Çok ilginçtir ama kreşe başlayalı 3 gün olmuştu ve eşimin ısrarlarına rağmen ben bir türlü, gün içinde kreşi arayıp kızımı soramamıştım öğretmenine. Sonunda 2. gün öğretmeni eşime 'annesi arasın görüşelim' diye talepte bulunmuş :))) 3.gün aradım, 'neden aramıyorsunuz, istediğiniz an arayabilirsiniz' dedi öğretmeni. Bende 'kötü birşey duymaktan korktuğumdan arayamadım, nasılsa eşimde günde 2 kez sizinle görüşüyor' dedim. Aslında sadece bu değildi arayamamış olmamın sebebi:
*kreşe başlamadan çok önce başlamıştı benim araştırma çabalarım, okudum, sordum, tecrübelilerden bilgi aldım. Bir kreşte aranılması gereken özellikler nelerdir çok iyi biliyordum, yani nerdeyse...
*Geçen hafta çarşamba günü gittiğimde ilk gözüme çarpan şey, ortamın beklediğim güzellikte olmadığıydı. Soğuk bir görünümü vardı, ben şöyle cicili bicili bir yer bekliyordum, renk çümbüşü olan, daha geniş bir oyun odası, yemekhanelerinin iç açıcı olduğu, yatak odalarının daha ferah olabileceği..vs.
*Mutfağına bile bakmaya gerek duymadım. Çünkü mecburdum buraya vermeye, maddi açıdan başkada seçeneğimin olmadığını bildiğimden, çokta eğrisine doğrusuna bakmadım doğrusu.
*Öğretmenlerini sevdim yalan yok, hatta dünkü konuşmamda itiraf bile ettim gözlerine güvendiğimi :)
*Yemek konusu ve uyku konusu önemliydi benim için ve ençokta bu konuda konuştum Çiğdem öğretmenle.
*biz gittikten sonra çok ağladığını sanmıyorum, çünkü zaten çok öyle kendini yerlere atıp ağlayan çocuklardan değil kızım, mızıl mızıl ağlar bizimkisi. Gözlerinden akar ve mızıldar sadece ve çabuk uyum sağladığından, çabuk oyalanabildiğinden, eminimki çabucakta susuyordur arkamızdan.
*İstediğim gibi bir kreşe verebilecek şartlara sahip olmadığımdan, elimdekinin zevkini çıkarmak, daha doğrusu olanı kabullenmek gerek diye şartlandırmışım kendimi ve bu nedenle çokta sorgulamıyorum kreşi.
*Kızımın mutlu olup olmadığına bakıyorum sadece ve evet mutlu. Dikkatimi çeken tek şey, (şimdilik yarım gün gittiğinden)akşamları anneannesinden aldığımda, eskiden kucağıma zıplayıp 'anneciğim seni çok ösledim' diyen kızım, artık gelmek istemiyor bana. Taki annem kapıyı kapatıp, 'annen gidiyor' diyene kadar. Buda sanırım bir tür tepki, alışacak kuzum inşallah.
*3 gündür, söylediğim tarzda mızıldanarak gidiyordu kreşe ve babasından ayrılırkende aynını yapıyordu. Bugün ilk defa kabullenmiş şekilde gülerek ayrıldı benden. Yine klasik hareketi 'senin işinde çişimi hapmak istiyorum' diyerek. Yaptırdım tabi ve el sallayarak uğurladım kuzumu. Sonradan aradım aşkımı, ondanda ağlamadan ayrılmış, çok sevindim. Maaşallah kızıma, olacak bu iş :)
Dünkü Çiğdem öğretmenle konuşmamız beni dahada umutlandırdı. çok uyumlu olduğunu, tüm aktivitelere katıldığını, arkadaşlarıyla iyi geçindiğini söyledi. Dün arabalarla oynamak istemiş, öğretmenide erkek çocuklara rica etmiş aralarına almaları için, beraber arabacılık oynamışlar. Kızlarlada arası iyi dedi öğretmeni. Yemek konusu biraz sıkıntılıymış, yavaş çiğniyo ve yemek süresi gecikiyor dedi, geç yiyen 3-4 çocukla sonraya kalıyorlarmış. Beyaz peynir ve zeytin yemiyor dedi, evet kaşar peyniri yer dedim. Bundan sonra kaşar peyniri koyacaklarmış :) Hatta dün 4-5 adet patates kızartması yemiş, 41 kere maaşallah ama diğer yemeklerini yememiş. Sabah sütünü hep içermiş, evdede içer maaşallah.
Beni düşündüren tatil konusunu konuştum öğretmeniyle. Araya girecek 9 günün iyi olmayabileceğini söyledim, alıştırma süreci açısından ve bayram sonrası pazarteside yarım gün gitsinmi diye sordum. Gerek yok dedi, o gün tam gün olarak başlamalıymış. Demekki bu konuda güveniyor diye düşündüm, yani onu sakinleştirip uyutabileceğine emin görünüyordu, bunada sevindim, tabi 3 gündür aşağı yukarı tanımıştır kızımı, tepkilerini.
NOT: Bugün fotoğraf makinesi vericektim eşimin eline, öğretmenine versinde, kızımın fotosunu çeksin kreşteyken diye ama unutmuşum. Yarın kesin vermeliyim.
3 YAŞ 6 GÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 YAŞ 6 GÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Kasım 2011 Perşembe
2 Kasım 2011 Çarşamba
Sezaryen mi Normal Doğum mu?
Bunu hamileliğim boyunca çok düşündüm ama hep aklımdaki sezaryendi. O zamana kadar normal doğum ile ilgili hiç olumlu şeyler duymamıştım. Tek bildiğim çabuk doğuran kadın büyük ablamdır. 3 çocuk doğurdu, üçünde de doğuma birkaç saat kala hastaneye gidip, kucağına aldı bebeğini. Herkes ne kadar bağardığını, canının nasıl yandığını ve kaç dikiş atıldığını anlatıyordu. Bende için için hep korktum normal doğumdan. Zaten canım çok kıymetlidir benim. Halen iğne vurdurmamak için bile 40 dereden su getiririm, vurulurkende ağlarım, yanımda birilerini isterim, ağrı eşiğimden kaynaklanıyormuş, sonradan öğrendim bunu.
İşte bu kadar kötü bilgi sahibi oluncada, kararım sezaryendi, doktorumlada konuşmuştum, kesinlikle normal doğum istemediğimi ve hemen kabul gördü bu isteğim.
Sonrasında okuduğum makaleler, bloglar, dinlediğim daha bilinçli anneler sayesinde öğrendim ne kadar yanlış düşüncede olduğumu. Son günlerde okuduğum Blogcu Anne kafama bir kez daha dank ettirdi. Herşeyin doğalının iyi olduğunu biliyorum elbet ama şu can korkusu yok mu? Ha ne oldu peki; daha çok acı çekmedim mi? Canım yanmadı mı sezaryende?
Hem nasıl yandı, çok zorlu bir ameliyat geçirdim. En başta söylemem gereken şey, ben aslında istesemde normal doğumla kızımı dünyaya getiremezmişim, son bir ay kızım hep ters kaldı ve dönmedi, yani kendiliğinden sezaryene hazırlanmış benim kızım. spinal ve epidural karışık bişey yaptılar, şimdi tıbbi adını unuttum. Bunu hiç hissetmedim bile, sonra masaya yattım, ancak hemen göğsümün üzerine çekilen set ve ardından üzerine atılan örtüler nedeniyle evhamla nefes alamaz oldum, oksijen verdiler, ardından kesiği hissetme korkusuyla kendimi öyle kastım ki anlatamam, hissetmedim tabi ama bendeki doktor, iğne ve kesik korkusu müthişti. Ardından karnımdaki açılmayı acı olarak değil ama sarsıntı olarak yada bebeğimi alırlarkenki basınç beni çok korkuttu. Hatırladığım 'karnımı koparıyorlaaar' diye bağırmamdır. İşte bu debdebe sırasında belimdeki iğneyi yerinden oynatmışım, benim kesinlikle genel anestesiyle uyutulmam şartmış, bunu öğrendim orda, görmemeliymişim olup biteni. Bebeğimin çıktığını söyledi eniştem ama o an göremedim bile, sonra uyuyakalmışım, daha doğrusu beni uyutmuşlar geri kalan işlemlerde de sorun çıkarmayayım diye, hemde belimdeki iğne oynayınca etkiside kalmamış.
Gözümü açtığımda hastane odasındaydım ve ağlıyordum, kımıldayamıyordum ve ağrım vardı, hemen ağrı kesici verdiler. Hastanede kaldığımın 2 gecesi ağlamakla geçti, çok ağrım vardı ve hep ağrı kesici veriyorlardı.
Bu arada ekstra durum olan miyom konusunuda söylemeliyim. Eniştem anestezi uzmanımdı ve 'benim yumruğum büyüklüğünde 2 miyom aldık doğum esnasında senden' dedi. Yani 3 ameliyat olmuş gibi oldum ve ağrımın fazla oluşu birazda bu nedendendir. 2. akşamı kızımı yanıma verdiklerinde 'neden getirdiniz şimdi, emziremem, karnıma yaslamayın' diyordum. Annelik mi? Kötü annemiydim ben şimdi ama gözüm hiçbirşeyi görmüyordu ki. Hastaneden 3. günün sabahı çıktık kızımla. İstanbul da ablamlarda 13 gün kaldık ve hergün sabah akşam ağrı kesici iğnelerle ayağa kalkabildim, ayaktaysam oturabildim. Kabus gibi günlerdi benim için ve kızımı emziremiyordum, süt gelmesi için ablamın harcadığı çabalar hala gözlerimin önünde.
Neden normal doğum isterdim sorusunun cevabı şöyle; Yavrunu hemen kucaklayıp bakabiliyorsun, ben normal doğum yapıpta ilk gün ayağa kalkan o kadar çok anne gördümki, doğum sonrası kendini toparlaman çok çabuk oluyor, süt gelimide buna keza.
Sezaryen istemedeki amaç ise; ağrı duymadan doğum yapmak, sonrasında da ağrı kesicilerle ağrıyı hissetmeden ayağa kalkmaktı ama olmadı tabi. Bende olmamış olması, herkesin böyle ağrı çekeceği anlamına gelmez tabiki. Ayrıca her şekilde anneyiz, yavrumuzu ve kendimizi düşünmüş olmamız gayet normal.Herkesin tercihi normal doğum olmak zorunda değil, benim gibi evhamlı annelerin, doğum esnasında hem kendine, hemde yavrusuna zarar verme riski çok fazla. Bu nedenledir ki, sezaryen oldu diye kim suçlayabilir anneleri, kimsenin buna hakkı yok. Ayrıca bende normal doğurmak isterdim ama çok fazla korkuyordum ve bağıra çağıra doğuma girme fikri bana göre değildi. Bebeğim ters gelmeseydi de sezaryeni seçecektim zaten. Önemli olan sağ salim kuzuma kavuştum, Allah yokluğunu göstermesin, Amiin... :)
İşte bu kadar kötü bilgi sahibi oluncada, kararım sezaryendi, doktorumlada konuşmuştum, kesinlikle normal doğum istemediğimi ve hemen kabul gördü bu isteğim.
Sonrasında okuduğum makaleler, bloglar, dinlediğim daha bilinçli anneler sayesinde öğrendim ne kadar yanlış düşüncede olduğumu. Son günlerde okuduğum Blogcu Anne kafama bir kez daha dank ettirdi. Herşeyin doğalının iyi olduğunu biliyorum elbet ama şu can korkusu yok mu? Ha ne oldu peki; daha çok acı çekmedim mi? Canım yanmadı mı sezaryende?
Hem nasıl yandı, çok zorlu bir ameliyat geçirdim. En başta söylemem gereken şey, ben aslında istesemde normal doğumla kızımı dünyaya getiremezmişim, son bir ay kızım hep ters kaldı ve dönmedi, yani kendiliğinden sezaryene hazırlanmış benim kızım. spinal ve epidural karışık bişey yaptılar, şimdi tıbbi adını unuttum. Bunu hiç hissetmedim bile, sonra masaya yattım, ancak hemen göğsümün üzerine çekilen set ve ardından üzerine atılan örtüler nedeniyle evhamla nefes alamaz oldum, oksijen verdiler, ardından kesiği hissetme korkusuyla kendimi öyle kastım ki anlatamam, hissetmedim tabi ama bendeki doktor, iğne ve kesik korkusu müthişti. Ardından karnımdaki açılmayı acı olarak değil ama sarsıntı olarak yada bebeğimi alırlarkenki basınç beni çok korkuttu. Hatırladığım 'karnımı koparıyorlaaar' diye bağırmamdır. İşte bu debdebe sırasında belimdeki iğneyi yerinden oynatmışım, benim kesinlikle genel anestesiyle uyutulmam şartmış, bunu öğrendim orda, görmemeliymişim olup biteni. Bebeğimin çıktığını söyledi eniştem ama o an göremedim bile, sonra uyuyakalmışım, daha doğrusu beni uyutmuşlar geri kalan işlemlerde de sorun çıkarmayayım diye, hemde belimdeki iğne oynayınca etkiside kalmamış.
Gözümü açtığımda hastane odasındaydım ve ağlıyordum, kımıldayamıyordum ve ağrım vardı, hemen ağrı kesici verdiler. Hastanede kaldığımın 2 gecesi ağlamakla geçti, çok ağrım vardı ve hep ağrı kesici veriyorlardı.
Bu arada ekstra durum olan miyom konusunuda söylemeliyim. Eniştem anestezi uzmanımdı ve 'benim yumruğum büyüklüğünde 2 miyom aldık doğum esnasında senden' dedi. Yani 3 ameliyat olmuş gibi oldum ve ağrımın fazla oluşu birazda bu nedendendir. 2. akşamı kızımı yanıma verdiklerinde 'neden getirdiniz şimdi, emziremem, karnıma yaslamayın' diyordum. Annelik mi? Kötü annemiydim ben şimdi ama gözüm hiçbirşeyi görmüyordu ki. Hastaneden 3. günün sabahı çıktık kızımla. İstanbul da ablamlarda 13 gün kaldık ve hergün sabah akşam ağrı kesici iğnelerle ayağa kalkabildim, ayaktaysam oturabildim. Kabus gibi günlerdi benim için ve kızımı emziremiyordum, süt gelmesi için ablamın harcadığı çabalar hala gözlerimin önünde.
Neden normal doğum isterdim sorusunun cevabı şöyle; Yavrunu hemen kucaklayıp bakabiliyorsun, ben normal doğum yapıpta ilk gün ayağa kalkan o kadar çok anne gördümki, doğum sonrası kendini toparlaman çok çabuk oluyor, süt gelimide buna keza.
Sezaryen istemedeki amaç ise; ağrı duymadan doğum yapmak, sonrasında da ağrı kesicilerle ağrıyı hissetmeden ayağa kalkmaktı ama olmadı tabi. Bende olmamış olması, herkesin böyle ağrı çekeceği anlamına gelmez tabiki. Ayrıca her şekilde anneyiz, yavrumuzu ve kendimizi düşünmüş olmamız gayet normal.Herkesin tercihi normal doğum olmak zorunda değil, benim gibi evhamlı annelerin, doğum esnasında hem kendine, hemde yavrusuna zarar verme riski çok fazla. Bu nedenledir ki, sezaryen oldu diye kim suçlayabilir anneleri, kimsenin buna hakkı yok. Ayrıca bende normal doğurmak isterdim ama çok fazla korkuyordum ve bağıra çağıra doğuma girme fikri bana göre değildi. Bebeğim ters gelmeseydi de sezaryeni seçecektim zaten. Önemli olan sağ salim kuzuma kavuştum, Allah yokluğunu göstermesin, Amiin... :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)