1 Kasım 2018 Perşembe

Doğum Gününde Beypazarı

     Yoğun bir hafta sonundan sonra yoğun bir iş hayatına dönüş yaptım Salı günü. Genel Kurulumuz var bu hafta sonu ve iyiki 3 günlük tatil yapmışız dedik ailece :)
     Can kızımın 11. yaş günü kutlamaları vardı. Parti istemedi bu yılda, arkadaşlarıyla geçireceği yada aile bireyleriyle olandan...bizimle şehir dışına çıkmak istedi sadece. Akdeniz-Ege en az 6 saatlik mesafe olduğundan, Karadeniz kesimi soğuk yada yağışlı olacağından tercihimizi sadece Beypazarı'ndan yana kullandık. Uzun zamandır gitmemiştik. Hayalimizde doğada kahvaltı, sonrası çarşısını gezip ıvır zıvır almak ve tabi dövme (hint kınası) yaptırmak vardı.
     Hava tam istediğimiz gibiydi Cumartesi, günlük güneşlik. Yine de kahvaltıyı mis gibi kuzinenin başında kapalı alanda yapmak iyi geldi. Sonrasında bol bol video ve fotoğraf çekimli bir doğa yürüyüşü yaptık. Kızım ne isterse o oldu. O söyledi biz yaptık, elimizden geldiğince mutlu etmeye çalıştık.

Havanın güzelliği









     Sonrasında çıkıp çarşıyı dolaştık, köy ürünlerinin tadına baktık. Havuç suyu bilenler bilir Beypazarı'na gidenlerin içmeden dönmediği, tadına doyum olmayan içeceğidir. Yanına karadut suyu da koymuşlar ama karadut benim için Ege'nin içeceği olduğundan yüz vermedim hiç. Oraların kekiği, ıhlamuru benim vazgeçilmezim. Hele köy ekmeği, simidi, 80 kat baklavası, havuçlu lokumu, havuçlu sabunu almadan gitmediklerimden.

Gördüğünüz Hint Kınası 2 güne silindi bileğimizden. Daha önce yaptırdıklarımız bir hafta kadar kalıyordu :(
Hepimiz geçtik arkaya eşim bile :)))

Yazdığına göre 70 li yıllarda görülmüş Beypazarı'nda en son panter. Ne olduysa kaybolmuş ama halen varlığına inanıyorlarmış.

Her köşesini bir uçtan bir uca gezdikten sonra, veda ettik Beypazarı'na.
Kızımın pastasını kesmek ve yemek yemek için Bahçelievler'i seçtik. Ankara'nın akşam keskin soğuğu başlamıştı ama Bahçeli resmen fıkır fıkır genç kaynıyordu. Neredeyse tıklım tıklımdı sokaklar. Hiç mi üşümez bu gençler ayol dedik ve yaşlandığımızı düşünüp gülüştük eşimle :)) Güç bela bir yer bulduk kendimizi sıcağa attık. Alttan üflemeli masalar yapmışlar iliklerim ısındı :)) Kızımın pastası geldiğinde tüm mekanın alkış tutması çok hoşuna gitti, nasıl edalar nasıl teşekkürler...bayıldık seyrederken. Çekirdek aile olarak video ve fotoğraf çekiminden sonra evimize yollandık. 


Sözümüz henüz bitmemişti, haliyle oturduk yere Monopoli oynamaya başladık. Baktım eşim mızıkçılık yapıyor, ev mev aldığı yok, zar tutup kendini iflasa sürüklüyor :))) Dururmuyum, hemen gizlice aldığım evleri ve paraları sakladım, ettim iflas :))) Mecburen kızımla eşim kaldı sona...Biz çıkalım kerevetine....


Böylece bir doğum gününü daha kapattık demiştim ama ertesi gün arkadaşım ve kızıyla planladığımız buluşmada sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırlamışta haberimiz yokmuş. Çok çok sevindi yavrucuğum, şaşkınlığını izledim videodan defalarca, tabi kendimi de :))
Pazartesi mis gibi evde geçti, yemek temizlik ve kızımın dersleri ile. Bir ara çarşı yapıp, azıcık paten kaydı, buda ödül niyetineydi. Nice 3 günlere diyelim :)) 💕

Bu arada memleketimden gelen fotoğraf içimi yaktı, bizim oralarda hava çok güzelmiş hafta sonu, arada yağmur atıştırıp geçmiş. Dere tepe gezmişler İstanbul'dan gidenler. Bilseydim dedim içimden...





25 Ekim 2018 Perşembe

Bir Kadın Öyküleri- Su Kanunu

   
Fotoğraf netten alıntıdır.

     En özelinden başlamak istiyorum; duygu yüklü oluşuna, düşüncelerine, yazım şekline, bana geçenlere mi desem, yoksa öğretmenliğine, anneliğine hayran olduğum mu desem bilemediğim güzel arakadaşımın öyküsünü okudum. Beni çok bekletti bu kitap ama değdi doğrusu.
     Ne yalan söyleyeyim, kitabı elime alınca önce Bahar'ın sayfasına yöneldim, okudum yine aynı duyguyu yakaladım :) Seviyorum yazım anlatım şeklini. Sonra kitabı baştan alıp tekrar Bahar Uysal yazan sayfalara gelince bir kez daha özümseyerek okudum. Emeğine sağlık arkadaşım, çok beğendim :)
     Kadınlarla ilgili okuduğum her öykü, ayrı bir hikaye ve aslında öyle tanıdık ki. Hergün bir tanesi haberlerde, sosyal medyada yaşanıyor. Türkiye'de hatta dünyada yaşayan kadınların var olma şavaşı yada yokoluşları...Tabiki direnmeye devam edeceğiz. Gelecek biz kadınların ellerinde. Biz doğurup şekillendiriyor, topluma katıyoruz bireyleri. Öyleyse karşı olduğumuz bu insanlar neden kadınlara zulmediyorlar yada neden halen ezilmiş, sindirilmiş bir dolu kadın var dünyada? Bunu kendimize soralım ama gerçekten iyi düşünüp soralım, sonra yetiştirdiğimiz çocuklarımıza bakalım ve birdaha düşünelim!

Fotoğraf netten alıntıdır.
     Bu kitap iş arkadaşımın tavsiyesiydi ve pekte istekli değildim okumaya, çünkü bilgi içeren kitaplarda çok çabuk sıkılabiliyorum, ders kitabından nefret ettiğim kadar nefret ediyorum bunlardan. Öyle bir anlattıki kitabı merak ettim, bir de hergün sordu okudun mu diye :)) 
     Hatmettim, birçok yerin altını çizdim. Çok değerli bilgiler var içinde gerçekten, pek çok not aldım içinden ve çevreme de okuduklarımı aktardım. Keşke dedim kitapta yazılanların hepsini uygulayabilse(k)m. Yaşadığımız şehir hayatında, yazılanların üçünü beşini belki uygulayabiliriz. Bir lokmayı en az 27 kez, en çok 40 kez çiğnemek...1 saatlik öğlen tatilinde yada evdeki koşturmacada, bir lokantada düşünemedim bunu. Yaklaşık 2,5lt. suyu, sıcak çayı içer gibi yudumlayarak bir günde içmek...Doğal, canlı göz suyu içebilmek...vs. vs. Bunlar ve başkaları epey zor geldi yaşam şeklimizde bana ama yapılabileceklerde vardı; Öğünlerde sofraya çörekotu, keten tohumu koymak, tahin+pekmez ikilisi, elma sirkesi, yeşil acı biber, bol yeşillik vs. Bunları okudukça memleketimin değerini yine yine anladım. İnsan böyle kitaplar okuduğunda, film izlediğinde yada birilerinden butür bilgiler dinlediğinde nasıl etki altında kalıyor ve hemen herbirşeyi öylece bırakıp memeleketine doğal topraklara gitmek istiyor...moralim bozuldu benimde. Ne işim var burda diye düşündüm. Sürekli kazandığım kadar harcıyorum büyük şehirde. Amaç daha iyi yaşamak, çocuğum iyi okullarda okuyup iyi bir gelecek kursun güya. Sonuç bu döngüyle ömür tüketmek.
     Kısaca okumanızı tavsiye ediyorum, herkesin azda olsa uygulayabileceği şeyler var içinde. Zararın neresinden dönersek kardır :)

11 Ekim 2018 Perşembe

Maviye İz Süren- Bir Kadın Öyküleri

   

     BKM Kitap'tan siparişlerim 4 gün olmasına rağmen halen gelmedi. Bir tanesi yıllardır hem anneler gurubundan tanıdığım, hem de blog arkadaşım canım Bahar'ımın da içinde yazısı bulunduğu için çok özel benim için. Merakla beklediğim kitap;
     ''Kadının değeri, hayattaki yeri betimlenmesi kolay bir mesele değil. Hayatın her alanında, yapılan her şeyde bir kadın dokunuşuna, kadının varoluşuna ihtiyaç var. Buna rağmen kadının değerinin hiçe sayıldığı, kadının dışlandığı, mental ya da fiziki şiddetlere maruz kaldığı
dönemler yaşıyoruz. Bu gerçeği bir çıkış noktası olarak düşünürsek; bu kitap ortak paydası sadece ‘kadın’ teması olan ve birbirinden farklı yazarların, birbirinden farklı türlerde öykülerinin bir araya getirildiği bir çeşit ‘kadına saygı’ hadisesidir'' diyor Bir Kadın Öyküleri'nin özelliği için BKM.
     Arkadaşımın blog adresi şöyle;  Maviye İz Süren
     Kitap, şiir severlerin özellikle takip etmelerini öneririm :) Birçok dergi ve kitapta inceleme yazıları var.


9 Ekim 2018 Salı

Engereğin Gözü

     Livaneli'nin Engereğin Gözü kitabını İnstagram da yayınladığımda, çok kişinin sevmediğini gördüm. Hatta şöyle bir yorum da vardı 'en sevmediğim kitabı'. Ben beğendim, hani şu eskiye aşık bir grup var,, taa o zamanlara uzanan hayranlık. Ben azçok içinde neler barındırdığını okuyup araştırdığımdan sevmiyorum. Saray entrikaları, harem, kardeşin kardeşi öldürmesi, oğlancılık, gencecik ecnebi kızların çektikleri yada çektirdikleri vs. vs. Neler neler. Bunları konu alan kitapları herkes okusun istiyorum, bilsinler aydınlansınlar. Özellikle de belli bir kesim, hani şu hayran kitlesi (Belki de yaşananlar hoşlarına gittiği için hayranlardır bilmiyorum.)


          Ben Ankara da son güzel havalar dedikçe, bakıyorum bu hafta sonuda hava nefis :)) En sonunda nazar edicem havaya :))  Yine harikaydı yine pırıl pırıl. Attık tabi kendimizi bağa bahçeye. İliklerimiz ısındı, yürüyüş yaptık ayaklarımız açıldı. Geçenlerde ilk defa gidip, buraya kahvaltıya gelmeliyiz dediğimiz yer. Siyah zeytin hariç tüm kahvaltılıklar bağ bahçe mahsülüyle hazırlanmış. Servis hızlı, yemekler gayet lezzetliydi.

Altınköy Açık Hava Müzesi

           Bu kızların yaradılışında var süs püs. Yakında 10 yaş bitiyor ve evde bir küçük hanfendi dolaşıyor :)) En son küpelere sardı, hem de sallananlardan olacakmış. Takıp takıp kendini çekiyor.


     Cumartesi kızıma kaban almak için çıktık AVM yollarına.2 AVM gezdik, olanlar ya çok pahalı, ya kızım beğenmedi. Zaten çoğu mağaza henüz çeşitleri getirmemişlerdi, yeni geliyormuş öyle dediler. Aslında bot ve kaban işlerini indirimden halledip giydiriyordum ama geçen Şubat ta bulamadık istediğimiz gibi. Soğuklara kalmadan halletsek iyi olacak.

     Bu arada yeni kitaplarım yoldalar, heyecanla bekliyorum güzellerimi :) Henüz elimde olanları okurken, bir taraftan liste yapıyorum arkadaşlardan, takip ettiğim bloglardan. Tabi hepsini birden sipariş etmedim ama sırasıyla onlarda gelecek :)

3 Ekim 2018 Çarşamba

Mim-Yıldız Yağmuru

      

 https://yildizyagmuruu.blogspot.com/2018/09/mim-yildiz-yagmuru.html   blog sahibi mim yapmış, Deeptone arkadaşım da cevaplamış. Hoşuma gitti sabah sabah çöktüm başına. İsteyen herkes yapabilir :)

* Mutlu musunuz?

Zaman zaman hayat mücadelesinde üzüldüğüm anlar oluyor ama mutlu olmayı sevenlerden olunca, bunun için hertürlü gayreti gösterip mutlu olacak anlar yaratıyorum kendime ve çevreme. Mutsuzluğu sevmiyorum, hele takılıp kalmayı asla!

* Kim ya da ne olmak istiyorsunuz?

Kendim olmayı seviyorum. Ne olmak konusuna gelince, kesinlikle şuan olduğumu olmak istemediğimi biliyorum :))  Sanatçı olmak isterdim, bir ressam, bir ses sanatçısı, hayalimde buydu ama alakasız bir alanda çalışıyorum.

* Yaptığınız işi seviyor musunuz?

Nefret ediyorum o derece yani :)))Bakınız gülüyorum, ilk sorunun cevabı bunu anlatıyor. Her şekilde olan olmuş, zevkine varmak benimkisi :)) Aklımın ucundan geçmeyecek bir iş yapıyorum, muhasebeciyim. Oturmaktan masa başından nefret eden ben...:))

* Kendi paranızla aldığınız ilk şey nedir?

Orta son tatildeyim, evden izin koparmak için ağlaya zırlaya girmiştim mahallemizdeki konfeksiyon atölyesine. Gerçi 1 ay kadar çalışabildim ama aldığım maaş bana dünyadaki herşeyden daha değerli gelmişti ve koşarak anneme götürmüştüm emeğimi sevinçle. Annem elimden tutup çok istediğim tımbırlent ayakkabıyı ve yine çok sevdiğim bir altın yüzüğü aldırmıştı bana. O zamanki sevincimi düşününce halen yüzümde kocaman bir tebessüm oluşuyor :)

* En son ne zaman harika bir yemek yediniz?

Yemeklerimi genelde zevkle yerim, sevmediğim şeyi de ağzıma pek sokmam. Ekmek yerim ama sevmediğimi yemem.

* Şu anda yaşamınızda sizi en çok mutlu eden şey ve yapmaktan en keyif aldığınız şey nedir?

Ailemle vakit geçirmek, tatile gitmek ama sık sık olanlardan :))) 

* Başardığınız en zor şey neydi?

15 yıldır masa başı işte çalışabilmek.

2 Ekim 2018 Salı

Sonbahar

     Geçen hafta bizi donduran soğuklar nereye gitti bilmiyorum ama biz hafta sonu yazı yaşadık yazı...Kendimizi doğaya bıraktık. Meşhur Eymir Gölü'de keyifli saatler geçirdik. Son haftalarda yaptığımız sokak gezmelerinde hep 'bunlar son sıcaklar, son dışarda vakit geçirmeler' diye diye atıyoruz kendimizi dışarılara. Kış gelince elimizde kalan tek aktivite AVM. oluyor haliyle. Ankara nın yakıcı keskin soğuğunda 5 dak. dan fazla sokakta yürüyemezsin çünkü. Hadi diyelim ben yürüdüm...burnum biryandan akar, gözlerim şakır şakır diğer yandan :)) Soğuk içime işler anında. Aman deyim; ne kadar gezmeniz, sokak aktiviteniz varsa topunu yapın, soğuk hava ben geliyorum deyince çekiliverin yuvanıza :))


     Bu aralar iş yerim çok yoğun, yeni kayıt giremiyorum ama şu Eylül miminden kaynaklı, takip ettiğim blog arkadaşlarımın hergüne bir post uygulaması çok hoşuma gitmişti. Her fırsatta okudum hepsini. Kafa dağıtmak için birebirdi. Hepsi ayrı ayrı konularda yazıp duygu ve düşüncelerini aktarmıştı. Pekçok konuda fikir sahibi oluyor insan okudukça. Bazıları da çok eğlenceli konulara değiniyorlardı, işe dalmış muhasebe ortamında kahkaha attırıyorlardı bana :)) Ellerinize emeğinize sağlık :)
     Önceki gün bir rüya gördüm. Kısa yoldan gideyim derken kum yığınının altında kalmıştım omuzlarıma kadar. Üstelik bile bile yaptım ama kendi hızımı düşünerek geçebilirim sandım kestirme yoldan. Sonra kurtarılmayı beklerken rüya bitti. Yorumları okudum sabah işe gelince (çok severim ve inanırım rüya yorumlarına), aman bir bolluk, bir bereket, bir yükselme...ne ararsan var. Dün birşey olmadı, bugün de beklemedeyim :))) Şans oyunları oynamıştım, onlarda da birşey yok...nereden gelecekse gelsin bekliyorum ben halen :))
     Şu Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT deniyor kısaca) mevzusu var gündemimde. Ne yapacağımı bilmiyorum henüz ama kulağım gözüm meclisten gelecek haberde. 5,5 yılım kaldı emeklilik için ve yaşdan bekliyorum ben de diğer EYT liler gibi. Emeklilik maaşını düşükten alacakmışız, bizim günahımız ne anlamadım. Sen geriye dönük bir yasa çıkar, o geride olanlar çeksin günahını. Böyle yasa olur mu? Kazanılan hak geri alınır mı?
     Toplu aldığım kitaplardan elimde yanlızca bir tanesi kaldı ve inanırmısın ben kıyıp okuyamıyorum :( Bitecek kaygısı var içimde. En kötü 2 günde okurum ben bunu diye yanımda taşıyorum yaaa, hiç böyle olan oldu mu?
   

26 Eylül 2018 Çarşamba

Hava Bozdu...

     Sisli ve puslu, ayrıca çok ta soğuk (şuan 12') Ankara dan günaydınlar. Dün Temmuz taklidi yapan Eylül diyorduk, ne oldu anlamadan akşam akşam esip pusmaya başladı buralar. Hemen botlar ve montlara sarılınıp okul-iş için yollara düşüldü hayırlısı bakalım.

-İş yerimin puslu manzarası-

     Akşam kızımın okuluna gittik. Öğrenmeyi Öğrenme Programı dolayısıyla 3 hafta boyunca 20:00-19:00 sularında bitecek okul. Çok faydalı olduğunu bildiğimizden (ön araştırma yapmıştık) gitmesinde karar kıldık ama akşamları çok geç eve dönmesi, hepimizin ayrı bir dağda olmamız ve akşam toplanıp eve gidişimizin zorlukları nedeniyle okul yönetimiyle konuşalım dedik. Yine çok faydalı olduğuna ve bu geç çıkmalara dayanmamız gerektiğine ikna olup eve döndük. Saat 21:00 olmuştu tabi :)
     En merak ettiğimizse kızımın gözünün son durumuydu. Stileks sağolsun, imdadımıza yetişmiş ve şişlik artmamıştı, çok sevindik :)
     Bu aralar okuduğum bazı kitaplar; Fareler ve İnsanlar, Kürk Mantolu Madonna, fotoğrafını bulamadım arşivde ama Bir Kadın, Bir Adam, Bir Ölüm- Livaneli kitabı.


Beklettikçe bekletmiştim bu kitabı, büyük haksızlık etmişim. Etkisindeyim halen.

Bunu da kızım okudu.

Bugün Deeotone yazmış, yayla ve yayla çorbasını...içimde bastırdığım memleket ve yayalalarım kabarıp ziyarete geldiler duyunca. Ben şu aşağıdaki manzaralarda olmak istiyorum yine, çok özledim oraları.


Ah benim yaylam...gördüğünüz çitler anneannemin yayla evinin çitleri, onları dahi sevesim geldi...

Kızımla yaptığımız Zebra kekimide koymadan gitmeyeyim :)


25 Eylül 2018 Salı

Sivrisinek Alerjisi

     Sabahın köründe kulağıma gelen sivrisinek vızıltısıyla uyandırıldım. Sesi öyle gürdüki, acaba dedim bir an, karasinek mi bu? Sanırım epey besili bir sivriymiş. Kalkıp odanın camını hemen açtım, kızımı kontrol ettim ve yorgana sarılıp tekrar uykuya geçtim. Ama nafile, yine aynı ses vızzzzz. Bir süre sonra ses kayboldu, yada ben dalıp gittim bilmiyorum.
      Saat 7 yi çaldığında kızımı uyandırdım yüzünü yıkayıp hazırlansın diye. Banyoda bir çığlık...başına üşüştük hemen. Körolasıca sinek gidip yaprumun sağ göz kapağını ısırmamış mı? Biraz da şişmiş. Bunun ne demek olduğunu ailece biliyoruz. Biraz geç kalmışsak, ilerleyen dakikalarda o göz kapanacak demektir :(( Yandık ki ne yandık. Ergenliğin ayak seslerinin evimize kadar geldiği şu günlerde, dış görünüşüyle fazlasıyla ilgilenen kızım için bu yıkım oldu tabi.
     Ya şişerse? Anne birşeyler söyle? Ne olacak şimdi? Ben böyle okula gitmem...ağlayıp sızlamalar. Tabi ilk yardım olarak hemen yaz aylarında mutlaka evimizde bulundurduğumuz Stileks Jeli sürdük. İçimden bol bol dua ettim aman şişme ne olur diye. Kaç gün kapalı kalır o göz yoksa :((
     Servisten kendini çekip foto atıyordu sabah durmadan. Şimdi nasıl? Şişmiş mi? :)) Dua et ne olur vs.
     Akşama kadar bakalım ne olacak. Okulda revire gidecekmiş. Sanki yapılacak başka şey var da biz yapmadık.


     Kendi kendime nazar ettim kızıma 'artık şişmiyor sinek ısırığı, alerjisi geçti diye.' Meğer saklanmış bekliyormuş köşede.

20 Eylül 2018 Perşembe

5.Sınıf

     Okullar açıldı ama ben ancak yazabiliyorum. Pazartesi kızımla ortaokula başlama şerefine beraber nail olalım diye gittik. Gerçekten çok heyecanlıydı. Sabah gözlerini şıp diye açıp heyecanla saç baş işine girişti. Çok güzel olmalıymış :)

temsili bizim kız
      Bizim ev ile okul arası, en uzun mesafeye giriyormuş, servis müdürünün söylediğine göre. Evet epey uzak okul. Bizde ilk gün kendimiz götürelim bir bakalım dedik. Olacak gibi değil, verdik servise rahat ettik derkeeen....ilk akşam 4,15 te okuldan çıkan kızım akşam 8 de evde olmasın mı? Neyse sonradan öğrendik ki; nerdeyse Türkiye deki servislerde böyle sapmalar çok olurmuş ilk günlerde. Neyse bizim kız yorgun bitkin bir halde eve düştü, zaten sabahın köründe yol mesafesini tahmin edemediğimizden çok erken uyanmıştı. Dili dönmüyordu resmen erkenden uyuyuverdi. Ertesi gün daha kabul edilir bir saatte, dünde daha normal bir saatte iş yerime geldi. Mutlu son :)

alıntı
      Üç gündür...Maşallah diyeyim...ağzı kulaklarında geliyor, işten eve gittiğimiz tüm yol boyunca, o günkü ders konusunu bize anlatıyor (öğretmen ne anlattıysa), bir taraftan kulaklarımızdan kuruyoruz evet evet demekten, diğer yandan koltuklarımız kabarıyor 'ne güzel anlamış' diyerekten :)) Ohh diyoruz bu işi de kotardık.
     Akşam eve geldiğinde bize o gün müzik derslerinin olduğunu, kendisinin piyano çaldığını öğretmenine söylediğini anlattı. Nasıl mutlu. Tabi ben şok. Müzik okulunu bıraktığından buyana hiç istemiyordu piyano çalmayı. Hatta geçen kış mahallemizdeki kursa yazdırmıştım zorla (2 yıllık müzik eğitimi bilgisi boşa gitmesin diye). Her hafta bahaneler bulup kaytarmaya çalışınca, bıraktık en sonunda. Ayrıca bu yıl başladığı okulda piyano dersi olduğunu bilmem içimi rahatlatmış, fazla da darlamamıştım yavrumu...Akşam baktım ödevleri bitince oturdu piyanonun başına, kendince döktürüyor. Tabi o kadar ara verilince nankör bu nota kısmısı...unutmuş çoğunu. Çözdüğü kadar hazırlandı. Bugün öğretmenine ne çalabildiğini gösterecekmiş. Dua ve şans istedi benden bol bol :)
     Bu arada başımıza bir de İspanyolca çıktı. Öyle dediğime bakmayın aslında seviyorum hem konuşmasını hem dinlemesini, hatta şarkılarını da :) Başladık sayılardan, alfabeden tekrara...hayırlısı.
Mesela ...despacito :))) her çıktığında bağırarak katıldığımız, diğer kısımlarında biliyor ama söylemiyoruz havasında oynak el kol hareketleri yaptığımız şarkı :)))

11 Eylül 2018 Salı

Elmalı Turta

     Kış hazırlıkları yapmaya başladığım şu günlerde, havanın yavaş yavaş hatta bazen birden soğumasına bozuluyorum doğrusu. Bir müsade et dimi? Yeni geldik sayılır tatilden. İşe alışalım, eve... herşeyden önce yaşadığımız şehire alışalım. Yok hemen boz, hemen balkonda oturmayı bıraktır, buz gibi es sabahları ve akşamları :(
     Akşam şöyle birşeyler içelim, azıcık neşemiz gelsin dedik ama baktık balkon buz, esiyor resmen. Balkon demirlerine el değmiyor soğuktan. Oturma odasına konuçlandık ailece. Çilingir soframızı kurup bir de film açtık  hepimize hitap edeceklerden. Kendimizce akşamımızı şen ettik dostlar. Hava kötü olsa da bizim havamız iyi olsundu :)
     Kış hazırlığı diye açmıştım konuyu nerelere geldik. Baya bir menemenlik, domates çorbalığı(nasıl deniyorsa artık), sosluk, hatta mezelik birşeyler yaptım kavanozlarda. Diffirize de attım birşeyler. Özellikle dolmalık biber attım, çok severim kendisini, kışın çıtır çıtır tazecik çıkarıp yeriz dedim, taze fasülye, biber ve olmazsa olmazımız komposto için erik, çilek, vişne vs. de var. Aklıma gelenler bunlar. Ne bulduysam tıkıyorum dolaba. Çok seviyorum ben bu işleri. Aslında Ege de yaşayacaksın ki, şöyle taze taze ne varsa alıp köylü pazarından, tıkacaksın dolaba. Kışında yiyeceksin maaile.


                                               Azıcık güneşi bulunca kahvem ve sodam :)

     İlk açılışı yaptık aile olarak Palamut ta. 8 ila 10 lira arasındaydı bizim semtte. İstanbul dan bir akrabam burda 15-20tl. dedi fiyatını. Hayırlı uğurlu olsun balık sezonu :)

     Geçtiğimiz hafta sonunu anne&kız günü ilan ettik. Babayı işe yolladık cebren ve hile ile :)) Tabi baba olmayınca bizim gidebileceğimiz yer ancak AVM. oluyor, araba olmayınca açılamıyoruz fazla. Önce süslendik bir güzel. Planlarımız arasında sinemaya gitmekte vardı. İnanılmaz Aile yi izledik beraber. Sonra gelsin oyun alanları, mağazalar...Alışveriş değil ama bolca eğlenmek için. Tabi ufak birşeyler de aldık. Akşama pertimiz çıkmıştı gezmekten :))


     AVM. den aldığımız turta tavası ile ilgili planımızı, eve gelir gelmez devreye soktuk. Birlikte elmalı turta yaptık. Pişip soğuması sanırım dokuzu, onu bulmuştu :)) Biz pes etmeyip bekledik, yatmadan sizin yerinize de yedik.