30 AY 27 GÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 AY 27 GÜN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2011 Salı

Kuzumun Artistik Pozları ve Arabası

     Akşam olupta yatmaya hazırlanma aşamasında kuzumla baya bir şevişiriz, hazır çıplakken öperiz herbiryanını, oda hazır çıplak kalmışken zevkini çıkarmak adına kaçar elimizden ki uzun süre çıplak kalıp vücudunu inceleyebilsin :))) Göbüşüne, memişine bakar, ayaklarını inceleyip, parmak arasındaki pamukçukları çıkarır itinayla birbir :))) Bu işi yaparkende ' anne işim var, bekke' der :)))
Uzun zamandır fotoğraf makinasına meraklı ama eline vermiyordum hiç, geçenlerde çok hırçındı ve onu oyalamak için vermek zorunda kalınca, bol bol foto çekti kendince, hemde çok zevk aldı :)
     Bol bol gıdık resmi ve Elasını çekmiş kuzum :) Gıdını yerim senin :)))
     Geçen gün arabamızı yıkatmaya gittik. Oto yıkamacısına arabayı teslim eder etmez bir gürültü bir kıyamet, daha ne olduğunu anlayamadan kuzuyu susturmaya çalışıyoruz, arabamızı gösterip feryat figan ağlıyor...Ne oldu diye sorunca 'aabama neapıolar,aabaaam, canım aaabaam' diyerek ağlıyor.
     Yıkanıyor işte, kirlenmiş desekte ikna olmadı birtürlü. Sonunda babasının aklına arabanın banyo yaptığı fikri gelince rahatladık. Yinede küçük hanımın yüz ifadesi düzelmedi ama enazından ağlamayı kesti. Bu seferde oturma yerine gelmek istemedi. Araba iç-dış yıkanıp kurulanana kadar başında bekledi :)) 'anne abiler ne apıolar' dedi durdu. Konuyu anneme anlattığımızda annem 'babasına benziyor, malına sahip bir kız olacak' dedi :))
Ayrıca araba merakıda çok. aşkım 'görürsün, bacak boyu gaza-frene yetişsin kesin arabayı kaçırıp sürecek' diyor :))) Bencede öyle olacak gibi :))) Tabi Allah korusun izin verirmiyim hiç. Arabaya biner binmez şoför koltuğuna oturur, kornaya basmaya çalışır, direksiyonu çevirir, ordanda kalkmak istemez bir türlü :)))

Nurturia Yüksel ve Tatlı Kızı Rüya

     Hafta içi gelen mesajla öğle yemeğinde küçük bir toplantı olacağını öğrendim Şenay dan, hemen tabi dedim. Çünkü İstanbul dan Yüksel gelmiş. Tanımayı çok istediğim arkadaşlarımdandır kendiside.
     Kendisi için hissettiklerimde hiç yanılmamışım, gayet kibar bir hanım ve Rüya çok şeker, çok içten bir kız, bayıldım ama yeterince vakit olmadığından bu bana yetmedi doğrusu :(
Çok zevkli bir öğle yemeği oldu ve bu sayede diğer arkadaşlarımla da sohbet edip görüşme imkanım oldu :)

Elaam, Canım Elaaam...

         Kuzumun meşhur Ela sı var malum, elinden düşürmediği, nereye gitse elinden tutup sürüklediği, gece sarılmadan uyumadığı Ela :) Çok mutlu oluyorum ben bu duruma, hani bebeklerin böyle alıştığı oyuncaklara bağlılıkları vardırya, bizimkide tam bir bağlılık ve sevgi. Ela sını görünce 'canım elam seni çok ösledim' der sarılır, evde oynarken bazen hangi odada bıraktığını unuttuğunda 'Elaaa,canım Elaaam' diyerek seslenir, sanki cevap verecek Ela :))) Evden çıkarken bazen saklarım kirlenmesin yada kaybetmeyelim diye ama kuzu asla unutmaz Elasını ve ' anne elamı unuttum' diyerek illaki yanında götürmek ister. 2011 yılbaşında kızıma sevgili Tuçe ve güzel kızının yılbaşı hediyesidir Ela :)
     İşte biz Elamızı kaybettik geçenlerde, duyan, yerini bilen varsa insaniyet namına bize haber versin lütfen, kızım çok üzüldü, 'anne elam kaboldu' deyip üzülüyor, aynısından aradık ama şimdilik bulamadık, aramalara devam edicez :::::::::::(

Hayvanat Bahçesi Ziyaretimiz

     Kızıma söz vermiştik, havalar düzelince gideceğiz diye. kuzunun hayvanlara olan düşkünlüğünü herkes bilir, yakalayınca bırakmaz, peşlerinden koşar :)
     Bir hafta sonu karar verdik çıktık gittik, kuzumun uykusu olmasına rağmen, hemen uyutmadık gezdi dolaştı epeyce :) Tüm hayvanları ilgiyle inceledi, bizde anlattık, isimleriyle, çıkardıkları sesleriyle :)


Hayvanat Bahçesinde ki yeşillik alanlarda kuzunun çok sevdiği sarı çiçeklerin kuruyupta üflenicek şekildeki hallerinden vardı bol bol :) Daldı yeşilliklere, bol bol topladı onlardan ve üfledi yada üflemeye çalıştı diyeyim, bol tükürüklü, az üflemelide olsa dudak kaslarına iyi gelmiştir eminim :)))
     Yavrucum henüz gezimizi tamamlamamıştık ki uykuya daldı, bizde biraz oturup dinlendik manzara eşliğinde, uyanıncada epeyce yorgun şekilde evimize attık kendimizi.
     Hem alışveriş amaçlı, hemde trene binme sözümüzü yerine getirmek için Antares e gittik. kuzu yemek yedi, alışveriş yaptık ve tabiki trene de bindik kuzumla :)
     Çok mutlu oluyor trene binince 'cuş cuuşşş' diyerek, el sallayarak, 'harabaaa' diyerek geçiyor tren yolculuğumuz :)))

Gastroentrolog-Çiğneme Terapisti-Pütürlü Yiyemiyor- Kusuyor

Tatlım benim,kendinden büyük abla ve abilerinede 'akaşlaım' der :))-arkadaşlarım-
Hülya ablasının kızı Nil i kıskanır, oyuncaklarını paylaşmak istemez :)))
Bir ara tekrardan pütürlü yedirme çabalarına başlamıştık, 2,5 gün kadar sürdü; yumuşak sayılabilinecek türden gıdaları renkli renkli tabaklarda minik minik doğrayarak önüne sunduk, yalamaktan öteye gitmedi malesef :( İlk gece aç yattı, ertesi gün sadece bir küçük yoğurt yedi ve pazar günü artık açlıktan sabah kahvaltısında toplam yarım parmak büyüklüğünde biraz peynir, birazda helve dişlerine ezip koyduk, suyla yuttu. Yeni gıdaya başlamış bebeklere yapılan muameleyi denedik, gün içinde yine yemek istemedi pütürlüyü ve resmen aç gezdi, akşam üstü çokça ezmeden bisküvi ile yoğurdu karıştırıp verdim, çok fazla tepki vermeden biraz öğürerek yedi. Aslında biraz sabır ve ısrarla biz bu işi hallederiz diye düşündük ancak, annem aynı ısrarı devam ettirmeyeceği için, çalışmalarımızda yarım kaldı :(
     Pazartesi günü Hacettepe de Gastroentrolog bölümündeki randevumuza gittik, bizi ve kuzuyu çokça inceledi, konuşturdu, geçmiş tahlillerimize baktı. Sorunumuz kusması idi ancak dr. daha çok pütürlü yedirmeyişimiz üzerinde durdu. Ardındanda 'siz bu kusma işine çok takmışsınız, niye bu kadar sorun ettiniz ki?' dedi. Bende eşimde çok sinirlendik, tabi belli etmedik ve 30 aydır kusma illetiyle uğraştığımızı, kızımızın bu nedenle yaşıtlarına denk olabilmesi için ne gıdalar bulup verdiğimizi, pedisure plus a geçişimizin hikayesini anlattık. Kusması nedeniyle pütürlüye geçemediğini, çokta zorlayamadığımızı, çünkü kusarak yediği 3 gramıda çıkarmasını istemediğimizi anlattık.
       Sanırım pek ikna edici bulunmadık. Ardından kısa bir süre bizi yanlız bıraktı ve yanında Hoca sıyla birlikte geri döndü. Galiba içerde durumu Hoca sına anlattı ve görüş birliğine vardılar. Hoca bize direk 'neden pütürlüye geçmediniz? ' diye sordu. Aynı şeyleri kendisinede anlattık. Bize çok keskin bir dille hatta suçlayarak 'siz yanlış yapmışsınız, pütürlü vermeye başlamadığınız sürece kızınız kusacak, ne zamanki pütürlüye başlar, o zaman kusmasıda biter' dedi. Biz aslında çok kızdık, moralimiz bozuldu, beklediğimizi bulamadık. Kızıma endoskopi yapılacak ve sonuçta reflü çıkacak, küçük bir operasyonla hallolacaktı. Şimdi ise 30 aylık bir uğraştan sonra top yine bize paslanmıştı, çok yorucu ve sıkıntılı bir çözümdü bu. Ben resmen yıkıldım, 2 gün kendime gelemedim, psikolojik açıdan yıkıldım, yeniden uğraşmaya dayanacak gücüm yoktu.
        Eşim ve ailem benimle konuştu saatlerce, Nurturia dan arkadaşlarla konuşup bilgi alışverişinde bulunduk ve sonuç; Doktor haklıydı, katı gıdayı kusmak daha zor, blendırdan geçmiş cıvık yiyeceği çıkarmak ise çok kolaydı.
   Hoca bize ayrıca 'kızınız artık bilinçli ve yaşı ilerlemiş, siz kendi başınıza pütürlüye alıştıramazsınız, profösyenel yardım almanız gerekli. Bu nedenle sizi KBB da Çiğneme Terapistine, Numan Bey e yönlendiriyorum' dedi. Çokta iyi olmuş, randevu aldık, yanımızda bir küçük yoğurt, bisküvi ve su getirmemizi istediler. Hastanede her gittiğimizde 4-5 saat geçirdik, sıra beklemeler, randevu koparmalar ve Numan Bey in gecikmesi...sonunda ulaştık ve gördüğüm şey karşısında hayrete düştüm; kızım çiğnemeyi hiç bilmiyordu, sadece yutma refleksi gelişmiş, pütürlü gıdayı çiğneyip küçültemediğinden de yutamıyordu. Bize birkaç takdik öğretti Numan Bey;
1- Vereceğimiz gıda çorba dahi olsa yan dişlere koyularark yedirilecekti ki, yanların kullanıldığını idrak ve diliyle yutağa götürmeyi öğrenmek açısından önemli bir hareketti,
2- Bildiğimiz uzun sünger bigudinin içindeki teli çıkarıp yan dişlere  bir ucunu koyarak çiğneyebilmeyi öğretebilmekti,
3- Yine yan dişler için; sargı bezinin içine koyulan çocuklar için satılan jelibonu koyup, sargı bezini kıvırıp, boş olan ucundan tutarak yan dişlerine jelibonlu kısmı verip çiğnetmekti.
    2 ve 3 numarayı asla yaptıramayız diye düşündük eşimle, çünkü ağzına malesef hiçbirşey almazdı. Ama aynı akşam bunu oyunlarla başardık, baya baya jelibon çiğnemeye başladı. Gerçi son zamanlarda bunu ihmal eder olduk ama tüm yemeklerini yandan veriyoruz. Peki bir gelişme oldumu diye soracak olursanız: evet bize göre büyük bir gelişme var, kızım ağzında birşeyleri tutabileceğini öğrendi. Daha dün akşam yemekte ağzına verdiğim küçük tırnak büyüklüğündeki tavuk parçasını yaklaşık 2 saat ağzında tutmuş :))) Ben çoktan ağzından atmıştır yada suyla belki yutmuştur diye düşünmüştüm ama bir baktım ağzı dolu dolu bişeyler çiğniyor sanki. 'ne var kızım ağzında bir bakayım' deyince çıkardı ağzındakini verdi bana, minicik ve iyice pörsümüş tavuk parçasıymış, çok güldük, görende ağzında kocaman bir but var sanır :)))
      Elini ağzına koyar oldu, bu bile büyük bir gelişme, normalde sıvı tür gıdalar haricinde ağzına hiçbişey almaz benim kuzu :)
      Çiğneme Terapisti 1 ay sonra bir gelişme varmı diye tekrar gelin, görelim demişti, henüz 2 hafta oldu sanırım, bakalım belkide 2 haftaya kadar çiğneyerek yemeyi öğrenmiş şekilde gidicez doktora :) İnşallah...Amiiin :)

Bu yazımı da okuyun lütfen:  http://ferdaulgen.blogspot.com/2012/10/cigneme-terapisticocugum-cigneyemiyor.html

http://ferdaulgen.blogspot.com.tr/2012/10/cigneme-terapisticocugum-cigneyemiyor.html?showComment=1508394200851#c1342660380210607270