varmış, orda tam 2 saat uyudu kuzucum. Baktım daha çok uyuyacak...zorla uyandırdım. Kalkınca onun için ablasının ayırdığı pide, ayran ve tatlısını yedirdim. Hemen kalkacaktık ama kuzeni Ece kreşten geleceği için bekledik biraz. Gelince hepberaber oynadılar, biraz olsun kaynaştılar :)
     Aleyna yı, kv. ve kp. ile orda bıraktık, biz eve döndük. kuzum odasında oyalanırken, bende yemek pişirdim, börek yaptım. Saat 22:00 gibi geldi kv. ve kp. Hepberaber yemek yedik, yatış saatimiz epey gecikti, benim için değilde kuzum ertesi gün kreşte nasıl dayanacak diye epey endişelendim.
     Bugün Aleyna evde kaldı, akşama İzmir yolcusu, süre doldu malesef. kuzum için çok endişeliyim, dün bile bırakmak istemedi ablasını lokalde, ağladı kalmasın ablam diye. Umarım bu akşam kolay olur :(
     Çarşamba akşamı kızlarla yaşpasta yapmıştık evde, kalan pudingleride kaselere koyup yedirmiştim onlara, ancak pastayı yedirmemiştim, buzdolabında biraz dinlensin diye, işte fotoları:
Dün akşam da mu meşhur pastamızı, mum yakıp üflemek istedi kuzum, kıramadım 'ama yemek yok, ablan gelince yiyeceksiniz' diyerek mumları yakıp yakıp verdim önüne, üflemekten bıkmadı bir türlü :))
Ablası gelince oyuna dalıp unuttular pastayı, bizde sohbet edip saati unuttuk akşam, şimdi de işyerinde masama sızıp kalmak üzereyim nerdeyse, çook uykum vaaar :(

6 Şubat 2013 Çarşamba

Hacı Duran Gökkaya yı Kaybettik...

     Dün akşam 22:00 sularında kayınvalidemin telefonuyla öğrendik acı kaybı :( Spor yaparken fenalaşmış...kalp krizi sonucu 1,5 saat içinde...kurtarılamamış malesef. Kaynımın kayınpederi, gelinimizin babası idi, Allah rahmet eylesin, kalanlara sabır diliyorum. Eltimi düşünüyorum, diğer kızlarını ve biricik oğlunu...çok erken gitti, henüz 58 yaşında idi. Perşembe günü Ankara-Gölbaşı nda defnedilecekmiş.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22530241.asp
     Tam 6 yıl öncesi geldi aklıma...aşkım ile tanıştırıldık ve evlenmeye karar verdik...İstemeye gelecekler, ancak kayınpeder 'ben heyecanlanırım, isteme anında' demiş ve dünürü Hacı Duran beye rica etmiş 'sen iste' diye. Hepberaber geldiler...sohbet muhabbet sonrası Hacı Duran bey güzel bir konuşma arkasında istedi Allahın emri ile...Yüzüklerimizi takıp, kurdelamızı kesti Bismillah ile...
     Çok neşeli bir insandı, bizi epey güldürdü, hoş sohbet bir beydi, eşide sağolsun ilgilendi. Sonrasında bizde el öpmeye gittik evlerine, eltim ve kaynım ile. Birde evlendikten sonra gittik evlerine. Sonra araya elti eltiye küstü davaları girince görüşemedik...olmuş 6 yıl...İşyerimle de bağlantısı vardı Hacı Duran Gökkaya nın, bu nedenle de haberlerini alırdım hep. Mekanı cennet olsun, üzgünüm insan olarak, üzgünüm bildiğim, çayını içtiğim biri olarak, hakkı geçti Allah razı olsun, hakkım geçtiyse helal olsun...

    

4 Şubat 2013 Pazartesi

3 Günlük Tatil

     Cuma için izin aldım iş yerinden, kızlarla birlikte güzel bir gün geçirelim diye ama Perşembe günü aşkım Aleyna yı revire götürünce işler değişti. Hem grip olmuş, hem de idrar yollarını üşütmüş...Öyle olunca dışarda gezme tozma işinden vazgeçtim. Cuma akşamından güzel bir kek yaptık kızlarla, herbirşeyine üçümüzünde elleri değdiğinden sanırım, kek yemede yanında yat cinsinden oldu, hem görüntü nefisti, hem tadı :) Yanına da sigara böreği sardım, ıhlamurda demledim...ohhh misss

     Kızlar Cuma gününü evde oyunlar oynayarak geçirdiler, akşamına da aşkım ile Kipa ya gittik, hem alışveriş yapalım, hem de kızlar biraz yorulsunlar diye :)))
     Cumartesi anneme gittik, güzel bir sofra hazırlayıp toplandık yedik :)
     Pazar günü aslında hiiiç dışarı adım atmak gelmedi içimden ama baktım kızlar 'şirinler,keloğlan ve kayu' yu görmek istiyorlar, hadi dedim kalkalım. Armada bize en yakın AVM olunca, oraya gitmeye karar verdik. 
      Şirinler i izleme girişimlerimiz tam bir fiyaskoydu, bomboş olan sandalyeler, biranda doldu, Aleyna hemen oturdu ama kuzumu ikna edemedim nedense, benden ayrılmak istemedi, çok hevesli idi başta ama sıra oturmaya gelince...ne yaptıysam ikna edemedim. Mini sandalyelerin birini önüme çektim, ikna edip oturttum ama benimde yanına çökmemi istedi, yarım saatten sonra ayaklarım uyuştu, zorla ikna edip ayağa kalktım, arkadan itikleyenler, aradan çocuk sokup alanlar derken...epeyce rahatsız oldum, 20 dak.lık bir gösteri idi, çocukların çokta hoşuna gitti ama veliler için aynı şeyi söyleyemiyeceğim. Gösteri sonrası fotoğraf çekimi vardı ama bekletmedim, dakikalarca ayakta sıra beklemek istemedim, yine aynı işkence dedim. Allah tan çocuklarda istemedi de kurtuldum :))

     Gösteri biter bitmez, Armada nın bu yeni binasını gezmeye koyulduk, baktık hep aynı şeyler, aynı mağazalar... hemen enüst katındaki Playland da soluğu aldık. Yine pekçok oyuncağa bindiler, top atışı yaptık hepberaber vee bowling oynadık, eğlendik, güldük, 'bi dah bi dahaaa' diye diye baktık karnımız acıkmış...

     Armada nın bu yeni binasını ben çok sevdim, daha ferah, daha sıcak bir görüntüsü var, hele oyun alanına bayıldım, diğer taraf sıkışık, dar bir alanda idi ve de karanlıktı.
     Yemeklerimizi de yiyip...doğru eve, nitekim kuzumun uykusu iyice bastırmıştı ve yine aynı şey oldu, yolda uyuyakaldı, eve gelince bende kızımın yanına sokuldum, uyandığımda saate baktım, tam 2 saat uyumuşuz.

    

30 Ocak 2013 Çarşamba

CEPA & KENTPARK AVM. & UZAY KAMPI

     Dün akşam aşkım kızlarıda alıp erkenden kaçış yapmış işyerinden eve, iş çıkışı hemen onlarıda alıp dışarı gittik yemek yemeye. AVM. de hem yemek yeriz hem de çocukları eğlendiririz diye düşündük. Önce kızlara bot aldık aynı modelden, çok mutlu oldular, koşarak, kayarak denediler botlarını.                                             
     Ardından yemeklerimizi yiyip Joker e daldık, herbir oyuncağı elledik, kimini elimizde taşıyıp oynadık, onu bırakıp diğerini taşıdık, sonrada kartlı oyuncaklarda oynadık. Oynadık diyorum çünkü, bizde onlara katıldık oyunlarda. Hareketli, eğlenceli bir akşam oldu, benim ayağımda topuklu olmasa daha iyi olucaktı, gece ayaklarımın sızlamasından uyuyamadım resmen.
                                                     
      Cepa AVM.de tesadüfen gördüğümüz uzay kampına girmek istedi çocuklar ama biz işimizi bitirip alt kata inene kadar faaliyet bitmişti. Yazılı afişte, rezervasyon olduğu ve önceden yer ayırtmak gerektiği yazıyordu.
     Çocuklar üzüldüler ama yapılacak birşey yok. Biz de önünde fotoğraflar çekindik, uzaktan da olsa inceledik ve biraz anlatmaya çalıştık burda ne olup bittiğini.
                                                                    Pozlarını yerim...

                                                               

                                                       
     

28 Ocak 2013 Pazartesi

İzmir Yolculuğumuz

     Cuma sabahı heyecanla çıktık yola, yağmur peşimizi bırakmadı hiç ama biz çoook mutluyduk. Arada bir kuzumun 'daha delmedik mi?' söylemleri de olmasa iyi olurdu, sabredemedi kuzum. En son Afyon da 2 saat kadar mola verdik, arabaya biner binmez uykuya dalan kuzu, İzmir-Bornova ya geldiğimizde benim tarafımdan uyandırıldı. Söz vermiştim, büyükannesine gitmeden, arabada cicilerini giydiricem diye. Hatırlatınca hemen kendini toparlayıp kalktı, giyindi kuzum :) Bizi apartmanın önünde karşılayan büyükanne, büyükbaba ve ablasına ilk sözü 'nasıl? eteğimi beğendiniz mi?' oldu :)))

      O akşam 1,5 ta ancak yattık, çocuklar sınırsızca oynadılar, kuzum hepsine tüm marifetlerini sergiledi, bıcır bıcır öttü durdu kuşum :) Ertesi sabahta hiç durmadan yağmur yağdı, baktık olmayacak, önce k.validemle pazara gittik, oranın köylülerinin sattığı organik yiyeceklerden aldık. Öyle çok ıslanmışım ki, üzerimdeki montum sırılsıklam olmuştu, eve geldiğimde bir baktım içimdeki hırka bile suyu tamamen çekmiş. Tabi hemen dönmedik eve, k.validemle bir kafede oturup biraz dedikodu yaptık, çekiştirdik gerekli kişileri :)))
     Eve gidince çocukları yedirip (kuzum ilk işkembe çorbasını hımmm diye diye içmiş oldu) sahilde biryerlere gidelim diye çıktık tekrar. Karşıyaka ya götürdüler bizi ama gireceğimiz sahildeki kafe yi su basmış :(( Hemen başka bir mekan bulup daldık içeriye, heryeri camlı bir kafe. Yağmur sağanak şeklinde yağıyor, deniz puslu ama yinede deniz olsun...bırak puslu olsun...seyre dalınca unutuyorum kendimi...dışarı çıkıp içime çekiyorum kokusunu denizin, martı sesleri iç sesime karışıyor...hep beraber şarkı söylüyorlar, ben de çoştukça çoşuyorum...yağmurun sesinden sesim duyulmaz ki...başlıyorum şarkı-türküye :))) Sigaramı üflüyorum tersane gemilerine :)

      Biran daldım gittim işte :) Sonra bakıyorum öyle değil...nasıl bakımsız nasıl başıboş kalmış bir şehir İzmir...Hemen yakınlarındaki tatil yörelerine hiç benzemiyor. Üzülüyorum iyice bakınca, heryeri sel almış, araçların çoğu yollarda kalmış...evler eski püskü...dökülüyor, hele sahil şeridindeki yapılar...aman Allahım...hepsini yık, indir aşağıya...yap şöyle denize, İzmir e yakışacak yapıları ama sevimli ama modern. Neler düşündüm, yıktım yaptım arabayla oralardan geçerken herbiryeri. Neden gerekli ödenekler verilmez, engeller çıkartılır, neden parti kavgası nedeniyle engel olunur böyle yerlerin güzelliğinin devam etmesi :(

      Akşam üstü eve attık yeniden kendimizi, böyle havalarda ev daha iyi, camdan balkondan seyre dalmak dışarısını, yağmuru...
     Çok güzel bir hafta sonu oldu bize, her sabah kahvaltımız hazırdı uyandığımızda, öğle ve akşam yemeğimiz daha biz acıkmadan hazırlanmış, bizi bekliyordu. Tşk ediyoruz tekrar herşey için :) Aleyna yı alıp pazar sabahı düştük tekrar Ankara yollarına. Güle oynaya doooğru anneme gittik, hal hatır sorup, hediyelerimizi verdik ve banyo için hızlıca eve geldik.
     Aleyna hem bu evimizi hem bu eşyalarımızı ilk kez gördü, ilk önce kuzumun gitmeden dağınık bıraktığı oyun odasını beraber topladılar. Sonra misler gibi yıkandık hepimiz, k.validemin yolluk olarak verdiği kurabiye ve böreklerin yanına mis kokulu ıhlamur hazırladım, içtik. Doğğru yatağa, sabahta ablası ve babasıyla gittiler kreşe, beni de işyerime bırakarak. Önümüzde 2 hafta var, güzel programlar yapmalıyım kapalı mekanlar için, cici mamalar yapmalıyım kızlarıma, kalın sağlıcakla...

24 Ocak 2013 Perşembe

Hisler...

     Sevgili Bahar cım, beni mimlemiş, hem de harika soruları olan bir mim, inşallah layıkıyla cevaplarım, tşkler canım :)
     Şu an olsa çok sevinirim.
Emeklilik için prim ve gün sayım bitmiş olsa, evde kızımla daha fazla vakit geçirsem, sıcak bir şehir de yaşasam çoook sevinirdim. Ülkemin başında Atatürk benzeri yöneticiler olsa, hak-eşitlik gözetilse, işçinin memurun alınterinin karşılığı verilse, en önemlisi de savaşlar olmasa çoook sevinirdim.
     Şimdi orada olmak vardı
Sıcak olan ve ailemle, sevdiklerimle olabileceğim...heryer olabilir.
     Nerde o eski günler
Gülümseyerek hatırladığım eski günler deyince, aklıma gelen tek zaman dilimi çocukluğum. En mutlu olduğum zamanlar onlar. Kalabalık bir aileydik, tüm akrabalarımızla içiçeydik ve sınırsızca oyun oynayabildiğim zamanlardı onlar. Harika bir çocukluk geçirdim ama çeşit çeşit oyuncaklar, kıyafetler, her istediğimin alınabildiği bir çocukluk değildi, ama öyle bir mutluydum ki...ne oyuncak istedim, ne kıyafet...yokluğunu hissetmedim hiçbir zaman. Bebeğimi çaputlardan, annemin dikiş yaptığı kumaşlardan artanlardan yapardım, çamur yemek, iliklerde tabaktı benim çocukluğumda, kendi kıyafetim ise bayramdan bayrama alınırdı, 2-3 gün sevinir, sonra varlığının bile farkına varmazdım. Para geçmezdi benim mahallemde, arkadaşlarımda bilmezdi parayı. İşimiz gücümüz sadece dışarda oyun oynamaktı, taaki hava kararana kadar, hava kararınca annelerimiz bizi eve çağırırdı da...yine de eve gitmemek için yalvarırdık 'accık daha anne noooluuur' derdik :)))
     Çok severim
Beni mutlu eden arkadaşlarımı, ailemi, en çokta kızımı. Başkalarını güldürmeyi, gezmeyi, yeni yerler görmeyi, alçakgönüllü insanları, evimle ilgilenmeyi, misafirlerimi ağırlamayı, alışveriş yapmayı, güzel olmak için bakım yaptırmayı(güzel olduğumda daha mutlu oluyorum ve etrafımdakileri daha da mutlu ediyorum),en en sevdiğim şey ise hediye alıp sevdiklerimi sevindirmeyi çoook severim :)
     Nefret ederim 
Olduğu gibi görünmeyenlerden, kendini mutsuz etmek için kendine dert edinenlerden, soğuk havadan, burnu kaf dağında olanlardan, dağanık ve yavaş insanlardan...(baktımda aslında bunlardan nefret te etmiyorum ben, nefret...kelimesi ağır geldi bana, sanki sevmiyorum, hoşlanmıyorum kelimesi daha uygun olucak yada uzak kaçarım kelimesi)
     Bugünlerde çok fazla dinledim
Pek müzik dinlediğim söylenemez, arabayla biryerlere giderken, bişeyler açar eşim ama belki bilinç altı dinliyorumdur. Daha çok, söylerim ben, Sanat Müziği söylerim, eşim de öyle, hatta evde bağararak söyleriz kimi zaman :))
     Şimdiki ruh halim
Çok mutluyum: Yarın sabah kısmetse İzmir e gidiyoruz ve azönce harika bir ses kaydı dinledim iş yerimde, Emin abimiz saz çalıp türkü söylemiş kayıt cihazına...kulaklarımın pası silindi, mutluluk hormonu salgılıyorum şuan :)))
     Cevapladım, cevapladım doyamadım ben bu mime, çoğu yazacaklarımı da yazmadım aslında, neyim varsa dökülüyordum :))) Tşkler arkadaşım zevkle cevapladım mimi :)
      
Ada ve Biz,
Hayatın Yönü Kuzey,
Annesinin Mimosu,
Aslı Elif Malcı,
Kartopum Yaz Güneşim veee
Çorap Ailesinin Maceraları.......Mimlendiniiiiz :)

22 Ocak 2013 Salı

Büyükbabanın Doğum Günü...

     kuzum akşam elinde kendi çizdiği bir resimle geldi, ta taaaam...diyerek bana gösterdi, sonra da başladı anlatmaya 'bu sensin, bu benim, bu babam, bu alenina, bu stelina, bu kelina....' kalabalık bir toplumu çizmiş belli :))
     Yukarda mavi bulutlar ve sağ üstte güneş varmış, en altta çimler yapmış, insan resimleri İTİ ye benziyor :)))
     Akşam biraz ders çalıştık, baktım baya geride kalmış, ihmal etmişiz kızımı bu konuda, hemen elimde olan alıştırma kitaplarından ikisini aldım önüme, kuzumu da aldım yanıma, yarım saat güzelce çalıştık. Yalnız şöyle bir huyu var, beni dinlemektense, önce kendi doğrusunu söylüyor ve bundan şaşmıyor. (klasik Akrep burcu kadını)Bu nedenle en sonunda sinirlenen ben...usulca masadan kalkıyorum. Ben kalkınca aşkım devralıyor. Yarım saate kadarda babasıyla çalıştılar, daha uyumlular beraber çalışırken. Bundan böyle her akşam biraz çalışıcaz ki, eski günleri gibi alıştırmaları kolaylıkla yapabilsin.
     Bu aralar-yazdan buyana, kendini bebeklere verdi, en iyi oyuncakları bebekler oldu ve kendini daha çok bebek oyunlarına verdi, daha önceden ise en iyi oyuncakları aktiviteli oyunlardı, yapbozlar, kitaplardı.
     Şımarıkım benim :)) Akşam kızımın büyükbabasının doğum günüydü, telefonla kutlayalım dedik, eşim konuştu, ben konuşmadan önce uyardım eşimi, kuzuma haber versin, oda kutlasın diye. Ben konuşurken geldi kuzu, hemen aldı tlf.u eline ve 'bana hangi bebekten aldın büyükbaba? kanatlı mı?' deyiverdi...tabi yine ağzım açık kaldı. Yine diyorum çünkü bir akşam önce tlf.da ablasıyla konuşurken kulağıma çalındı:'bana bebek getiiiir' deyiverdi, hemen sessizce müdahale ettim;'bir daha duymuyacağım, sakın kimseden birşey isteme, hiç hoş değil.' diye.
      Büyükbabasıyla telefon konuşması bitince aşkım açıklama getirdi konuya, meğer büyükbabasıyla konuşsun diye kuzumu kandırmış :(( Adamcağızda şaşırmıştır, ne bebeği diye :)))
NOT: aşkım bizi İzmir e götürmekte kararlı ama bu seferde ben kararsız kaldım. Aleyna gelmeden evde hazırlık yapsam, yemekleri pişirsem, pasta börek yapsam, ona oyuncak alsam vs. diye düşünür oldum, hep beraber gitsek, döndüğümüzde ev buz gibi, hiçbir hazırlık olmamış olucak...bakalım...son anda gelir benim aklım.

21 Ocak 2013 Pazartesi

İzmir Yolcusu Kalmasıııınn...

     Bu Cuma aşkım İzmir e gidecek, kızını, kuzumun ablasını getirecek bize. Malum, yarıyıl tatili geliyor. 1 yıldır görmüyorduk Aleyna yı. kuzum belki kardeş sevdasından vazgeçer, ablası yanında olunca. 15 gün boyunca özlem giderirler, eşimde kızıyla vakit geçirmiş olur. Kocaman olmuş Aleyna, büyükannesinden haberler öyle geliyor, şuan tam 10 yaşında. Elimde eskilerden kalan, kuzum henüz 7 aylıkken İzmir de çektiğim bir foto var. Yenilerini bulamadım foto arşivimde.
     Fotoyu büyütüp baktım da şimdi :)))) kuzum nasıl çatıkkaşlı bir bebekti yarabbim, aklıma geldi...korkardım, bu kız zaten akrep burcu...birde çatık kaşlı...sinirli huysuz bir kızmı olucak diye, çok şükür güleç, hayat dolu bir kız ama kaşlar çoğu zaman çatılıveriyor... Ablasına bakıyorum, nasıl masum, nasıl sevecen bir gülüş atmış...gerçekte de öyle, mutlu sevimli ve saf bir kız, yani iyimser maşallah. kuzum babasına çekmiş sanırım, babamızında çoğu zaman kaşları çatıktır :)))
     Anneeeeem...fotodaki ince bacaklar benim kızımın mııı? :))) çöp bacaktı benim kızım, hele o aylarda nasıl kötü kusardı, yediğini dışarı atardı kuzum. Şükür geçti gitti o kara günler.
     Asıl konuya geleyim; kuzum ile ben, aşkıma eşlik etmek istiyoruz İzmir yolculuğunda. Henüz netleşmedi ama, bize de yol olsun...dura dura biryerlere gidelim...ben çok seviyorum gezmeyi(kim sevmez demeyin). Hem kv.-kp. i görmüş, kendimizi de göstermiş oluruz, hem de değişiklik olur bize, yola gitmeyi özledim. Cuma yola çıkar, pazar döneriz ne var :))) Dur bakalım ne olucak...

Ailece...

     Uzun zamandır, ilk defa kızımla başbaşa kaldık ama ne kalma, dolu dolu geçti Cumartesi günümüz. Akşamdan düşünmeye başladım, çünkü Cumartesi aşkım nöbete gidecekti ve biz kızımla yanlız bir gün geçirecektik. Hımmm...acaba ne yapsak...tüm gün temizlik yapsam, akşama da güzel mamalar pişirsem...yok yok...gün boyu evde aktivite yapsak...sonra mamalar pişirip yesek...yok yok...diye diye uyumuşum. Sabah uyandığımda...kafamdaki ampul yandı...boşver işi gücü mamayı...kızını al alışveriş yap, oyun alanına götür, oyuncakçıda ve kitap dükkanlarında vakit geçir ama sadece onun için...öyle de yaptık...sadece kuzum için:
     Kahvaltı sonrası, hazırlanıp çıktık evden...doooğru Armada AVM. ye, en yakın yer bize burası. Baktık dışarda lapa lapa kar yağıyor...çıkışta kartopu oynarız diye sözleştik :)
     İlk olarak Remzi Kitapevi ne girdik, nerdeyse 1 saatimizi orda geçirdik. kuzum tüm kitapları inceledi, kendince okuyup hikaye yazdı :))) En sonunda çanta şeklinde bir aktivite kitabını almaya karar verdi. Bense ona türlü türlü sayılar ve saatle ilgili aktivite kitabı beğenmiştim ama ikna edemedim. Almaya karar verdiği kitap daha çok 6-7 yaşların yapabileceği, balerin kızları giydirme kitabıydı. İçinde kağıttan kumaşlar, patron ve çıkartmaların olduğu bir kitaptı. Yapamazsın demiş olsamda vazgeçmedi. Neyse dedim alalım, birde Çınar için hayvanlarla ilgili bir kitap aldık çıktık.
     Ardından çocuk mağazalarının olduğu kata çıktık. Ben kuzuma çamaşır seçerken, o da oyuncaklarla oynadı, sonra elinde minicik bir ayakkabıyla yanıma geldi; 'anneee baksana ne kadarda şiriiin, bunu küçük kız kardeşime alsak olmaz mııı?' Gülmekten patlıyacaktım. 'ama kızım senin küçük kız kardeşin yok ki' Satış elemanı aldı ve kasaya götüreceğini söyledi minik ayakkabıları :) Ben de kurtulmuş oldum böylelikle bunları almaktan :))
     Sıra oyun alanına gitmekte deyip, sevinçle hoplaya zıplaya yürüdük kızımla. Armada da yeni bölüm inşa edildiğinden, pek çok oyuncak durdurulmuş, diğer bölüme taşınacakmış. kuzumun çok fazla seçeneği olmayınca 2 oyuncağa binip bir kısmına da jeton atmadan binip çıktık alandan. Gitmeden önce uçan balon istemişti benden, ben de söz vermiştim ama yokmuş Armada da baloncu. Sorduk soruşturduk...bulamadık. Biraz üzüldü ama sonra 'neyse anne, başka avişveviş merkezinden alırız' dedi.

     Bu kadar hareketten sonra...karnımız sinyal verince...hadi dedik hamburger yemeye. Hemen oyuncağını seçti, bir diş perisi(sinek kuşu). Karnımızı doyururken çoktan yeni kitabını incelemeye başlamıştı bile. Evde yapıcaz bunu, makas kalem gerek diyerek ikna ettim de bıraktı miniğim kitabını ama hep elinde taşıdı, yanından geçenlere gösterdi kuzucum. Bu arada oyuncakçıdan Winks(yazılışı yanlış olabilir) kızı Blumm u aldı, birde fülüt.
     İyice yorulmuştu kuzum ama bir o kadar da heyecanlıydı, eve gidip hem Winks CD. sini izliyecekti, hem de yeni kitabındaki balerinlerini giydirecekti. Birer Milli Piyango bileti çektik, Kipa ya da uğradık ama birşey almadan çıktık. Dışarda kar vardır diye heyecanlandı miniğim ama yağmur yağmış, yağan karı alıp götürmüş. Birbirimizin fotoğrafını çektik, sevinçle eve döndük.                                                                                                                                     
     Sokağa girince baktık alt komşumuz torunu Yaman ı gezdiriyor. Onlarla beraber evlerine gittik, biraz oynadı kuzucum. Sonra sağolsun Fatma abla 3 kase yemekle bizi evimize uğurladı. Hemen kuzuma yedirdim yemekleri, acıkmış kuzum. O oyuncakları ile oynarken ben ekmek pişirdim. Tarifi sanırım Ekmekçikız dan aldım. Harika ekmekler yapıyor kendisi, bu yaptığım poğaça olarakta yapılabiliyor.
     Yaptığım hamurdan 2 parça ekmek çıkınca, hemen bir parçasını komşum Fatma ablaya indirdim. Kendime de mükellef bir kahvaltı hazırlayıp, tereyağ pekmez eşliğinde, TV. nin karşısında mis kokulu, sıcacık ekmeğimle yedim.
     Beta balığımız(Yıldız)ı yıkadım, yemini atıp yerine koydum.
     Akşam üstü evde canım sıkılınca...hadi dedim, evi bir güzel silip süpüreyim...yaptım da. Toz almaya halim kalmayınca...amaaan dedim, o da kalıversin :)) Sonra kızımla reçel ekmek faslı yapıp, sarılıp uyuduk.
     Sabah aşkımın zil sesine uyandık, saat:09:00. Kahvaltımızı yapıp yine çıktık evden...bu sefer istikamet Etlik, anneanne ziyareti, Etlik yürüyüş yolu ve park. Bol bol temiz hava aldık hepberaber. Özlemişiz yürümeyi.
                            Adettendir diyerek bu aile tabelasının önünde fotoğrafımızı çekindik :)

                                                     Bu fotonun ismi: Baba-Kız Aşkı
     Ardından kuzumun meşhur gemili parkına uğradık, oynadı koşturdu epeyce, ordan da anneanneye gittik, yemeğini yedi kuzum, kendini sevdirdi bizlere bol bol :)
     Eve dönüş yolunda uyudu kuzum, evde de devam etti uykusuna. Yemeğimizi hazırlayınca uyandırdık nazlı kuzumu, hep beraber güzel bir hafta sonu geçirmenin huzuruyla erkenden uykuya geçiş yaptık ailece :) Dilerim herkesin evi böyle sıcacık sevgi dolu olup taşar :) Amiin.