3 Ekim 2017 Salı

Yeni Başlangıç

     Biz bu yıl kızımın okulunu değiştirmek zorunda kaldık...diyerek konuya bir dalış yapayım. Bir türlü yeterli vakti bulamadığımdan ve nerden başlayacağımı bilemediğimden yazamamıştım. Şimdi biliyormuyum? Hayır...Yine de anılarının arasında kalsın, unutulmasın istedim.
     2 yıl boyunca müzik okuluna gitti kızım. İlk yıl biraz bocaladık hep beraber, çünkü 2.sınıftan başlamıştı. %75 burslu olarak kazanmıştı okulu. Biz de aile olarak müziğe aşık olduğumuzdan, sevinçle karşıladık bu başlangıcı. Neyse ilk bocalama, notalara, okula, öğretmenlere, piyanoya derkeeen alıştı bizim bıcırık iyice. İlk yıl bursu aynı kaldı, derslerde 80 altına hiç inmedi. Nota bilgimizin olmayışı evde derslerini kontrol açısından, bizi epey zorlasa da kotarmıştık bir şekilde. Hafta sonları yardımda aldık üstelik.

     İkinci yıl daha alışmış, daha bilinçli başladı tabi. Bu arada kızım Genel Müzik Eğitiminden devam ediyor. (Okula ilk yazdırırken biz istemiştik böyle olmasını.Hangi enstürmanı iyi çalabilir ve alışırsa ona geçsin diyerekten.) Bir taraftan Piyano istesekte, öğretmenlerinin neyi uygun gördüğü, kızımızın hangisini daha çok sevdiği önemliydi ve beklemeye başladık. 2.yılı da aynı burs ve iyi notlarla devam etti.
     Yanlız çocuğunu müzik okuluna vermek isteyen ailelerin çok iyi düşünmeleri gerekir;
*Özel hayat, özel zaman diye bir kavram kalmıyor nerdeyse ailede.
*Çocuğunuz müzik dehası değilse (ki onlarda çok çalışıyor), hafta içi ful çalışacak,yemek ve uyku saatleri dışı tamamen derse (enstürmanı ne ise) devam.
*Oyun için vakti nerdeyse hiç kalmayacak.
*Park-bahçe gezilerini nerdeyse unutsunlar.
*Okul zamanında, buldukları müzik eğitim yada konser verecekleri yerler ayarlanacak.
*Maddiyatınız iyi olacak.
*Yaz tatillerinde masterclass denilen eğitimlere göndereceksiniz ki okulda elinize tutuşturulan burs kağıdını doldurabilesiniz. Bunlar okul için hep artı. Bu eğitimler oldukça pahalı eğitimler. Yurtiçi ve yurtdışı çeşitleri var.
*En güzeli müziğin içinde olan bir aile iseniz çok şanslısınız.
*Değilseniz boş vaktiniz ve paranız bol olacak ki, bu eğitimlere, kurslara, okuluna bol bol gidip gelecek, çocuğunuzla ilgileneceksiniz.
*Öğretmenleri ile iletişimi koparmayacaksınız.
*Mümkünse enstürman derslerine birlikte katılacaksınız.
*Yaz geldi bir oh çekeriz yok, önündeki yılın dersleri alınıp çalışılacak hazır edilecek, ders aldırmaya devam yani. Hergün mutlaka enstürmanını çalmaya devam edecek.
*Ayrıca normal okullara giden çocukların çalıştığı Kültür Dersleri de yapılacak. Tabi normal okullara göre daha yüzeysel yapılıyor bu dersler.
     Velhasılı daha rahat, belki kolay bir eğitim hayatı olacağını düşünmüştük, tamamen yanılmışız. Aksine daha yüklü ve zor bir müfredat bizi bekliyormuş öğrendik. Yine de çok güzel kotardık hep beraber. En büyük pay kızıma ve eşime ait. Çok çaba gösterdiler, çalıştılar ve 2.senenin sonunda yine %75 bursa devam ve enstürmanı Piyano olmak üzere netleşti.
     Piyano öğretmeninin 4.sınıfta devam etmeyeceğini öğrenince kızım üzüldü. Yine de önümüzdeki yıl göreceği konu ve parçalar edinildi ve yaz tatili süreci başladı. Yeni kurs günleri, ders programı yapıldı. Bunlara bakılınca kızımın önünde yüklü bir program vardı. Ve gerçekten yılmıştı, oyun oynamak dinlenmek istiyordu. Kuzenleri gelip gittikçe yaz tatili ödevlerinin olmadığını öğreniyor, iyice içleniyordu. Sonunda baklayı çıkardı. Neden ben hep çalışmak zorundayım, tatil yapmak istiyorum, ve en sonunda söylediği söz 'başka arkadaşlarım, kuzenlerim dışarda oynarken ben çocukluğumu yaşayamıyorum. Hep ders hep ders' bizde şimşek çarpması etkisi yarattı.
     Hadi dedik belki çok yoğun bir ders yılından çıktığından çok yorulmuş olabilir, kısa kısa 2 tatile götürüp geldik ama aklımızda hep ders programının gecikmiş olduğu vardı. Bir iki gün piyanoya oturmadığında ellerinin tembelleştiğini bildiğimizdendi bu düşüncemiz. Eve gelince dinlenmenin ardından başlaması gerektiğini bildikçe daha da kaçıyordu çalışmaktan. Bahaneler buluyordu 'karnım ağrıyor, midem bulanıyor, uykum var vs.' Oturup konuştuk; nasıl olacak, program nasıl yetişecek, nerdeyse 1 aydır çalışmaya başlanmadı. Okulu bırakmak istediğini söyledi!!! Açıkcası bu kadarını beklemiyorduk. Biz de şoka girdik. Hele biraz daha düşün (aslında biz de şoku atlatalım,nasıl başedeceğimizi kararlaştıralım) diyerek konuyu kapattık. Arada seveceği şekilde piyano yada solfeje yönlendirmeye çalışsak ta başarılı olamadık.
     Müziği asla bırakmak istemediğini ama öğretmenlerinin onu çok yorduğunu söylüyordu hep. Bu okula gitmeyecekmiş!! Ciddi ciddi oturup anlattık, çok güzel bir okulu başarıyla, özel yeteneğiyle kazandığını, çok iyi gittiğini, vazgeçerse neleri kaybedeceğini. Ayrıca herşekilde yanında olacağımızı ve her koşulda kendisini çok sevdiğimizi de söyledik. Sonuç; ayrıldı okuldan. Kızım için hayırlısı olsun inşallah. Yapacak birşey yoktu. Çok kez tekrar tekrar konuştuk, emin olup olmadığını tarttık. İyice emin olunca, bundan sonra ne yapacağımızı düşünmeye başladık.
     Zaman daralmıştı bizim için. Yeni bir kolej arama zamanımız kalmamıştı. Tüm burs sınavları, erken kayıt zamanları dolduğundan en olası seçenek çalıştığım muhitteki devlet okuluna kayıt yaptırmaktı. Öyle de yaptık. Kızım bundan hiç memnun olmadı, okulu görmeye gidince heryerine kusur buldu, beğenmedi.
     1 yıl için burda okuyacak. Bu arada Kültür derslerindeki açığı kapatmasına yardımcı olacağız, çok eksiği var bu konuda ama O na inanıyorum halledecek. Biz de önümüzdeki aylarda 5. sınıftan itibaren okuyacağı okulu bulma çalışmalarına hız vereceğiz.


     Bu 3.haftamız, yavaş yavaş alışmaya çalışıyor. Öğretmeni ilk gün genel durumlarına bakmak için sınav yapmış , bizimki şok :))) Hiçbirşey yapamadım anne dedi. Biraz pohpohladık, sen yaparsın gazıyla yolladık. Öyle de oldu. 2. hafta matematik dersinden 96 almış. Coşkuyla kutlandı evde :))) Olacak alışacak inşallah.
     Bazen eve komik anılarla geliyor. Özel okul-devlet okulu arasındaki farkları deneyimliyor aslında;
*Ne oldu biliyormusunuz? Çok tuhaf, öğretmenime yerdeki kağıtı alıp çöpe atabilirmisiniz dedim, 'kendin atabilirsin çöpünü dedi!! :))))
*E kızım öğretmene niye söyledin, kendin atabilirdin? (içten içe kahkaha atıyoruz eşimle)
*Ama anne eski öğretmenimiz hep atardı!!
     Yine başka bir gün;
*Bu okulda öğrencileri nasıl susturuyorlar biliyormusunuz?
*Nasıl?
*Susuuuuuun,yeteeeer diye bağırarak!!! Hiç öyle yapılır mı?Kendilerine bağırılsa hoşlarına gidermiydi?
(Eski okulunda,sağ yada sol el açık şekilde havaya kaldırılır, öğrencilerin yada konukların görmesi sağlanır, derin bir sessizlik alırdı sınıfı-salonu)
   
                                                  -Sanatçı burda babasını resmetmiş :)))-
     Bunlara daha çok yenileri eklenecek belli ki :) Alışma devresinde olacak şeyler.
     Mesela ilk günler yazı yazma hızı konusunda uyarı almış öğretmeninden. Elinden geleni yaptığını, daha hızlı olamadığını anlatarak ağlamıştı. Eski okulunda daha çok test usulü çalıştıklarından, çok yazı yazılmazdı, dolayısıyla hızı da yavaştı. Sanırım 3. haftadayız ve bir şikayet gelmiyor, ona da alıştı. Şimdilik yemeğini okulda yiyor, 14:30 da okul bitiyor, babası alıp uygun biryerde ödevlerini yaptırıyor, çıkışta beni almaya geliyorlar. Düzenimizi oluşturduk çok şükür. Derslerde iyi gidiyor. Birçok şeyi yeni öğreniyor, aslında çok açığımız varmış, düz okula gidince daha iyi gördük bunu.
     Yakında 2 yıl boyunca aldığı Piyano dersleri ve bilgilerini unutmasın diye eski kursuna başlatıcaz. Zaten derdi müzikle değil, ağır ders yüküyleydi malum. Zevkle gidip geleceği bir öğretmeni vardı, tekrar eline alıp ilerlemeye devam etsin istiyoruz. Hem belki Türk Müziği de yapar dimi? :)
   

2 Ekim 2017 Pazartesi

Sonbahar'da Ankara

     Perşembe'den hastalandım. İnsanın aklına ilk olarak hafta sonu gezmesi gelir mi? Geldi valla :))) Üstelik bir diğer görevim de; annem memleketten dönmeden evini püri pak etmekti.
     Cuma günü işe gitmeyip bir güzel dinlendim, ilaçlarımı alıp yattım. Cumartesi aldı beni bir debelenme :)) Biraz iyi hissettim ya, hemen kızımla plan yapmacalar vs. AVM. yapalım dedik. Yorulursam oturup dinlenirim, hem dışarda hava bir açıp bir kapıyor...İyice kötüleşmemek için kapalı mekan en iyisi dedim.
     Uzun zamandır evdeki çiçek ve süslemelerime bir yenilik katmak istediğimden, öncelik aksesuar bölümüne gitmek oldu. İnsanın keyfi olmayınca alacak birşey de bulamıyor sanırım. Hepsine gözucuyla bakıp, kurcalayıp geçtim resmen. Buna ençok kızım sevindi. Bu sayede oyuncak ve oyun katına uzuun zaman ayırabildik :) Çok yorulmasına rağmen gıkı çıkmadı fıstığımın.

                                                      (Sanal Gerçekliğe bayılıyor)
     Sonbaharı ve kışı sevmiyorum aslında. Yanlız Sonbahar da Ankara'nın bol ağaçlıklı alanlarında gezinmek, fotoğraf çekmek çok zevkli itiraf edeyim. İçimden iki haftadır Eymir Gölü'ne gitmek geçiyor ancak hem hasta oluşum, hem de henüz ağaçların yapraklarını tam olarak dökmemiş oluşu gidişimi engelliyor. Kırmızı,sarı,yeşil, kahverengi...ton ton yapraklar...görüntü muhteşem oluyor,seyretmelere doyamıyorum, bir de göl kenarında oluşu, karabatakların sesleriyle ahengi...Haftaya iyileşmiş olursam mutlaka gidilecek, şimdiden notumu alayım.                                               En sevdiği oda takımı. Yalnız fiyatlar uçuk burda. Bolca fotoğrafını çekip aldım, aynısını daha uyguna Siteler'de yaptırabilirmiyiz bir bakacağız. Geçen yıl söz vermiştik istediğini alacağımıza. Kendi odasında yatmaya başlayınca...farz oldu almak.

    Cumartesi yine böyle bir anne&kız günü yapmış olduk ama hastayken gerçekten yorucu oldu, eve geldiğimizde pilimiz bitmiş vaziyette koltuklara attık kendimizi. Pazar günü ise içimi rahatlatacak olan anne evi temizleme işini de halledince...hasta ama huzurlu olarak bir hafta sonunu daha bitirmiş olduk :)
     Yeni bir hafta başladı hepimiz için, umarım çabucak geçen ve sakin bir hafta olur herkes için...
   
   

25 Eylül 2017 Pazartesi

Anne&Kız Günü

     Eşim emekli olduğundan beri ek iş yapmaya başladı...Bünye alışık değil tabi yanlız kalmaya. Biz de bol bol anne&kız günü yapmaya başladık. Hafta sonu da henüz havalar soğumaya başlamadan(ki soğuyunca Ankara da yapılacak tek şey;AVM gezisi olduğundan) açık havanın tadını çıkaralım, Tunalı Hilmi gezisi yapalım, kızım için etkinlik malzemesi alalım dedik.


     Nerdeee, 9 yaş için etkinlik malzemesi adına birşey bulamadık. Yıllarca kreş+anaokulu macerası ve evde etkinlik derken...neyi göstersem ııı dedi yada bunu yapmıştık dedi. Derken tüm kırtasiye ve türevlerine baktık, hatta hiç sevmiyor olmama rağmen oralarda gezmeyi...Kızılay a baktık. Birkaç takı toka ile gönlünü aldım kızımın. Kuğulu Park ta çok eğlendi, köpeklerin kaynaşıp oynama yerinde epeyce oyalandık,sanırım kedimizin kaçışından sonra, köpeğe yöneldi bizimki. Kedisinin kendisini sevmediğini, bu yüzden kaçtığını düşünüyor. İkna etmeye çalışsam da pek başarılı olamadım galiba.


     Uzun zamandan beri Tunalı Pasajlarında vakit geçirmiyordum. Herbirine girip çıktık, güzel de vakit geçirdik. İyiki gitmişim Cumartesi, bugün itibariyle hava soğudu, hafta sonu için yeni planlar yapmak gerek. Üçlü gezmeye alışık olunca, 2 li planlar ayrı bir çaba gerektiriyor.

19 Eylül 2017 Salı

Fiyonk

     Ah bizim miniğimiz, ah kara kuzumuz...Neden gitti halen bilemiyoruz. Kızım bizi suçluyor...Oysa hiç yapmazdı. Yaz günü olunca, biryerlere giderken balkonu açıyorduk Fiyonk'a, yemeğini, suyunu ve kumunu, hatta yatağını hazırlıyorduk yanına güzelce.

     Geldiğimizde kucağımıza atlıyordu, okşayıp seviyorduk bolca, sonra kuyruğunu sallayıp geziniyordu evde. Yine öyle yaptık geçtiğimiz hafta sonu. Sabah kahvaltıya gitmiştik. Geldiğimizde bizi terketmişti. Çok aradık, seslendik...yok.

     Çok ağladı kızım arkasından, çok endişelendik hep beraber. Ertesi sabah bahçeye yemeğini suyunu koydu kızım, bir de not yapıştırdı:'Fiyonk İçin'. Sanırım başka kediler yedi yemeği, içti suyu. Hergün koymaya devam ediyor bizimki. Gözü yolda, gelir mi, döner mi soruları hiç bitmiyor. Özledik seni Fiyonk...kimbilir belki dönersin yuvana...

15 Eylül 2017 Cuma

İç Huzur...

          Liste yapıp çıkmıştım yola ancak sadece 2 müze ziyareti yapabildik. Kısmet belki başka bir zamanda diğerlerini de görürüz.
     Henüz balık sezonu açılmamıştı ama büyük balıkların en tazesini yiyebileceğimiz bir yerdeydik. Zevkle değerlendirdik şansımızı.







Huzur burada benim için...Nefes alabiliyorum ciğerlerim dolana kadar, baktığım ufku kapatmıyor taş binalar, üzerime yağan çiseyi iliklerime kadar hissediyorum. Koşuyorum yorulmuyorum, gülüyorum, kafamı boşaltıyorum hemde büyük şehrin sıkıntıları aklıma gelmeden yaşıyorum. Doğa yönlendiriyor burda insanı, kalk git diyor, buyur gel diyor...



14 Eylül 2017 Perşembe

Arkadaşlık...

Ben geldiiim... Bayram öncesi de dolu dolu geçti bizde :)
     Uzun zamandır arkadaşım ve güzel kızıyla buluşup görüşmek istiyorduk, Şengül Hamamı fikri hoşumuza gidince, birlikte gittik. Çok eğlendik kızlarla. Hamamönü nde yemek yedik, Kahve içtik. Ortam çok güzeldi, hele Ezgi mle sohbet muhabbete doyamıyorum. O kadar çok güldürüyor ki beni,  akşam kesin ağzım yanaklarım ağrıyor :))) Seviyorum seni Ezgi :)      

 İşyerinden arkadaş olduk ama kısa sürede kaynaştık Sevilimle. Aileyi de tanıştırınca değmeyin keyfimize :)

                                                     Bu aralar taktı kızım bu oyuncağa :)

15 Ağustos 2017 Salı

İzmir...Aile Ziyareti

     Yine küçük ve zevkli bir yolculuk yaptık maaile. Eşimin kardeşi ve kızı ve biz hep beraber 3 günlük bir ziyaret yaptık. Gitmeden merkezde nerelere gidebiliriz(merkez de cünkü günümüz kısıtlıydı), çocuklarla neler yapabilirize baktım açıkcası.
     İlk olarak Ege Ünv. içersinde bulunan Botanik Bahçesini ziyaret ettik.
     Hayatımda ilk kez, hep merak ettiğim ve hayran olduğum Nilüfer Çiçeğini gördüm ve dokundum. Ne güzel şeysin sen diye sevdim onu, ne tatlı ne muhteşemsin... :)


     Bir de Nar ağacını, Nar çiçeğini çok severim. Her gördüğüme dokunur severim onları. Tüm birkileri severim, minik bir tomurcuk görsem konuşmadan duramam. Sesli sesli sevilmeyi hakeder onlar...
     Ordan geçtik Karşıyaka ya. Vapurla karşıya geçecektik. Öncesinde sahilde birşeyler yiyip soluklandık. Deniz özlemi giderdik :)
     İzmir in sıcağına karşı, vapur püfür püfür esiyordu, hiç inmek istemedik... Kızım bol bol video çekti, martıların ve denizin tadını çıkarttık hep beraber.
      Karnımız iyice acıkınca İnciraltı nda denize nazır oturup yemeğimizi yedik. Çocuklar parkta çok eğlenince, keyiflerini bozmamak için akşama kadar oturduk. Mis gibi deniz hasının yerini hiç birşey tutamazdı :)
     Ertesi günün programında İzmir Doğal Yaşam Parkı vardı. Kahvaltı sonrası düştük yola, Bornova-Çiğli arası yaklaşık yarım saat. Parkı dolaşmak ise 2,5 saat kadar sürüyor. Herbir köşesinde güzel anılar bıraktık, bol bol fotoğraf çektim ve birbirinden farklı birçok kuş tüyü topladık kızlarla.


                                Bir sonraki k.valide-k.peder ziyaretimizde buluşmak üzere :)

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Kapadokya

     Bir süredir kuzeni bizde kalıyor kızımın, bu sayede dolu dolu bir tatil geçiriyor aslında. Kendi yaşıtıyla olduğundaki fark bariz.


     Hafta sonu Abalıbaba yı (Memlik Köyü) ziyaret ettik. Oranın tılsımına inanıyorum, Allah tan istediklerimi orada söyleyip dua etmek...rahatlatıyor beni. Hepimiz dualarımızı ettik, Abalıbabanın ağaçlarının altında dinlendik biraz.


     Kuzeni Ece nin doğum gününü Nevşehir Kapadokya da kutlayalım dedik. Son gittiğimin üzerinden 15 sene kadar geçmişti. Çok daha gelişmiş, çok daha turistik bir şehir olmuş, mutlaka kalmalı gitmek gerekir diye düşündük eşimle.


     Birçok kilise ve peribacası gezdik. Müzeye girmek istedik ancak fiyatı şaşılacak kadar pahalı geldi bize. Girebilirdik ama bu kadar da soygunculuk olmaz ki dedik. Kişi başı 30tl. yazık yaaa, bir nevi protesto ettik yetkilileri. Zaten heryer açıkhava müzesi, nedir kapalı mekandan bukadar çok ücret almak. Tabiki korumak için belli bir miktar alınacak...                                                             
                   Fiyonk a su kabı yaptı kızım, çok zevk aldı. Tekrar yapsın istedik ama her çocuğa 1 tane izin veriyorlardı.



25 Temmuz 2017 Salı

Ankara Tatili- Neşeli Köy

     Benim artık genç emekli bir koca kişim var :))) En azından 2 ay sonra öyle olacak. Ereğli ye tayini çıkınca, bırakma kararı aldık. Hayırlısı olsun.
     Çok yoğun ve çok eğlenceli,mutlu haftalar geçirdik ailece. Ablam ve ailesi gelmişti.
     41 senedir Ankara dayım. Bilmediğim yada oraya gidilmez deyipte, gidince 'niye' dediğim çok yeri keşfedip sevdim bu yaz. 19 Mayıs Stadyumu nun içinde Tenis Kulübü varmış. Önyargılı ve mecburiyetten gitmiştik. Düğün için gittiğimiz de keşfettik. Nasıl güzel nasıl şık ve özgündü. Resmen ağzımız açık kaldı, bayıldık.                                       

                                                Neşeli Köy de Tepetaklak Ev ziyaretimiz...Ankara da açılan ev, dünyada 18.si imiş.



Herkesler gidip yanlız kalınca, boşluğa düşmemek  için hafta sonlarını ve akşam iş çıkışlarını da dahil ederek kendimize 'Ankara Tatili' ilan ettik. Sürekli yeni bir aktivite, eğlence bulmaya çalışarak geçiriyoruz. Bu durumdan ençok kızım memnun :)
            Hem benim, hem kızımın saçlar kesildi, daha rahat ve ferah bir yaz olacak bizim için.
       Canım anacım birkaç gün bizde kaldı kızıma bakmak için. Sohbet dolu günler geçirdik hep beraber. Bazen böyle ana kız Türk Kahvesi muhabbetleri de yaptık.
     Mavi Göl e gittik ilkkez. Teklifler gelse de hep hayır demiştim ama geç saate kadar kalıp zevkini çıkardık diyebilirim. Kızım daha önce midilliye binmişti ama epey uzun boylu büyük ata hiç binmemişti. Hayret ettim, ilk defa ve tek başına bindi, yanında yardımcı istemedi. ilk dört turdan sonra gölde motora bindik ve dönüşte bir 4 tur daha attı Acar at ile :)

     Eşimin 46.yaş gününü kutladık dün akşam. Uzun yıllar olmuştu bu tür bir yere gitmeyeli, fasıl dinlemeyeli. Efil efil esen Ankara Kalesi manzarasında hoşça vakit geçirdik doğum gününü fırsat bilip. Nice yıllar gör sevdiğim mutlu ve sağlıklı...



4 Temmuz 2017 Salı

Tad Almak

     Tam anlamıyla bu olmalı yaşadığım; havadan, sudan tad almak...özgür, mutlu, sıfır sıkıntı...Bunu az da olsa fotoğraflarda göstereyim sizlere, kelime dağarcığım yetmiyor anlatmaya duygularımı...






Ah yaylalar ah...