16 Ocak 2013 Çarşamba

4 YAŞ ÖZELLİKLERİ

      kuzum 4 yaşını dolduralı 2 ay 20 gün oldu. Aylin Anne den okududuğum kadarıyla kuzu da kendi yaş gurubunun özelliklerini nerdeyse tamamen taşıyor (Aylin Anne )
    
Dil gelişimi:
  • 4 yaş çocuğu artık öykü, masal anlatmaya, ninni söylemeye, uzun hikayeler uydurmaya başlar.
  • Gördüğü rüyaları anlatabilir.
  • Kelime haznesi 2000 leri geçer.
  • Ne, nerede, nasıl, kim, ne zaman gibi soruları sormayı çok sever. Bol bol sorgular.
  • Şarkı söylemeyi sever.
  • Yabancı dil/diller öğrenebilir.
Sosyal Gelişim:
  • Oyun çocuğudur ve arkadaşlarıyla saatlerce oynayabilir.
  • Arkadaş seçmeye başlar.
  • Oyun sırasında çıkan tartışmalar genelde çok kısa bir sürede yüksek sesle bağırışmaya, itiş-kakışa dönüşebilir.
  • Kuralları anlar, kavrar.
  • Gruba katılmayı, uymayı tercih eder. Gruptan dışlanmamaya çalışır.
Duygusal Gelişim:
  • Merhametlidir.
  • Hatasını anlar.
  • Kendini dinletmek ister, gerekirse bunun için kabalaşabilir.
  • Duygularını çok rahat ifade edebilir.
  • Cinsel kimlik geliştiği için bedenini tanımak ister. Kız ve erkek bedenlerinin farklı olduğunu bilir.
  • Şaka ve espri sever, yapar.
Fiziksel Gelişim:
  • 3 tekerlekli bisiklete biner.
  • Özbakım becerilerini -küçük yardımlarla- gerçekleştirebilir.
  • Takla atabilir, denge hareketlerini yapabilir.
  • Basit şekiller çizer, içini biraz taşırarak dahi olsa karalar.
  • Kalemi bir yetişkin gibi tutabilir.
Önerilerim:
  • Sorumluluk verin.
  • Okuduğunuz bir kitabı onun okumasını isteyin.
  • Oyun arkadaşlarıyla düzenli olarak buluşmasına özen gösterin.
  • Birden fazla yabancı dili aynı anda çok rahat öğrenebilir. ( Çocuğun yaşı ile aynı anda çok sayıda dil öğrenme konusunda ters orantı olduğu ortaya çıkmıştır)
  • Sanat veya spora yönlendirin.
  • Hobi edinmesini sağlayın.
  • Baskı, suçlama, aşırı kontrol, soru sormasını istememe, azarlama, ters yanıtlar verme gibi tepkiler vermekten kaçının. Çünkü 4 yaş çocuğu herşeyi sorgular, bağımsız olmaya çalışır. Ancak en ufak birşeyde suçluluk duyar. Başına gelen herşeyin tek sorumlusunun kendisi olduğunu düşünüt. O nedenle özellikle birşeyi sorguladığı zaman, sorularına karşı nazik ve sabırlı olmaya çalışın. Öğrenmeyi öğrendikçe artık daha az sormaya başlayacaklar. İleride sorular peşpeşe gelmeyecek, tek ve en zor yerden gelecektir.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Genceldim :)

     Perşembe akşamı gidebildim ancak kuaföre, saçları 2011 deki gibi, ancak biraz daha açık tonlu olanı şeklinde yaptırıp geldim, fönlü haliyle foto çekinemedim malesef. Gerçek şuki daha az havalı ama mutluyum yeni saç rengimden.
     Hafta sonu yine bol aileli saatler geçirdik. Pazar günü ise meşhur günümüz Tülin de idi. Çok güzel geçti her zamanki gibi, yedik içtik, bolca sohbet ettik. Yine başım ağrıdı akşama, tabiki çok konuşup gülmekten :)))

     Güne giderken kuzum anneannesine gitmek istedi, annem de ısrar edince bıraktık. Akşama ise hiç gelmek istemedi miniğim bizimle, '2 gun, 3 gun sonra alın meni' dedi. Annem ise 'bana ses oluyor, mutlu ediyor beni, bırakın, sıkılınca alırsınız' dedi. Bırakıp gittik. Evde elim ayağım boşalıyor kızım olmayınca, tatsız tuzsuz, anlamsız bir beton yığını oluyor ev :( Gece 11 i zor edip, uyuduk, saatler geçmedi bize.
NOT: Cuma günü işe gitmedim, hem annemin, hem yeğenimin dr. randevusu vardı, yeğenimi kuzumun doktoruna götürdük. Bu fırsatta kuzumun da boy-kilo durumuna baktım.boy:101 cm. kilo:15. Yanlız bu ölçümleri kendim aldım, Öge hanım baksa belki biraz farkederdi. Ayrıca 4-6 yaş aşısını sordum. Yaptırın geciktirmeyin dedi. Aynı gün aşıyı da aradan çıkarayım dedim ama kuzum çok tepki gösterince kıyamadım. Babası da yanımızda olmayınca, cesaret edemedim.
      İşlemler bitince kızımla eve geldik. Şekilli bisküvi yaptık beraber. Evde kızımla olmak ne güzel şey, hele ki kış günü ve mesaiden çalınan bir günse :)

8 Ocak 2013 Salı

Çikolata Kahve

     Yılbaşından bu yana keyfimiz pek yok malesef. Annem i acile kaldırdık Cuma günü, evde 3 kez düşüp bayılınca...önce tansiyon sandık(hipertansiyon hastası annem). Acilde yapılan tetkikler sonrası; kulak kristallerinin oynadığını öğrendik. Zor anlar geçirdik ilk 3 gün, şimdi daha iyi şükür ki ama halen yatıyor, ayrıca birde hastalığına grip eklenince, hepten beter oldu kadıncağız. Gel diyorum bizimle kal...kabul etmiyor, kendi evinde kalacakmış. Teyzemde gitti Cumartesi akşamı, annem babamla kalakaldı yapayanlız. Aklım hep onlarda, ben kalamıyorum, onlarda gelmiyor bizimle. Dua ediyorum bol bol, anneme şifa ver Allahım diye...
     Bunun haricinde hepimiz iyiyiz şükür, Pazartesi başladı kreşe, artık tüm hafta gidecek bakalım kreşe. Pazar akşamı 'anneanneme telefon et, iyileşmiş mi sor' dedi bana. Halen kaçış yolu arıyor kreşten :))) Dün akşam da 'düneş açtığında kireşe mi gidicem anne, ne zaman bitecek bu kireş, otele didelim artııık' diye söylendi, kısa bir cevap verip hemen dikkatini dağattım, unutturdum. Sabah ta 'akşama senin almanı istiyoruuum' dedi, müdürümden izin alabilirsem geleceğimi söyleyerek yolladım. Uzun zamandır kreşe gitmeyince...bu kadarı az bile maşallah.
     Cumartesi günü beni yanına çağardı, resim çizmiş gösterecek. Çok güldüm resmini anlattı bana, ortadaki koca kafalı, pinçik pinçik kirpikli olan benmişim, yanlardakilerde babası ve kendiymiş :))) İlk defa kirpik çizdiğini farkettim, çokta hoşuma gitti.

     Bu kardanadamı kreşte yapmış, en azından bir kısmını. 'Beni kardamadamımla çek anne' dedi.
     Sonra da beni çekmek istedi, elime de aynı resmi verip çekti :)
     Dün nerdeyse tüm gün ve akşam kar yağdı bizim semtte. Akşam kuzumla çıkalım dedik ama korktum biraz, hasta etmekten. Camdan baktık sevindik. Bugün işe gelince sordum, birçok semtte yağmamış, hatta kupkuruydu dediler yerler, şaşırdım. Bu ara içimde bastırılamaz bir alışveriş tutkusu var ama nasılsa almıyorum birşeyler. İnternetten bakıp kapatıyorum hep ama kendimi ne kadar daha durdurabilirim bilmiyorum. Facebook ta pek çok çocuk kıyafeti satan yerler var, tutuyorum yine kendimi....nereye kadar...
     Bu ara yine ev alma telaşımız devam ediyor, kendi evimiz satılıkta ama bir gelişme yok henüz, hele bir satılsa...gerçi biz şimdiden deli gibi bakınıyoruz satılıklara. Hele şu işyeri vergisini halledeyim, sıra gelicek işteykende satılıkları netten araştırmaya. Ankara da en fazla 10 yıl daha otururuz diyoruz, o da benim emekliliğimi beklemek açısından. Bu nedenle, şöyle gönlümüzün istediği gibi bir ev olmayacak, alacağımız ev. Bizi idare etsin yeter diyoruz. Boşa kira ödemeden, buralardan giderken de rahat satılabilecek bir ev olsun yeter. Hayırlısı inşallah :)
     Saçlarımı yine eskisi gibi çikolata kahveye döndürmeyi düşünüyorum, siz ne dersiniz? Altta 2011 yeni yıl kutlamasındaki fotolarım var, fikir lütfen? :) Sanki daha genç görünüyorum o saçla ve yüzüm daha belirginleşiyor diye düşündüm, malum, soluk benizim ben.


3 Ocak 2013 Perşembe

HOŞ GELDİN 2013...

     Yeni yıl günü, kahvaltı sonrası anneanneye gittik, teyzem, oğlu, annem-babam, biz, kardeşim, eşi ve oğlu hep beraber olduk o gün. Önce Etlik te son alışverişlerimizi yapmak için epey gezindik. Eve gelince soframızı düzenledik, yemeklerimizi pişirdik, herkes toplanınca oturduk masamıza :)
  
     İlerleyen saatlerde, hiç durmadan yemek yiyip atıştırdığımızdan, yerimizden kalkamayacak hale geldik. Hadi dedik, çocukları evde, annemle bırakıp yürüyüş yapalım. Etlik te turladık ordu şeklinde, çok zevkli oldu, kuruyemişciden taze kahve çektirip getirdik eve. Bir güzel içip kahve fallarımıza baktık birbirimizin.
     Saat 12:00 yi vurduğunda hep beraber sayarak havalara zıpladık Ev halkı o kadar kalabalık olunca, sarılma faslı bitmedi bir türlü, çok güldük. Eğlenceli, kopmalı bir yeni yıl kutlaması oldu bizim için. Saat 1:30 gibi çıktık annemlerden, eve gelir gelmez de yattık hemen. Ağzımızın tadı bozulmadan, sağlıklı, huzurlu ve boool paralı bir yıl diledik hepimiz, herkes için 2013 yılı sağlık, mutluluk ve şans getirsin, nice yıllara :)

2 Ocak 2013 Çarşamba

Anıtkabir -İkea

     Cuma akşamı Yıldıray a davetliydik, Melek cim hazırlık yapmış bir sürü, e bizde sürü gibi (çok) olunca... :)))
     Ertesi gün, yani Cumartesi sabahı kahvaltı sonrası hazırlanıp gittik, annemleri aldık, doooğru Anıtkabir e :) Teyzem ve oğlu daha önce de görmüşlerdi ama birbakıma ziyaret oldu hep beraber. kuzum yine klasik olarak, arabaya binince uyuyakaldı. Pusetine koyup, başladık aslanlı yolda ilerlemeye :)
     Hava da öyle güzeldi ki...sanki bize özel Anıtkabir ziyaret günü gibiydi :)
                                                                    Kuzum uyandı :)

     Anıtkabir de müzeyi gezerken kuzuma anlatıyorum:'bak kızım Atatürk burda yatıyor...öldü...vs.'  N:'anne ama Atatürk kalbizimde yaşıyor' canım kızım benim...evet kalbimizde ama keşke yaşasaydı...:(((
     Duygulu şekilde ayrıldık Anıtkabir den, öyle kalabalıktı ki...ne güzel... Ordan bize gidelim dedik, yemek yer otururuz. Malum bizim muhite girerken, yanı başımızda bulunan Alparslan Türkeş in mezarı var. Hiç uğramak kısmet olmamıştı bugüne kadar, gerçi aklıma da hiç gelmemişti. Annemle teyzem görelim dediler. Bizde görmüş olduk.

     Eve geçince çarçabuk bişeyler hazırladık, aşkımda meşhur saç kavurmasını yaptı bize, afiyetle yedik :) Eğlenceli saatler geçirdik, ne kadar ısrar etsemde bizde kalsınlar diye...annem rahat edemiyormuş başka yerde, kalmadılar.
     Pazar sabahı yine geç kalktık, hazırlanıp düştük yollara, bir tanıdığımızın annesi vefat etmişti, başsağlığı dilemeye gittik. kuzum anneannesinin kapısında:
     Nato yolu civarındaydı mevlüt, başsağlığımızı dileyip, biraz oturduktan sonra çıktık, hemen yakınıda olunca, buralara gelmişken, İKEA ya uğrayalım dedik. Annemle teyzem anında yokoldular, ikisi de çıktı sigara içmeye ama ayrı ayrı çıktıklarından, onları otoparka toplamak epey zaman aldı :))) Biz de pek alıcak bişey bulmadık, hep aynı şeyler...2-3 minik hediye alıp çıktık. Zaten kuzumun da uykusu gelmişti. Doooğru annemlere, yiyip içip, kuzumu uyutup çıktık. Günler dolu dolu geçiyor, epey yoğunuz bu aralar. İş yerimde 4 gün tatil olunca aslında epey sevindim. Teyzeme vakit ayırmış olduk.

26 Aralık 2012 Çarşamba

FINDIĞIMMM...

     Akşam sevinçle ve merakla eve gittim, dünden kalan yemeklerle masamızı hazırladım, başladım Esra Erol un programını izlemeye(kızmayın hemen yaa, ben o kadının programını seviyorum,çok şeker,seviyeli geliyor,hem dünya insan var bana ilginç gelen ve ben insan analizini pek severim.).
     18:36 gibi zil çalıyor, baba önde gelip giriyor. 'fındığım nerde?' diyorum, merdivenlerden yavaş yavaş çıkıyormuş. Öyle sevimli geliyor ki çıkışı, bana bakışı, hemen makinemi alıyorum elime ve fındığımın geliş anını ölümsüzleştiriyorum.
     Sarılma, sevişme faslından sonra, bana nasıl oynadığını gösteriyor, adeta kıvırıyor, sonra öğretmeninin 'kipabı' göndermediğini söylüyor, yarın gönderecekmiş. Dün öğleden önce öğretmenine ulaştım tlf.da, kuzumun sabah ürkek olduğunu, her ay bir kitap bitirdiklerini ama kuzum devamsızlıktan dolayı, kitapta yaptıkları alıştırmaların mantığını unuttuğundan, başarılı olamadığını ve bu nedenle sinirlendiğini, tedirgin saatler geçirdiğini, oyun saatinde bunu üzerinden attığını söyledi, ayrıca 'akşama kitabı eve yollayacağım, sizde evde çalışın' dedi. Nitekim eve yollamamış, ertesi gün yollayacakmış. aşkımla haber yollamış.
     Yemeğimizi yedik hızlıca, hemen hazırlanıp teyzem ve oğlunu söğütözünden karşılamaya gittik. Onları da alıp annemlere geçtik. Çok eğlenceli, güzel bir akşam geçirdik. Saat 11 leri buldu biz çıkana kadar. kuzum her zamanki gibi anneannesinde kalmak için duygu sömürüsü yapıp ağlamaya başladı. aşkım yine nöbetçi bugün, dolayısıyla kuzumun annemde kalması bir taraftan işime geldi ve sonunda bırakmaya karar verdik. Tek sorun kreş oldu benim için, yine ara vericek 2 gün. Ayrıca kızımı perşembe akşamına kadar göremeyeceğim :(

      K.Denizliler biraraya gelirde horon tepilmez mi? :))) Kemençe eşliğinde döktürdü bizimkiler, ben kuzumu yedirmeye çalıştığımdan, onlara katılamadım.(şu videolarımı yüklemeyi bir bilebilsem...neler var neler yüklenecek...)

25 Aralık 2012 Salı

2013 e Girerken...

     Her yeni yıla 'yıla nasıl girersen, bütün yıl öyle geçer' sözünden yola çıkarak, hoplayıp zıplayıp, sevdiklerimizle sarmaş dolaş olarak girdik. Yanlızca 2012 ye yatarak girmiştik, lojmandaydık geçen yıl, annemi, babamı yeniyıl yemeğine almıştık, yemek sonrası çokta kalmadan gitmişlerdi evlerine, bizde TV.de hiçbirşey olmayınca yatıp uyumaya karar vermiştik. İyiki öyle yapmışız, vardır bunda da bir keramet...2012 yılı gayet iyi geçti bizim ailemiz için. kuzum kusmayı bıraktı, pütürlüye geçti (güldüm kendi kendime, benim için en önemli şey bunlarmış demekki, en ön sıraya yazdığıma göre), yeni araba aldık, yeni ve sevdiğimiz bir eve taşındık, yeni eşyalar, sağlık, huzur vardı bu koca yılda :)
     Dilerim 2013 te aynı sağlık ve huzurun devamını yaşatır bizlere ve tüm sevdiklerime :)
     Bu yıl 31 Aralık 2012 gecemizi annemlerde geçireceğiz inşallah, kardeşim, eşi ve Çınar, Edirne den Leyla teyzem oğluyla geliyor, annem-babam ve biz :) Ana yemek bizden, diğerleri annemden olucak. Hepsine minik ama anma amaçlı hediyeler düşünüyorum ama bakalım ne olucak...şöyle bir çarşı pazar yapmalı...sevindirmeli herkesi, hazır birarada iken :)
    

Tüğlü Bamyaaa...:)))

       Geçen hafta kuzumu alıp geldik eve, odasına girince şaşırdı, çünkü böyle dağanık bıraktığını unutmuş. Ertesi gün akşam eve geldiğimde baktım ne var ne yok toplamış :))) Sen mi topladın hepsini dedim, 'babam bana yardım etti' dedi :))) Neyse buna da kabul. Oyun odasının toplu hali aşağıda, yanlız hiçbirşey gerçek yerine koyulmamıştı :))
                                             
      Cumartesi günü minik Deniz in 1.yaş günü partisine davetliydik. kuzum, Zeynep Duru yuda göreceğinden çok heyecanlıydı. Parti lafını duyunca en kabarık elbisesini giymek istedi, kırmadım. Hazırlanıp attık kendimizi partiye, çokta eylendik. Her anne-baba için sanırım 1.yaş günü partisi çok özel oluyor. Neşe ve Burak ikilisi de harika bir parti hazırlamışlar, çok beğendim herşeyi, yanlız birde Fenerbahçe temalı olmayaydı, daha bir sevecektim süslemeleri ama neyyyssseee :)))
                                   
     Pazar günü aşkım nöbetçiydi, öyle çok canım sıkıldı ki...kendimi hep yemek yapmaya, hem de yemek yemeye verdim. Dışarı çıkmak istedim ama hava öyle kötüydü ki...nereye,kiminle gitsem bilemedim, içim hem çıkmak, hem oturmak istiyordu...sonunda evde kendimi mutfağa kapadım. Birara kuzumla kek yaptık, ıspanaklı olandan. Birşey dikkatimi çekti, kek vs. yapımını fotoğraflıyorum ama bitmiş pişmiş halini genelde atlıyorum, sanırım kendimizi yaptığımızı yemeye verdiğimizden unutuluyor :)))

      Bir ara dışarı çıktık kızımla, ıspanak, mandalina aldık. Kırtasiyeden bir kırmızı, bir mavi balon istedi, tahta kalemi alayım dedim, bir kırmızı, bir mavi olsun dedi. Kırmızı kız rengiymiş, mavi de erkek :)))Birde pazıl aldım. Daha eve girer girmez balonun biri şişirirken patladı, maviyide odasında kalemle çizerken patlatmış :))pazılını maşallah başatıyla yaptı. Sonra da üstünü başını kalemleriyle boya yaptı. Market dönüşü yolda gördüğü fotodaki yaprakları topladı, 'bunları boyayabilirmiyim anneciğim' dedi. Yapraklar kirli ve ıslak olduklarından, önce yıkadım, sonrada kurumaya bıraktım, baktım tamda bir dut masalı ndaki gibi bir manzara var karşımda, hemen makinemi elime aldım :)
      Ispanak yemeği yaptım, tavuklu şehriye çorbası, sebzeli pilav, erik kaynattım, suyunu şişeledim ve birde ıspanaklı kek, bunda kızımın elinin tadı var :) Komşumda harika bir aşure yapmış getirmiş, sağolsun, bir güzel yedim,  pek hoşlanmadı bu tatlıdan yemedi.

      Erkenden yattık kızımla, ertesi sabahta kuzumu, aşkıma teslim edip çıktım. Güzel bir gün geçirmişler, akşama gidince de anneannesini ziyaret edelim dedik. Bu arada kuzunun ayağı kabuk atmadı malesef, tekrar gidip yeniden dondurmaları gerekecek :((
     Bu günde kreşe başladı hayırlısı ile, arıyorum ama kreşte açan yok tlfonu, merak ettim kuzumu, ilk günü nasıl geçti acaba??

21 Aralık 2012 Cuma

Gül Tatlısı...

     Dün akşam işten döndüğümde bana koşarak geldi ve elinde tuttuğu resmi gösterdi, benim için çizmiş, benim, babasının ve kendi ismini yazmış(yani karalama yapmış). Resmin en üstünde, benim bulut sandığım ve sorduğum şeyler: ''hava tufanıymış'' :))) Çok güldüm duyunca, hava tufanı nedir yaa :))) Sonra bu güzel resmi buzdolabına astı miniğim :)
      Mor çiçekleride, minik elleriyle kendi yapıştırmış resmine :)
     Akşam yemeğimizi yedikten sonra aynen şöyle söyledi;'Yinemi tatlı almadı babam?' Kızım istedinmiki dedim :))) Kızım isterde ben yapmazmıyım, tamam dedim etrafı toparlayayım, hemen bir kıyamet tatlısı yaparım, malum ertesi gün kıyamet kopacak ya :)))

      Şu meşhur anne-kız mutfak önlüklerinden almanın zamanı gelmişte geçiyor bile :)
       Hem şekilli hemde gül tatlımız fırına girmeye hazır...sonrasında da şerbetini yapıp döktük üstüne ama soğumasını bekleyemeden yedik :) Çok beğenmiş...hımmmm diyerek yedi maşallah :)
       Tatlı yapımına başlamadan önce evcil balığımız Yıldız hanımın evini temizledik bir güzel :)
      'Anne neden Yıldız bu kadar kötü kokuyor, kakasını yapmamasını öğrenmedi, böğğğğgg' diyen küçük hanım, temizlik sonrasında epeyce konuştu Yıldız hanımla 'bak temiz oldun Yıldız, kakanı yapma bundan sonra evine' dyerek. Ben Yıldız a bez takmayı önerince epeyce güldü :))) 'çok komiksin anneee' diyerek.
     Dün gece epey geç yattık maaile, Umutsuz Ev Kadınları vardı TV.de, izledim, o arada karda yağınca baya heves ettik, seyre daldık. Hatta bir ara hava kızıllaştı iyice, bende bir anda olsa korkmadım desem yalan olur, acaba mı dedim...hani kıyamet falan.... töbe töbeee :)))
     Sonra sarmaş dolaş yattık hepberaber :)
     Sabah uyandım ama yatağın dibi olsa dibinde sıkışıp kalmak, kuzumun nur yüzüne bakarak dalıp gitmek, sıcağında uyumak isterdim. Ellerini yukarıya uzatmış, öyle güzel uyuyordu ki...işe gidiyor olmaktan büyük bir acı duydum.
     aşkım yolcu etti beni :) Akşam bir ara bana döndü ve 'Canım eğer yarın kıyamet varsa, bilki seni çok seviyorum, söylemeye fırsatım olmaz belki yeniden' dedi. Aklımda bu sözlerle öpüp ayrıldım evden. Dışarı çıktığımda harika bir tablo vardı karşımda, daha bahçe kapısından çıkmadan makineme sarıldım, çektim 2 poz :)) Baktım aşkım camdan bana sesleniyor, halime gülüyor, foto manyağıyımya :))) Sonra 1-2 de sokakta çektim, kar kokusunu içime çekerek işyerime vardım.

      Tabiata bayılıyorum, muhteşem birşey seyretmesi, her mevsimi ayrı bir güzel, şükürler olsun bu günümüze, sağlıkla huzurla ve muhtaç olmadan yaşayacağımız nice yıllara  :)



20 Aralık 2012 Perşembe

Pop Star Ada

     3 gündür anneannesindeydi kuzucum, dün akşam aldı babası, getirdi evimize. Ne boş ne anlamsız oluyor evimiz kızımız yokken. AVM. manyağı olduk 3 günde. Eve geldik, soğuk, ıssız...Salı akşamı Kent park yaptık, sırf kuzucum için bebek almaya. Uzun zamandır Prenses Duru ve Popstar Ada yı istiyordu, evde sürekli onların CD. lerini izleyip şarkı söylüyordu, mikrofon elinde kafamızı şişiriyordu :))) Yanlız ikisi birden baya pahalı geldi bize, sadece birini alalım diye aradık, ikisini de istiyormuş hanfendi, ayrıca birde barbie evi ama küçük olmayacakmış ev, büyükünden alın dedi. Tabi almadık, barbie evi 400TL. Barbie ler de 50 şer TL. O zaman sadece Popstar Ada yı alın dedi. Akşam babası araba da vermiş oyuncağını, bayılmış...Ben eve gidince de hoplaya zıplaya gösterdi bana, marifetlerini anlattı yeni bebeğinin. Gözlerinin içi gülüyordu kuzumun :)
     Bu arada tam 1 aydır oyuncak almadık, cezası vardı, bitti. Gülüm kuzum çiçeğim, iyiki var, evimizin neşesi... Allah kimseleri yavrularından ayrı koymasın... Amiiin.
      Anneannesine gitmeden odasını epey dağıtmıştı ve kendisinin toplaması gerektiğini söylemiştim, tamam demişti ama hep erteledi. Ben de 3 gündür toplamadım, gelince görsün bu hali diye. Aradıklarını bulamasın...dağanıklığın neye sebep olduğunu bilsin diye. Gelince de söyledim, bak odan ne halde, topla da aradığını bulabilesin diye. Tamam anne yemeğimizi yiyelim toplarım dedi. Yemekler bitti, odasına gitti, öylece oynuyor baktım. Hadi kızım topla, yemek bitti dedim, bu sefer de 'çok yoruldum, accık dinlenip toplarım anne' dedi. :))) Bende inat ettim, kendisi toplamazsa öylece kalacak odası. Bakalım ne kadar sürecek.
      Bugün de babasıyla evdeler, ara ara arayıp sordum ama, yine de meraktayım. Akşamı ise iple çekiyorum. Çok özlemişim kızımı...Haftaya salı kreşe yeniden gitmeye başlayacak inşallah, sıkılmaz böylelikle. 2 Hafta dır aklına geldikçe ve sıkıldıkça bizden kardeş istiyor; 'neden benim kardeşim yok, bana kardeş alın' diye söyleniyor. Bende babasına sorması gerektiğini söylüyorum :))) Biliyorum çok kötüyüm :)))