Blog arkadaşım Deep Tone'nin kitap yazdığını kısa süre önce öğrenmiş olmaktan utanıyorum. Öğrendikten sonra isimleri hoşuma giden iki kitabını edindiğimi söyleyeyim. En merak ettiğim kitaplardı aldıklarım içinde. Günesürgün...ne güzel bir isim değil mi? :) Bir roman sever olarak ilk başladığımda okuyamam biter mi diye başladım, ancak sevgili Deep in anılarını içerdiğini farkedince, hele o komik diliyle yazdığını görünce, birçok yerinde bana kahkaha attırdı, bazılarında hüzünlendim yada gülümsedim. Emeğine yüreğine sağlık, sen hep yaz emi arkadaşım :)
Bir diğer kitap ise Kafes'i aldığımı sanıp sepete attığım, geldiğinde ise Josh Malerman'ın Carol Gömülmeden adlı kitabı olduğunu farketmemle kendi kendime gülmem...:))
Çok beğendiğimi söyleyemem ama okunur mu okunur bir kitap. Korku, macera ve gerilim var, eski zamanların atlı kanun kaçakları ve korkulu yolu anlatıyor ve diri diri gömülecek olan Carol'ı.
Kızımın Fen Bilgisi performans ödevi için mecburen hayvanat bahçesine gitmemiz gerekiyordu. Ankara da ki hayvanat bahçesi kapanalı çok oldu bilenler bilir. İnternetten yaptığım küçük bir araştırma sonucu Keçiören Evcil Hayvanlar Parkı nın varlığını öğrenince hafta sonu gittik. Omurgalı ve omurgasız hayvanları fotoğraflayıp çıktılarını kartona yapıştırdık. Kızımın yapacağı sunuma hazır hale getirdik. Küçük ve yetersiz bir yer. 2 yıl önce İzmir deki Sasalı Hayvanat Bahçesindeki görüntüden çok uzaktı gördüklerimiz. Nasıl güzel bir yerdi, hayvanlar çok geniş alanlarda ihtiyaçlarına karşılık gelecek şekilde tutulmuşlardı. Kendimizi safaride gibi hissetmiştik. Keşke her yer böyle olsa, hatta hiç olmasa.
Pazar günü Eymir e gidelim dedik. İlk defa gölün etrafını 360 derece yürüme gafletinde bulunduk. Yaklaşık 14 km. imiş, öleceğimi sandım yürürken. Belki yıllardır aralıksız bu kadar uzun mesafeyi ilk kez yürüdük ailece. Erken saatlerde yürümeye başlamış olsak molalarla zevkini çıkararak gezerdik ama akşam saatlerine denk geldi gidişimiz. Gündüz etrafta sere serpe yatıp gözümüze sevimli gelen dana büyüklüğündeki köpekler, hava kararmaya başlayınca sürü halinde etrafımızda gezinmeye başlayınca, korku filminden hallice panik halinde, durduraksız hatta koşar adımlarla parkuru tamamlamaya çalışmak epey zor oldu bizim için. Akşam tam olarak 20:13'te (saatime baktım anında) güvenlik kulübesine ulaşmıştık. Ertesi gün her tarafımızın tutulduğunu tahmin edersiniz, ayrıca dudağımdaki uçuk dev gibi olmuştu.
Bu Cumartesi kızım Eskişehir gezisine gidecek öğretmenleri nezaretinde ilk defa. Bizsiz ilk şehirdışı gezisi olacağı için kızım değil ama biz çok heyecanlıyız. Yavru kuşun yuvadan tek başına ilk ayrılışı. Heyecanlıyız ama bunu fırsata çevirmekte de hiç gecikmeyeceğiz ve korku diyarı Eymir yürüyüşümüzü gerçekleştireceğiz yeniden :))) Tabi bu sefer sabah saatlerinde başlarız yürümeye. Haydin görüşmek üzere :)


