Salda Gölü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salda Gölü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2019 Perşembe

Ramazan Bayramı Tatili-1-( Konya Akşehir Gölü - Isparta Yalvaç, Eğirdir Gölü - Burdur Salda Gölü (Türkiye'nin Maldivleri)- Denizli

     Biz de geldik Bayram tatilinden Pazar akşamı. Bayramlar artık tatil fırsatı oldu çalışanlar için. Büyüklerimiz de şehir dışında yaşadıklarından bulunduğumuz yerin bayram havasında olması pek mümkün değil bizim için. 30 Mayıs ta çıktık yola. İlk durak Isparta dedik ama yolumuz Konya Akşehir den başlayınca kısa bir mola verip Nasrettin Hoca Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi ne uğradık. Kızım artık pek sevmiyor müzeyi ama bizim zorumuzla girdi. Baktım ilgiliydi gayet. Fotoğraflarımız aşağıda:








     Akşehir yakınlarında baktık harika lale bahçeleri var, hepsi de beyaz. Duralım dedim fotoğraf çektirelim tarlalarda. İndik içlerinde dolandık zarar vermeden. Bol poz verdik birbirimize :)) Tarlaların kenarlarında haşhaş a benzer bitkiler vardı. Kızım bu ne deyince ben de yaprakları düşmüş lale bunlar dedim ama içime de sinmedi cevabım. Lale ilk kez görmüyorum sonuçta, böyle değil tohumu.Arabaya binince insagram da yayınladım lale bahçeleri diye. Bazıları yorum yazmış bu haşhaş değil mi, lale mevsimi geçti diye :)) Dank etti tabi :)) Bildiğin haşhaş bunlar...neyse cahilliğime versinler ama çok güldük kendimize :))


     Listemizin  başında bulunan rotamız Isparta Yalvaç. Neden derseniz; erkek kardeşimin eşi oralı ve babası 8 sene kadar önce vefat edince memleketlerine defnedildi. Kızım küçük olduğundan ben katılamamıştım cenazeye, mezar üstüne gitmeyi çok arzuluyordum. Direksiyonu pardon navigasyonu Yalvaç a çevirdik. Baktık minik şirin bir ilçe. Merkezinde meşhur 800 yıllık olduğu tespit edilmiş çınar ağacı var. Ağacın altında çay bahçesinde dinlenebilirsiniz, çok şirin. Etrafı çeşitli dükkanlarla çevrili.


     Biraz dinlenip hemen gelinimizin aile mezarlığı ve pek kullanmadıkları evi bulmak için sorup soruşturmaya başladık. Çok zor oldu bulmak küçük bir ilçe olmasına rağmen ama azmedince oluyor. Allah rahmet eylesin hepsini, mezarlığı gezip dua ettik. Oradan gelinimize fotoğraflar attık azda olsa hasret gidersin diye, çok duygulandı.


     Isparta merkezde yerimizi önceden ayırtmıştık, hemen yerleştik ve şehri tanıma turuna başladık. Küçük bir il ama çok bakımlı, temiz, yeşil ve her bir yan haliyle güllerle bezeli. Hangi birini koklayıp fotoğraflayacağımı şaşırdım gerçekten. Sokak lambalarını bile gül şeklinde yapmışlar, ışıklandırmışlar. Şehir merkezini gezdik, gül ürünleri satan dükkanlardan hediyeliklerimizi aldık vs. Biz çok beğendik Isparta yı :) Akşamları da epey canlı, öğrenciler sağolsun her gittikleri yeri canlandırıyorlar.



     Isparta da Oruç ayına da denk gelince pek çok güzelliği de görmüş olduk, belediyenin iftar çadırları, müzikler, iftardan sonrasında sokakların dolup taşması...hepsini severek izledik.



         Sabah kahvaltı sonrası Eğirdir Gölü'ne doğru yola çıktık ama doğru lokasyonu tutturamadık sanırım, çay bahçesi vs. kısmını bulamayınca ayaküstü göl kenarında fotoğraf çektirmekle yetindik.                                 
           Sıra geldi yine en merak ettiklerimden olan Lavanta Kokulu Köy-Kuyucak'a. Malesef Lavanta zamanı Temmuz'un ilk 2 haftası idi. Bunu önceden biliyordum ama gezi tarihine uyduramadık. Olsun yine de çok mutlu oldum orada. Eşim bir ara bura nere doğru yoldamıyız diye beni epey darladı, çünkü gerçekten dağ başına çıktık. Çıktığımıza değdiğini manzarayı görünce anladık. Nasıl güzel nasıl ferah...kelimeler yetersiz oralar için. Çok çok sevdik. Tonlarca fotoğraf çekildik. İnstagram ahalisini bıktırmış olabilirim yayınlarımla :)) Köyden hediyeliklerimizi aldık, bir iki dükkan vardı sadece açık olan ama işimizi gördü. Hatta Lavanta Cafe'nin sahipleri bizi çekim yaparken görüp davet ettiler. Boş çıkmayalım diye onlardan alışveriş yaptık. Üstüne de nefis gül ve lavantalı dondurma yedik çok lezzetliydiler.


      Tam Lavanta zamanı gitseymişiz kesin köyde konaklardık bir gece, öyle güzel bir yerdi yani :)


     Türkiye'nin Maldivleri Salda Göl'üne geçtik ardından. Oraya gidişimizde epey meşakkatli ama zevkli geçti. Kestirme eski yolu kullanınca tamamen toprak yolda geçti yolculuğumuz ama öyle güzel gül bahçeleri gördük, öyle güzel meyve ağaçları içinden geçtik ki buna da değdi dedik. Doğayla içiçeydik resmen. Kestirme diye gittik ama gördüğümüz her güzel yerde durunca çok uzun sürdü yolculuk :))



     Fotoğrafta manzara çok güzel Salda'da ama ben şahsen hayal kırıklığına uğradım çünkü göl gerçekten kirliydi. Kızım suya girme hayalleri kuruyorken hali görünce vazgeçti. Giren yok mu vardı birkaç kişi ama bence girilmemeli. Üzüldüm görünce, bizim Maldivler nerdeyse olmuş eski Haliç. Bizim gibi hayal kırıklığına uğrayan gezginlerle konuştuk, aynı fikirdeydiler çok şaşırmış onlarda. Biraz soruşturunca ilerde gölün başka kıyısı varmış daha temiz olan ama bize bu kadarı yetti. Sezon burada da henüz açılmamıştı. Bir saat kadar gölgede dinlenip yolumuza devam ettik.


     Yine harika yeşilliklerin içinden geçerek Denizli'ye ulaştık akşam üzeri. Ablam ve ailesi bekliyordu bizi. Hep beraber güzel bir akşam geçirdik onlarla da. O gece ablamda kalıp ertesi sabah kahvaltısıyla tekrar yola çıktık.
     Bakalım istikamet neresi. Onu da yarın anlatayım, sevgiler :)