12 Temmuz 2013 Cuma

Ceza

      Hafta sonu teyzemler geldiler demiştimya,nerdeyse bu haftanın hergününü birlikte geçirdik. Her akşam iftarı birlikte açtık, şimdi düşünüyorumda, o güzelim sofraları ölümsüzleştirmeyi unutmuşum. Elime hiç fotoğraf makinesi almadım desem, doğru olur. Dün sabah, annem ve babamı da alıp Trabzon'a, 4-5 günlüğüne gittiler. Nasıl içim eridi, nasıl bende orda olmak istedim anlatamam ama iznim az kaldı, üstelik arabaya da sığmazdık :(
     Ankara da bir başımıza kalakaldık, malum Ramazan ayı, sokaklar terkedilmiş, sadece marketlerde çümbüş var. Evde olanlar günü nerdeyse uyuyarak geçiriyor(çocukluları bunun dışında tutuyorum), işte olanlarsa ağzından tek bir kelime çıkmadan günü bitiriyorlar, günler çok uzun ve oruç tutmak çok zor, Allah kolaylık versin bu sıcakta, bu kadar uzun saatlerde oruç tutanlara ve kabul eylesin oruçlarını.
     Kuzum anneannesinden geleli huzursuz ve aksi. Sanırım orda alıştı rahatlığa, kuralsızlığa ve kreşsizliğe. Dün akşam 1 saatlik bir ceza verdim sonunda. Uyku odasında 1 saat kalma cezası. Tabi O saat kavramını bilmediğinden 15dk. sonra çağardım yanıma ve iyice konuştum. 1 saat bitti mi anne? dedi, bitti deyip karşıma oturttum. Kibar bir kız olup, emirli konuşmamasını, yemek saatinde yemek, oyun saatinde oyun olması gerektiğini anlattım uzunca, söz verdi yine, birdaha yapmayacakmış...Kaç gündür söz veriyordu, bir daha yapmıyacağım diyordu ama birkaç saat sonra tekrarlıyordu yaptıklarını. Bu cezanın işe yaradığını düşünüyorum...umarım.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Ayaş Yollarından....

      Öncelikle Ramazan-ı Şerifi miz mübarek olsun herkese.Biz geçen hafta kızımıza kavuştuk, yine dolu dolu günler geçirdik ailece. Cuma günü yemek sonrası bisiklet turu yaptı küçük hanım, çok becerikliydi maşallah, üstüste defalarca turlar yaptı.
     Ertesi gün, İstanbul dan teyzem ve kızı gelmişler annemlere, onları ziyarete gittik. Orda yiyip içtik, sonrada hepberaber AOÇ.de Tigem e gittik çay içmeye. yine trombolin de zıpladı, parkta oynadı.
     Ertesi günde kuzumun büyükbabası ve büyükannesi geldiler, hepberaber alt komşumuzun Ayaş taki çiftliğine gittik. kuzum Şuayip Abiye, Şabit Abi diyor :)))İnanılmaz bir gündü bizim için. Biz haricinde 2 aile daha davetliydi, onları sırf aşkım için çağardılar ki biraraya gelelim. Çünkü Aileden biri Ud, diğeri Kanun çalıyor. Öncesinde bahsini işittiğimizden, aynı anda görüşmek istedik. Çok çok zevkliydi, yaklaşık 5 saat, nerdeyse aralıksız şarkı söyledi aşkım. Fatma ablamın ellerine sağlık, nasıl özenmiş, nasıl güler yüzlüydü sağolsun.
     Öncelikle çıkılmadık ağaç bırakmadık, yenmedik meyve hiiiiç kalmadı :))) Diğer bahçeleri de gezdirdiler, bayıldık, hem şehre bu kadar yakın olup, hemde tamamen köy havası olan bir yerdi. kuzum; Şabit abinin biiir çitliği var, çitliğinde tavukları var...diyerek şarkısını söyledi.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

1 Hafta Kadar Yok

     Yine dolu dolu bir hafta sonu daha geçirdik. Yaz mevsimini seviyorum, her ne kadar bizi sıcaklığı yakıp kavursa da, kardan kıştan iyi...incecik giyinip çıkıyoruz, hele şu terlikleri giyip dolaşmak gibisi yok...birde tatile gidebilsek...keyfimize diyecek yok :)
*****Cumartesi sabah kahvaltısından sonra, erkenden babamın kiraya verilecek olan evine gittik, ustalarla konuşup tadilat yaptırmaya. Ustalar işe başlayınca, ben de kuaför işlerimi hallettim. Sonra da kuzumu almaya gittik anneme. Çok çok özlemişim yavrumu,O da bizi. Öpüştük koklaştık bol bol. Kilo almış bir haftada, hatta göbeği çıkmış kuzumun, bebeklik dönemi hariç, göbekli görmeye alışık değiliz, çok hoşumuza gitti, açıp açıp sevdik göbüşünü :))
     Yumurta yutmuş yılan misali bir göbeği var :)))Annemi de alıp yeşillikler içine gittik hepberaber :)  yine çeşmesinde saatler geçirdi, ıslandı, bol bol oynadı, bana çiçek topladı.
     Pazar günü, uzun süre ara vermek zorunda kaldığımız yüzme kursuna gittik. bu sefer çok niyetli girdi havuza, öncesinde epeyce telkinde bulunduk, hatta ben biraz tehdit ettim :)) 1 saatin sonunda almaya gittiğimde, öğretmeni ile havuzun içinde olduklarını görünce çok sevindim. Çünkü yanlarına gitmeden aşkım ile bir karar almıştık; Eğer suya girip birşeyler öğrendiyse devam ederiz, girmediyse seneye kadar ara verelim diye. Ama tamda istediğimiz gibi oldu, ben yanlarına gidince, öğrendiği marifetleri sergiledi. 'anne bak ben ne yapıyorum' diye diye gösterdi hepsini.

     Kenarlardan tutunup havuzda ilerledi, yüzünü suya sokup sokup çıkardı, havuza kendi girdi ve çıktı. Tabi havuzun olimpik oluşunu bilerek düşünürseniz...ben bile cesaret edemiyorum böylesine. Ayrıca yüzücü tahtasıyla ayaklarını çırparak ilerleyişini de gösterdi. Öğretmeni, bunun büyük bir gelişme olduğunu söyledi, çünkü daha önceki gidişlerinde, öğretmenine kene gibi yapışarak suya giriyordu. Malesef ilk derste suda batmasını unutamamıştı kuzum. 2 hafta daha açıkmış havuz. Çok birşey beklemiyoruz ama korkusunu yenmiş olması dahi yeterli bizim için.
     Kuzum havuzdayken, bizde karnımızı doyurduk, kuzumuza da pizza ısmarladık, paketleyip aldık yanımıza. Çıkınca ilk olarak çok acıktığını söyledi.'anne babam bana pizza siparişi versin' deyince çok şaşırdım :))) İçine doğmuş kuzumun, 'ısmarladı bile' dedim. Çimlere oturup bir güzel yedi, hatta çok büyük bir iştahla maşallah :) Sonra sevdiği elbiseyi giydi, anneannesine süslü gidecekmiş pıtırcığım. Uyku saati geçtiğinden, daha biz yokda iken uyuyakaldı arabada.

     Yolda yaptığımız konuşmalar sonucu, annemlerin tadilat ve badana işi bitmiş, usta aşkımı bekliyormuş. Bizde annemi ve temizlik malzemelerini alıp eve gittik, kuzu hazır uyuyorken ben giriştim temizliğe. Boş ev olunca çokta kolay oldu, hatta eğlenceli oldu temizlik yapmak, annem, aşkım ve yeğenim Ceren le, hepbir koldan bitirdik işi. Bu arada kuzum uyandı, hazırlanıp veda ettik onlara. kuzum nasıl hemen anneannesinin kucağına atladı...bakakaldık, tabi gitmeden öpücüğünü verdi, eşyalarının hepsini alıp almadığını kontrol etti ve gitti gözümün nuru, evimin neşesi...bir hafta daha anneannesinde kalıcak...sonra tatile kadar kreşe devam edicek inşallah.

NOT: aşkım 1 haftada 3 kilo verdi, maşallah diyorum, sadece bir tur yürüme ve ekmeği keserek. Beni sormayın, ben hiçbirşeyi kesmedim ama azda olsa yürümek pek işe yaramamış, çokta istekli değilim zaten, amaç aşkımı yüreklendirmek :)

27 Haziran 2013 Perşembe

Rejim ve Spor Yanyana...

     Pazartesi, aşkım nöbet izinli olunca, bana sürpriz yapmak istemiş. İş çıkışı apartmanın önüne geldiğimde balkondaki dumanı ve aşkımın eğilmiş birşeyler yapar halini görünce anladım sürprizi :) Masayı hazırlamış, buz gibi rakı ve mezeler, mangal hazır...afiyetle hüplettim hepsini :))) Ardından bir karar aldık ama aşkımın haberi yok; asıl onun için aldım kararı.
     Benim bu eve taşınalı kilom arttı farkındayım ama 3,5 kilo kadar fazlam var. Çokta hafife almamak lazım tabii, yoksa alır başını gider kilolar. Neyse, biz bundan böyle(ki ben dayanamam) hamur işi ve ekmeğe son diyoruz, her akşam yemek sonrası yürüyüş yapıyoruz, başladık bile...yemekten yaklaşık 1 saat kadar sonra yürüyüşe çıkıyoruz, ilk günler daha yavaştı ama şimdilerde epey hızlandık. 19 Ağustos a kadar benim hedef 3,5 kilo, aşkımın ki 20 kilo. Hadi bismillah :)
Nasıl olucaksa bu rejim :)))

Havuzbaşı Cafe Bistro (enfes bir brunch yapmak isteyenlere)

     Geçtiğimiz Cumartesi hep beraber brunch a gittik, aile buluşması oldu bizim için. İyiki de gitmişiz. Ben koşturmaca ile geçer diye düşünürken, tam aksine eğlenceli ve çok zevkli bir gün geçirdik. Annem, babam, kardeşim ve karısı, ayrıca Çınar kuzusu da geldi. Çınar ile kuzum arka arkaya, yanyana takıldılar hep. kuzum, Çınar ı koruma adına dibinde ayrılmadı kuzunun :)) Güzelce kahvaltı yaptılar, oynadılar, çimlerde koşturdular.
     Ağaçta gördüğü mini salyangozları, heyecanla bana da gösterdi, birde fotosunu çekecekmişim :)
     Bu kardeşimin, sigarayı bıraktıktan(2 ay oldu) sonra aldığı 8 kilo ile olan fotoğrafı, siz düşünün artık, öncesinde ne kadar zayıftı :))) Daha kaç 8 kilolar lazım insana dönmesine :)
yengesine, anneannesinin şalını beline bağlattırıyor, kıvıracakmış müzik eşliğinde :)

 NOT: Fotoğrafları sonradan sildim.

     Biz bu yerden çok memnun kaldık, eğer sizlerde Ankara da iseniz ve canınız enfes bir brunch keyfi istiyorsa, mutlaka buraya gidin: Havuzbaşı Cafe Bistro...Adres: Anadolu Bulvarı, Ankara Demirspor Sosyal Tesisleri Behiçbey / ANKARA Tel: 0312 211 00 20... Burayı biz de yeni keşfettik, Grupanya sayesinde, üstelik fiyatı da çok uygun, ayrıca gerçekten hizmette sınır yok, WC dahil, her yer pırıl pırıl, menü oldukça geniş, ilgi alaka son derece güzel. Ayrıca hemen yanında büyük olimpik havuzda var, ancak havuz Demirspor Sosyal Tesislerine ait, hafta sonu kişi başı 30.TL. biraz pahalı geldi bana ama pırıl pırıl, çocuk havuzu da var. Tarif olarak sorduğumuzda; Türk Traktörler in hemen karşı yolu demişlerdi, biz böylelikle kolay bulduk yolu. Grupanya daki promosyonu 20 temmuz a kadar sürüyor, kaçırmayın derim :)(Biraz da reklam yapalım değil mi? :)) http://www.grupanya.com/ankara-yeme-icme/firsat/havuzbasi-cafe-bistro-brunch?irc=adl2-ccd 
        Brunch sonrası A City AVM. ye gittik hepberaber, aşkımın anne babası için aldığımız kıyafetlerin değişimi için, biraz da dolaşma imkanı bulduk hepberaber. Ardından bize davet ettik herkesi. Çayımızı çorbamızı içip sohbet ettik, balkon keyfi yaptık. Sonra da kuzu anneannesiyle gitmek isteyince, bohçasını hazırlayıp, akşam üstü uğurladık hepsini. kuzu anneannesinde kalmak istiyordu epey, annemin şehir dışı gezileri nedeniyle kalamamıştı.
      Birde kreşten 10 günlük müsade alıp, pazartesi bırakacaktık anneannesine ama cumartesinden gitmek istedi. Hem ağladı ben sizi özlerim diye, hem dayanamayıp gitti anneannesiyle. Çok özledim kızımı çoook. Pazar günü aşkım nöbetçi olduğundan, sabah kalkıp hazırlandım, doooğru annemlere gittim, kızım köpüşünü evde unutmuştu(gece köpüşsüz yatmaz),onuda alıp gittim. Birlikte koca bir gün geçirdik, akşama kardeşim beni eve bıraktı, çünkü annemlerden işyerim 2 vesait, kesin işe geç kalırdım :)))
     Bugün Perşembe ve ben kızımı çok çok özledim, Cumartesi sabah gidip alıcaz ama pazar akşamı tekrar bırakıcaz anneme...Allah başka ayrılıklar vermesin deyip, yüzünüzü gülümseterek tamamlayayım son cümlemi :)

21 Haziran 2013 Cuma

4 YAŞ 7 AY BOY-KİLO

     Genelde akşam yemeklerinden 3 saat kadar sonra küçük hanım yiyecek birşeyler ister benden. Ya krep, ya yumurtalı ekmek, ya reçel-bal ekmek vs. Akşamda krep istedi, krep yaptığım akşamların ertesi sabahında da kahvaltısı hazır olmuş olduğundan, itirazsız yapıyorum. Seviyor kuzucum, hatta bende işyerime sabah kahvaltısına götürüyorum birkaç adet.

     Önceki haftalarda Sağlık Ocağına gittik hepberaber. Bana ve kuzuya acil anlarda gerekli ilaçları yazdırabilmek için(malum çoğu ilaç artık eczaneden reçetesiz alınmıyor). Gitmişken boy-kilo kontrolü de yaptırdık. Yaklaşık 4,5 ayda 3cm. uzamış, yarım kilo da almış kuzum. Akay daki kendi doktorunda 101cm. çıkmıştı boyu ama akabinde aşı için S.Ocağına gittiğimizde 100cm. ölçmüşlerdi boyunu, bende S.Ocağının ölçümünü baz alırsam...3cm. uzamış olduğunu gördüm. Tabi çok mutlu olduk. Kilo çok sorun değil, nasılsa iyi besleniyor ama boy atması sevindirdi bizi :)

Blog Yazarlığında 5 Yıl Bitti...

     Tam...tam 5 yıl bitti 16 Haziran 2013 te. Blog yazmaya 16 Haziran 2008 de başladım, gerçek anlamda ara vermeden devam ediyorum, 3 yaşından sonra niyetlenmiştim sonlandırmayı ama kıyamadım...baktım, kızım adına yazacak öyle çokşey var ki, bitmiyor...çektiğim fotoları anlamlandırmak adına...devam ediyorum. Hemde büyük bir zevkle. Blog dostluklarını seviyorum :) İlk postuma 'Evliliğe Adım' ismini koymuşum. Bizi izleyenlere, yorum yapanlara ve özellikle sevenlere tşk ediyorum. Hep beraber nice yıllara :)

Deniz Börülcesi Salatası & Patates Tava

     Geçen haftadan buyana marketlerde deniz börülcesi arıyorum...yok işte yok...Nerden mi taktım? 'Bir Dut Masalı' blogundan Nunu yapmışta, işte ordan canım çekti. Nihayet Salı pazarında buldum 2 demet, birini yıkayıp kurutup dolaba kaldırdım, diğer demeti de hemen haşlayıp dolaba attım. Çarşamba akşamı eve gelir gelmez, haşlanmış börülceleri tek tek sıyırdım, sarmısaklı, zeytinyağ ve limon karışımına ekledim. Harmanlayıp servise hazırladım, vaktim olmadığından közlenmemiş domatesin kabuğunu soyup çiçek şekli verdim(ne kadar olabildiyse artık) ve börülcelerin ortasına dekor olarak yerleştirdim.
     Ardından, yine aynı hafta bloglarda sörf yaparken bakıp aklıma gelen, patates tavayı yapayım diye başladım işe. Bunun içinde çok özür diliyorum, kimden görüp aklıma geldi tam bilemiyorum ama 'sevilin denizi' blogu olabilir, değilse lütfen beni uyarın. Aklıma geldi diyorum çünkü, bu aparatifi diyelim...annem hep yapardı, ben hiç yapmadım ama özellikle de pırasa yada yeşil soğanlı olanı yapardı annem, severek yerdik. Gördüğüm tarifte patates ve havuç çiğden rendeleniyor ama annem hep haşlayarak yaptığından, ben de haşladım.
     Baktım evde pırasa da, yaş soğanda yok, bende kabak kattım 1 adet, 2 orta boy patates ve 2 havuç kattım. Bunları rendeleyip içine tuz ve 3 kaşık kadar un kattım, annem hep mısır unu katardı, bende öyle yaptım. Arzuya göre karabiber ve kırmızı pul biberde katılır ama kuzu nedeniyle acı katmadım. Az yağlı ve ısınmış tavaya güzelce aktardım karışımı. Bir tarafı pişmişken, kapı zili çalıp aşklarımın gelişiyle...tavayı bir süreliğine unutmuşum, döndüğümde karışımın biraz dibi tutmuş, bu nedenle diğer yanını çevirirken, şekli bozuldu ama yine de yılmadan pişirdim, servis tabağıma alıp, balkonda hazırladığım masama aldım, afiyetle yedik. aşklarım çok beğendiler 2 tarifimi de :) Yayınlayıp bana da ilham verenlere tşk ediyorum :)
     Miniğim börülceden yemedi(güzel görünüyor ama ben yemem dedi) ama patates tava, salata, dünden kalan makarna ile karnını doyurdu.

NOT: Yeni tariflerle burada olacağım, beni takip edin canlarım :)

YIL SONU GÖSTERİSİ

     31 Mayıs 2013...yıl sonu gösterisinin olduğu gün, ancak benim aklımda hep Türkiye nin tarihine yazılmış, çok çok önemli bir direnişin başladığı gün(TAKSİMGEZİPARKIDİRENİŞİ), devamında kazanılan, kazandığımız gün olarak kalacak. Konuyu dağıtmadan, bu önemli günümüzü anlatmak isterim: Kızımda bizde çok heyecan içindeydik günlerce. 31 Mayıs sabahı için işyerimden izin aldım. aşklarım ile birlikte ben de Kanat Ana Gündüz Bakım Evi nin yolunu tuttum.
     Önce güzel bir kahvaltı yaptık kantinde, sonra kuzumu öğretmenlerine teslim ettik. 10:30 da başladı gösteri. İlk önce hep beraber saygı duruşu ve İstiklal Marşımızı okuduk tüm salonla beraber, çok duygulandım her zamanki gibi...Sahneye önce Halk Oyun ekibi geldi...hangisi bizimki diye bakınırken :))) 'şu arkası dönük kuru popolu bizimki aşkım' dedim. Sallıyor minik popoyu :))) Önce çayda çıra oynadılar, sonra Adıyaman oyunu. 'Evet...o kuru bizimkiymiş' dedi aşkım :)))
     Hepsi birbirine benziyordu, minicik suratları var, bizimkinin surat, hepsinden minik. Hemen bizi farketti minik kedimiz, el sallayıp, poz verdi, sürekli gülen bir surat. Canım benim...Geçen yıl ki gösteride ağlayan anneler vardı, bense sürekli gülmüştüm kızımı izlerken ama bu yıl bir tuhaf oldum ben de...yaşlanıyormuyum ne? Resmen ağladım, gözyaşlarımı tutamadım, silmekten kızıma zor baktım, bir taraftan da gülüyordum...
     Ardından minikler jimnastik kıyafetleriyle, minderde ve kasada takla örnekleri verdiler, hepsi çok tatlılardı, hele 3 yaşlar, mini miniydiler :) Nasıl mutlu oluyorlardı alkışlarla, herbirini ellerim patlayana kadar alkışladım, hepsini tek tek sevdim...kuzum jimnastikte çok güldürdü beni, sabırsız, hızlı ve çok hareketliydi her zamanki gibi. Kendine sıra geldiğinde yıldırım gibi koşuyordu, hatta sıra gelmeden bir öndekine yapışıyor, müzikte çoşturdukça çoşturuyordu.
     Son olarak ta, İngilizce şarkı söylemek için çıktılar sahneye. Kuzuma ve diğer kuzulara cici kıyafetleri giydirilmiş tek tek. sabah lüle lüle yaptığım saçlardan eser kalmamıştı, hem jimnastikte toplamışlar saçları, hem de halk oyunlarında :( Tacı da saçlarında yoktu. Sonradan sordum; meğer tacı kırılmış gösteri öncesi ama sabah giderken taktığım taçta yok ortalarda, bari onu taksalardı. Neyse yine de mutluyduya önemli olan bu. El kol hareketleriyle çok şirin şarkılar söylediler hep beraber. Tüm veliler alkış kıyamet gidiyor, kuzular iyice çoşuyorlar. 5 yaş için kep atma töreni yaptılar, şarkılar konfetiler...vs.
     Hemen fotoğrafçıyı yakaladım, aile fotosu istedim. 2 poz çekti sağolsun. Malum Askeriye burası, ne foto makinesi, ne cep telefonu...hiçbirşey sokmadılar, gerçekten buna üzüldüm, kendi çekimim başka sonuçta ama yapılacak birşey yok, fotoların arasından daha net çıktıklarını seçip, iş yerimde tarattırdım ama onlarda tuhaf olmuşlar, üst ve altlarda birşeyler çıkmış :( Buna da şükür diyelim, ya hiç fotosu olmasa dimi? :)
     Gösteri bitince kuzumun çok uykusu geldiğinden, hemen yemeğimizi yiyip eve döndük...yolda hep sorular sordu;'anne ben nasıl atladım, nasıl oynadım, ben en iyisiydim dimi, nasıl şarkı söyledim, bak birdaha söyleyim...vs.' ağzı hiç durmadı, tabii bizde övgüler yağdırdık kuzuma :)

19 Haziran 2013 Çarşamba

Hangi Marka Süt Kullandık?

     Kuzum doğar doğmaz 1,5 gün küvezde kaldı. Gününde ancak, minik doğduğundan, emme gücünün olup olmadığına bakıldı, şükür varmış, elime verdiler kızımı. İlk gün sezeryan ile doğum yaptığımdan sütüm gelmez diye, hemşireler mama istediler bizden, aşkımda hemencecik hastane kantininden bir mama almış götürmüş, markasını dahi bilmiyorum, sorsam O da hatırlamaz sanırım. 1,5 gün sonra elime verdiklerinde, ablam hemen beni emmesi için girişimlere başladı, emdi de kuzucum. 3. gün sabahı hastaneden çıktık ama hep emdiremedim kızımı, çünkü sütüm yeterli miktarda gelmediğinden mama ile takviye yaptık.
      Eve gelince baktık ki sürekli kusuyor, acaba dedik, mamayımı beğenmedi? Gitti aşkım Milupa aldı ama ne çareki kızım, hem mamayı hem anne sütünü kusuyordu, olur dedik, bazı çocuklar kusar(bilmediğimiz şeyse, 34. ayına kadar kusacağıydı). Hem mama hem anne sütü ile besledik, bu ara sütüm artmaya başladığından daha çok anne sütüne devam ettik. (doğumu İstanbul da yaptım)
     Tam olarak 13 gün sonra, kendimi daha iyi hissettiğimden Ankara ya evimize dönmeye karar verdik. Yaklaşık olarak 2,5 yaşına kadar da Milupa mamaya devam ettik. Süt olarak ta 1 yaş itibariyle Pınar Çocuk Sütü vermeye başladık. Önceleri ballı içti, sonradan kendi kendine balı bıraktı.
     Sonraları keçi sütünün faydaları çok duyulur olunca yaptığımız araştırma sonucu, taze keçi sütü bulamayacağımızdan, Kay Keçi Sütü nü keşfettik. Yaklaşık 1 yılda bu sütü kullandık. Malum Kay Keçi Sütüyle ilgili çıkan haberler nedeniyle(keçi sütüne,inek sütü karıştırılıyormuş),bunu da bıraktık.
      En son süt maceramız halen AOÇ Günlük İnek Sütü ile devam ediyor, ilk olarak AOÇ Keçi Sütü denedik ama hanım beğenmedi 'anne kırmızı kapaklı inek sütünden istiyorum.' dedi. Tabi Kay sütüne karıştırılan inek sütü nedeniyle, sanırım inek sütüne alıştı damağı. Yaklaşık 10 ay oldu AOÇ ye devam ediyoruz. Sanırım tadı en güzel inek sütü bu, hepimiz içiyoruz AOÇ inek sütünden zevkle :)
      Bu kadar çok çeşit süt değiştirip, nasıl oluyorda bir çocuğa bunu kabullendirebiliyorsunuz diyorsanız, işte cevabı; Hiçbir yeni sütü direk biberonuna yada bardağına koymadım. Hep çok az miktarla karıştırarak başladım ve en sonunda tam olarak verebildim. O kadar ustalıkla başladım ki bu işe :)))  hiiiç anlamadı yeni bir süt içtiğini. Birtek Kay sütten AOÇ ye geçişte farketti ki ben zaten karıştırıp verme işlemimden vazgeçmiştim, gerek duymadım, keçisini sevmediyse, inekinden içsin dedim.
       NOT: anne sütünü, benim sütümün kesilmesi sonucu, 2 ay kadar emebildi :(