6 Kasım 2013 Çarşamba

5 YAŞ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI

     Güzeller güzeli, narin, sevimli, içten, akıllı, duygulu, çoook hareketli, dilide oldukça kuvvetli, herşeyimiz kızımızın doğum günü kutlamasını yaptık 27 Ekim de. Gerçek doğum günü tarihi 28.10.2008, saat 13:15 tir :) Bu yıl aile içinde olmasını istedik, çünkü geçen yıl bayram tatiline gelmişti 28 Ekim ve aile fertleri de pek çok arkadaşta izinde olduklarından katılamamışlardı partimize. Annem, babam, erkek kardeşim, eşi ve oğlu, ablam ve 2 kızı katıldılar. İlerleyen saatlerde de alt komşularımız geldiler.
     Kuzum doğum günü için etekleri uzun, prenses elbisesi istiyordu benden, istediğim kabarıklıkta, gösterişli bir kıyafet aradım taradım...hem mağazalardan, hem de internetten bakmadığım yer kalmadı, bulamadım. Sonunda kafamda yanan ampül ile :)))...dedimki; niye ben tütü alıp kızıma dikmiyorum becerebildiğim kadarıyla. Tütü, beline lastik, altına astar, aynı renkte dikiş ipi, çorap ve kurdela aldım. Elbise şeklinde yapıcaktım ama hanım istemedi, böyle uzun etek olsun dedi, ben de üzerine ne giyeceksin dedimse de kabul etmedi. Tamam deyip gitiştim işe, önce bilmem kaç metrelik tülü belinden büzdüp ipe geçirdim, sonra bir güzel lastiğe büzgüleri eşit şekilde geleceği biçimde diktim.
     Bizimki 2 gün önceden yapılan eteği yerlerde sürüye sürüye giydi evin içinde :))) Etekleri sonradan biraz kısalttım ama kontes uzun kalsın istediğinden belli bir seviyede bıraktım. Sonra bluzunu neyle nasıl yapayım derken, aklıma astarlık kumaş geldi, kare yaka, kolsuz dikeyim dedim, kalan tüllerden de kollarına karpuz kol yaparım, kabarık, hani pamuk prensesin elbisesinin karpuz kolu gibi. Ya ne yaptıysam olmadı, çünkü kumaş astarlık olduğundan, el dikişi ile tutturamadım :)) heryerinden attı ipleri :)))
     Çıldırmak üzereyken aklıma terzi Hatice Abla geldi, yetiş yaaa Hatice dedim :))) Sağolsun bir güzel dikti makineyle bluzu, sonra karpuz kolu taktı yanlara. Bu kumaşı ben elimle dikemezmişim, öyle dedi abla :) Hııım sonra bu arada, taç aradım saçları için ama oda gösterişli birşey olmalıydı ve renk tonu tutmalıydı, bulamadım tabiykide :)) lila rengi bir taç buldum, mini çiçekli. Çiçeğini koparıp, tülden artan parçalarla kocaman bir papatyaya benzer bir çiçek yaptım, elcazımla diktim taça. Nefis oldu, yani ben beğendim :)))
     Bu sene, doğum günü karakteri olarak Tinkır Bel i seçti(ingilizce yazılışını bilmiyorum), tabak, bardak, masa örtüsünü öyle aldık. Pastasını da 4 küçük bir büyük balerin kızdan oluşan modelden seçti. Hediyeler verildiğinde, içinden elbise çıkanlara bakmadı bile :))) Oyuncak kutulu olanlar favorisiydi, neyseki gelenler yabancı değildi de ayıp olmadı :))) Eğlenceli bir 5 yaş doğum gününü daha geride bıraktık, nice sağlıklı, mutlu ve başarılı yıllar kızım, sevdiklerinle uzuun bir ömür gör inşallah, Allah ayırmasın kuzucum, bizi sensiz, seni bizsiz bırakmasın...Amiin :)

4 Kasım 2013 Pazartesi

Rakı Balık Ayvalık...

     Bayram postumu ancak girebiliyorum, iş yoğunluğu..vs. Çarçabuk karar verip, yerimizi ayırttık Akçay/Güre den. Sabahın 5 inde çıktık yola, kızımla uyuya uyuya saati 9 etmişiz. Karacabey de kahvaltı molası verdik. Sonra doooğru otelimize. Tabi daha odaya yerleşmeden yemeğe ve ordan da deniz kıyısına geçtik, manzara muhteşem, hava miss...Allahım bizi yine gönder oralara...şimdi fotolara baktım da...içim gitti içim ama her saniyesini sindire sindire yaşadım, kokuyu içime çektim, manzarayı aklıma kazıdım.
     Buralara gelirken, en büyük hayalim tabiki işyerimin otelini de görmekti ama, en çokta Bozcaada ve Cunda yı görmekti. Nasıl etkilendim anlatamam...ben buralarda yaşamalıyım, Bodrum, Marmaris, Antalya..kesinlikle değil. Yaşlandığımızda yerleşeceğimiz yer olarak en son buralara bakmak istiyorduk. Akçay çok anlatılıyordu ama kesinlikle kararımızı verdik biz, Ayvalık bizim yaşlanacağımız yer olmalı :)
     Akçay çok bakımsız ve ölü bir yer, bizim otelde olmasa, duramazdık orada, otelimizden çok memnun kaldık, tertemiz, yemekler ve hizmet süper, denizi, havuzu ve kaplıcası müthiş ama Ayvalık ta yaşayıp, otele gelip gitmeyi tercih ederiz. Bozcaada, mistik havaya sahip, genel eski dokusu bozulmamış bir ada, sakin, insana içhuzuru veren bir ada ama en fazla 2-3 saat kalınabilir orda, fazla gezecek vakit geçirecek yeri yok, deniz ise muhteşem ötesi.
     Bozcaada ya, müdürüm bir minübüs ayarladı, şoförü rehberdi, bizi bir üzüm bağına götürdü, sahipleri Güler Ada Reçelleri diye bir dükkan açmış, çok hoştu, reçel ve kendi bağlarından yaptıkları kırmızı şaraplarından aldık. Adanın dört bir yanını gezdik. Ada ya feribotla götürdü rehberimiz. Hem alışveriş yaptık, hemde mistik kokuyu içimize çektik.Çınaraltı Cafe de sakızlı Türk Kahvemizi içtik :) Bozcaada Kalesini gezdik. El deymemiş bir denizi var resmen, içimiz gitti seyre dalınca...
     Dönüş yolunda Zeytinyağı Fabrikasına uğradık, küçük bir müzede yapmışlar. Ben ve kuzum çok yorgun olduğumuzdan, ayrıca pekte ilgimizi çekmediğinden müzeye girmedik ama aşkım bizim adımıza da fotoğraflamış, çokta beğenmiş müzeyi, buyrun sizde görün;
     Bayramın 1.günü sabahı hazırlanıp Müdürümün aile ve arkadaş gurubuyla bayramlaştık(21 kişilik bir gurup),kalabalık olunca çokta zevkli oldu doğrusu :) Hava mis gibi olunca, kuzumu aldı bir kaşıntı 'havuza girecekmiş'. Ya hava çok güzel ama dışarda havuza girecek kadarda değil. Neyse dedim soyup bırakayım bakalım durabilecek mi? Tabi aşkım da mecbur girdi kuzumla.
      Yaa bizim çılgın kız suda kalmaktan, hem de buz gibi suda durmaktan hoşlanmasın mı? aşkım 'su çivi gibi soğuk, çıkalım' desede...dinlemedi hanfendi. 15-20 dak. durdular resmen. Çıkınca hemen kurulayıp doooğru kaplıcaya soktum bunları, tabi bende girdim, ısındılar mis gibi. Kaplıca minikler için en fazla 5 dak. önerildiğinden, kuzumu suda bekletmedim fazla.
     En en çok beğendiğim yer oldu Ayvalık ve Cunda :) Yine aynı grup, kendi arabalarıyla düştük yola, çok zevk aldım, herbir güzel yer yanyana dizilmiş buralarda, tıpkı k.deniz gibi; Akçabat,Vakfıkebir,Beşikdüzü...Ayvalık a vardığımızda kuzum arabada uyuyakalmıştı, pusetine yatırıp biz bir güzel pazarını gezdik, bir sürü doğal yiyecek aldık. Hele damla sakızlı Türk kahvesini ve kurabiyesini bayıla bayıla aldım. Herbir sokağını tam 2 saatte gezmişiz, Cunda için hareket ettiğimizde kuzum uyandı, hiçbirşeyden habersiz bakakaldı :))) Vardık mı diyor bize :)))
     Cunda ayrı bir alem yer, nasıl tarih kokuyor, o güzelim evler, sokaklar...inanılmaz sevdim, Ankara ya dönmek istemedim oralardan...Ada restaurant ta rakı balık Ayvalık yaptık, Taş Kahve de Türk kahvemizi içtik, magnetler ve yağlarınızı aldık(Özgün den).
     Cunda yı çok fazla gezemedik, yani didik didik edemedik, akşam için Akçay da programımız olduğundan kahve sonrası dönmek zorunda kaldık, çok çok sevdim herbiryerini, aklımda gönlümde kaldı oralar... Akşam Akçay a döner dönmez kıyafet değişimi yapıp anlaştığımız restauranta gittik, bizim gurup ordaydı. Yine rakı-balık-Akçay yaptık hepberaber, mezeler süperdi :) Bir süre sonra sigaralarda serbest olunca değmeyin keyfimize :)
Toplam 5 gün çabucak bitiverdi, yeni yerler görmek, keşfetmek, havasını solumak...işte ben buyum, hep yarınlara bakmak :)
     Dönüş yolunda ne kadar şehir varsa uğradık, oralara özel lezzetleri taddık. kuzum henüz 4,5 aylık karnımdayken de Eskişehir üzerinden, Bursa ve Balıkesir e gitmiştik ama biz şehir merkezinde vakit geçirmiştik. Şimdi bu kıyıları görmüş olmaktan oldukça mutlu olarak ayrıldık. Yolda, turşuluk, yemeklik ve kahvaltılık...nevaneler toparlayıp aldık, eve gelince de bir güzel şişeleyip, poşetledim cinsine göre onları, içim açıldı, çok mutlu oldum bu hazırlıkları yaparken :)