24 Ocak 2011 Pazartesi

Melek in Saçı - Nursel in Günü

İstanbul dan döndüğümüzün 2. günüydü kardeşim ve eşi bize geldiler, saçlarının yeni halini çekeyim, görmeyenler görsün istedim :) Bence çok yakışmış, annem sarı istiyordu ama aslına dönmüş, çok güzel olmuş :)
Cumartesi günü koltukaltımdaki dikişleri aldırdık ve Fikriye halam ile Emine yengemler ,Rukkiye halamlara geldiğinde oraya gittik hoşgeldine. Annemle babam geceden gidip orda kalmışlar. Onlarıda alıp geri döndük. Pazar günü ise Nursel cimde gün vardı. Aşkım arkadaşın eşiyle bizi bırakıp, hamama gittiler. Bizde eğlenceli, bol yemeli bir gün geçirdik. Çok uslu durdu kızım, ablalarla konuşup resim çektirdi :)
Kızımın ilk burnunu karıştırırkenki resmi bu :) Bana neden özel geldiyse :))) zaten burnunun yolunu bilmiyordu, ara sıra dokunmaya çalışsada pek beceremiyordu ama şu aralar grip olunca eli burnundan ayrılmaz oldu :)))

İstanbul-Azra nın Doğum Günü

Çok özlemiştim kuzularımı, ablamı, eniştemi ve İstanbul u...
Aşkıma gitmek istediğimi söylediğimde tamam dedi ve istersen 2 gün önceden annenle git dedi ama annem bizimle gelmek istemediğini, yolu artık çekemiyorum, dinlenirim deyince cuma öğleden önce çıktık yola. Yanımıza iş arkadaşım Hatice yide alıp gittik. Eğlenceli bir yolculuk oldu.
En büyük arzum Azra nın doğum gününde yanında olabilmekti.
Güle oynaya,eğlenceli molalar vererek geçirdik yolculuğu, kuzum, Hatice ablasıyla çok iyi anlaştı :)
İstanbul benim 2.evim gibi, ama sürekli kaldığım evim olamaz, sadece ayda birkaç günümü geçirdiğim evim, seviyorum havasını, kokusunu, manzarasını :)
Gittiğimizde ablamlar bizi bekliyorlarmış, kavuştuk, öpüştük. Kuzularımı çok ama çok özlemişim :) Azra cım çok heyecanlıydı, odasına bizim ve kuzumun resimlerini asmış, çok iyi anlaştılar, ne isterse ikiletmeden yaptı, onu memnun etmek için uğraştı kuzum :) Kızımda çok mutlu oldu, nerdeyse yanıma uğramadı o akşam. Biraz oturduktan sonra Hatice ye Kız Kulesini gösterelim dedik. Hep beraber gidip oralarda turlayıp resimlendik :) Hatice İstanbul a ilk kez gelmişti ve inanılmaz sevdi, beğendi :)
                   (Fotoğraf makinemin ayarı kaçmıştı, ertesi gün Eminönü nde düzelttirdim)
Azra ablası kızıma oyuncak hamur hediyesi almış, aparatlarıda çok güzeldi, heyecanla açıp, dakikalarca oynadı onlarla :)                                                                                                     
Akıllıların akıllısı, yakışıklıların şahı canım Utkum, ne saygılısın sen, ne akıllı...gülüşü güzel yeğenim...yok yok ben çok fena özlemişim kuzularımı ve bana yetmemiş hafta sonu görmek :(
Ablaların güzeli, güzel kalplisi ve eniştem değil abimmm benim o, ne kadar şanslıyım bir bilseniz, kurban olduğum Allahım ayırmasın, ağzımızın tadını bozmasın, çok seviyorum onları :)
Ertesi gün kahvaltı sonrası düştük yollara, Eminönü, kapalı çarşı, sultanahmet camii...gezdik, gezdirdik Hatice me :)

C.tesi günü evden çıkıp vapura bindik,vızır vızır başladı kuzum, tamam dedim uykusu var ve uyuyamıyor,mahvolduk yolda izde ama bizimki vapurdan inerken uyuyakaldı, kalış o kalış...inanılmaz şekilde ve hayatında ilk defa gündüz, aralıksız olarak tam 3,5 saat uyudu, arada babasıyla kontrol ettik bişeyimi var diye, ablamın evinin kapısına geldiğimizde gözünü açtı yavrum :)
Eve gelince Azra nın 15 kadar arkadaşını gördük ki, ev okul gibi olmuştu :) Hediyemizi sakladık ve sıcak-soğuk yaparak bulmasını izledik :)
                                              Buldu, açtı ve umarım beğenmiştir hediyemizi :)
Çok eğlendik, yedik içtik,sohbet ettik, ablam öyle çok hazırlık yapmışki tüm lojmanlara yeterdi herhalde yaptıkları, ellerine sağlık, bizi çok güzel ağırladılar ama tadı damağımda kaldı, inşallah yakın zamanda bize gelirler :)
Harika bir geceden sonra pazar günü kahvaltı yapıp vedalaştık, hava erken karardığından yola çıktık malesef, doyamadım, özlemimi gideremedim yeterince :( İyiki doğdun Azra cım, nice sağlıklı, mutlu, bol paralı ve başarılı yıllar geçirmeni diliyorum tüm sevdiklerinle :) Seni Seviyoruz miniğim :)

19 Ocak 2011 Çarşamba

Neler Oldu Neler :)

Yazmayalı hayli gün olmuş, sayamadım :(
Gezmelere gittik,banyolar yaptık, Seda larda buluştuk, kardeşimin doğacak oğlu için alışveriş yaptık, koltukaltımda tespit ettiğim yağ bezesini aldırdım, İstanbul a Azra nın doğum günü için gidip geldik :) Üstüne birde ana kız hasta olduk iyimi?

Annem masaj koltuğunda kendinden geçti ve aşkımda çok memnun kaldı :)))
Aşkım Karum daki resim sergisiyle yakından ilgilendi :)
Melek 4,5 aylık hamile :)
Sağolsun Melek bize güzel bir masa hazırladı :)
Seda cım süper hazırlanmış, bende bişeyler yapıcaktım ama kuzum sağolsun o gün sabah 2 kez çıkarınca moral ve zaman kalmadı ama zaten gerekte yokmuş, kendisi öyle güzel şeyler yapmışki :)
kuzumu daha önce yakın yaşlardaki arkadaşlarıyla gözlemleyememiştim, meğer ne cadı bir kızmış benimki :))) Elif in elinde ne görürse istedi ve hatta bir kez iki eliyle iteklerken gördüm, nasıl davranacağımı bilmediğimden Ülkü ye danıştım. Dikkatini dağıtmalıymışız. Ben 'kızım arkadaşına böyle davranma, elindeki oyuncak ona ait' falan gibi bir açıklama yapmam gerektiğini düşünüyordum :)))
      Nihan la Elif kreş çocukları olduğundan daha sakin ve söz dinler durumundalar, Öykü yse sakin ve gözlemci konumunda olduğundan bizimki onlara takılmamaya karar verince Kerem e sardı :))) daha önceden de tanıdığından başladılar erkek çocukları gibi koltuk tepelerinde zıplamaya :)))) Kerem le kuzumun apaçi dansı evlere şenlikti, görülmeye değer bir manzaraydı resmen :)))

                     Ben danstan geri kalırmıyım, çocuklara örnek olsun babında başladım döktürmeye :)))
Koltuk altımdan beze aldırdığımın 1 saat sonrasında Çınar için alışverişe çıktık, annem, kardeşim, Melek, kuzum ve ben. Çok güzel şeyler aldılar yeğenime, ilk kez hala olucağımdan çok heyecanlıyım. İyi günlerde kullansın hepsini :) Alışveriş sonrası yorulunca Simit Cafe de mola verdik. Beyaz TV. ile simit konusunda röportaj yaptık ama sipikerin söylediği saatte kendimizi göremedik :(.


Çok zevkli bir gün geçirdik hepberaber, sonrasında Melek saçlarını organik boya ile boyattı ve çikolata kahvesi saçları oldu, bende şekil vermek için kesim yaptırdım :) Son halimizin resimleri sonraki postlarda...
İstanbul gezimiz ve doğum günü ayrıntılarıda bir sonraki postta  :)


5 Ocak 2011 Çarşamba

Yılbaşında Hediyelendik :)

     özverili arkadaşlar sayesinde yapılan çocuk ve anneler arası yapılan yılbaşı çekilişine katıldım. İyikide katılmışım, hem kızım hemde ben çok mutlu ettim, umarım hediye yolladığımız anne ve bebeğide bizim gibi mutlu olmuştur.
     Gerçi komik şekilde gelen hediyeleri karıştırıp, çocuk hediyesini annelerin grubunda, annelerinkinide çocuklar grubunda yayınladım,yanlış kişilere teşekkür ettim ama ziyanı yok, gülmüş olduk sayemde :)))
     Anneler çekiliş hediyemi kızımın sanarak ona açtırdım. Sağolsun rana-defne çok güzel hediyeler hazırlamışlar;
kuzum hepsini kendinin sandığından 'süppiiiz' şeklinde bağrış çığrışlarla ve sevinçle açtı paketleri, hepsini bir bir inceledi ve çok sevdi :)
Çocuklar için yapılan çekiliş sonucuda becanim den gelen hediyeye bayıldı, bez bebekleri vardı ama çok düşkün olmayınca bebek almamıştık ona. Hediye gelen, bebek gibi bebek olunca çok oynadı,halada ara ara oynuyor :)

:)

     tanıştığımız arkadaşımız Seda ve Hasan, yakışıklı oğulları Kerem i görmek için hafta sonu pazar günü onlarda buluşmaya karar verdik. Ne iyi etmişiz de gitmişiz. Yolları bulamadık, baya baya kaybolduk ama en sonunda kendimizi evlerine attık.

      Hasan ın anneside onlardaymış, teyze çok tatlı ve tontonmuş, sohbet ettik, Seda nın güzel ikramlarının tadına doyamadık, hele Kerem in centilmenliğine söyleyecek söz bulamadım doğrusu; kuzuma tüm oyuncaklarını verdi, onu eğlendirmek için, bizimde iki çit laf edebilmemiz için elinden geleni yaptı sağolsun. kuzum çok eğlendi, bir ara Seda onlara müzik açtı, kendilerinden geçtiler, ardarda 4-5 defa aynı parçada oynadılar :))) hoş bir akşamdı, tekrar tşk. ediyorum :)

26. Ay Bitti - 2010 Yılbaşı Kutlaması

28.12.2010 itibariyle 26 ayı bitti aşkımın :) nice aylara yıllara birtanem :)
Artık kocaman bir kız oldu kuzucuğum,
*halen narin, halen hareketli, halen arasıra kusuyor, halen pütürlü yemiyor (az bir ilerleme var),
halen bez kullanıyor,
*çok iyi derecede konuşuyor, dili tam anlamıyla çözüldü,
*şarkılar söylüyor (ali babanın çiftliği halen hit parçası),
*'benim' duygusu iyice gelişti; evdeki herşey onun artık :),
*calliou, dora, gece bahçesi ve teletabilere bayılıyor, bıraksak sabaha kadar izler :), calliou ve dora gibi konuşuyor; hele bir olamaaaz deyişi var bayılıyorum, 'başardık,başardık, süppiiiz' diyor,
*biraz biraz bebeklere(oyuncak olanlara) ilgi duymaya başladı,
 *tam bir elbise delisi oldu; üzerimde elbise varsa kendide giymek istiyor, elbiselerini evde saklar olduk, yerli yersiz heran elbise giymek istiyor,
 *halen tanıdığı tek renk kırmızı(vodofon reklamları sağolsun), diğer renklerin isimlerinide biliyor ama tanımıyor,
*yapbozlarını kolaylıkla yapıyor ama halen biraz sabırsız olduğundan, yerlerine kolay yerleşmeyenlerden sıkılıp bana 'yap' diyor,
 *banyo yapmayı çok sevmesine karşın halen saçlara sıra gelince kaçmaya çalışıyor ve 'anne bitti' diyor,
*halen geceleri sütünü içiyor, hatta miktarı artırdı, bazen kendi sütünü kendi içiyor,
*okula takmış durumda :) nereye gittiğini soran herkese, ilk cevabı 'okula gidiyom' oluyor,
*parkta kaymaya bayılan kızım artık sadece salıncakta sallanmayı seviyor,
*En ama en güzelide, yani yazsamda ifade edemem duygularımı...canım kızım, nerden bulursun, nasıl ince bir ruhun var senin ki böyle içten, böyle yürekten vurarak sevindirirsin bizi; 'anneciğim, babacığım seni seviyom, seni özledim, c. verirmisin, c. seni seviyom, özledim' şeklinde konuşuyor ve bizi sevinç gözyaşlarına boğuyorsun, sımsıkı sarılıp öpüyor, gözlerinle gözlerimizle sevişiyorsun, nasıl sevgi dolu ve nasıl bu kadar tatlı sözlere sahipsin, seni çook seviyoruz kuzum,
*yaklaşık 1 aydır falan bizimle yatıyor, yani bazen hepberaber bizim yatakta uyuyoruz, bazende gecenin ilerleyen saatlerinde yanımıza gelip yatıyor, bazende yanımızda yatmak istemeyip beni uyandırıyor ve 'menim odam' diyerek onunla orda yatmamı istiyor, bize sımsıkı sarılıp uyuyor veya babasına ayaklarını bana başını yaslayıp uyuyor, yada tam tersi şekilde, biz böyle çok mutluyuz, kokusunu içimize çekip, sarılıp, bir yerlerini tutarak uykuya dalıyoruz :)
*bizim akşamları geliş saatlerimize göre kapı arkasında bekler ve ayak seslerimizi duyar duymaz kapı açılır 'anneciğim sen geldin' diyerek sarılır öper. Babası benden geç geldiğinden kapı ziline duyar duymaz yerinden zıplayıp koşar, colliou bile izliyor olsun, yinede kapıya koşar, babasını karşılar,öper 'c.ciğim' deyip sarılır ve tekrar ne yapıyorsa devam eder. Baba üzerini değiştirmek için odasına gittiğinde bizde yanına gideriz ve elbiselerini asıp üzerini giyene kadar oynaşıp konuşuruz hepberaber.
     Aklıma geldikçe yazarım, şimdilik bu kadar :)
Yeniyıl kutlamalarına gelince;
     Kızımıda yanıma alıp iş arkadaşlarımızla dışarda güzel bir gece geçirmeyi planladık, yer ayırttık, bizden başka diğer 2 aileyle olucaktık o gece. Annem biraz soluklansın, kendide eylensin diye kuzumu bırakmak istemedik o gece. Ayrıca yeniyıla kızımızla sarmaş dolaş girmek te istemiştik. Annem son anda fikir değiştirip (sanırım kızıma acıdı, helak olmasın diye) 'ben biryere gitmem o gece, bırakın ben bakarım' dedi bize. e bal daha tatlı :))) ısrar ettiysemde 'yok,ben bakarım, siz gidin' dedi.
      Hazırlandık, arkadaşlar bizi aldılar o akşam beraber gittik mekana. Mekan DSİ. Umduğumdan daha da güzelmiş ortam, sevgili Nursel, eşi ve kızları Ela, sevgili Şengül, eşi ve biz çok eğlendik, oynadık, içtik, gülüp konuştuk. 2.bahar şarkısını isteyip dansettik :)
2011 YILI TÜM SEVDİKLERİME SAĞLIK, HUZUR VE BOL PARA GETİRSİN :)

27 Aralık 2010 Pazartesi

Hafta Sonu AVM.ler...

      Kuzumun yaşadığı küçük kaza sonrası başlayan gezimiz bütün bir hafta sonu sürdü diyebilirim. Kış başlayalı birkaç defa, mecburi hallerde gittiğimiz AVM.lere sıkı bir başlangıçla start dedik :) Kışın malum Ankara da gidilecek yerler ya ev gezmeleri yada AVM.ler...
     Benim dayanıklı kızım, dikkatimi çekince ki bu ancak pazar günü oldu; sol ayağına sehpa düştüğünden, sol ayağını hafif sürüyerek yürüyordu ve babasına da gösterdim. Canım benim, ağrıyor bile demiyor, kendi kendine çekiyor acıyı...malesef bu huyunu benden almış :(

     Ankamall e gittik, amacım ordaki oyun alanlarında kuzumu eylendirmekti; Play Smart a girince, oyun alanına bakmak istedim, çocukları oraya bırakıp dolanabiliyoruz ya, bizde deneyelim dedik. Ancak yemek saatiydi ve o gün pek uyumadığından keyifsizdi, tabi ben bunu düşünemeden içeri kızı teslim ettik, pek isteksiz ve gözü arkada şekilde ablanın kucağında uzaklaştı ama aklım onda kaldı. 1 saatliğine verdik. Ben çok tedirgin olunca eşim ' bu ikiniz içinde bir deneme olacak, kreş için ön hazırlık farzet, bakalım duracakmı' dedi, hak verdim ama aç ve uykusuzken kızımın orda duracağını sanmadığımdan tedirgindim. Migrosa girip alışveriş yaptık, kasada iken eşimin tlf. çaldı, ben açtım. 'annesi, kızınız sizi istiyor,gelirmisiniz' diyen sesin ardından eşimi kasada bırakıp koşarak gittim. Ağlamış ama 'gözünde hiç yaş yoktu' dedi ablası, tabi beni görünce yaşda geldi :) Kucaklayıp yemek yedireceğimiz bir yer bulduk, karnı doyunca uykusu geldi ve pusetinde sızan kızımızı eve götürdük. Sonuç; bu tür bir denemeyi çocuğum aç ve uykusuzsa veya hasta ise bir daha yapmamak diye düşündüm.
     Ertesi gün Çarşı Outlet i gezdik, hiç beğenmedim, puseti arabadan çıkarıp, eşyalarını yükleyip çıkmaya bile değmeyecek kadar küçük bir yermiş. Ordan Kentpark ve Çepa, İpek ve adını hatırlamadığım İstanbul yolu üzerindeki bir sürü mağaza gezdik, Forum Ankara yı unutmuşum. 2 gün boyunca AVM. gezdik, çok ta iyi oldu, yemek yedik mağaza gezdik, kuzu da baya oynadı, mutlu mesut bir hafta sonuydu, bu arada Akay da c.tesi annemle benim randevumuzda vardı. Şükürler olsun ikimizinde sonuçlar iyi çıktı, özellikle annem çok sevindi, bir ara dr.a 'öpücem seni' dedi :)))
NOT:(sonradan eklenmiştir);
'yoot'-yoğurt
'penir'-peynir
'dökülüdü'-döküldü
'yi'-ye
'cınım'-canım

24 Aralık 2010 Cuma

Sultanın İlk Yılbaşı Kartı Geldi :)

      Akşam babası elinde bir zarfla geldi. Posta kutusuna bakmak babanın görevi olduğundan :),anahtarınıda kendi taşıyor. kuzuya gelmiş deyince hemen aklıma geldi; ablam birkaçgün önce adresi isteyip, Azra nın okulda yılbaşı kartı hazırlayacağını ve kartını kızıma göndermek istediğini söylemişti. Zarfı kendisinin açmasını istedim ve ona kendimce olayı anlattım. Oda ''aaaaaa'' diyerek merakla ve sevinçle zarfı yırtıp içindekini çıkarttı. Yılbaşı kartının üzerindeki resim ancak bu kadar cuk oturabilirdi diye düşündüm. kedi delisi bir kız, ilk öğrendiği hayvan seside miyavvv olduğundan, benimde çok hoşuma gitti. Zarfın dışında bizim ev adresi, arka yüzünde de ablamların ev adresi ve adresin üzerinde....................24.12.2010-11:00

     (Tamda bu yazıyı yazarken şok bir haber aldım kuzumla ilgili. Bu nedenle yarım kaldı yukardaki yazım. Telefon eden ablamdı, annemi aramış, kuzu çığlık çığlığa, öğrendiği kadarıyla, ayağına bizim evde sehpa düşmüş ve hem çok şişmiş, hemde morarmış, kırık veya çatlak olabilirmiş, hemen evi ara dedi bana. Aradığımda kuzum sesimi duyunca daha bir ağladı 'annesiğim seni seviyom' diyerek ağlıyordu, içim nasıl sızladı, nasıl yandı anlatamam, uçmak yada ışınlanmak istedim kızımın yanına, acısını bana ver Allahım dedim içimden, aşkıma haber verdim hemen, beni aldığı gibi eve nasıl gittiğimizi bilemedik. Kızımı annem yeni uyutmuş. Buz kompresi yapmış, birde tlf.da söylediğim aleo veralı spreyi sıkmış ayağına, sprey ağrıyı aldığından rahatlamış kuzum. Çantasını hazırlayıp kucakladığımız gibi Akay a götürdük, acile.
     Film istediler, eğer kırık yada çatlak olsa ağrısı durmazdı dedi dr. Film sonucunda; yumuşak doku ezilmesi tanısı konuldu, içimiz rahatladı, şükürler olsun, verilmiş sadakamız varmış. Dışarda yemek yiyerek kutladık iyi haberi, tabi annemide aldık.....)
     27.12.2010....kaldığım yerden devam etmek istiyorum; adresin üzerinde de küçük bir yıldız çıkartması vardı. kuzu büyüyene kadar bu kartı ben saklamak istiyorum, büyüdüğünde de kendisi saklasın istiyorum :)Kartta yazılanlar aynen şöyle;
     Sevgili Kuzenim N.
Yeni yılınızı kutlar, huzur dolu bir yıl geçirmenizi dilerim. Seni çok özledim. Umarım doğum günüme gelirsiniz. Sen en özel kuzenimsin. Nice Yıllara! Azra Ö.     İmzam (kalp içinde @ yapmış miniğim).
     Ben çok duygulandım. Ablam, eniştem ve çocukları benim için çok özeller, Allah muhabbetimizi bozmasın, ayırmasın bizi. Kızımında aynı duyguları hissetmesini, teyzesini,ebesini ve kuzenlerini çok sevmesini istiyorum.
     kuzum; Kartı şöyle bir evirip çevirdikten sonra içini açıp resme baktı; yorumu şöyle oldu; 'kedi otumus, miyavvv, takmıs kafasına,şappa,otumus' şeklinde :))) bende desteklemek amacıyla 'ne güzel dimi kızım kedi' dediğimde, kuzum 'ayyyy anne kedi' deyip kafasını yan yatırıp sevimli hal alarak gülümsedi. Hala gözümün önünde o hali :) Sonra yine her tarafını inceledikten sonra elinden bırakmak istemedi, kartın bir ucunu kediyi sevmek maksadıyla ağzına alarak emdi, bir süre bağrına basarak evin içinde gezdi. Yıpranmasın diye kandırarak elinden aldım ve sakladım.

23 Aralık 2010 Perşembe

Mimlendiiim :) Konusu: Emzirme Reformu...

  
     Sevgili Mine sağolsun beni mimlemiş, ilk mim konumun bu kadar önemli bir hususta olması benim için ayrıca çok özel, takdir edersiniz.
     İlgili linki (http://emzirmereformu.com/) tıklayıp, destek çıkarsanız bir adımda siz atmış olursunuz.
     Öncelikle kendi özelimi aktarmak isterim; Doğum sonrası 2,5 ay kadar kızımın yanında kalabildim, malum iş şartları daha fazla birlikte olmamıza engel oldu. İsterdimki en az 6 ay, en çok 1 yıl kızımı birebir ben büyütmek isterdim. Tabi tek tesellim kızımı anneme teslim etmek olmuştu. Söz konusu 2,5 ayın ancak 2 ayında, oda aralarda mama takviyesiyle kızıma süt verebildim. Sütüm kesilmişti ve kendimi zorladıkça, kalanda tükeniyordu. Çok üzüldüm, gelen tepkilerde beni üzdü ama olmadı işte, yeteri kadar kızımı emziremedim malesef. İçimde kalan en büyük uhtedir bu :( Ama eğerki sütüm kesilmeseydi kızımı 2 yaşına kadar emzirmek isterdim.
     Gelelim mim sorularına;
(1) Türkiye'de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*) 
Kendi tahminim çok büyük bir oranla bebişlerin emzirildiği yönünde idi, ancak araştırmalar sonucu çıkan yüzde oranının çok düşük olduğunu öğrenince,hayal kırıklığına uğradığım bir gerçektir.
(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?
2 ay kadar ama ara ara mama takviyesi yapmak zorunda kaldım.
(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?
2,5 ay.
(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?
Evet kullandım. İşyerimin evime 2 vesait kadar uzak olması nedeniyle, hafta içi bir günü seçtim ve böylece haftanın 3 günü kızımla olmayı sağlamış oldum. Tabi süt izninin 1 sene oluşu ve sene bittiğinde hala bu izne ihtiyacımın olduğu halde yasaların sınırlı olması çok üzdü beni.
(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?
Başlarda bir baskı yoktu ama 1 yıl onlara göre uzun bir süreydi ve son aylarda, direk bana karşı değil ama arkamdan 'ne kadar kaldı bitmesine, daha bitmedimi' şeklinde sorulan sorular bana kadar geliyordu ve ister istemez geriliyordum.
(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?
Ben bu konuda biraz (olmaması gerektiğini bildiğim halde) tutucu olduğumdan, kendi ailemin yanında dahi (eşim hariç) kızımı emziremedim,odama geçtim, dışardada emzirme odası olan yerleri tercih ettim.
(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?
Hayır olmadı.
(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan "sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?
Değişik bir şekilde baskı gördüm ben. Hamilelikte aldığım 13,5 kilonun 12,5 kilo kadarını 40 günde verdiğimden; zayıflamak için yemediğimi ve bu nedenle sütümün kesildiğini öne sürdü yakınlarım. Eşim tamamen benim yanımdaydı ama aile ve arkadaş çevresi genelde böyle düşündü. Çok üzülmüştüm. Genetik olarak zayıf bir aileyiz ve doğum sonrası çok sıtresli bir dönem geçirdim ben. Biliyorumki yaşadığım sıtres nedeniyle sütüm kesildi ama o dönemde bunu anlamadılar.
(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?
(Mine ağzına, eline sağlık, aynı düşünceleri paylaştığımızdan, izninle senin cevabının aynını kullanıyorum)Emzirme Reformu'nu biliyorum.
Bence öncelikle kanunen verilen hakların iş yerlerinde işlerliğinin sağlanması. Ücretli ve ücretsiz izinler, süt izni, belli sayının üzerinde eleman çalıştıran iş yerlerinin kreş açma zorunluluğu gibi. Sonrasında ise "ilk 6 ay sadece anne sütü" diye bilgilendirme yapan sağlık kuruluşları ve devleti harekete geçirerek yasal düzenlemeler sayesinde çocuklarımızın emme hakkını kazana bilmek.
(10) Emzirme Reformu'nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için
http://emzirmereformu.com/ adresindeki formu doldurmanız yeterli.
Evet destekledim, kesinlikle gerekliliğine inandığım bu reformu sonuna kadar destekliyorum, bu konuda yapılacak çok şey, aşılacak çok yol var ama bir yerlerden başlayalımki, bizden sonraki anneler ve evlatları daha iyi şartlarda ve anne sütüyle büyüsünler.
(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin yüzde 98'i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.

MİMLİYORUM: Yasemin, Açalya ve isteyen herkesi mimliyorum :)

22 Aralık 2010 Çarşamba

Calliou - Diş Fırçası - Ağlarken - Babayla Keyif - Yeni Elbisemiz

     Geçtiğimiz hafta sonu ful çalışınca, bu hafta geçmek bilmedi :( . Kızım hırçınlaştı, eve gittiğimde daha bir yapıştı bana, iş yapamaz oldum, yemek yiyemez oldum. Sağolsun Calliou CD.leri yetişti imdadıma, üzülerek söylüyorum ama Calliou olmasa evde kımıldamam mümkün değildi bu hafta. BU arada not etmek isterim; kuzum Calliou nun konuşma dilini kopyalayıp kendine yapıştırıyor :) Yeni yeni kelimeler söylemeye başlamıştı, hemde vurgulu şekilde. Nerden öğreniyor diye merak içindeyken akşam CD izlerken dikkatimi çekti, Calliou dan öğreniyormuş, hoşuma gitti doğrusu.
     Geçenlerde bir arkadaşın blogunu okurken dikkatimi çekti; çocuğunu diş fırçalarken resimlemiş. Ne güzel fikir dedim, benim kız 1 yaşına bile gelmemişti diş fırçasına alışalı ve hiç resimlemek aklıma gelmemiş...üstelik bayan foto olduğumu herkes bilir :))) Gerçi banyonun ışığı biraz az olduğundan resimler iyi çıkmamış ama bir kaç tane olsun istedim :)
Bizimki hadi banyoya deyince, hemen tacını bulur,saçlarına takar,lazımlığını hala diş fırçalama koltuğu sandığından oturup fırçasını ister, karşılıklı fırçalaşırız :)
Bu gün hep ilkleri resimliyorum; 3 yıldır yazıyorum bloguma ve yine farkettimki kızım ağlarken hiç resmi yok. Yani hep gülerken, bir faaliyet yaparken, gezerken falan resimlemişim. Tabi resim çekmek için ağlatmadım yada ağlarken 'dur ağlamaya devam ette makinamı kapayım' da demedim :))) Elimde makina resmini çekmeye çalışırken, 'anne men çekceeem' diye istedi makinayı, vermeyince ağlamaya başladı. Pek tutturmaz ama hafta sonu birlikte olamayınca pek vız vız durumda olduğundan, ağlamaya başladı. Görüntü aynen şöyle :)
                                                                        çirkiiin :)))
     Baba eve geldiğinde daha kapıda karşılarız ailece :) Öpüşüp koklaşırız, hoşgeldin deriz. kuzumun boyu kapı koluna yetiştiğinden beri babamızın kapısını açar oldu, baba üzerini değiştirirken yatakta yuvarlanırız, yemek faslından sonra babayla oynarlar,sevişirler...sıkışınca anneeee diye vızıklar ve oyunları son bulur, baba küser, babanın küstüğünü gören yalaka kızım  kollarını açar ve 'seni seviyom' diyerek babaya sarılır,öpüşürler,yine kaçar yanından...
     Gelelim yeni elbise konumuza; küçük hanım elbise delisi, hele etekleri dönenlere bayılıyor. Üzerinde ne olursa olsun, dolaptan aldığı elbieyi getirip giydirir oldu üzerine. Sanırım annem bizim seçtiğimiz elbiseleri beğenmiyor :(
     Dün aradı, kuzuma elbise alıcakmış,al dedim. Mağazada üzerine giydirdikleri ilk elbiseyi bizim hanım beğenmiş, çıkartmamış üzerinden. Sanırım annemin içine pek sinmemiş olacakki, akşam gel bakta, beğenmezsen değiştiririz yarın dedi. Akşam gidince kapıyı hanım sultan açtı(herzamanki gibi). Bir neşe bir neşe sormayın, sanki düğün bayram var...üzerindede yeni elbisesi...Daha 1 hafta önce elbiseye 'elbes' diyen kızım artık 'elbise' diyor :) Bana elbisesini gösteriyor, dönüyor, gülücükler saçıyor, cilve yapıyor... bende abartılı şekilde çok güzel olduğunu söyleyip şımartıyorum, o iyice coşuyor...Babası gelenedek calliou açtım izlesinde yemek yapayım diye...baba gelince aynı sevinç, neşe tufanı tekrarlandı :))))
NOT: Dün olayı arkadaşlarıma danıştığımda, tüm arkadaşlarım, elbiseyi değiştirmeme karşı çıktılar, hatta kızdılar diyebilirim. Haklılarmış, benim kız zevkliymiş, ayrıca bana göre çirkinde olsa elbise, kızımın zevklerine saygı duymam gerektiğini düşündüm, artık oda bir birey :)