19 Haziran 2013 Çarşamba

Katmer Poğaça & Pileli Börek & Patates Rulosu

      Geçenlerde aylık günümüzü yapmıştık arkadaşlarla. Yaptığım pasta börek listesi ve tarifleri hakkında bilgi vermeyi borç bildim. Sonuçta bir emek var ve bende emeklerinin karşılığı tanıtımı yapmalıyım diye düşündüm. Özellikle de 3 tarif var ki, bunları ilk defa yapıyorum ve kesinlikle belirtmeliyim ki; harika şeyler üçüde.
      Katmer Poğaça sevgili bloger Hatice Hanımın (marmelattt) blogundan alıntıdır. Arkadaşlarım bu tarifi çok sevdiler, Hatice hanım nasıl yaptıysa, bende aslına uygun yaptım, tek fark biraz kalın açmışım, ayrıca içine kıyma koydum, çünkü hazır yufkadan yaptığım Pileli Börek, peynirli olucaktı. Ben gün hazırlıkları aşamasında yaptığım yiyeceklerin tek tek fotosunu çekmeyi unuttuğumdan, sofrada görebildiğiniz kadarıyla, katmer poğaça, patates rulosunu görebilirsiniz.
      Patatesli ruloyu hangi blogtan aldığımı unuttuğum için, yayınlayıp emek verenden özür diliyorum. Öyle çok sevildi ki anlatamam, salata olarak servis yaptım, görüntüsü de nefisti. Tarifinde uygulamadığım tek ayrıntı;rulo yapıldıktan sonra, üzerine sarmısaklı, mayonezli yoğurt sürmemem oldu ama yemek masası için hazırladığımda, kesinlikle bu karışımıda uygulayacağım kesin.

*****Pİleli börek, yıllardır takipte olduğum, tariflerini hiç çekinmeden yaptığım ve beni asla utandırmayan güzel yemekler yapıp bana ilham veren 'Portakal Ağacı' sitesinin sahibi Hatice hanım dan aldığım, görüntüsü çok çok başka, tadı ayrı bir alem olan bir börek, kesinlikle yapmalısınız. Ben bir kısmını peynirli, azbir kısmını da kıymalı(katmer poğaça içinden artmıştı) yaptım.Arkadaşlarım bu tarife de bayıldılar, tabi bende öyle. En kısa sürede yapmalıyım tekrar. Bunda da tek fark, börek piştikten sonra, üzerine halis muhlis Trabzon tereyağını sürdüm, yumuşasın, mis gibi koksun ve tadına tat katsın diye. Unutmadan, tepsiye birazda çörek otu serpiştirdim :) Afiyetle yedik.

18 Haziran 2013 Salı

' Bitislek '

      Cuma akşamı annem geldi İstanbul dan, çok özlemiştik annemi. Kızımla güzel bir yemek hazırladık balkona beraberce. Saati gelince de AŞTİ den karşılamaya hep beraber gittik. Annem şaşırdı bizi de görünce, evde güzelce yemeklerimizi yedik, balkon sefasında çaylarımızı içtik,anneannesi yokken aldıklarını, kreşte yaptıklarını gösterdi, anlattı bir bir, hiç susmadı gece boyunca. Gece de anneannesiyle paylaştı odasını.
     Ertesi sabah aşkım güzel bir kahvaltı hazırlamış balkonda bize, uyanıp mis kokulu çaylarla kahvaltı yaptık. Annem Trabzon un yaylasından toplatıp getirdiği papatyaları da kattırdı çaya, öyle güzel bir tat, miz gibi bir koku oluştu ki çayda...hatta aşklarım sadece papatya çayı içtiler. Köy tereyağı, has dut pekmezi, peynir(ev yapımı) getirmiş gelirken, kızıma sağlık olsun diye diye yedirdim.
      Hazırlanıp çıktık annemi evine bırakmaya. Öncelikle annemin evini bir güzel temizledim, babam hem duvarları, hem kapıları boyamış, pekte kirletmemiş etrafı aslında ama annemin içine sinsin diye, dip köşe temizledim. Sonra da güzel bir duş aldım, yemeğimizi yiyip çayımızı içince 'hadi bakalım, şimdi sıra sana bisiklet almaya gitmekte' Annem kuzuma bisiklet almaya söz vermişti, her ne kadar alma, biz zaten alıcaz desekte, illaki ilk bisikleti benden dedi.
      Ulus a bisikletçiler caddesine gittik. bir bisiklet beğendi ama almamız mümkün değil, heryeri ince plastik, sanki 3 kez kullansa kırılıp dökülecek gibi duruyor, ikna edemiyoruz kızımızı...baya dil döktük, baktık olmuyor, bizim beğendiğimizi alıp çıktık dükkandan,bu arada feryat figan ağlıyor(aşırı derecede uykusu vardı, bisiklet aşkına uyutamadık). Neyse yolda anında uyuyuverdi. Anneme geri geldik, 3 saate yakın uyudu, uyanınca da evde bisikleti ile turlamaya başladı.
       Kendi evimize geldiğinde de bindi epey ama pedali çevirmeye gücü pek yetmiyordu. Bu arada hazır gitmişken babalar günü hediyemizi babama verdik, hemen giydi, ertesi gün bir daha gelmiyeceğimizi düşünerek gününü de kutladık :)
      Pazar günü iş arkadaşım Onur, eşi Hülya ve güzel kızı Nil ile birlikte brunch için yer ayırtmıştık Gölbaşı nda. Onları alıp gittik, kuzum çok heyecanlıydı ama arabaya bitisleği sığmadığından götüremedik. Bol bol kumla toprakla oynadılar, parkta güzel vakit geçirdiler ve maşallah açık havada çok güzel yediler kuzular, bizde keyfini çıkardık mekanın. Özellikle de kova takımını almayı iyi akıl etmişim dedim, çünkü en uzun vakiti onunla geçirdiler. Bizim içinde onlar içinde güzel bir babalar günü oldu.
      Bu gün ise aşklarım evdeler, mini bir kaçamak yaptılar canlarım :) Öğlen tatilinde eve giderken, birde baktım önümdeler :)) Meğer boş alanda bisikletle dönmeyi göstermiş babası, bende görmek istedim, baktım çok güzel öğrenmiş minik kuşum. Pedalleri de çeviriyor, döndürebiliyorda maşallah. Başardığı için kendi de çok mutluydu, hatta öyle hızlı sürüyor ki bisikletini, aşkım hemen lafı bana atıverdi(pek memnun değilde hızlı araba, bisikler vs. sürmeyi sevdiğimden) 'annesine çekmiş' dedi :)))
       Eve doğru giderken, bana da epey poz verip hava attı küçük hanım :))

Alışveriş

      Malum pazar günü Babalar Günü, bende eşime kot pantolon almayı düşünüyordum nicedir ama kendisini nasıl ikna ediceğimi bilmiyordum. Önceki akşam benden oyun odasına çadır istedi, ben de dün öğlen tatilinde yakın oyuncakçılara baktım, kızlara uygun olanı yok. küçük hanım prensesli olandan istiyordu. Lojmanda iken Dora lı bir çadırı vardı, çokça oynadı içinde ama bir zaman sonra oynamayı bırakmıştı, bende artık oynamaz diyerek, taşınırken çöpe atmıştım. Keşke saklasaymışım, şimdi yeniden istiyor kuzum. Dün akşam çadırı bahane ederek çıkardım evden aşkımı, ayrıca babalara da hediye almak gerekiyordu.
      A City Outlet e gidelim dedim, hem hediyeleri ucuza kapatalım diye :))) AVM.kapanmadan 2 saat içinde hem babalara, hem KV. me birer hediye aldık, aşkım pantolon istemedi, onun yerine ayakkabı+kemer aldı, kızımın çadırını alırken gördüğümüz 'asla kurumaz' yazılı atıştırmalıklar oyun hamurundan aldık, çok mutlu oldu, hatta geçen aylarda gittiğimizde tek başına binmek istemediği mini dönme dolaba dahi bindi, ayrıca prenses kum boyaması yaptı. Dönme dolaptaki hali haricinde foto çekmedim,aklıma gelmedi o koşuşturmaca da.

      Çıkışta felaket bir yağmur başlamıştı, herkes gibi bizde bir kenarda yaklaşık 10dk. kadar yağmurun dinmesini bekledik ama baktık dineceği yok, attık kendimizi açık otoparka. Arabaya binmemiz, otoparkta yürümemiz belki hepsi 2dk. sürdü ama resmen sırılsıklam olduk.
      Eve gelirgelmez banyoya girdik, bir güzel kendimize geldik, mis gibi giyinip salonda oyun hamurunu açtık, bir taraftan da aşkım mis kokulu çay hazırlamış, kuruyemiş, kuzuya da süt+kuruyemiş. Oturduk başına, camı açtık yağmur sesi eşliğinde...bize yeni setiyle, mısır patlattı, dondurma ve kurabiye yaptı, afiyetle yedik kızımızın elinden.
NOT: Bu yazı,Cuma günü yazılmış, ancak işyerimdeki internet bağlantısında sorun oluştuğundan bugün yayınlanabilmiştir.

13 Haziran 2013 Perşembe

Kızım Büyüyor(1)

      3 yaşından sonra ne kadar çok büyüdüğüne hepimiz şaşırmıştık aile olarak, yani en boydan değil kastım, akıl fikir olarak, hal ve davranış olandan bahsediyorum. İnsan gibi yemek yemeye, tuvaletini söylemeye, daha akıcı konuşmaya ve söylediklerimiz anlayıp, söz dinlemeye başlamıştı. 4,5 yaş ise çok daha farklı, daha bir büyümüş, iyice bir bilmişlik kattı kızıma. Bize akıl vermelere kadar götürdü işi, hatta eleştirmelere :)) aşkım diyorki;'bazen kreş dönüşü arabadaki konuşmalarımızda, öyle bir laf ediyor ki, şaşırıp kalıyorum, hatta verecek cevap bulamıyorum sorularına, sözlerine.'
      Aynen bendeki durumda öyle, çok ilginç sorular soruyor çoğunca, bazende hepimizin kullandığı, ne olduğunu bildiğimiz ama kelime anlamını tam olarak açıklayamayacağımız şeyleri soruyor. anne bu kelime ne demek? kelimeyi biliyorum ama O na anlatamıyorum tam olarak, yanımda bir sözlük bulundurmam şart oldu. Anlattıkça anlatıyorum ama tam kelime anlamını şak diye söyleyemiyorum :)) kendi kendime 'vayyy beee, şunun bile cevabını bilemiyorum, birde Edebiyat mezunuyum diye hayıflanıyorum'
      Sürekli evdeki kurallardan bahsediyor, hatta durumu ileriye götürüp eve gelen misafirlere de evimizin kurallarına uymalarını söylüyor 'yüksek sesle konuşmayın nüpteeen, evde top aynanmaz, bunlar kurallardır' şeklinde. Birde halen 2 yaşından buyana evde kullandığı lazımlık var ki...çok gülüyorum bu konuyu her açtığında. 4,5 dedim ya, 4,5 tan sonra bunu sorun eder oldu, ne vazgeçebiliyor lazımlığından, nede arkadaşlarının görmesinden hoşlanıyor.
       Hep hatırlatıyor bana ' anne bizim evimize arkadaşım gelirse, benim tulebetimi görmesinler, sen sakın söyleme onlara, sakııın, beni bebek sanmasınlar' diye tembih ediyor. Geçenlerde Zeynep Duru gelmişti ya hani, işte o zamanda birinin tuvaleti gelince, diğeri de tuvalete gitmek istiyordu. Z.Duru klozete gidiyordu, bizde küçük tuvalete gidip, kapıyı kapıyorduk ki .Duru lazımlığı görmesin. 'anne sıkı sıkı kapa kapıyı, beni görmesin' diye de tembihleniyordum :)))
      Evde küçük bir genç kız var, bunu hepimiz hissediyoruz artık, hemde çokça çeneli ve bilmiş olanından :))) Bu kime çekmiş diyor eşim, bazen bana çektiğini söylüyor ama ben hemen düzeltme yapıyorum 'ben liseye kadar hiç konuşmazdım, sadece gerekli hallerde, sessiz sakin bir kızdım' diye. O zaman da aklına benim en büyük ablam geliyor aşkımın 'yok yok, kesin Hülya teyzesine çekmiş bizim kız' :)))
       Gerçekten çok konuşuyor, hatta nefes almadan, sürekli konuşuyor, artık soru ve konuşmalarından çok bıktığımızda başımızdan atsak bile, bakıyoruz, oyuncakları ile konuşmaya başlamış cadı :))) kırılıyoruz gülmekten. Tabi işin şakası bu, konuşsun, istediği kadar sorsun kuzum, öğrensin ne varsa. Çoğu arkadaşım, hatta aşkım da bana çok sabırlı olduğumu söylüyor, çocukların isteklerinden çok zor sıkılıyorum, onlarca kez kalkarım onlar için, peşpeşe sorularını sayısızca cevaplarım, oyun kurarım,yediririm. E tabi benimde bir sınırım var, o zamanda öyle bir bağarırım ki :))) heeeeyyyyttt tutmayın beni :)))hepsi bu kadar, sonrada çok üzülürüm, gider anlatır, özür dilerim kızımdan 'kızım yeterince oynadık, konuştuk, sonra ben sana artık biraz dinlenmem gerektiğini söyledim, ekmeğini suyunu verdim :)))son damlama kadar sarfettim ama müsade istedim, sen böyle ısrar edip ağlamaya başlayınca üzüldüm...vs. vs.' diye konuşur, barışırız kızımla, sonra yine dibimde gezmeye başlar :)
 
*****Hani bir zamanlar odasının dağınıklığından bahsediyordum ya, işte çok ilginçtir, oda kalmadı, kendi kendine topluyor, ilk zamanlar bir-iki gösterdi bize, artık kendi topluyor ama gösterme alkış alma gereği de duymuyor. Maşallah 41 kere. *****Anneannesi 'cam güzeli' adında saksı çiçeği almıştı, kırmızı renkte(kırmızıya halen hasta), ayrıca mini yoğurtlardan çıkan tohumu ekmiştik beraberce bir mini saksıya(malesef tutmadı, ne olduysa artık ama onun yerine, fesleğenimizden koparıp iki dal diktiğim tuttu maşallah). İkisine de gözü gibi bakıyor, sulama işlemini bazen birlikte, bazende kreşten gelmeden, balkonu temizlerken, ben suluyorum. Ama hep ilgileniyor Kapımızı kilitleyip kilitmediğimizi hep kontrol ediyor.
 *****En büyük gelişmelerden biri de, evdeyken öğlen uykularına kendi gidip yatıyor, uykum geldi diyor, 'emme kolunu' ve 'köpüşünü' alıp yatağında uyuyor.41 kere maşallah :) Hafta sonu günüm vardı malum, uyku odası salona açıldığından, bu seste gidip yatmaz bizim kız, eyvaaah desemde çok şaşırttı beni, o kadar kahkaha ve sesli konuşmada dahi girdi yattı ve uyumuş, inanamadım, şükürler olsun, bu günleride gördük dedim :)
 *****Ayrıca eski kayıtlara bakamadım ama(tarih belirlemek için) bir süredir hiç ama hiç yanında yatmak zorunda değilim(aşkım nöbetçi olduğunda beraber yatıyoruz büyük yatakta).Hatta biz yatmadan önce yatağına gidiyor, lamba kapanıyor, köpüş ve emme kolu alınıyor, üzeri kapatılıp, iyi geceler dileniyor, uyusa da uyumayıp yatağında yatarak beklese de durum bu şekilde oluyor, genelde uyuyor ama gece ne yapsak boş, beni karşı kanapede göremezse, kalkıp yanımıza geliyor, yani gece mutlaka uyanıyor demek bu çocuk, şöyle deliksiz bir uykusu yok malesef, hiç olmadı. Ama eskiden ben yanında yatıyorken uyanmazdı, uyansa da beni yanındamıyım diye yoklayıp, uykuya devam ederdi bıcırığım. Eğer gece 12 civarı yattıysak ailece, sabahı buluyor, uyanmıyor tabi. Ama 10:30-11:00 suları yattıysak uyanır, beni yoklar. Bende genelde karşı kanepede sızıp sabahı ediyorum orda.

 *****Bu aya kadar bizimle hiç dizi izlemedi ama son haftalarda bizim dizilere merak saldı, anlamadım gitti, 'muhteşem yüzyıl ve umutsuz ev kadınları' izleyicisi oldu, birine sultanlar filmi, diğerine de yasemin başladı diyor. Özellikle de umutsuz ev kadınlarındaki yasemin e bayılıyor :))) He ne kadar istemesemde bunları izlemesini, bazen de büyüdü diye hoşuma gidiyor. *****Kızım Büyüyor serisi devam edecek, beni izleyin canlarım :))

11 Haziran 2013 Salı

Dolu Dolu...

      Son zamanlarda yaşananlar epeyce canımı sıktı, bir taraftan da umudumu yeşertti. Gündemi takip etme çabası, aynı anda da iş yerimde işlerimi yetiştirmeye çalışmak nedeniyle aksattım epey blogu. ***** 1 Haziran Cumartesi, babamı da alıp Göksu Park a gittik, eğlenceli, güzel bir gün geçirdik hepberaber. Sonra da babamı bizde misafir ettik (bir süredir annem Edirne-İstanbul civarlarında olduğundan), evde yanlız kalmasın dedik.
     Geçtiğimiz Cuma akşamı iş arkadaşım Onur daydık, yemeklerimizi yedik, ellerine sağlık Hülya cığımın. Daha önceki görüşmelerimizde Nil ve kuzum, aralarındaki yaş farkıyla çok oynayamıyorlardı beraber. Nil 3 yaşında, kuzum 4,5. BU sefer çok güzel anlaştılar, hep ablalık yaptı, Nil i hoş gördü, bizde rahat rahat sohbet edebildik.
     Bu Cumartesi aylık günümüz bendeydi, aşkım Cuma günü izinli olduğundan temizliği yapmıştı, bende Cumartesi rahat rahat sadece pasta börek işine giriştim. Epey şeyler döktürdüm kendime göre. Harika bir gün oldu bizim için. İnsan sevdikleri için hazırlık yaptığında gerçekten hiç yorulmutor, sadece memnun olmuş olmaları yetiyor.
     Henüz yılsonu gösterisine ait fotolar elime geçmedi, en yakın sürede yayınlamak ve neler yaşadığımızı anlatmak isterim :)

28 Mayıs 2013 Salı

Gökkuşağı Kek

     Yine dolu dolu bir hafta sonundan daha merhaba :) Tatlı bir yorgunluk var üzerimizde, dün elim kolum kalkmadı yorgunluktan,bugün daha iyiyim şükür. Cuma akşamı geç yatınca, cumartesi geç kalkmak farz oldu, geç kalkınca da tüm gün uyuşuk geçti. Kahvaltı sonrası evle uğraştım hep, sonra kuzumla yeni bir kek denemesi yaptık, gökkuşağı kek.
     Sanırım benzerini 'marmelat' ta okudum,o buton kek ti ama biz gökkuşağı koyduk adına. 3 renkten oluştu, evde yaptığımız normal keki, 3 kaseye böldük, içlerine farklı renklerde gıda boyası ekledik ve karıştırdık, sonrada sırasıyla kalıba aktardık. unutmadan yazayım, ilk olarak kalıba, ıslatıp şişirdiğimiz kuru üzümleri koyduk ki, ters çevirdiğimizde üzümler bize baksın. Ev yapımı meyve suyumuzla beraber, balkonda masamızı hazırladık, kekimizde pişince, afiyetle yedik. Kuzum ev temizliğinde bana yardım ediyor artık, umarım çocuk işçi çalıştırmaktan içeri alınmam :)) İşler bitince bir uçak çalışması yapmış, bu barbiler de uçakta yolculuk yapıyorlarmış:
     Yemek ve uyku fasıllarıda bitince, akşam üzeri güneş te batmak üzereyken çıktık dışarıya. Hava hafif serinlemişti, yürüyüş yaparak Bahçelievler e gidelim dedik. Bu aralar Konya yolu genişletiliyor,
      Acayip şekilde yorulmuş olarak döndük Bahçeli den, son 10 dk. lık yol bana ölüm geldi resmen,dizlerim tutmadı ama bir gayret yürüdüm.
*****Pazar günü mis gibi kokularla uyandım, aşkım yine döktürmüş, güzel bir kahvaltı hazırlamış, uyandırdı bizi, bizde miskin miskin kediler gibi birbirimize sürtünerek uyandık :) Saat 10:30 suları. Sonra bir hız hazırlandık ve Dilek cimdeki güne yetiştik, yetiştik diyorum ama tek çocuklu aile olarak, günlere ilk gidende biz oluyoruz nedense :)) Hepsi geç kalıyorlar. Dilek cim döktürmüş yine, diğerleride tek tek dökülünce...sohbet, kahkaha...

24 Mayıs 2013 Cuma

Sarı Papatyam

Kuzucum çoktandır babasının işyerine ait tesislere gitmek istiyordu, akşam yine erken çıkmışlar iş-kreşten, çıkışta gelip beni aldılar, dooooğru yemeğe gittik mekana. yemeğini yer yemez oyun alanına gitmek istedi, bizde çayımızı içerken sohbette edebildik başbaşa. Sonrasında, bahçedeki parka götürdük , orda da bol bol foto çektim, çekildim :))
      Malumunuz her sabah kahvaltısını babasının elinden yiyor. İlk defa aklıma geldi, anısı olsun dedim, çektim fotolarını...aşkım halime güldü 'nerdeyse her anımızı çekiyorsun' dedi. haklı valla, aklıma gelen heran, makine elimde :)))
      Eskiden böyle tutturmaları yoktu ama şimdilerde ısrarı öğrendi. Parktan çıkmak istemedi, 'hemen gidiyormuşuz, biraz dahamış..vs.' Gerçi tuttursa da diretmiyor şimdilik, biz hadi deyince söylenmeye başlıyor ama bir taraftan da arkamızdan geliyor :))

23 Mayıs 2013 Perşembe

Trambolin i seviyor

      Bir haftalık aradan sonra bu Pazartesi kreşe başladı. Annemdeyken uyku ve yemek düzeni tamamen değiştiğinden, hafta sonu sabah 10 lara kadar uyudu,akşam da 12 lerde uyudu malesef. Pazar akşamı da çok geç yattığından, Pazartesi sabah uyanmakta zorlandı, doğru dürüst kahvaltı yapamadı. Akşam geldiğinde de çok sinirliydi, nerdeyse herşeye kızgındı, sarılıp yattım kuzuma. Ertesi gün daha iyi gitti kreşe, dün de babası nöbetten çıktığından, beraber evde takıldılar. Salı akşamı kuzumla Armada ya gittik, yemeğimizi yedik, bir güzel alışveriş yaptık. Ayakkabı aldım kuzuma. Giydikleri önden epey darbe almıştı.
      Geçen yıl almak istediğim bir ayakkabıyı bulup aldım. Hem deniz-havuz da, hem park-bahçe de, hem de kreşe giderken giyebileceği birşey. Ancak kendisi hiç beğenmedi. süslü değilmiş. Girdiğimiz mağazalardaki yardımcılara 'önünde kurdele olsun, kapalı olsun ve kızmızı olsun' şeklinde isteğini anlattı ama ben de kapalı istemediğimden alamadık. Aldığımız ayakkabıyı giymesi için önce oturup anlattım nerelerde giyeceğini, neden aldığımı vs. sonra da rüşvet adına; çocuk makyaj malzemesi almak zorunda kaldım. Foto da görünen yeni ayakkabıları: Birde kreş içinde giyebileceği, yazlık bir ayakkabı yada sandalet daha lazım, bakalım yakında onuda buluruz, yalnız bu kadar seçiciyken, işim zor...

*****Uzun zamandır arkamdan ağladığını hatırlamıyorum. Dün sabah babasına teslim edip, evden ayrılırken arkamdan epey ağladı 'anne gitmeee, beni bırakmaaa, bende seninle geleyiiim' diye diye bağardı, hatta balkona çıkıp, ellerini açıp çağardı, ağladı yine. İçim sızladı, canım yandı, kendime gelebilmek için dua okuya okuya gittim işe :( Öğlen tatilinde yine evdeydim, yemek yiyip ayrılırken, yine aynı manzara, kuzumun gözyaşları nasıl aktı...niye böyle oldu anlamadım :(( *****Akşam iş çıkışıma gelmişlerdi baba-kız 'hadi, dışarda yiyelim' dedi aşkım. Tigem e gittik, iyiki gitmişiz, buraya genelde hafta sonu gidiyoruz, çok kalabalık oluyor, ayrıca oturacak yer bulmakta zorluk çekiyoruz.

     Kesinlikle hafta içi yine gitmeliyiz. Kuzum bir güzel oynadı, yemeğini çok güzel yedi, hatta ben bitti derken, geldi tepsiden kendi kendine alıp yine yedi, 41 kere maşallah. Sonra kendine küçük arkadaşlar buldu, onlara akıl verdi :))Sen şurda dur, sende şurda, hayııır o çok tehlikeli, yapma... :))         Şimdiye kadar Trambolin denemelerimiz hep başarısız olmuştu, ya biz isterdik zıplamasını, yada kendisi niyetlenirdi ama ayakkabılarını çıkarıp içeri girer girmez anında çıkardı zıplamadan...taaaki Nisan sonu Erzincan daki çocuk oyun alanına gidene kadar. İlk defa orda, Azra ablasıyla zıpladı Trambolin de. Çok sevinmiştim, hatta ablama anlatmıştım, korktuğunu. İşte Ankara daki ilk trambolin denemesi, yok yok ne denemesi sanırım 20 dk. kadar zıplayıp durması; 22.05.2013 tarihineymiş kısmet :)) Çok sevindim, çocuklar içinde çok faydalı bir hareket olduğunu bildiğimden, süreyi mümkün olduğunca uzun tuttum,yüreklendirdirdim kızımı.
     Bu aralar birde kreşle ilgili sıkıntısı var: Yılsonu gösterisi için çalışma yapıyorlarmış,  'kedi' :)))) rolündeymiş. Bunu istemediğini söylüyor sürekli, 3 kız 'gül', 3 kızda 'kedi' imiş. 'ben gül olmak istiyorum' diyor :))) Oturup konuştum, her rolün güzel olduğunu vs. ama haklı yaaa, gül varken...kim kedi olmak isterki :))) Sonra salı akşamı bana şöyle birşey söyledi 'anne biliyormusun? Kedi olmak demek miyavlamak demek değilmiş, sadece şarkısı varmış, o söylenecekmiş' içimden epey güldüm, rahatlamış kuzucum.

21 Mayıs 2013 Salı

Süper Bir Hafta Sonuydu :)

      İnanılmaz derece de dolu geçen bir hafta sonu oldu bizim için, üstelik tamamiyle sürpriz olarak gelişti. Cumartesi günü yüzme kursu vardı, iptal edildi. Bu arada canım arkadaşım Ezgi ile haberleştik, güzel kızı Zeynep Duru ile geldiler bize. çok sevindi, tabii biz de çok sevindik, bir süredir görüşememiştik, havalar kapalı olunca, insanın içinden de birşeyler yapmak pek gelmiyor malum. Önce yemeklerimizi hazırlayıp bir güzel balkon keyfi yaptık yemek yerken. Çocukların karınları doyunca, attık onları oyun odasına 'serbest gün' ilan ettim üstelik. Oda halk pazarına döndü birkaç dakika da :)))
      Yemek sonrası şarkılar, türküler başladı...bize güzel bir konser verdi :) Kulaklarımız şenlendi. Ezgi cim eli boş gelmemiş, getirdiği pastayı üflettirdik çocuklara, çok mutlu oldular kuzularım :)              Hava kararmaya başlayınca, balkon sefamız yeniden başladı. Çok çok eğlendik, dertleştik, harika bir akşamdı, tek eksiğimiz Recai idi, inşallah yakın zamanda oda aramıza katılacak, hep beraber nice eğlenceli günler geçireceğiz.
 ***Pazar günü, tlf görüşmeleri sonucu, Yasemin lere çaya davetliydik. Evleri bahçeli, ayrıca Dost ve Ares adında 2 köpekleri var. kuzum onlarla çok iyi anlaşıyor, biz korkuyoruz ama kuzum köpeklerle sarmaş dolaş resmen :)) E birazcıkta attım tuttum :)))
      Harika bir hafta sonundan sonra, dinlenmiş, neşelenmiş bir şekilde yeni bir haftaya başladım, tabi aşklarım içinde aynı şey geçerli. Her günümüz böyle geçsin inşallah :)

14 Mayıs 2013 Salı

Anneler Gününüz Kutlu Olsun...

      Günlerdir yazamadım buraya, işyerinde denetim var, iş dışında nişan, misafirlik vs. derken zamanım olmadı. Postlarımın birikmesinden hoşlanmıyorum, anı anına yazmayınca unutuluyor ayrıntılar. Cuma akşamı aşkım bilgisayarın başında açmış şarkı türkü söylüyor, müziklerini bir yerden indirmiş, sözleri de yazılı bulmuş, güzel bir konser verdi saatlerce, bende hızımı alamayıp ütü, yerleştirme vs. ne iş varsa yaptım, arada konsere katıldım tabi ama evde birileri şarkı söylüyorsa...benim ev kadını ruhum canlanıveriyor ne hikmetse :)))
      Derken iş bitti, şöyle bir çay demlesem de balkonda içsek derken, alt komşum geldi aklıma, hedi çağaralımda beraber içelim çayı dedik. sağolsunlar kırmayıp geldiler. Çayın yanına verebileceğim tek şey kuruyemişti ama yabancı sayılmazlar diye dert etmedim. Onlarda konsere katıldılar, hep beraber baya bir çoştuk, balkon keyfi de yaptık.
       Cumartesi aşkım nöbetçiydi, işyerimden çok sevdiğim bir arkadaşımın nişanı da vardı aynı gün. Dolayısıyla kuzumu anneme bırakıp, kuaför işlerimi hallettim. Nişan çok eğlenceli geçti, tüm iş arkadaşlarımla keyifli bir akşam geçirdim. Bu arada kuzum halen anneannesinde, bu hafta tümüyle orada kalacakmış. Annem haftaya Edirne ye gideceğinden, bende kalsın biraz daha dedi. Hatta Edirne ye götürmek istedi de, o kadar da değil dedim...
      Özleriz biz kızımızı yaa. Bu akşam erkek kardeşim, annemleri de alıp gelicekler bize. Kuzumu öpüp koklayayım biraz. Hazırlık yapmak isterdim ama 5,30 iş çıkışım, ancak eve çeki düzen veririm herhalde, birde kek dökerim kolaycacık...bakalım yetişir mi? Dün akşam aşkım yine nöbetçi idi, kuzum da anneannesinde. Onlar yokken beni uyku tutmuyor, basbaya korkuyorum işte, gece yarısı sızıp kalıyorum yorgunluktan. Yine dünya ütü yaptım, dolapları ayıkladım biraz. Anneler gününde eşimin hediyelerini yerleştirdim mutfağa.
      Biz halen düşen dolap dolayısıyla eksilen tabak çanakları, yerine koymaya çalıştığımızdan...meğer ne çok şey varmış mutfakta, al al bitmedi :( Halen de eksikler var. Anneler gününde foto çekmemişim hiç, kendime de hayret ettim,makine ile bitişik yapışık yaşadığımdan... Annemi ziyaret ettik o gün, kuzum bizim elimizi öptü, hediyelerimiz verdi, bizde anneme verdik, uzaktaki yakınlarımızı arayıp kutladık. Tanıdığım tanımadığım tüm annelerin, anneler gününü kutluyorum, yavrularıyla geçirebilecekleri uzuuuun, sağlıklı ve mutlu yıllar diliyorum :)