Uzun zaman oldu, Gençlik Parkı yenilendi, Gidenler memnunmuş, çok daha güzel oldu dediler. Hadi dedik annemle babamı da alıp gidelim. yüzme kursuda ertelenince, hazırlanıp gittik Cumartesi akşam üstü. Giriş güzel olmuş, hatta harika bir müzikli su gösterisi vardı gittiğimizde, biraz izledik ama kuzu sıkılıp Lunapark diye tutturunca dolaşmaya devam ettik.
Çocukluğumun Lunaparkı, yaz geldiğinde nerdeyse 2 hafta da bir götürürdü ailece babam bizi, nasıl eğlenirdik hepimiz. 4 çocuk, hepsi başka şeye binmek ister, içeri giriş pahalı, içerde 4 çocuk 2 şeye binmek istese :((( şimdi düşünüyorumda, nasıl üzülüyordu kimbilir babam annem :( O kadar binerdik...yine de ağlamadan çıkmazdık parktan, şuna binmedim, buna binmedim diye :((
Kızım da heyecanla girdi içeriye, dönen, sallanan oyuncaklara bayıldı, kahkahalarla dolandı, inceledi Lunapark oyuncaklarını.
Hemen dönen sallıncakları seçti, aşkım bilet aldı, kuzu sıraya girdi...derken bizimki birden başlamaz mı ağlamaya :((( Ne oldu, niye ağlıyorsun, korktunmu...sıraladım ama tek yaptığı ağlamak ve binmiycem demekti. Demek dedik daha zamanı var, korktu.
Sonra başka oyuncaklara yöneldi, AVM.lerdeki türden jetonlu, daha miniklere hitap edenlere :))) Daha minikmiş bizim kızımız dedik, bindirdik onlara. Atlı karıncayı seçti ama atlı olana binmedi, rahat bir prenses koltuğu seçti kendine :)))
Yorulunca birer mısır aldık elimize(lunaparkın olmazsa olmazlarındandır mısır yemek),dolaştık tüm su kenarını. Yorulunca oturup bişeyler içelim dedik, kuzucum menüden kendi seçti taze sıkılmış portakal suyunu ama üzerinde böyle nimonu(limon)da olsun dedi. Garson ablaya verdik siparişimizi. Portakal suyu sadece pipetle gelince kuzu hayal kırıklığı yaşadı, tabi bizde. Portakalın üst kabuğunu kesip bardağa takmak çok mu zordu dedik. tabi karşılık olarak bizde bahşiş bırakmama kararı verdik.
Yazmayı unutuyordum az kalsın. Lunaparktayken...baktım aşkım tansiyonum var dedi, babamda zaten 73 yaşında genç bir delikanlı...(annem zaten lunaparka hiç girmedi ,dışarda bekledi bizi)böyle olunca hiçbirşeye binmiyorlar, bende tek başıma binemem. Gözüme korku tünelini kestirdim, hareketli olmadığından...hep beraber binebiliriz diye düşündüm(bu sırada kuzuyu düşünmediğimi farketmişsinizdir).Hadi dedim aşkım, al bize bilet bari babamla bindiğimiz birşey olsun. Delimiyim ne? Ben kızımla bindim, onlar tek tek bindiler. İçeri girmemizle bizi çirkin cadının kötü sesler çıkarark karşılaması bir oldu :(( kuzu tabi anneeee çok korkunç diyene kadar, aklımda 4,5 yaşında bir kız olduğu, psikolojisi vs. hiççç yok.
Hemen kolumla gözünü kapayıp yasladım böğrüme...yaaa ne uzunmuş meğer yol...bitmek bilmedi. Dışarı çıktığımızda ohhhhh dedim ama kuzumu bir görsenizzzzzzzzz...yıldırım gibi kendini dışarı atışını, kaçışını :((( hayatımda böyle bir hata yapmam diye düşünen ben...nasıl yaptım, ne düşündüm anlamadım. Tabi içeri girmeden kuzuma anlatmıştım, içerde korkunç görünümlü kuklalar var ama hepsi oyuncak onların gerçek değiller diye ama olacak işmi benimki :(((
Aynı akşamın gecesi felaket rüyalar görerek uyandı, yatmadan önce gayet normal olan çocuk, uykusunda sanırım yeniden yaşadı korkusunu. Çok üzüldüm, hiç affetmiyeceğim kendimi.
8 Mayıs 2013 Çarşamba
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Mim(ama benimki kısa çocukluk hikayesi oldu)
Öncelikle Bahar cım çok tşkler, bu güzel jestin, mimin için. Cevaplamayı çok istediğim bir konu bu, ancak yazarken kafam dağalıp çok başka yerlere gelebilir konu, şimdiden affımı diliyorum(konuşurken daha rahatım).
Allahım, nerden başlasam...budünya da yaşadığım en güzel anılarım...çocukluk anılarımdır, oyunlarım, arkadaşlarım, tüm sevdiklerim... Oyuncak mı? Oda neki? Ben bilmezdim...arkadaşlarımda bilmezdi, oyuncakçı kavramını, dükkandan oyuncak bebek vs. almayı :)))Ne güzel günlermiş aslında...oyuncak demek, sokaktaki çamurdu, taşlardı, ağaçlardı benim için yada ennemin dikiş makinesinden artan kumaşlardı, sokakta bulduğum cola, fanta kapaklarıydı(ilik denirdi onlara). Sabah kahvaltımı yapar yapmaz dışarı atardım kendimi, herkes toplanırdı bir bir...evimizin önünde kocaman bir arsa vardı, haftada 2 gün pazar kurulan. Pazar kurulduğu günler çok üzülürdüm, olmasa olmaz mı, kurulmasa olmaz mı pazar? derdim :( 1 topumuz, birde ipimiz olurdu. Ben daha çok erkek oyunlarını severdim, daha hareketli olduğu için. Kızlar inemediyse aşağıya, ben erkeklerle basket oynar yada koşu yarışı yapardım, ilik yada misket(bilye) oynardım. Ama ençok koşu yarışını severdim, erkekleri yenmek zevk verirdi bana :)))
Kızlarla yakar top, tombik, ip atlama, çember çevirme, seksek oynardık. En çokta evcilik oynamayı severdim. Allahım...kocaman bir terasımız vardı...bütün kızları toplardım oraya, bulduğumuz tüm kumaş parçalarından bebek dikerdik, sonra ona kıyafetler diker, iplerden mini elbiseler örerdik tığ ile(baya da hamaratmışız). Sonra, evde ne kadar yastık yada battaniye varsa terasa yığardım, onlarla ev oluştururduk kendimize. İçinde oda, mutfak olanlardan :))) Kendimizce misafirlik yapardık, konuştururduk bebeklerimizi, herkes anne olmak isterdi :)))Sanırım tek bu yüzden kavga çıkardı :))) En sevdiğim, çocukluğuma dair hatırlayınca kendimi beğendiğim şey: arkadaşlarla ne oyun oynamak istersek isteyelim, takımına beni almak istemeleriydi. Esnek bir çocuktum, iyide oynardım her oyunu :)Şımardım yine :))) Annem, evin tüm yükünü üstlenen eski annelerdendi, 4 çocuk, akşam eve yorgun ama sevgi dolu gelen bir baba. Akşama kadar mutlaka annemden 3-4 posta fırça yerdik biz, herbirimiz ayrı bir yere saklanırdık annem sinirlenince. Sert bir kadın annem, halen de öyle, Çevre çocuklar dahi annemden çekinirdi. Hatta ben, hiç annemin beni kucağına alıp öptüğünü hatırlamıyorum, mutlaka alıp öpmüştür ama hatıralarım arasına yer etmeyecek kadar az demek ki...buna karşılık babam...babam beni kucağından hiç indirmezdi, hep konuşup severdi.
Akşam babamız eve gelir gelmez, annemi şikayet ederdik ona, oda bize 'yok kızım anneniz öyle yapmaz, siz yanlış anlamışsınız' der, konuyu kapardı :)) başlardı oynamaya bizimle. Babam namaz kılarken hep önüne otururdum, dudağımı ördek gibi yapar, namazda güldürmeye çalışırdım babamı. Tepesinden inmezdim, benim ev oyuncağım babam...Tek bir defa dahi babamın bize kızdığını hatırlamıyorum. Pamuk gibidir benim babam, sevgi doludur, annemde tam zıttı, evdeki otoriteyi sağlamak için hep dik dururdu, canım ailem...
Ben mahalledeki tüm çöpleri karıştırırdım(bunu kimseye söylemeyin), acaba evcilik için işime yarayacak birşey bulabilirmiyim diye...o hooo neler bulurdum neler :)))kapaklar,tam birmemiş ojeler :))) hepside evcilik malzemesi olurdu, içlerine çamur, yaprak doldururdum, yemek olurdu onlar. Çöp karıştırmanın en kötü yanı; ekşam eve gidince lifle sürtüle sürtüle kızarmış bir vücut oluyordu, annem çok feci yıkıyordu beni öyle günlerde :)))
Akşam olupta eve gitme vakti gelince, eve en uzak yerde dururduk, annem çağardığında duymuyormuş gibi yapmak için :))) Daha çoook anlatacak şey var aklımda ama aşkım okuyunca söyleniyor bana, ne varsa dökmüşsün ortaya diye :))) BUnu okuyunca da söylenecek :))) Bende güzel annelerime gönderiyorum bu hoş mimi: Ada ve Biz, Anenden Mektubun Var,Aslı Elif Malcı...ve cevaplamak isteyen herkese...
Allahım, nerden başlasam...budünya da yaşadığım en güzel anılarım...çocukluk anılarımdır, oyunlarım, arkadaşlarım, tüm sevdiklerim... Oyuncak mı? Oda neki? Ben bilmezdim...arkadaşlarımda bilmezdi, oyuncakçı kavramını, dükkandan oyuncak bebek vs. almayı :)))Ne güzel günlermiş aslında...oyuncak demek, sokaktaki çamurdu, taşlardı, ağaçlardı benim için yada ennemin dikiş makinesinden artan kumaşlardı, sokakta bulduğum cola, fanta kapaklarıydı(ilik denirdi onlara). Sabah kahvaltımı yapar yapmaz dışarı atardım kendimi, herkes toplanırdı bir bir...evimizin önünde kocaman bir arsa vardı, haftada 2 gün pazar kurulan. Pazar kurulduğu günler çok üzülürdüm, olmasa olmaz mı, kurulmasa olmaz mı pazar? derdim :( 1 topumuz, birde ipimiz olurdu. Ben daha çok erkek oyunlarını severdim, daha hareketli olduğu için. Kızlar inemediyse aşağıya, ben erkeklerle basket oynar yada koşu yarışı yapardım, ilik yada misket(bilye) oynardım. Ama ençok koşu yarışını severdim, erkekleri yenmek zevk verirdi bana :)))
Kızlarla yakar top, tombik, ip atlama, çember çevirme, seksek oynardık. En çokta evcilik oynamayı severdim. Allahım...kocaman bir terasımız vardı...bütün kızları toplardım oraya, bulduğumuz tüm kumaş parçalarından bebek dikerdik, sonra ona kıyafetler diker, iplerden mini elbiseler örerdik tığ ile(baya da hamaratmışız). Sonra, evde ne kadar yastık yada battaniye varsa terasa yığardım, onlarla ev oluştururduk kendimize. İçinde oda, mutfak olanlardan :))) Kendimizce misafirlik yapardık, konuştururduk bebeklerimizi, herkes anne olmak isterdi :)))Sanırım tek bu yüzden kavga çıkardı :))) En sevdiğim, çocukluğuma dair hatırlayınca kendimi beğendiğim şey: arkadaşlarla ne oyun oynamak istersek isteyelim, takımına beni almak istemeleriydi. Esnek bir çocuktum, iyide oynardım her oyunu :)Şımardım yine :))) Annem, evin tüm yükünü üstlenen eski annelerdendi, 4 çocuk, akşam eve yorgun ama sevgi dolu gelen bir baba. Akşama kadar mutlaka annemden 3-4 posta fırça yerdik biz, herbirimiz ayrı bir yere saklanırdık annem sinirlenince. Sert bir kadın annem, halen de öyle, Çevre çocuklar dahi annemden çekinirdi. Hatta ben, hiç annemin beni kucağına alıp öptüğünü hatırlamıyorum, mutlaka alıp öpmüştür ama hatıralarım arasına yer etmeyecek kadar az demek ki...buna karşılık babam...babam beni kucağından hiç indirmezdi, hep konuşup severdi.
Akşam babamız eve gelir gelmez, annemi şikayet ederdik ona, oda bize 'yok kızım anneniz öyle yapmaz, siz yanlış anlamışsınız' der, konuyu kapardı :)) başlardı oynamaya bizimle. Babam namaz kılarken hep önüne otururdum, dudağımı ördek gibi yapar, namazda güldürmeye çalışırdım babamı. Tepesinden inmezdim, benim ev oyuncağım babam...Tek bir defa dahi babamın bize kızdığını hatırlamıyorum. Pamuk gibidir benim babam, sevgi doludur, annemde tam zıttı, evdeki otoriteyi sağlamak için hep dik dururdu, canım ailem...
Ben mahalledeki tüm çöpleri karıştırırdım(bunu kimseye söylemeyin), acaba evcilik için işime yarayacak birşey bulabilirmiyim diye...o hooo neler bulurdum neler :)))kapaklar,tam birmemiş ojeler :))) hepside evcilik malzemesi olurdu, içlerine çamur, yaprak doldururdum, yemek olurdu onlar. Çöp karıştırmanın en kötü yanı; ekşam eve gidince lifle sürtüle sürtüle kızarmış bir vücut oluyordu, annem çok feci yıkıyordu beni öyle günlerde :)))
Akşam olupta eve gitme vakti gelince, eve en uzak yerde dururduk, annem çağardığında duymuyormuş gibi yapmak için :))) Daha çoook anlatacak şey var aklımda ama aşkım okuyunca söyleniyor bana, ne varsa dökmüşsün ortaya diye :))) BUnu okuyunca da söylenecek :))) Bende güzel annelerime gönderiyorum bu hoş mimi: Ada ve Biz, Anenden Mektubun Var,Aslı Elif Malcı...ve cevaplamak isteyen herkese...
2 Mayıs 2013 Perşembe
Yaşasın 1 Mayıs :)
Geçen yılda olduğu gibi, bu yılda 1 Mayıs İşçi Ve Emekçiler Bayramını kutluyorum. Kendim de safkan bir işçiyim ve işçi kızıyım aynı zamanda.
Bu güzel tatil sayesinde aşkım da izinli olunca, Salı akşamından almış nevaneleri(bana öğleden sonra tlf. etti 'hiçbirşey hazırlama,ben getiriyorum birşeyler' diye.Canıma minnet). Eve gider gitmez balkonu bir güzel yıkadım, masamızı silip, güzel bir örtü seçtim. Birde sigara yakıp başladım kuzularımı beklemeye. kuzum arabadan iner inmez 'anneee yarın tatilmiş' diyerek kahkahalar attı. Bende gülerek karşıladım onları. Masamızı hazırladık, mis gibi havada, harika bir akşam yaşadık(bugünümüze şükür).
Ertesi gün, 1 Mayıs ta, ailece kapalı havuza gitmekti niyetimiz ama kuzu ya bahar alerjisi nedeniyle ki şüphem var bu konuda, yada ufaktan üşütüyor olmalı ki, hapşuruyor ara ara. Biz de hadi dedik, açık hava yerlere gidelim, hava süper. Sanırım biraz da canımız istemedi havuza gitmeyi. Yeşillikler içine attık yine kendimizi. Kuzum bol bol eğlendi, çimlerde oynadı, harika bir köy çeşmesi vardı orda, bol bol ıslattı kendini :))İzin verdik bizde, gönlünce eğlensin istedik, çimlere bassın, ayaklarının varlığını unutmuştu kış boyunca, yıkasın, ellesin istedik :))) Nice 1 Mayıs lara diyorum :)))
Ertesi gün, 1 Mayıs ta, ailece kapalı havuza gitmekti niyetimiz ama kuzu ya bahar alerjisi nedeniyle ki şüphem var bu konuda, yada ufaktan üşütüyor olmalı ki, hapşuruyor ara ara. Biz de hadi dedik, açık hava yerlere gidelim, hava süper. Sanırım biraz da canımız istemedi havuza gitmeyi. Yeşillikler içine attık yine kendimizi. Kuzum bol bol eğlendi, çimlerde oynadı, harika bir köy çeşmesi vardı orda, bol bol ıslattı kendini :))İzin verdik bizde, gönlünce eğlensin istedik, çimlere bassın, ayaklarının varlığını unutmuştu kış boyunca, yıkasın, ellesin istedik :))) Nice 1 Mayıs lara diyorum :)))
30 Nisan 2013 Salı
4,5 Yaşında (55 Aylık)
Çok güzel diye diye, seve seve aldığım bu kıyafeti sevmedi kızım :( Neymiş...çok bolmuş kolları. 'kızım bu yarasa kol' desemde, ikna edemedim cadı kızımı, sevmedi,yatarken çıkardı üzerinden ve sakladı. Ertesi gün bana sakladığı yerden çıkarıp gösteriyor 'annecim özür dilerim bu bluzu sakladığım için ama bana bunu sakın giydirme' diyerek.
Cumartesi harika bir yürüyüş yaptık, kuzum uyurken, bizde temiz havayı içimize çektik :) Pazar günü de hava süper olunca, sabahtan çıktık evden piknik alanına. Kuzum doya doya dondurma yedi, hemde damlata damlata...Bol bol parka bahçe yaptı.
Geçenlerde kuzuma çok beğenerek aldığım kıyafeti giydirdim(bu başka);uçuk pembe ve arkada minik beyaz kanatları var, görüntü süper ama, üzerinde, ablasının kıyafeti gibi durdu, kocaman :))) yinede çok sevdi, hem rengini hemde kanatlarını 'melek mi oldum anne ben' diyor :)
Cumartesi harika bir yürüyüş yaptık, kuzum uyurken, bizde temiz havayı içimize çektik :) Pazar günü de hava süper olunca, sabahtan çıktık evden piknik alanına. Kuzum doya doya dondurma yedi, hemde damlata damlata...Bol bol parka bahçe yaptı.
Geçenlerde kuzuma çok beğenerek aldığım kıyafeti giydirdim(bu başka);uçuk pembe ve arkada minik beyaz kanatları var, görüntü süper ama, üzerinde, ablasının kıyafeti gibi durdu, kocaman :))) yinede çok sevdi, hem rengini hemde kanatlarını 'melek mi oldum anne ben' diyor :)
24 Nisan 2013 Çarşamba
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI
19 Nisan da izinliydim, tüm evi indirdim aşağı, kaldırdım tekrar yukarı :))) Tam bir temizlik yaptım, akşam için nefis yemekler pişirdim, sonra da tatlı ve kek yaptım. Neden mi?
Erzincan dan ablam, eniştem, oğlu ve kızı geliyorlardı aynı günün akşamı. Akşamdan kuzuyu kreşe yollama planlarım, gece yatmadan önce son buldu, kıyamadım kuzuma, kalsın benimle, yesin içsin, uyusun istedim.
Herşey ucu ucuna yetişti ama şükür istediğim gibi oldu herşey. Ablamlar bu yeni evimize ilk kez geliyorlardı, eşyalarımı da evimi de görmemişlerdi. Güzel bir masa hazırladım onlara, hoşbeşten sonra oturduk yedik, çok çok sohbet ettik, çokta eğlendik sayelerinde. Keşke dedik hep...keşke hep dönebilseler hayırlısıyla...birarada olsak, görüşsek sarılsak...
Ertesi gün aşkım nöbetçi olduğundan, 1 eksikle Kızılay a gittik, halletmeleri gereken işleri vardı ablamların. Hepberaber Metro deneyimi yaşadık, heranı birbirinden eğlenceliydi. Dönüş yapıp evin önünden arabasını aldı eniştem, anneme gittik. Annemin haberi yoktu ablamların geleceğinden, sürpriz yaptı ablam onlara. Annem ağlamakla gülmek arasında kaldı resmen. Her günümüz ayrı bir güzel geçti.
Ablamlar hep bizde kaldılar, eskiden her gelişlerinde annemde kalırlardı, şöyle özel görüşmeler yapamazdık, geç saate kadar sohbetimiz olmazdı. Böylesi çok daha güzelmiş. Hava da sağolsun, bize izin verdi, balkonda 2 kere kahvaltı yaptık şükür, açık havada gezdik, AVM dolaştık, anneme ve kardeşime gittik. Babam biraz rahatsızdı, bizi epey korkuttu ama şükür önemli birşeyi yokmuş, ilaçlarını bitirince gastro ya göstericem bakalım.
Salı sabahı birlikte son kahvaltımızı yapıp çıktık evden. Biraz çocuklar parkta oynadılar, onlar giderken kuzu epey ağladı, 'Azra ablam delsiiin' diyerek. Sonrasında mahallemizdeki okulun 23 Nisan gösterilerini izletmeye götürdük. Öyle güzeldiki kuzular, nasıl güzel gösteriler yaptılar, bayrağımızı dalgalandırdılar...anlatılmaz bir duygu bu...sanki kuzum söylemiş, oynamış vs. gibiydi bizim için. Bayramlarımız hiç bitmesin, bayrağımız dalgalansın, ATAMIZ hep yaşasın yüreklerimizde. Yoğun duygular hissettik, duygulandık eşimle...
Eve dönünce 3 saatlik bir uyku uyumuşuz. Malum 24 Nisan tatil oldu çocuklara, bu nedenle anneme götürüp bıraktı aşkım, bizde evdeki boşluğu hissetmemek için alt komşuya gittik...dolu dolu 4 gün geçirdik ablamlarla, benim için unutulmaz oldu o günler, çok zevk aldım her dakikasından... Kuzucum bugün annemde, Cuma ya kadarda orada olacak, daha akşamında özledik birtanemizi...
Ertesi gün aşkım nöbetçi olduğundan, 1 eksikle Kızılay a gittik, halletmeleri gereken işleri vardı ablamların. Hepberaber Metro deneyimi yaşadık, heranı birbirinden eğlenceliydi. Dönüş yapıp evin önünden arabasını aldı eniştem, anneme gittik. Annemin haberi yoktu ablamların geleceğinden, sürpriz yaptı ablam onlara. Annem ağlamakla gülmek arasında kaldı resmen. Her günümüz ayrı bir güzel geçti.
Ablamlar hep bizde kaldılar, eskiden her gelişlerinde annemde kalırlardı, şöyle özel görüşmeler yapamazdık, geç saate kadar sohbetimiz olmazdı. Böylesi çok daha güzelmiş. Hava da sağolsun, bize izin verdi, balkonda 2 kere kahvaltı yaptık şükür, açık havada gezdik, AVM dolaştık, anneme ve kardeşime gittik. Babam biraz rahatsızdı, bizi epey korkuttu ama şükür önemli birşeyi yokmuş, ilaçlarını bitirince gastro ya göstericem bakalım.
Salı sabahı birlikte son kahvaltımızı yapıp çıktık evden. Biraz çocuklar parkta oynadılar, onlar giderken kuzu epey ağladı, 'Azra ablam delsiiin' diyerek. Sonrasında mahallemizdeki okulun 23 Nisan gösterilerini izletmeye götürdük. Öyle güzeldiki kuzular, nasıl güzel gösteriler yaptılar, bayrağımızı dalgalandırdılar...anlatılmaz bir duygu bu...sanki kuzum söylemiş, oynamış vs. gibiydi bizim için. Bayramlarımız hiç bitmesin, bayrağımız dalgalansın, ATAMIZ hep yaşasın yüreklerimizde. Yoğun duygular hissettik, duygulandık eşimle...
Eve dönünce 3 saatlik bir uyku uyumuşuz. Malum 24 Nisan tatil oldu çocuklara, bu nedenle anneme götürüp bıraktı aşkım, bizde evdeki boşluğu hissetmemek için alt komşuya gittik...dolu dolu 4 gün geçirdik ablamlarla, benim için unutulmaz oldu o günler, çok zevk aldım her dakikasından... Kuzucum bugün annemde, Cuma ya kadarda orada olacak, daha akşamında özledik birtanemizi...
15 Nisan 2013 Pazartesi
Grip & Ihlamur Zencefil Limon Bal...
Cuma hafif ateşli idi,ölçecek kadar yüksek değildi. Hemen Aferin Plus şuruba başladım. Bol bol ıhlamur(zencefil,limon,bal) içirdim. Erken uyutup dinlenmesini sağladım. Yanısıra olan burun tıkanıklığı(kreş hayatı boyunca peşini bırakmadığından alışığız) ve hapşurukta cumartesi devam etti ama ateş genel olarak geri gelmedi. Bizde davet üzerine anneannesine gittik, kardeşim ve aileside geldiler. Akşama kadar eve girmedik, çarşı-pazar ve park-bahçe gezmesi yaptık.
Yukarıdaki fotoğraftaki karışık stil giyim tarzı, kendi seçimi, bu aralar iyice coştu, kendi seçmeye başladı ve benim seçtiklerimi daha dolabının önünde eliyor cadı :)) Tırmandığı bu oyuncağın hemen arkasında bir direk var, itfaiyeci direğine benzer birşey. Hani itfaiye elemanları burdan aşağıya dönerek inerlerya...işte öyle bişeye tırmandı ama istediği gibi inemedi diye nasıl göz yaşı döktü anlatamam :(
Birkaç kez denedi ama olmadı 'anne neden ben bunu yapamadım, ben neden bu kadar beceriksizim' diye ağladı ama beni şok etti bu sözleri. O kadar çok hırslı olması iyi gelmiyor bana. Dedim ki;'kızım,senin yaşındakiler bunu yapamaz ama seneye 5 yaş olduğunda sende yapabileceksin.' Dinledi beni ama orada daha fazla kalmak istemedi...
Akşam Çınar la beraber çok güzel eğlendiler, dönüş saati gelince,bu sefer tembihlerimi dinledi ve arıza çıkarmadı anneannemde kalıcam diye şükür :) Babam, erkek kardeşim ve kardeşimin oğlunun fotoğrafını birarada çekmeye çalıştım(3 kuşak):
Pazar günü, güzel bir kahvaltı sonrası giyinip kuşanıp çıktık evden. kuzu park istedi ama parkta sadece salıncaka bindi, halsizdi epeyce kuzum. Ancak ateşi hiç çıkmadı, sadece biraz öksürük ve hapşuruk vardı. Uyku saati gelince, pusetine yatırdık ve kuzum hemen uykuya daldı, bu fırsatta bizde güzel bir Emek yürüyüşü yaptık. Tam tamına 2 saat yürümüşüz ve kuzum 2 saat uyumuş bu esnada. Evin önüne geldiğimizde uyandı kuzucum.
Ne iyi geldi açık hava ve yürüyüş, keşke hergün biraz yürüyebilsek. Alttaki foto bu sabahtan, baktım kuzum pek işveli, pek canlı, dinlenmiş, birde akşamdan hazırladığım kıyafeti dolabına tepip yenilerini seçiyor...hemen el attım ve seçip giydirdim, yeni seçimimi kendi de beğendi ve poz verdi :)
Öğleden sonra aradım öğretmenini, bir sorun var mı diye? Yokmuş, hatta eşim hasta dememiş ve ben söyleyene kadar da anlamamışlar, gayet enerjik ve mutluymuş şükür. Allahım herkesin yavrusunu esirgesin, hastalıklardan korusun inşallah...Amiiin.
Yukarıdaki fotoğraftaki karışık stil giyim tarzı, kendi seçimi, bu aralar iyice coştu, kendi seçmeye başladı ve benim seçtiklerimi daha dolabının önünde eliyor cadı :)) Tırmandığı bu oyuncağın hemen arkasında bir direk var, itfaiyeci direğine benzer birşey. Hani itfaiye elemanları burdan aşağıya dönerek inerlerya...işte öyle bişeye tırmandı ama istediği gibi inemedi diye nasıl göz yaşı döktü anlatamam :(
Birkaç kez denedi ama olmadı 'anne neden ben bunu yapamadım, ben neden bu kadar beceriksizim' diye ağladı ama beni şok etti bu sözleri. O kadar çok hırslı olması iyi gelmiyor bana. Dedim ki;'kızım,senin yaşındakiler bunu yapamaz ama seneye 5 yaş olduğunda sende yapabileceksin.' Dinledi beni ama orada daha fazla kalmak istemedi...
Akşam Çınar la beraber çok güzel eğlendiler, dönüş saati gelince,bu sefer tembihlerimi dinledi ve arıza çıkarmadı anneannemde kalıcam diye şükür :) Babam, erkek kardeşim ve kardeşimin oğlunun fotoğrafını birarada çekmeye çalıştım(3 kuşak):
Pazar günü, güzel bir kahvaltı sonrası giyinip kuşanıp çıktık evden. kuzu park istedi ama parkta sadece salıncaka bindi, halsizdi epeyce kuzum. Ancak ateşi hiç çıkmadı, sadece biraz öksürük ve hapşuruk vardı. Uyku saati gelince, pusetine yatırdık ve kuzum hemen uykuya daldı, bu fırsatta bizde güzel bir Emek yürüyüşü yaptık. Tam tamına 2 saat yürümüşüz ve kuzum 2 saat uyumuş bu esnada. Evin önüne geldiğimizde uyandı kuzucum.
Ne iyi geldi açık hava ve yürüyüş, keşke hergün biraz yürüyebilsek. Alttaki foto bu sabahtan, baktım kuzum pek işveli, pek canlı, dinlenmiş, birde akşamdan hazırladığım kıyafeti dolabına tepip yenilerini seçiyor...hemen el attım ve seçip giydirdim, yeni seçimimi kendi de beğendi ve poz verdi :)
Öğleden sonra aradım öğretmenini, bir sorun var mı diye? Yokmuş, hatta eşim hasta dememiş ve ben söyleyene kadar da anlamamışlar, gayet enerjik ve mutluymuş şükür. Allahım herkesin yavrusunu esirgesin, hastalıklardan korusun inşallah...Amiiin.
10 Nisan 2013 Çarşamba
En Son Babalar Duyar!!
Akşam yemeği yiyoruz, kuzum yerinden kalkınca, oturmasını söyledim.
N: Babamın kulağına bişey dicem.
Gider, babasının kulağına sessizce birşeyler söyler,ardından da 'sakın anneme söyleme baba' der.
C: Ama kızım -en son babalar duyar-
BEN: Ne söyledi aşkım?
N: Anne sanada söyliyeyim- der ve kulağıma 'Ali Kaan bana aşık olduğunu söyledi' der.
Bunun üzerine bir kahkaha patlattım, bir kısmı aşkımın 'ama kızım, en son babalar duyar' sözü içindi, diğeri ise bir delikanlının(?) kızıma ilan-ı aşk etmesiydi :)) hemde bu yaşta.
BEN: (ciddiyetimi korumaya çalışarak) Peki sen ne dedin?
N: Hayır aşık değilsin dedim.
BEN: Peki o ne dedi sana?
N: Hayır aşıkım dedi :(
BEN: 'Arkadaşlar birbirlerini severler kızım, bunda birşey yok, diğer arkadaşlarında seni seviyorlardır' diyerek noktayı koydum.
Gözlemlediğim kadarıyla, özel şeylerini önce babasına söylüyor, ilk tercihi ben olmuyorum, oysa ben kızımla arkadaş gibi olamasamda, yakın olmayı istemiştim. Yani önce benimle paylaşsın, dertleşsin..vs. aşkımı daha yumuşak başlı, anlayışlı taraf oluyor hep, ben kural koyucu, karar verici merciyim evde. Babasıyla birşey konuşurlarken dinliyorum, aşkım hep 'annene soralım, o karar versin veya annen ne der bilmiyorum,soralım...vs. şeklinde yaklaşıyor. Belki bu etkili oluyordur üzerinde. Mesela, şakacıktan boğuşuyoruz evde, ben bayan olduğum için aşkım alttan alıyor ve fazla karşılık vermiyor. Bunu gören kuzu, babasının tarafına geçip, bana karşı oluyor :))) Eskiler:'kız çocuğu, annesinin kumasıdır' derler, bilmem duydunuz mu bu sözü? :)))
Dün anlatmaya çalıştığım hanım kafası işte şu yukarıdaki hanım oluyor :)))Dün gece denemedim çünkü yine sızıp kalmışım kanepede, sabaha kaşı 5 gibi uyanınca da gerek görmedim kafayı yatağa koymaya,bir iki yastık koyup kalktım yerime :)
Gözlemlediğim kadarıyla, özel şeylerini önce babasına söylüyor, ilk tercihi ben olmuyorum, oysa ben kızımla arkadaş gibi olamasamda, yakın olmayı istemiştim. Yani önce benimle paylaşsın, dertleşsin..vs. aşkımı daha yumuşak başlı, anlayışlı taraf oluyor hep, ben kural koyucu, karar verici merciyim evde. Babasıyla birşey konuşurlarken dinliyorum, aşkım hep 'annene soralım, o karar versin veya annen ne der bilmiyorum,soralım...vs. şeklinde yaklaşıyor. Belki bu etkili oluyordur üzerinde. Mesela, şakacıktan boğuşuyoruz evde, ben bayan olduğum için aşkım alttan alıyor ve fazla karşılık vermiyor. Bunu gören kuzu, babasının tarafına geçip, bana karşı oluyor :))) Eskiler:'kız çocuğu, annesinin kumasıdır' derler, bilmem duydunuz mu bu sözü? :)))
Dün anlatmaya çalıştığım hanım kafası işte şu yukarıdaki hanım oluyor :)))Dün gece denemedim çünkü yine sızıp kalmışım kanepede, sabaha kaşı 5 gibi uyanınca da gerek görmedim kafayı yatağa koymaya,bir iki yastık koyup kalktım yerime :)
9 Nisan 2013 Salı
Küçük Ergen (2)
Dün akşam nerden estiyse, kreşten gelir gelmez 'bana elbise giydir' dedi, yemek yer yemez giydirdim kendi seçtiği elbiseyi. Havalı havalı gezmeler, poz vermeler, üzerine de takılar takmalar :)
aşkım ile birbirimize bakıp bakıp güldük akşam akşam :))) Ne oldu bu kıza, ergen mi kesildi başımıza diye...
Akşam uyku vakti geldiğinde yine yatak krizi başladı:'bu kanepeyi babam neden burdan dötürmedi,istemiyorum bunu...üüüüüü' şeklinde.
Neyse bir geceyi daha kazasız belasız atlattık, alışacak inşallah bu şekilde. Gece uyuduktan sonra kendi yatağıma geçme planları yapmıştım aslında. Kalktığım yere, bedenimin yerine yastık koyacaktım, kafamın yerine de saçlı, koca bir oyuncak kafası vardı, makyaj yapıyor ona, saçlarını boyuyor falan...onu koyacaktım.
Gece uyanıp beni yoklar hep yıllardır, işte yine yoklasa ben sanacaktı kafayı :))) Malesef uyuyakalmışım kanepede, plan yattı ama bu gece yapıcam kesin. Biliyorsunuz, hafta sonu oyuncak odasından kanepeyi almıştık, böyle olunca odanın halısı yetersiz kaldı, 2 küçük halı vardı odasında, şimdi çıplak çıplak kaldı oda. Birşeyler düşünmeli ora için ama ne?
Neyse bir geceyi daha kazasız belasız atlattık, alışacak inşallah bu şekilde. Gece uyuduktan sonra kendi yatağıma geçme planları yapmıştım aslında. Kalktığım yere, bedenimin yerine yastık koyacaktım, kafamın yerine de saçlı, koca bir oyuncak kafası vardı, makyaj yapıyor ona, saçlarını boyuyor falan...onu koyacaktım.
Gece uyanıp beni yoklar hep yıllardır, işte yine yoklasa ben sanacaktı kafayı :))) Malesef uyuyakalmışım kanepede, plan yattı ama bu gece yapıcam kesin. Biliyorsunuz, hafta sonu oyuncak odasından kanepeyi almıştık, böyle olunca odanın halısı yetersiz kaldı, 2 küçük halı vardı odasında, şimdi çıplak çıplak kaldı oda. Birşeyler düşünmeli ora için ama ne?
8 Nisan 2013 Pazartesi
ODTÜ Yüzememe Kursu :)))
Biraz erken çıktık Cumartesi evden, kahvaltı sonrası baktık hava süper ötesi...ODTÜ de turladık, çayır çimen...rahatladık, kuzum çiçek topladı, scoter ile gezdi, bol bol hava aldık hepberaber.
Yüzme kursunda bir arpa boyu yol alamadı malesef. İlk gün suya batması sonucu, güveni kaybolmuş diyor öğretmeni :( Bakalım ilerleyen günler neyi gösterecek. Ne yaptıysa kandıramamış bizim kızı;' kafa biraz fazla çalışıyor, kandıramadım' dedi öğretmeni :)))
Pazar günüde hava süperdi, aklımda Ahlatlıbel, Gölbaşı ve Bahçelievler vardı ama ben ne yaptım: hadi evde değişiklik yapalım moduna girdim. kuzumun yatak odasına, oyun odasındaki kanepeyi geçirdik, herbiryerleri temizledik, ev elden geçti resmen ve balkonun resmi açılışını yaptık, aşkım temizledi bir güzel, masamızı hazırladı, kahvelerde benden :) kuzu uyuyup uyanınca, gün bitmeden dışarı havamızı da alalım dedik, biraz alışveriş, biraz park :)
Yanında yatmamak için heryolu deniyorum. Odasına geçirdiğimiz kanepede uyuduk dün gece, kendi yatağında ama yatağının bize enyakın ucunda geçirdi geceyi. 'ben sevmedim bu kanepeyi, yarın babam dötürsün burdan' dedi durdu gece boyu, en son sızmış kalmış şu şekilde.
Yüzme kursunda bir arpa boyu yol alamadı malesef. İlk gün suya batması sonucu, güveni kaybolmuş diyor öğretmeni :( Bakalım ilerleyen günler neyi gösterecek. Ne yaptıysa kandıramamış bizim kızı;' kafa biraz fazla çalışıyor, kandıramadım' dedi öğretmeni :)))
Pazar günüde hava süperdi, aklımda Ahlatlıbel, Gölbaşı ve Bahçelievler vardı ama ben ne yaptım: hadi evde değişiklik yapalım moduna girdim. kuzumun yatak odasına, oyun odasındaki kanepeyi geçirdik, herbiryerleri temizledik, ev elden geçti resmen ve balkonun resmi açılışını yaptık, aşkım temizledi bir güzel, masamızı hazırladı, kahvelerde benden :) kuzu uyuyup uyanınca, gün bitmeden dışarı havamızı da alalım dedik, biraz alışveriş, biraz park :)
Yanında yatmamak için heryolu deniyorum. Odasına geçirdiğimiz kanepede uyuduk dün gece, kendi yatağında ama yatağının bize enyakın ucunda geçirdi geceyi. 'ben sevmedim bu kanepeyi, yarın babam dötürsün burdan' dedi durdu gece boyu, en son sızmış kalmış şu şekilde.
3 Nisan 2013 Çarşamba
İlk Uçak Yolculuğu - Erzincan
Ben geldiiim ve tabi kızım ve ailemle birlikte :))) 19 Mart da izne ayrıldım 1 haftalık. Kuzumla güzel vakit geçirdik beraber. Cumartesi yine havuzdaydı. Bu sefer biraz gelişme oldu, suya girdi ama öğretmenine sıkı sıkı sarılarak :)))
26 Mart ta kuzumla hazırlandık, babasını Ankara da bırakıp, Erzincan a, ablam ve eniştemin yanına uçtuk.
O nasıl bir heyecandı öyle anlatamam. Kuzucum ilk kez uçağa bineceğinden çok sabırsızdı. Biz öncesinde çekin(türkçe) yaptırmadığımızdan, erkenden Esenboğa Havaalanına gittik. hadi diye diye bitirdi bizi. 'Ne zaman didicez' dedi durdu. Gitme vakti gelince, uçağı yakından görünce çığlıklar attı, merdivenin önünde foto istedi çektim. Heyecanla yerine oturdu, cam kenarı tesadüf etti :) Birtürlü havalanmayan uçağa söylendi...sonra beni çok güldüren sözünü yazayım;'doğru uçağa bindiğimizden eminmisin anne?' :)))Yakınlarda oturanlarıda güldürdü bu sözü.
Uçak havalanınca kahkahalar attı, küçük evlere baktı, bulutları sevdi. Çizgifilmdekiler gibiymiş, bulutları hayvanlara benzetti, benimde benzetmemi istedi, uyumadı, gözünü kırpmadan dışarı baktı. AnadoluJet yetkililerini kınıyorum.
Yiyecek servisi geldiğinde kızıma kek, kendime de sandiviç istedim, içecek kısmı beni sinirlendirdi, sadece çay ve kahve vardı. Sanırım yetkililer çocukları hiç düşünmemiş. mema(meyva) suyu istedi ama yokmuş, yanımda su vardı, su kabul etmeyince, yarım bardak çay istedim, üzerini suyla tamalayıp içirdim mecburen. Bol konuşmalı, incelemeli bir 1 saat 20 dak. geçirdik kuzumla. Eniştem ve Azra cım karşıladı bizi, güle oynaya gittik evlerine. 4 gün hem eğlendik, hem sabahladık ama kuzumun varlığı hissedilmedi nerdeyse. Azra ablasıyla oynadı, yedi, uyudu. Azra ablasının hediyesi Şirine ile uyudu hep :) Harika bir yere götürdüler bizi; ismi Ekşisu. Yemek yedik, pedalli motora bindik, harikaydı.
O kadar güzel geçtiki anlatamam, hergünümüz bayram havasındaydı, gündüz sürekli dışarda, akşam mutfakta bol sigaralı ve boool sohbetliydi, günler saatler bitmesin istedim(k). Canlarım benim, biran önce Ankara ya dönüş yapın, sizi çoook seviyoruz, herşey için tekrar tekrar tşkler :) 27 Mart ta döndük kuzumla, bu sefer bizimki uçağı kanıksamış, neler olduğunu, olacağını bildiğinden...takmadı uçak muçak...direk yattı uyudu, ben yorgunum dedi. 'Bak bulutları görücez' falan desemde tınmadı :))) İnişte zor uyandırdım. aşkım karşıladı bizi, kuzuma barbie sözü vermişti, ayrıca karnımızda açtı, aşkım yemek yapmamış bize, dışarda yemeyi teklif etti.
Dooğru Armada AVM. ye gittik. Önce Joker de aldık soluğu, birbirinin tıpkısı olan barbielerden birini seçti, baktım 64tl. değermi dedim, çoktandır istediğimiz bebek evi indirime girmiş, gerçi biz barbie bebek evi istiyoruz ama o çok pahalı. Sanırım ismi Polly bebek eviydi, aldık çıktık, kuzu istemedi, ikna edemedik birtürlü ama eve gelince hemen oturup kurdum, sonra kendiside çok sevdi, kaç gündür oynuyor onunla. Foto çekmek aklıma gelmemişti, yarın eklerim kısmetse :)
O nasıl bir heyecandı öyle anlatamam. Kuzucum ilk kez uçağa bineceğinden çok sabırsızdı. Biz öncesinde çekin(türkçe) yaptırmadığımızdan, erkenden Esenboğa Havaalanına gittik. hadi diye diye bitirdi bizi. 'Ne zaman didicez' dedi durdu. Gitme vakti gelince, uçağı yakından görünce çığlıklar attı, merdivenin önünde foto istedi çektim. Heyecanla yerine oturdu, cam kenarı tesadüf etti :) Birtürlü havalanmayan uçağa söylendi...sonra beni çok güldüren sözünü yazayım;'doğru uçağa bindiğimizden eminmisin anne?' :)))Yakınlarda oturanlarıda güldürdü bu sözü.
Uçak havalanınca kahkahalar attı, küçük evlere baktı, bulutları sevdi. Çizgifilmdekiler gibiymiş, bulutları hayvanlara benzetti, benimde benzetmemi istedi, uyumadı, gözünü kırpmadan dışarı baktı. AnadoluJet yetkililerini kınıyorum.
Yiyecek servisi geldiğinde kızıma kek, kendime de sandiviç istedim, içecek kısmı beni sinirlendirdi, sadece çay ve kahve vardı. Sanırım yetkililer çocukları hiç düşünmemiş. mema(meyva) suyu istedi ama yokmuş, yanımda su vardı, su kabul etmeyince, yarım bardak çay istedim, üzerini suyla tamalayıp içirdim mecburen. Bol konuşmalı, incelemeli bir 1 saat 20 dak. geçirdik kuzumla. Eniştem ve Azra cım karşıladı bizi, güle oynaya gittik evlerine. 4 gün hem eğlendik, hem sabahladık ama kuzumun varlığı hissedilmedi nerdeyse. Azra ablasıyla oynadı, yedi, uyudu. Azra ablasının hediyesi Şirine ile uyudu hep :) Harika bir yere götürdüler bizi; ismi Ekşisu. Yemek yedik, pedalli motora bindik, harikaydı.
O kadar güzel geçtiki anlatamam, hergünümüz bayram havasındaydı, gündüz sürekli dışarda, akşam mutfakta bol sigaralı ve boool sohbetliydi, günler saatler bitmesin istedim(k). Canlarım benim, biran önce Ankara ya dönüş yapın, sizi çoook seviyoruz, herşey için tekrar tekrar tşkler :) 27 Mart ta döndük kuzumla, bu sefer bizimki uçağı kanıksamış, neler olduğunu, olacağını bildiğinden...takmadı uçak muçak...direk yattı uyudu, ben yorgunum dedi. 'Bak bulutları görücez' falan desemde tınmadı :))) İnişte zor uyandırdım. aşkım karşıladı bizi, kuzuma barbie sözü vermişti, ayrıca karnımızda açtı, aşkım yemek yapmamış bize, dışarda yemeyi teklif etti.
Dooğru Armada AVM. ye gittik. Önce Joker de aldık soluğu, birbirinin tıpkısı olan barbielerden birini seçti, baktım 64tl. değermi dedim, çoktandır istediğimiz bebek evi indirime girmiş, gerçi biz barbie bebek evi istiyoruz ama o çok pahalı. Sanırım ismi Polly bebek eviydi, aldık çıktık, kuzu istemedi, ikna edemedik birtürlü ama eve gelince hemen oturup kurdum, sonra kendiside çok sevdi, kaç gündür oynuyor onunla. Foto çekmek aklıma gelmemişti, yarın eklerim kısmetse :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)