Yukarıdaki bebek fotoğrafı http://www.kadinlarkulubu.com/gorsel-yarisma/268365-sevimli-uyuyan-kiz-bebek-amp-cocuk-yarisma-anketi.html linkten alıntıdır. Çok hoşuma gitti, ayrıca benim kızımın doğduğu zamanki halinede çok benziyor :)))
Tam tamına 1 hafta oldu gece sütünü bırakalı :) İstemedi mi? İstedi tabiki ama öyle bağrış çığrış olmadı, mızmızlanarak istedi geceleri sütünü. Ben sadece geçiştirdim ilk günler: 'baban süt almayı unutmuş, yarın alır içersin' diye. Tabi amacım yalan söylemek değil, gündüzden onu hazırlıyorum, bebeklerin biberonla içtiğini, büyük ablaların yatmadan önce bardakla süt içtiklerini anlatıyorum. Gece yarısı bu gerçeği kabullenmek istememesi normal olduğundan. tatlı bir yalan söylüyorum, bunu 2 gece yaptım, 3.gecede düzene girdi. Geceleri canı süt çektiğinde daha ben bişey demeden, kendisi söylüyordu 'ablalar biberonla süt içmez' diye.
Bu konu birdenbire neden gündeme geldi, onu açıklayayım; Uykusuz geceler, uyumayan, ağlayarak uyanan ve en önemliside yanında annesini sabaha kadar isteyen çocuklarla ilgili, hiç okumadıysam yüzlerce makale ve kitap okudum. Sonuca varabildim mi? Hayııır. Tek kazancım sağolsun rahmetli Tracy Hog, onun sayesinde geceleri kuzumu ayağımda sallamaktan kurtuldum. Yanında uzandığımda uyuyuveriyor kuzum 19 aylıktan buyana.
İlk olarak yine bu konuları araştırma halindeyken, Nurtiden arkadaşım ÇORAP AİLESİ nin blogunu okurken rastladım aradığım şeye. Arkadaşım oğlunu Ferber Yöntemine göre uyutmuş ve çook başarılı olmuş ve bu yöntemi ayrıntılarıyla anlatmış blogunda.
Yapmam gereken ilk şeyin gece beslenmesini kesmek olduğunu görünce, ilk gece denemeye karar verdim ve evet bunu hallettik şükür ki. Arkadaşım 6 aylık yada 9 aylık çocuklardan bahsetmiş, evet onlara bu yöntemi uygularken başarılı olabiliriz, çünkü 6-9 aylık bebekler yataklarından çıkamazlar ama benim danayı yatağa bağlamam mümkün görünmüyor... Bu nedenlede 2. kısma geçemedim Ferber de.
Bir şekilde geçmeliyim, gerçi sütten keseli 1 hafta oldu, sıra kendi kendine uyumayı öğretmekte. Önce şu nezle grip karışımı durumu bir düzelsin, ardından kendi kendine uyuyacak inşallah kuzum.
kuzu da güzel olan, uykusu geldiğinde kendisinin bunu söylemesi ve birşeyleri çokça tutturmaması, yani çığlık çığlığa. Öncesinde kendikendine uyuma alışkanlığını sözle empoze etmeyi düşünüyorum. Abla olduğunu ve diğer çocuklar gibi yatağında yanlız uyuması gerektiğinin anlatmalıyım, hatta isterse odasında uyuyana kadar gece lambası yakabileceğimizi ki şimdiye kadar 3 senedir hiç gece lambasına alıştırmadım. Bakalım ilerleyen günlerde neler olacak, başladığımızda gelişmeleri gün gün buradan okuyabilirsiniz.
NOT: (41 kere maaşallah) sabahları kahvaltıda, akşamları yatmadan önce bir su bardağının 4/3 kadar sütü içiyor :) Seve seve, bayılarak olmasada, içilmesi gerektiğini bildiğinden...
10 Ekim 2011 Pazartesi
6 Ekim 2011 Perşembe
Hastayım...Kuzu Kilo Vermiş...Gece Sütünü Bıraktı
Şükür ki kuzu iyi durumda ama ben gripten kırılıyorum resmen :( Dün çok yoğun bir gün geçirdim. İzinliydim tüm gün, öğlen başlayan hastane maceramız, akşamın 5 ine kadar sürdü. Önce annemin 10 gündür süren mide rahatsızlığı için Gastroentrolog randevusuna gittik, mideden çok bağarsaktan şüphe etti hoca, gayta ve kan testi tetkikleri istedi. Bu sabah çıkacaklar.
kuzu içinse kreşten istenilen gayta ve boğaz kültürünü yaptırmamız gerekiyordu ama gaytayı veremedik malesef. Yedirdiğim o kadar üzüm ve içirdiğim suyun faydası olmadı, çişten başka bişey yapamadı. Ayrıca dr.Öge hanım kilo ve boyuna baktı. Kilo verdiğinin farkındaydık zaten ama bu kadarını tahmin etmemiştik. Boy: 92,5 - Kilo: 13,3.
Uykusu gelince Tunalı Hilmi yi dolaşalım dedik. kuzu uyudu, hemde 2 saate yakın, hatta sonunda biz uyandırmak zorunda kaldık. Annemle uzun zamandır başbaşa gezip yemek yememiştik. Bu iyi bir fırsat oldu bize. Hatta Kuğulu Park ta oturup sohbet te ettik :)
kuzu uyanmaya yakın Akay a yürüdük annemle, belki gayta yı alabiliriz diye ama nafile çabalarımız sonuç vermedi. Yıldıray bizi almasa taksiyle dönecek kadar yorgunduk.
Biraz dinlenince kızıma kreş alışverişini yapmak için tekrar çıktık dışarı. Benim meşhur Mini Shop tan,yüklüce bir alışveriş yaptık, epeyce kıyafeti oldu. İçlerinden birini doğum gününde giymesi için ayırdım. Resimlerini çekmeyi unuttum ama artık üzerinde görürsünüz yeni cicilerini :)
Eve gelince babasıyla epeyce trencilik oynadılar...
kuzu içinse kreşten istenilen gayta ve boğaz kültürünü yaptırmamız gerekiyordu ama gaytayı veremedik malesef. Yedirdiğim o kadar üzüm ve içirdiğim suyun faydası olmadı, çişten başka bişey yapamadı. Ayrıca dr.Öge hanım kilo ve boyuna baktı. Kilo verdiğinin farkındaydık zaten ama bu kadarını tahmin etmemiştik. Boy: 92,5 - Kilo: 13,3.
Uykusu gelince Tunalı Hilmi yi dolaşalım dedik. kuzu uyudu, hemde 2 saate yakın, hatta sonunda biz uyandırmak zorunda kaldık. Annemle uzun zamandır başbaşa gezip yemek yememiştik. Bu iyi bir fırsat oldu bize. Hatta Kuğulu Park ta oturup sohbet te ettik :)
kuzu uyanmaya yakın Akay a yürüdük annemle, belki gayta yı alabiliriz diye ama nafile çabalarımız sonuç vermedi. Yıldıray bizi almasa taksiyle dönecek kadar yorgunduk.
Biraz dinlenince kızıma kreş alışverişini yapmak için tekrar çıktık dışarı. Benim meşhur Mini Shop tan,yüklüce bir alışveriş yaptık, epeyce kıyafeti oldu. İçlerinden birini doğum gününde giymesi için ayırdım. Resimlerini çekmeyi unuttum ama artık üzerinde görürsünüz yeni cicilerini :)
Eve gelince babasıyla epeyce trencilik oynadılar...
NOT: Dr.Öge hanıma sorularım vardı. Biri pütürlüdeki ilerlememiz ama yemek miktarlarının azalması ile ilgiliydi, sonuç olarakta kilo vermesi. Pediasure PLus u bırakır bırakmaz kilo gelişiminin durduğunu söyledim. Ömür boyu bu sütle destekleyemeyeceğimizi, pütürlü gıdayla vücudunun barışacağını anlattı, zamanla dengeler yerine oturacak ve kilo+boy gelişimi normale dönecek dedi. İkinci sorum; gece sütünü kesmemle ilgiliydi. Doktor, gece sütünü 1 yaşından itibaren kesmeyi önerdiğini, ayrıca kuzu gibi kusan çocukların zaten gece beslenmesi yapmaması gerektiğini anlattı. Ancak gece içemediği sütü sabah-akşam 1 er bardakla telafi etmemizi söyledi. kuzu ilede konuştu bu konuda. 'annem bana süt vemior' dedi, baya güldük, bunu doktor değilde başkalarına söylese kimbilir ne anlarlar, kızından süt esirgiyor sanırlar dedim :))) 'Çınar beberondan içior, o bebek daha' dedi, yine bizi güldürdü :))
Demek ki içim rahat olmalıymış, 3 gecedir süt vermiyorum ama içim içimi yiyordu, 'uykudan feragat edip kızına süt ver' diyordu içimden güçlü bir ses, diğeriyse 'gece süt içmek sakıncalı dişler için, ayrıca deliksiz uyuması, uyumam için' diyordu. Yine bir not düşeyim bu konuda; annemin sütü bıraktırttığımızdan haberi yok. Doktordan çıkınca;
Ben: Anne dr. kuzuma gece süt vermeyin, gündüz içirin dedi.
Annem: Sakıın...o süt yarıyor ona, ablanın çocukları okula başlayana kadar gece içtiler kilolarca...
Ben: Ama dişi için sakıncalıymış, hem sabah-akşam içmeliymiş sütü artık.(tabi bunları tırsarrak söylüyorum)
Annem: Onların dişlerini görmüyomusun inci gibi maşallah, gündüz içmez senin kızın süt, geceyi kesme.
Ben: Onlar kendilerini hiç düşünmemişler, çocuklar neyi, ne şekilde isterlerse öyle yapmışlar, (burda sinirleniyorum) ben akşamları alıştırıcam, sabahta zaten kreşte kahvaltıyla mecbur içecek.(konu böylece kapandı)
Dün akşam yatmadan bardakla süt içirme denemesini babası üstlendi ve çook başarıyla sonuçlandırdı, maaşallah diyelim ve darısı isteyenlere olsun :) Öncelikle yarım çay bardağı deneyelim derken bizim kız 'şerefeee' diyerek bitiriverdi sütünü ve yenisini istedi, böylelikle bir su bardağının 4/3 ünü içmiş oldu, bunu sabahlarıda başarabilirsek, yarım kilo sütü günlük olarak içirmiş olacağız, inşallah :)
3 Ekim 2011 Pazartesi
Sevdiklerimle Hamsi Tava Ziyafeti - Kereeeem
Seda ile son bir görüşme yaptık gelme saatlerine yakın, ardından kuzu da Keremle konuşmak istedi, arayıp verdim;
N: Keremle konuşmak istiorum.
.....
N: Kerem geldiniz mi?Seni bekliorum, hamsı ar.
.....
N: Delmediniz,onucaz...hadi hoşçakaaal.
.....
N: Kereeeem,Kereeeeem....(Kerem tlfu kapadı sanırım)
Bunları söylerken salondaki koltuğuna bacak bacak üstünde oturur vaziyette ve ilk olarak tlfona çıkan Kerem in annesi Seda yla konuşuyor ve arkadaşını istiyor. İnanılmaz hoşuma gitti, teyzeleriyle ve yeğenleriyle konuşuyordu ama tlfda ilk kez sesini duyduğu Seda ile konuşunca...ne biliiim işte duygulandımda...büyümüş benim kızım :)
Hafta Sonu (1)-Resim Çizdi - Scooter
Kendince hergün resimler yapıyor, sorduğumda herbirine alakasız isimler veriyor :))
Bayramda aldığımız elbiseye takık durumda ve nereye gidecek olsak, aynı elbiseyi giymek istiyor...
Pazar günü AVM ye gittik, can sıkıntısı işte, birde gitmişken kreşten istenilen pijama, iç çamaşırı ve, kıyafetlere bakalım dedik. A City Outlet e gittik, fiyatlar uygun olur diye. İnanılmaz artmış fiyatlar, aşmış kendini AVM, ne outlet i, resmen kazık satıyor mağazalar. Eşim benim Etlik te kuzu için alışveriş yaptığım yeri pek pahalıcı bulurdu, ''kurban olsun orası'' dedi, burayı görünce :)))
Üst katta çay içtik, bu sırada kuzu vızır vızır kıvamdaydı ve bir türlü gönlü olmuyor, ne desem ne yapsam başka şey istiyor... yan masada oturan bay-bayan patates kızartması yiyor...bizimki tutturdu patates kızartması diye...öncesinde ayran istedi, babası gidip aldı. Neyse, biliyorumya 1 tanesini bile yiyemez ama istiyor işte, eşim gidip alayım dedi, yok dedim istiyeyim bir tane. Ayıp olur olmaz derken kızıda kucağıma alıp rica ettim (utandım baya ama elden bişey gelmez). Adamcağız sağolsun, 'isterseniz hepsini alın' demez mi :))) yok dedim 1 tane kafi, yemez zaten... Masaya geldik ve aşkıma gizlice ''istermisin hepsini yesin ve yine istesin :)))'' Baya gülüştük ve bu sırada kuzuyu takip ediyoruz. Kız hepsini yedi...inanamadık ve hemde bir çırpıda yedi, aldığım patates en uzunlarındandı. aşkım bile görünce 'en büyüğünü almışsın' diye dalga geçmişti. Kalk işareti yaptım gizlice, çünkü birtane daha isteyecek :)))
Eve gelir gelmez yolda söz verdiğimiz gibi aşkım patates kızarttı kızına ama bu arada kuzu bir sürü jelibon ve üzüm yiyince, patatesin yüzüne pek bakmadı...
Bu hafta kuzu için scooterı çok revaçtaydı, elinden düşürmedi, daracık evimizin içinde dolandı durdu, AVM ye giderkende yanında getirdi. Koridorlarda sürmeye başlayınca herkesin dikkatini çekti bacaksız :))) Bende bu anı ölümsüzleştirmek isterken, arkadan söylenilenleri dinliyordum (saçlara bak, eteğini sevsinler..vs.) aniden kendini yerde buldu, ben fot.makinesiyle uğraşırken insanlar kuzunun etrafına çullandılar..''aman bişey varmı,hiiiiii düştüüüüü..vs.'' Böyle oluncada tepkilerden korkan bıcırık bastı yaygarayı...işte ilk düşme anı;
Bayramda aldığımız elbiseye takık durumda ve nereye gidecek olsak, aynı elbiseyi giymek istiyor...
Üst katta çay içtik, bu sırada kuzu vızır vızır kıvamdaydı ve bir türlü gönlü olmuyor, ne desem ne yapsam başka şey istiyor... yan masada oturan bay-bayan patates kızartması yiyor...bizimki tutturdu patates kızartması diye...öncesinde ayran istedi, babası gidip aldı. Neyse, biliyorumya 1 tanesini bile yiyemez ama istiyor işte, eşim gidip alayım dedi, yok dedim istiyeyim bir tane. Ayıp olur olmaz derken kızıda kucağıma alıp rica ettim (utandım baya ama elden bişey gelmez). Adamcağız sağolsun, 'isterseniz hepsini alın' demez mi :))) yok dedim 1 tane kafi, yemez zaten... Masaya geldik ve aşkıma gizlice ''istermisin hepsini yesin ve yine istesin :)))'' Baya gülüştük ve bu sırada kuzuyu takip ediyoruz. Kız hepsini yedi...inanamadık ve hemde bir çırpıda yedi, aldığım patates en uzunlarındandı. aşkım bile görünce 'en büyüğünü almışsın' diye dalga geçmişti. Kalk işareti yaptım gizlice, çünkü birtane daha isteyecek :)))
Eve gelir gelmez yolda söz verdiğimiz gibi aşkım patates kızarttı kızına ama bu arada kuzu bir sürü jelibon ve üzüm yiyince, patatesin yüzüne pek bakmadı...
Bu hafta kuzu için scooterı çok revaçtaydı, elinden düşürmedi, daracık evimizin içinde dolandı durdu, AVM ye giderkende yanında getirdi. Koridorlarda sürmeye başlayınca herkesin dikkatini çekti bacaksız :))) Bende bu anı ölümsüzleştirmek isterken, arkadan söylenilenleri dinliyordum (saçlara bak, eteğini sevsinler..vs.) aniden kendini yerde buldu, ben fot.makinesiyle uğraşırken insanlar kuzunun etrafına çullandılar..''aman bişey varmı,hiiiiii düştüüüüü..vs.'' Böyle oluncada tepkilerden korkan bıcırık bastı yaygarayı...işte ilk düşme anı;
Sonrasında zevkle gezdi, turladı AVM koridorlarında...
30 Eylül 2011 Cuma
ÇİŞ - KUSMA
2 gündür yine limoni...hastalandı hastalanacak derkeeen...dün gece yatağına kaçırdı. Gecenin köründe hem kendi üzerimi, çarşafları, hemde O nun üzerini değiştirdim ve tembihledim;
Ben: 'kuzum çişin gelince beni uyandır, olur mu? Bak üzerin çiş oldu.' şeklinde...
N: 'ben ananemin atağınada çiş aptım'
Ben: 'aaaa ama ananen üzülmüştür, keşke yapmasaydın, haber verseydin çişini'
N: 'üzülmedi ki...oolsuuun dedi bana...'?&?&....
İşe gelince aklıma geldi söylediği çiş olayı ve niye annem bana söylemediki diye merak ettim. Annem hiç şimdiye kadar yatağına kaçırmadığını söyledi ve ekledi 'şeytan kulağına karşı' :))) Niye böyle söyledi, nerden attı anlamadım ama sanırım yaptığını hayal ediyor :)))
Ne zaman üşütse altına kaçırıyor bizim kız :)))
Annemle bugünki konuşmamda duyduğum haber beni çok üzdü; Kusmuş, hemde kahvaltıdan 1 saat sonra, yediklerini hiç hazmedemeden kusmuş malesef :((( Günler sonra bu haber beni çok üzdü, gerçekten üşütmüş belli ve belki midesini üşüttü. En son ben izinliyken kusmuştu ve 1 aylık izinde 2 defa...O günden buyana da hiç kusmamıştı, artık tamamen bitti diyordum. Yine de şöyle düşünüp rahatlamak istiyorum; ''sadece üşüttüğü için kustu, zaten hasta olunca, normal zamanlara göre daha fazla kusardı. Hastalığı düzelince yine geçicektir bu kötü durum. Belkide 1 kereye mahsus olmuştur...'' Nasıl ama :))) Mutlu olmaya bakmalı, mutsuz olmak için o kadar çok sebep var ki, kendini kaptırmaya gör...işte o anda biter ve o uçurumdan yuvarlanırverirsin...
Ben: 'kuzum çişin gelince beni uyandır, olur mu? Bak üzerin çiş oldu.' şeklinde...
N: 'ben ananemin atağınada çiş aptım'
Ben: 'aaaa ama ananen üzülmüştür, keşke yapmasaydın, haber verseydin çişini'
N: 'üzülmedi ki...oolsuuun dedi bana...'?&?&....
İşe gelince aklıma geldi söylediği çiş olayı ve niye annem bana söylemediki diye merak ettim. Annem hiç şimdiye kadar yatağına kaçırmadığını söyledi ve ekledi 'şeytan kulağına karşı' :))) Niye böyle söyledi, nerden attı anlamadım ama sanırım yaptığını hayal ediyor :)))
Ne zaman üşütse altına kaçırıyor bizim kız :)))
Annemle bugünki konuşmamda duyduğum haber beni çok üzdü; Kusmuş, hemde kahvaltıdan 1 saat sonra, yediklerini hiç hazmedemeden kusmuş malesef :((( Günler sonra bu haber beni çok üzdü, gerçekten üşütmüş belli ve belki midesini üşüttü. En son ben izinliyken kusmuştu ve 1 aylık izinde 2 defa...O günden buyana da hiç kusmamıştı, artık tamamen bitti diyordum. Yine de şöyle düşünüp rahatlamak istiyorum; ''sadece üşüttüğü için kustu, zaten hasta olunca, normal zamanlara göre daha fazla kusardı. Hastalığı düzelince yine geçicektir bu kötü durum. Belkide 1 kereye mahsus olmuştur...'' Nasıl ama :))) Mutlu olmaya bakmalı, mutsuz olmak için o kadar çok sebep var ki, kendini kaptırmaya gör...işte o anda biter ve o uçurumdan yuvarlanırverirsin...
29 Eylül 2011 Perşembe
3.Yaş Doğum Günü Hazırlığı
3.yıl kutlaması yine önem taşıyor bizim için, çünkü artık doğum günü nedir biliyor kuzucuğumuz ve pasta üflemek onun için acayip heyecan verici bişey ve üstelik kendi doğum gününü iple çekiyor. Sırf bunu düşündükçe daralıyorum...istediği cinsten bişey ayarlayabilirmiyim bilemedim. Ekim ayı soğuk olduğundan, şöyle bahçeli, parklı biryer seçemem. İstediğim gibi sevimli, tiril tiril giydiremem kuzumu, buda canımı sıkıyor. Önceki senelerden biliyorum...kıyafet seçimi çok zor olmuştu, kışıda, kışlıklarıda hiç sevmedim oldum olası. Hiçbirşey yakıştıramıyorum ne kendi üzerime, nede kızıma...
Kapalı bir mekan bulmalı diyorum..bir taraftanda kreşe başlıyacak 3 yaş başlangıcında, acaba kreşte yapmam yeterlimi. Belkide ençok orda olmasına sevinecek, birsürü yaşıtı arkadaşıyla kutlaması dahamı eğlenceli ve anlamlı olur kızım için?
Bakalım nasıl bir karar vericez...1 ay var 3 yaşın bitimine ve şimdiden elbise, ayakkabı seçimlerine başladım, gözüm vitrinlerde...Özel bir doğum günü hediyesi almayı düşünmüyoruz, zaten yapılanlar bir hediye kuzu için, belki sembolik olarak bir kitap verebiliriz diyede düşünüyoruz...
26 Eylül 2011 Pazartesi
3 yıl, 3 ay, 10 gün olmuş...blogger olalı
Arkadaşlarımın bloglarını okurken dikkatimi çekti, blog yıldönümlerini kutlamışlar, yada benim gibi unutup, geçikmiş yıldönümü hakkında yazmışlar...Bende bir bakayım dedim ne kadar olmuş blogger olalı diye...Ohoooo 3 yılı devirmişim :)))
Tam olarak 16.Haziran.2008 de başlamışım yazmaya...
Uzun zaman ne nedir bilmeden yazıp gitmişim, sadece kızım ilerde okusun diye, sonraları başka blogları okudukça öğrendim; yorum yapılabiliyormuş, başkalarıda okuyormuş diye...Sonra sonra benimde okuyucularım olmaya başladı, ailemden hariç, arttıkça mutlu olduğum, yorum yazıldıkça coştuğum. Allah yokluğunuzu göstermesin, varlığınızla bizim var olduğumuzu, yaşadığımızı hissediyorum, tşk ediyorum okuyucularıma :)
Tam olarak 16.Haziran.2008 de başlamışım yazmaya...
Uzun zaman ne nedir bilmeden yazıp gitmişim, sadece kızım ilerde okusun diye, sonraları başka blogları okudukça öğrendim; yorum yapılabiliyormuş, başkalarıda okuyormuş diye...Sonra sonra benimde okuyucularım olmaya başladı, ailemden hariç, arttıkça mutlu olduğum, yorum yazıldıkça coştuğum. Allah yokluğunuzu göstermesin, varlığınızla bizim var olduğumuzu, yaşadığımızı hissediyorum, tşk ediyorum okuyucularıma :)
Hafta Sonu Ninesi Geldi- Fotoğraf Makinesi
Uzun zamandır yıkandıktan sonraki hallerini, bornozlu ve ıslak saçlı hallerini çekmemişim. Bir hızla banyoya gireriz, yanımızda oyuncak küvet ve en az 2 adet bebekle, 10-15 dak. kadar küçük hanım bebeklerini ve beni yıkayarak zaman geçirir, bu arada ben lifle bir güzel yıkarım, ardından saçlar ıslanıp köpüklenir veee durulama faslında ufak kaçma girişimleriyle sonlandırırız yıkanma olayını...Her seferinde söylediği 'bonozum küçülmüş, enisini almadınız, üfff' der, bende 'evet kızım yine unutmuşuz, alalım çarşıya çıkınca' derim. Çok küçülmemiş ama öyle rahat rahat giyilemez olmuş doğrusu...
Saçları ıslakken nasılda uzun oluyor ama kuruyunca lülelenip küçülüyor kuzumun :)
Cumartesi günü evde çokça vakit geçirdik, gelip gelip bacaklarıma sarıldı, 'anneciğim seni çoook seiorum' dedi, sarılıp öptü, heran içime sokmak geldi kuzumu, bol bol sevdim, karşılık verdim bende :) Kızımın ninesi geldi akşamüstü, çok sevinmesine karşın, gitmesine yakın sadece poz verebilmek için gitti kucağına, uzaktan sevdi hep 'ninee,nineciğim...' diye seslenip bişeyler anlattı, odasını gösterdi 'annem-babam aldı' diye :)))
Kuzuma birzamandır fotoğraf makinesi arıyorduk ya; bulduk sonunda, Antares e gelmiş ama oyuncak olanlardan. Aldık, elinden düşürmedi bütün bir pazar günü. Her eline aldığında da 'anne bunun pili bitmiş' dedi. Bizimki gibi çalışsın istiyor, bende herseferinde 'kızım bu oyuncak, o yüzden bu şekilde çalışıyor, hadi resmimizi çek' diyorum, 'peyniiir' diyoruz babasıyla ve çıling diye çıkan sesten sonra bir öpücük konduruyoruz yanacığına :)
22 Eylül 2011 Perşembe
35 Aylık Yemek Düzeni ve Menüsü-Fotoğraf Makinası
Eski postlara şöyle bir göz attım bugün ve baktımki günlük yemek programıyla ilgili açıklamalı bilgiye yer vermemişim epeydir. Tabi pütürlü yiyemediği konusu ön planda olunca, buna daha fazla yer vermişim.
Günlük yemek programı 2 ye ayrılıyor; bizde ve annemde şeklinde...
Bizde;
Sabah kahvaltısı: 09-10 arası (itiraf etmeliyim, bazen 11 i buluyor,çünkü geç uyanıyoruz). Yağda yumurta kırıyorum, bazen içine peynir katıyorum ama farkedince peynirleri ayırmamı istiyor, yemiyor.Yumurtanın yanında avuçiçinden daha küçük parça ekmek ve 1 çay bardağı (ajda bardağı diyorlarya, işte ondan) portakal suyu oluyor. Ekmeklerini parmak ucu küçüklüğünde yapıp, portakal suyuna batırıyorum, çatala takıyorum, aynı çatala birazda yumurta takıp eline veriyorum ve çiğneyip yutuyor.(pütürlü yemesi baya uzun sürüyor, çiğnemek yorucu geliyor sanırım ama yinede bizden daha çabuk masadan kalkıyor). Bazen kahvaltının tam başında, iki lokma yiyip 'ben salonda yemek istiorum' diyor, mecbur götürüyorum. Tüm kahvaltısı bundan ibaret. Birkeresinde saydım en fazla 10 çatal kadar dayanabiliyor bu çiğneme işkencesine :))
Kahvaltıdan en fazla 1 saat kadar sonra bisküvili yoğurt eziyorum kaşıkla ve yediriyorum, çizgifilm izlerken, hayır demiyor. Bazende 1-2 adet çubuk kraker veriyorum eline yiyor.
3 Saat sonra (öğünleri 3 saat arayla yiyor halen, kreşte açlıktan mahvolacak eminim), mutlaka ya annem vermiş oluyor cumadan yada ben pişiriyorum sabah kahvaltı sonrası çorbasını...Bir kase çorbasını içiyor minik ekmek doğranmış olarak.
Bu arada mutlaka 1-2 saat kadar uyumuş oluyor. Kalktığında, 3 saat te dolduysa, yine ya çorba, yada önceden haşlanmış tavuk parçaları yer ayranla.
Akşam ve ikindi yemek arası meyve yeriz biz ailece ve kuzuda elma, soyulmuş üzüm veya karpuz yer ve çiğneyerek ama miktarları çok az oluyor bu yeme şekliyle, çiğnemek halen yoruyor kuzumu ama blendırdan geçirsem bir kase meyveyi yer bıcırık :))
Yatmadan önce ya pirinç unu pişiririm yada az bisküvi ile yoğurt yer.
Yatağına yatar yatmaz 210-270 arası Ülker İçim Sütünü içer ve uyur (saat:10:00 gibi) Yorgun ise 09:00 gibide uyur yada öğlen çok uyudu ise 11:00 gibide uyutabilirim. Gerçi bu large yaşam şekli kreş için bir düzene girmek zorunda artık. Gece bir kez daha uyanıp yine 210-270 civarı sütünü içer ve uyur.
Annemde;
Sabah Kahvaltısı: saat 08:00-08:30 arası yapılır ve tüm kahvaltılıklar bulamaç şeklinde verilir, blendırdan geçirilmiş olarak yedirilir.
Yaklaşık 1-2 saat sonra yoğurt yedirir, kahvaltıdan 3 saat sonrada çorba içirilir, aralarda eline meyve verilir, bu 3 saat olayı tekrarlanarak gider. Çorbasının içine ekmek doğranarak yedirilir ve her öğüne ayrı çeşit çorba içirilir. Yaklaşık olarak annemdeki son öğününü akşam 17:00-18:00 arasında yer.
****
1 haftadır fotoğraf makinası arıyorum, tabi bu kendi isteği, nerden taktıysa foto çekicekmiş, biz gülümseyecekmişiz ve peyniiir diyecekmişiz :))) Tamam dedim bende alalım kızım diye söz verdim, gel görki koca Etlik teki kaç oyuncakçıya baktık...yok yok kalmamış makina :( Dün akşam Ankamall e gittik...kızım bir hevesle girdi oyuncakçılara ama yine yoktu, kalmamış... Daha önce çok defa görmüştüm ama isteyince bulamadık nedense...Aramalara devam edicez takiki...
Günlük yemek programı 2 ye ayrılıyor; bizde ve annemde şeklinde...
Bizde;
Sabah kahvaltısı: 09-10 arası (itiraf etmeliyim, bazen 11 i buluyor,çünkü geç uyanıyoruz). Yağda yumurta kırıyorum, bazen içine peynir katıyorum ama farkedince peynirleri ayırmamı istiyor, yemiyor.Yumurtanın yanında avuçiçinden daha küçük parça ekmek ve 1 çay bardağı (ajda bardağı diyorlarya, işte ondan) portakal suyu oluyor. Ekmeklerini parmak ucu küçüklüğünde yapıp, portakal suyuna batırıyorum, çatala takıyorum, aynı çatala birazda yumurta takıp eline veriyorum ve çiğneyip yutuyor.(pütürlü yemesi baya uzun sürüyor, çiğnemek yorucu geliyor sanırım ama yinede bizden daha çabuk masadan kalkıyor). Bazen kahvaltının tam başında, iki lokma yiyip 'ben salonda yemek istiorum' diyor, mecbur götürüyorum. Tüm kahvaltısı bundan ibaret. Birkeresinde saydım en fazla 10 çatal kadar dayanabiliyor bu çiğneme işkencesine :))
Kahvaltıdan en fazla 1 saat kadar sonra bisküvili yoğurt eziyorum kaşıkla ve yediriyorum, çizgifilm izlerken, hayır demiyor. Bazende 1-2 adet çubuk kraker veriyorum eline yiyor.
3 Saat sonra (öğünleri 3 saat arayla yiyor halen, kreşte açlıktan mahvolacak eminim), mutlaka ya annem vermiş oluyor cumadan yada ben pişiriyorum sabah kahvaltı sonrası çorbasını...Bir kase çorbasını içiyor minik ekmek doğranmış olarak.
Bu arada mutlaka 1-2 saat kadar uyumuş oluyor. Kalktığında, 3 saat te dolduysa, yine ya çorba, yada önceden haşlanmış tavuk parçaları yer ayranla.
Akşam ve ikindi yemek arası meyve yeriz biz ailece ve kuzuda elma, soyulmuş üzüm veya karpuz yer ve çiğneyerek ama miktarları çok az oluyor bu yeme şekliyle, çiğnemek halen yoruyor kuzumu ama blendırdan geçirsem bir kase meyveyi yer bıcırık :))
Yatmadan önce ya pirinç unu pişiririm yada az bisküvi ile yoğurt yer.
Yatağına yatar yatmaz 210-270 arası Ülker İçim Sütünü içer ve uyur (saat:10:00 gibi) Yorgun ise 09:00 gibide uyur yada öğlen çok uyudu ise 11:00 gibide uyutabilirim. Gerçi bu large yaşam şekli kreş için bir düzene girmek zorunda artık. Gece bir kez daha uyanıp yine 210-270 civarı sütünü içer ve uyur.
Annemde;
Sabah Kahvaltısı: saat 08:00-08:30 arası yapılır ve tüm kahvaltılıklar bulamaç şeklinde verilir, blendırdan geçirilmiş olarak yedirilir.
Yaklaşık 1-2 saat sonra yoğurt yedirir, kahvaltıdan 3 saat sonrada çorba içirilir, aralarda eline meyve verilir, bu 3 saat olayı tekrarlanarak gider. Çorbasının içine ekmek doğranarak yedirilir ve her öğüne ayrı çeşit çorba içirilir. Yaklaşık olarak annemdeki son öğününü akşam 17:00-18:00 arasında yer.
****
1 haftadır fotoğraf makinası arıyorum, tabi bu kendi isteği, nerden taktıysa foto çekicekmiş, biz gülümseyecekmişiz ve peyniiir diyecekmişiz :))) Tamam dedim bende alalım kızım diye söz verdim, gel görki koca Etlik teki kaç oyuncakçıya baktık...yok yok kalmamış makina :( Dün akşam Ankamall e gittik...kızım bir hevesle girdi oyuncakçılara ama yine yoktu, kalmamış... Daha önce çok defa görmüştüm ama isteyince bulamadık nedense...Aramalara devam edicez takiki...
Bunlar dün akşamdan, Ankamall in kapalı garajından...
Dün akşam anne için alınan cicileri(söz konusu ayakkabı ve makyaj malzemesi ise elinden kurtulamıyorlar) öncelikle kuzu denemek istedi, hemde eve girer girmez :)))
20 Eylül 2011 Salı
NURTURİA VEDASI
Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum, yani aslında neler yaşadığımı, bana neler kattığını ve neler götürdüğünü çok iyi biliyorum ama doğru cümleler kurabilecekmiyim, en doğru şekilde düşünce ve duygularımı anlatabilecekmiyim onu bilemiyorum...Hani derlerya 'aklım yetiyor ama gücüm yetmiyor' diye...Ne güzel söylemiş büyükler...İşte benimde aklım yetiyor ama çoğunca doğru kelimeleri yerinde kullanmaya gücüm yetmiyor veee çok kişinin haddini bildirmeye terbiyem ve gücüm de yetmiyor...
NURTURİA kuzum için internette araştırma yaparken çıktı karşıma, kaydoldum hemen. İlk zaman birçok özelliğinden bihaber girdim çıktım, zamanla arkadaş edinmeyi, güncelleme girmeyi, soru sormayı ve soruları cevaplamayı öğrendim. Çok zevk aldım, çok bilgilendim, aklıma gelebilecek herşeyi sorabildiğim, sadece kızım için değil, bir anne, bir eş olarakta pekçok soruma yanıt aldığım bir yer oldu nurturia. Çoğunca MSN gibi kullandım, yazıştım, özelimi paylaştım. Öyle güzel yürekli arkadaşlar tanıdım ki, tlf, ev adresime kadar paylaştım, yetmedi şehir dışından dostlarla kaynaşıp, onları karşıladım, elimden geldiğince misafir ettim. Evimi açtım, onlarda evlerini açtılar. Hiç sanal alemden dostluk olurmu dedi eşim ama ilk buluşmalarda kendide kaynaştı ve sevdi nurturia kardeşliğini. Birçoğuyla ailece görüşüyoruz ve çokta seviyoruz.
Ben şuna inanıyorum; Allah bizi kötülerle karşılaştırmadı çok şükür, daha doğrusu zararlarının dokunmasına izin vermedi ki biz buna çok müsait bir aileyiz aslında. İnsanlara çabuk güvenen, çabucak kabukları kıran bir yapıya sahibiz ama dedim ya şükür...
Ama bu demek değil ki üzülmedim. 1 sene kadar oldu üye olalı ve hafta sonları ve akşam mesai sonrası hariç, aktif bir üye oldum. Arkadaş sayım gün geçtikçe arttı, bazen günde 5-6 üyeden teklif aldım, sevdim sevildim. Her çocuğun ablası oldum, her annenin dert ortağı(en azından ben böyle hissettim).
Tanıdığım her anneye anlattım bu paylaşımı, hafta sonları burdaki arkadaşlarımla vakit geçirir oldum, tlf.um nurti arkadaşlarından ibaret olmaya başladı, gündüz işyerinde işlerimi bekletip, güncelleme manyağı oldum, özel görüşmelerimi dahi kısa kesip, nurtide arkadaşımın kızı-oğlu nasıl oldu der olmuştum ki bu çok doğal. Akşamları eşime anlatıyordum: 'bilmem kimin kızı-oğluna şöyle olmuş' beraber üzülüp beraber dua ediyorduk (her zaman dularım miniklerle). Kuzuların doğum günleri yada en güzel günleri, benim kızımınkiymiş gibi sevinip ortak oluyordum, yürekten, riyasız...Hele başlarına bişey geldiğinde yada sadece aşı olduklarında, benim kızım için ne hissediyorsam onlar içinde yüreğim parçalanır, içim sızlardı.
Ben yada benim gibi olanlar bu kadar güzel duygular düşünceler hissederken, benim gibi yada diğer arkadaşlarım gibi hissetmeyenlerde vardı tabi ki. 39 yaşındayım...39 sene boyunca neler gördüm neler...Çok çalıştım, pekçok ortama girdim, aynılarından heryerde var, inkar edemem. Hep bir yılanın başı çıkar çokluğun olduğu yerlerde, bazen birkaç yılan başı biraraya gelir...Nasıl anlatsam;
Hani görünürde çok tatlılardır, çokta bilgili, ayrıca sosyete geçinirler ama hep öyle olmadığını söylerler ki, karşılarındaki olurmu öyle çok hoşsun, çok kalifiyesin desinler...Övülmeyi severler...bilmem kimin nesiyim ayaklarında takılırlar yada gittikleri yerleri dikkat keserler ki hava atabilsinler. Aslında içlerinde iyilik vardır(ki ben bu yanlarıyla idare ettim uzun zaman ama nereye kadar idare...) ama kompleksleri bu yönünün çokça açığa çıkmasına izin vermez. Sahte duygusallıkları anlaşılır ama idare edilir benim gibiler tarafından. Ben hep aman böyle yapıyor ama bak evladı var, bak düzeliyor gibi diye beklemede kalıp onları silmedim...
Ortalık karıştı bir dönem Nurturia da, samimi, hemde birbirleriyle çokça samimi bir grup nurtici, diğerinin şifresini girip, hesabına, özel yazılarına bakmış, hemde defaatle...inanılır şey değil...ve bunlar yinede aylarca birbirlerinin yüzüne bakmış, çok samimi görüntüler vermişler...bunlar yaşanılası haller tabi, hayatta herşey olabilir ve şahsi bir mesele. Nurturia ile ilgisi yok, zaten farkedilir edilmez kişilerin üyelikleri sonlandırılmış ve nurtide büyük bir temizlik yapılmıştı, ayrıca fake nickler ortaya çıkmış ve bunlarda silinmişlerdi. Sonrasında yeni furya başladı...herkesler herkesleri silmeye başladı. Kimi tamamen korkudan kimide zamanında silmeye utandığı ama listesinde istemediği kişileri korkuyorum bahaneleriyle sildiler ve bu 2. şıktaki tipler beni çok iğreti ettiler, çok ayıpladım, bazende çok güldüm, yazıları, bahaneleri okudukça, yaaa bu kadarda olmaz, bırakın bu işleri diye gülmeye başladım. Keşke dürüst olsalardı...Bir süre sonra bu kişiler arkadaş listesi küçülünce hava atacak, şak şak diyecek kimse kalmayınca, yeni yeni kişilere teklif etmeye başladılar...Ve hayatta her zaman var olacaklar, önemli olan bizim gibi kişilerin tercihleri, bizler onları var ettikçe var olurlar...Benim en büyük yanlışım onlara şans vermekmiş aslında, keşke diyorum hayatımda ilk defa. Keşke, zamanında hissettiğimde, gördüğümde silseydim onları. Kafamda rahat olurdu, dünya da...
Ben bunları görünce çok üzülmeye başladım.
*Banane dimi? İlk başlarda öyle dedim ama benim ahlakım, görgüm ve vicdanım kabul etmedi bu olanları.
*Sil istemediklerini dedim; e o kişiler sevdiklerimin güncellemelerinde çıkıyor ve yine içim almıyordu görmeye, riyakarlığa, yalan sözlere...
*Sadece sorulara yanıt ver dedim: ben güncellemesiz bir nurti düşünemem ki.
*Onlar yüzünden arkadaşlarınla günlük yazışamazsın dedim; gerçek arkadaşlıklar kurduysan, herşekilde görüşürsün, bağlar kopmaz dedim.
Evet hayatta hep böyle kaçamazsın diyen oldu bana ama benimki bir kaçış değil bir kurtuluştu. Bağımlılığımdan, görmeyi tanımayı reddettiğim kişilerden... Ben o insanlarla aynı güncellemelerde karşılaşmak istemiyorum, bunada mecbur değilim. Ben mutlu olmak, paylaşım ve yeni dostluklar için üye oldum nurti ye ve inanın çok çok değerli arkadaşlar edindim orda. Benim kazancım onlar. Öyle herkese tlf numaramı verecek tiplerden değilim ben, gerçekten yakın hissettiğim, sevebileceğim bayanlarda var ve ne doğru seçimlerim olmuş ki çok şükür, onların hepsiyle görüşüyorum ve ailecek görüşebilecek kadarda sevip yakın hissediyorum. Şimdilerde sevdiğim ama çokça görüşmediğim arkadaşların bloglarını takip ediyorum, ordan haberdar oluyorum yavrularından kendilerinden. Hele bir sıkıntım var onuda bir başka postta yazarım: takip bölümünde adını dahi duymak istemediğim kişilerin blogları var, yok edemedim illallah diyorum :)))İstemediğin ot demişler...
Yalandan arkadaş olmak diye bişey yoktur benim kitabımda, birine yazdıysam ve diğerini atladıysam yanlışlıkla, içim ezilir, çok üzülürüm kırdım mı arkadaşımı diye. Emek verdim ben nurtide ki arkadaşlarıma, kuzularına, işimden, hayatımdan çalarak. Karşılık olarak çok mülayim, hanım dediğim tiplerin dahi, açıklama yapmadan, nedensiz beni silişleri getirdi kendimi kendime. Beni sıkan, üzen konularda ne yapmalıyım diye bocalarken...birden kendime geldim, işte bu kadar dedim, sanal dünya burası, emek dinlemez, dinleyenleri sen bulmuşsun zaten.
Belki kendimi anlattım belkide anlatamadım, derdim anlatmaya çalışmakta değil aslında bu saatten sonra ama kızımın blogunda paylaştığım nurturia arkadaş topluluğundan neden ayrıldığımı açıklama gereğidir, bu bloga bunu borçluyum.
Benim yerime, belki de benden daha iyi, ne hissedip düşündüğümü anlatmış arkadaşım :) Ben kelimelerde çok iyi değilimdir ama kısa ve net, öyle güzel anlatmış ki arkadaşım :) Tşk ediyorum canım :)
Teşekkür ediyorum nurturia, sayende kazandığım arkadaşlar için, kızımın zor anlarında tek bir güncellemede onlarca aldığım yanıtlar için :)
NURTURİA kuzum için internette araştırma yaparken çıktı karşıma, kaydoldum hemen. İlk zaman birçok özelliğinden bihaber girdim çıktım, zamanla arkadaş edinmeyi, güncelleme girmeyi, soru sormayı ve soruları cevaplamayı öğrendim. Çok zevk aldım, çok bilgilendim, aklıma gelebilecek herşeyi sorabildiğim, sadece kızım için değil, bir anne, bir eş olarakta pekçok soruma yanıt aldığım bir yer oldu nurturia. Çoğunca MSN gibi kullandım, yazıştım, özelimi paylaştım. Öyle güzel yürekli arkadaşlar tanıdım ki, tlf, ev adresime kadar paylaştım, yetmedi şehir dışından dostlarla kaynaşıp, onları karşıladım, elimden geldiğince misafir ettim. Evimi açtım, onlarda evlerini açtılar. Hiç sanal alemden dostluk olurmu dedi eşim ama ilk buluşmalarda kendide kaynaştı ve sevdi nurturia kardeşliğini. Birçoğuyla ailece görüşüyoruz ve çokta seviyoruz.
Ben şuna inanıyorum; Allah bizi kötülerle karşılaştırmadı çok şükür, daha doğrusu zararlarının dokunmasına izin vermedi ki biz buna çok müsait bir aileyiz aslında. İnsanlara çabuk güvenen, çabucak kabukları kıran bir yapıya sahibiz ama dedim ya şükür...
Ama bu demek değil ki üzülmedim. 1 sene kadar oldu üye olalı ve hafta sonları ve akşam mesai sonrası hariç, aktif bir üye oldum. Arkadaş sayım gün geçtikçe arttı, bazen günde 5-6 üyeden teklif aldım, sevdim sevildim. Her çocuğun ablası oldum, her annenin dert ortağı(en azından ben böyle hissettim).
Tanıdığım her anneye anlattım bu paylaşımı, hafta sonları burdaki arkadaşlarımla vakit geçirir oldum, tlf.um nurti arkadaşlarından ibaret olmaya başladı, gündüz işyerinde işlerimi bekletip, güncelleme manyağı oldum, özel görüşmelerimi dahi kısa kesip, nurtide arkadaşımın kızı-oğlu nasıl oldu der olmuştum ki bu çok doğal. Akşamları eşime anlatıyordum: 'bilmem kimin kızı-oğluna şöyle olmuş' beraber üzülüp beraber dua ediyorduk (her zaman dularım miniklerle). Kuzuların doğum günleri yada en güzel günleri, benim kızımınkiymiş gibi sevinip ortak oluyordum, yürekten, riyasız...Hele başlarına bişey geldiğinde yada sadece aşı olduklarında, benim kızım için ne hissediyorsam onlar içinde yüreğim parçalanır, içim sızlardı.
Ben yada benim gibi olanlar bu kadar güzel duygular düşünceler hissederken, benim gibi yada diğer arkadaşlarım gibi hissetmeyenlerde vardı tabi ki. 39 yaşındayım...39 sene boyunca neler gördüm neler...Çok çalıştım, pekçok ortama girdim, aynılarından heryerde var, inkar edemem. Hep bir yılanın başı çıkar çokluğun olduğu yerlerde, bazen birkaç yılan başı biraraya gelir...Nasıl anlatsam;
Hani görünürde çok tatlılardır, çokta bilgili, ayrıca sosyete geçinirler ama hep öyle olmadığını söylerler ki, karşılarındaki olurmu öyle çok hoşsun, çok kalifiyesin desinler...Övülmeyi severler...bilmem kimin nesiyim ayaklarında takılırlar yada gittikleri yerleri dikkat keserler ki hava atabilsinler. Aslında içlerinde iyilik vardır(ki ben bu yanlarıyla idare ettim uzun zaman ama nereye kadar idare...) ama kompleksleri bu yönünün çokça açığa çıkmasına izin vermez. Sahte duygusallıkları anlaşılır ama idare edilir benim gibiler tarafından. Ben hep aman böyle yapıyor ama bak evladı var, bak düzeliyor gibi diye beklemede kalıp onları silmedim...
Ortalık karıştı bir dönem Nurturia da, samimi, hemde birbirleriyle çokça samimi bir grup nurtici, diğerinin şifresini girip, hesabına, özel yazılarına bakmış, hemde defaatle...inanılır şey değil...ve bunlar yinede aylarca birbirlerinin yüzüne bakmış, çok samimi görüntüler vermişler...bunlar yaşanılası haller tabi, hayatta herşey olabilir ve şahsi bir mesele. Nurturia ile ilgisi yok, zaten farkedilir edilmez kişilerin üyelikleri sonlandırılmış ve nurtide büyük bir temizlik yapılmıştı, ayrıca fake nickler ortaya çıkmış ve bunlarda silinmişlerdi. Sonrasında yeni furya başladı...herkesler herkesleri silmeye başladı. Kimi tamamen korkudan kimide zamanında silmeye utandığı ama listesinde istemediği kişileri korkuyorum bahaneleriyle sildiler ve bu 2. şıktaki tipler beni çok iğreti ettiler, çok ayıpladım, bazende çok güldüm, yazıları, bahaneleri okudukça, yaaa bu kadarda olmaz, bırakın bu işleri diye gülmeye başladım. Keşke dürüst olsalardı...Bir süre sonra bu kişiler arkadaş listesi küçülünce hava atacak, şak şak diyecek kimse kalmayınca, yeni yeni kişilere teklif etmeye başladılar...Ve hayatta her zaman var olacaklar, önemli olan bizim gibi kişilerin tercihleri, bizler onları var ettikçe var olurlar...Benim en büyük yanlışım onlara şans vermekmiş aslında, keşke diyorum hayatımda ilk defa. Keşke, zamanında hissettiğimde, gördüğümde silseydim onları. Kafamda rahat olurdu, dünya da...
Ben bunları görünce çok üzülmeye başladım.
*Banane dimi? İlk başlarda öyle dedim ama benim ahlakım, görgüm ve vicdanım kabul etmedi bu olanları.
*Sil istemediklerini dedim; e o kişiler sevdiklerimin güncellemelerinde çıkıyor ve yine içim almıyordu görmeye, riyakarlığa, yalan sözlere...
*Sadece sorulara yanıt ver dedim: ben güncellemesiz bir nurti düşünemem ki.
*Onlar yüzünden arkadaşlarınla günlük yazışamazsın dedim; gerçek arkadaşlıklar kurduysan, herşekilde görüşürsün, bağlar kopmaz dedim.
Evet hayatta hep böyle kaçamazsın diyen oldu bana ama benimki bir kaçış değil bir kurtuluştu. Bağımlılığımdan, görmeyi tanımayı reddettiğim kişilerden... Ben o insanlarla aynı güncellemelerde karşılaşmak istemiyorum, bunada mecbur değilim. Ben mutlu olmak, paylaşım ve yeni dostluklar için üye oldum nurti ye ve inanın çok çok değerli arkadaşlar edindim orda. Benim kazancım onlar. Öyle herkese tlf numaramı verecek tiplerden değilim ben, gerçekten yakın hissettiğim, sevebileceğim bayanlarda var ve ne doğru seçimlerim olmuş ki çok şükür, onların hepsiyle görüşüyorum ve ailecek görüşebilecek kadarda sevip yakın hissediyorum. Şimdilerde sevdiğim ama çokça görüşmediğim arkadaşların bloglarını takip ediyorum, ordan haberdar oluyorum yavrularından kendilerinden. Hele bir sıkıntım var onuda bir başka postta yazarım: takip bölümünde adını dahi duymak istemediğim kişilerin blogları var, yok edemedim illallah diyorum :)))İstemediğin ot demişler...
Yalandan arkadaş olmak diye bişey yoktur benim kitabımda, birine yazdıysam ve diğerini atladıysam yanlışlıkla, içim ezilir, çok üzülürüm kırdım mı arkadaşımı diye. Emek verdim ben nurtide ki arkadaşlarıma, kuzularına, işimden, hayatımdan çalarak. Karşılık olarak çok mülayim, hanım dediğim tiplerin dahi, açıklama yapmadan, nedensiz beni silişleri getirdi kendimi kendime. Beni sıkan, üzen konularda ne yapmalıyım diye bocalarken...birden kendime geldim, işte bu kadar dedim, sanal dünya burası, emek dinlemez, dinleyenleri sen bulmuşsun zaten.
Belki kendimi anlattım belkide anlatamadım, derdim anlatmaya çalışmakta değil aslında bu saatten sonra ama kızımın blogunda paylaştığım nurturia arkadaş topluluğundan neden ayrıldığımı açıklama gereğidir, bu bloga bunu borçluyum.
Benim yerime, belki de benden daha iyi, ne hissedip düşündüğümü anlatmış arkadaşım :) Ben kelimelerde çok iyi değilimdir ama kısa ve net, öyle güzel anlatmış ki arkadaşım :) Tşk ediyorum canım :)
Teşekkür ediyorum nurturia, sayende kazandığım arkadaşlar için, kızımın zor anlarında tek bir güncellemede onlarca aldığım yanıtlar için :)
NOT: Yayınlanmasını istediğiniz tüm yorumlar yayınlanacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

