5 Şubat 2019 Salı

Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi

     7 hafta olmuş dile kolay...bir dolu sıkıntılı günler birbirini kovaladı ve her sıkıntılı yolun feraha çıktığı gibi, benim yolumda da sonunda ışık göründü şükürler olsun :)
     Buralardan kopmadım tabiki, ara ara blog listemde gezip yorumlarımı bıraktım.Yeni meydan okuma şeysileri yapılmış, zevkle okuyorum, çok sevdim :)
     Yarıyıl tatilinde kızım anneannesiyle vakit geçirdi, çok mutluydu. Ben işe gidip geldim.
                                                                                *
     Son gelen kitaplarımdan sadece birini okuyabildim çok üzgünüm. Onu da yeni bitirdim.
Almanyalı Gelin 'in güzel yorumu sayesinde vurulup sipariş ettiğim Anne Frank'ın Hatıra Defteri kitabını aldım. 13 yaşlarındaki Yahudi genç kızın ve ailesinin, komşularının Nazi mezaliminden saklanışları, Arka Ev'deki maceraları konu edilmiş. Anne'in saklandıkları süre içerisinde yazdığı hatıra defteri kitap haline getirilmiş.
     İş yerinde 15 yıldır çalıştığım bölümden, kendi isteğimle başka bir servise geçtim, burada huzurluyum.
     Annem artık yanıbaşımda ve yine huzur :) Allah bozmasın.Babam memlekete geri döndü, Ankara mutlu etmiyor artık babamı.
     Ankara'da bilenler bilir, meşhur Atakule miz vardı bizim, uzun zamandır kapalıydı, tadilat vs derken açıldı yakınlarda. Ziyaret edip eski günleri andık. 30 sene öncesine gidip geri geldim resmen, lise yıllarıma...ahhh ah dedim...
     Sıkıntılardan uzaklaşmam, rahatlamam için eşim beni akşamları, hafta sonları gezdirdi durdu :) Kızımsız gezilerde elele ilk yıllar gibi gezdik.
     Ankara ya bu sene çok kar yağdı, yağmur yağdı. Güzel mi güzeldi :) Epey üşüsekte insan kışı kış, yazı yaz gibi yaşamak istiyor.
     Sıkıntılı günlerimde aldığım izin ve raporlar sayesinde evde epey vakit geçirdim. Çiçeklerime vakit ayırdım. Açmalarına şahit oldum...öyle güzeldiki :) Saçlarımı boyattım,mutlu oldum. Yemekler yaptım vakitli vakitli rahat rahat :) Tek sorun çalışmayan arkadaşımın olmamasıydı :(( Emekli olmadan çalışmayan bir sürü arkadaş edinmeliyim diye düşündüm :))
     Yılbaşı akşamını annemde tüm kardeşler birarada geçirdik. Öyle güzeldiki, şenşakrak güle oynaya geldi geçti :)
     Erkek kardeşimin eşiyle kendimize koca bir gün ayırdık. Bunu ilk defa yaptık. Niye hiç aklımıza gelmemiş. Gelin görümce türküsünü söyledim durdum yanında :))) Tunalı Hilmi Caddesi'nde sabahtan akşama gezdik, eğlendik çocuksuz. Bir daha yapacak biz.
     Kızımla Aquaman filmine gittik, çok beğendik :)
     Geçtiğimiz Cumartesi Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi'ne gittik. Kızım okul arkadaşlarıyla gitmiş ama layıkıyla her şeyi görememiş, tekrar istedi. Uzaya ilgisi küçüklüğünden bu yana çoktur. Hal böyle olunca beraber gidip doya doya incelesin dedik.


   


(Fotoğraflar netten alıntıdır.)
Ankara kalesi turu attık yarıyıl tatilinde, nasıl kalabalıktı anlatamam. Yazın bile park yeri bulabiliyorken, zorluk çektik araba parkı konusunda.
 Çok uzun zaman sonra evde kumpir yaptık, ayıla bayıla yedik :))
 Dolayısıyla kendime geldim, yenilendim ve yeni servisimde işe başladım. Tek sorun telefonumdaki fotoğraflarımı bloguma atamamam, bakalım çözebilecekmiyim ilerleyen zamanlarda?

11 Aralık 2018 Salı

İşler Hafifleyince & Kabuk-Zeynep Kaçar

   

En son okuduğum kitap Kabuk. Zeynep Kaçar aile içi çalkantılı bir yaşantıyı ama en karmaşığından, sırlarla rüyalarla çevrili, bir ailenin delirmesinden tutunda, hayata defalarca tutunmasını, deliliğini, aşklarını konu alan güzel bir roman yazmış. Çoğunca kişileri karıştırdım okurken, rüyamı gerçek mi, aynı kişiden mi bahsediyor bilemediğim, satırları tekrar tekrar okuduğum oldu anlamak için. Genel olarak konusu ilgimi çektiği için sevdim diyebilirim :)

Bu arada listemden birkaç kitap sipariş etmiştim. Geldiler. Tek tek elleyip sevdim ve masama yerleştirdim. Şimdi herbiri boş anımı bekliyorlar, ne güzel :)



Kanadı Kırık Melek'in Kanadına Takılanlar kitabından 2 tane sipariş ettim. Bir tanesi kitapkurdu güzel yeğenim Ceren için :)

Led ışıklı ayakkabı modası varmış ergenler arasında :)) Bizde de bir tane olunca haberdar oldum. Siparişimiz gelince evde çılgın akrobasik hareketler yapan, yeni dans figürleri yapıp ayakkabısıyla videolar çeken kızımı durdurabilene aşkolsun :))
İlgisini çekecek olanlar için gittigidiyor dan aldık. Markalar epey pahalıymış, burası daha uygun geldi bana.


5 Aralık 2018 Çarşamba

Fibromiyalji

     İki hafta önce o koşuşturmanın içinde, önceden randevu aldığım için romatoloji bölümüne gittim muayeneye. Yıllardır ağrılarım var el, kol, ayak, bacak ağrıları. Çocukluğumda geçirdiğim romatizmadan kaynaklı olduğundan şüpheleniyordum. Geçen yılda kapl damara gitmiştim sigaradan kaynaklı damar tıkanıklığımı var diye, doktor ağrılarımın sigaradan olduğunu, bırakmam gerektiğini söylemişti. Tüm test sonuçlarım temizdi. Bu sefer romatolojiden çare aramaya gitmiştim. Filmler, kan vs. aklıma gelmeyecek sorular sordu doktor, çok ilgiliydi. Muayene sırasında neremi tutsa -ne iyi geldi diyordum, masaj gibi geliyordu rahatlıyordum :)) Hafta sonu sonuçlar çıkınca gittik göstermeye.
Görseller alıntıdır.

     Sonuçlar yine temiz çıktı maşallah :) Sadece dizlerde biraz şişlik vardı, bunun için hareket yürüyüş,yoga yada yüzme vs. dedi. Biliyordum dedim, sanki kapalı kutudayım ve hareket edecek yerim yokmuş gibi kasılmış hissediyordum kendimi uzun zamandır.


     Diğer ağrılarım içinse veri bulamadı vücudumda. Anlattığım tüm şikayetlerim gerçek değilmiş gibiydi ama yıllardır, yorgun uyanmam, işyerimde elimi kolumu ovmam, ağrısı gitsin diye sürekli koltuğa elimi kolumu sıkıştırmam, bacaklarımı çekmecenin üstüne koymam yada masanın altında gizlice koltukta toplamam, ağrılarım azalsın diye işyerimin WC sinde bilmem kaç tur atıp hareket ederek rahatlamaya çalışmam...e peki bunlar ne dedim doktora? Fibromiyalji dedi. Ben fibromiyalji olmuşum.

Ekşi Sözlük te şöyle demiş birisi;
'Şiddetli kas agrilari,uyku bozuklugu,yorgunluk,endise ve depresyon gibi semptomlarla ortaya cikan bir hastalık..cogunlukla 20-40 yas arasinda ortaya cikan bu hastaligin kadinlarda gorulme sikligi erkeklere oranla 7 kat daha fazla..uzun sureli stres,fiziki ve/veya psikolojik travma durumlarindan sonra ortaya cikabilen hastaligin kesin sebebi bilinmedigi gibi herkes icin gecerli bir tedavisi de bulunmamakta.hayati cekilmez kilabilen bu rahatsizlikda kimi hastalarin cesitli agri kesiciler,masaj,hafif egzersizler,hipnoz,akupunktur,antidepresanlar ile kismi rahatlama saglayabildikleri olabiliyor.hastalik ilginc bir sekilde,daha cok caliskan,baskalarinin yardimina kosmaktan hoslanan,kendi sikintilari konusunda etrafa dert yanmaktan kacinan insanlarda ortaya cikiyor.'
     Sonuç; Antidepresan...
     Sabahları almamı tavsiye etti ama çok uyku verirse akşamları al dedi. Ben dün sabah aldım almasına ama kafam bir dünya oldu, uykudan gözümü açamadım resmen :)) Kendimi nerelerde gizleyip gözümü kapasam diye dolandım iş yerimde. Akşam olsun diye dualar ettim ama duları bile okurken uyuyakaldım :)) Bugün sabah içmedim, akşam almaya karar verdim. Şuan bile dünki ilacın etkisindeyim, bulanık görüyorum :))


     Bir ay sonra kontrolüm var. İnşallah işe yarar ilacım. Sanırım 1 hafta-10 gün kadar ilaca alışma devresi var. Bakalım ne olacak.

3 Aralık 2018 Pazartesi

Kadın-Yılmaz Özdil

   

     7 Kasım'da okumuşum ama buraya not düşmeyi unutmuşum. Kitabı Almanyalı Gelin 'in blogunda görüp almıştım ama kitap kapağı farklı benimkinin. Acaba aynı kitap mı yoksa başka bir baskısımı bilemedim. Almanyalı Gelin'den okuyup not aldığım o kadar çok kitap varki, henüz hepsini edinemedim. Kitap yorumları, incelemeleri çok başarılı. Sağolsun listemin çoğunu onun sayesinde dolduruyorum.
     Merakla alıp okudum, okurken de epey zorlandım, çokta üzüldüm. Roman olduğunu düşünerek okumaya başladım, kitap içindeki tarihler, yerler ve siyaset beni epey zorladı. Bir çoğunu bilmediğim kadın cinayetleri,tacizler..vs. derinden yaraladı ülkemin ve dünyanın genel olarak kadına bakış açısı.
Yine de unutmamak ve ders almak için el altında bulundurulması gereken bir kitap.


Kanadı Kırık Melek'in Kanadına Takılanlar


     Sevgili Deeptone sağolsun, kitap ve yazarı ile tanıştırdı bizi. Kendisinden yaptığım alıntı aşağıda;

''Kanadı Kırık Melek'in Kanadına Takılanlar. Kitap. Yazan da Rukiye Türeyyen. Kendisi yüzde 99 engelli. Babasını kaybetmiş, annesi beyin ameliyatları geçirmiş. Okumayı yazmayı kendi öğrenmiş. Ve yazmaya başlamış. Sol elinin işaret parmağıyla bu kitabı yazmış.

Kendisi bu kitaptan para kazanabilirse annesine bir ev almak istiyormuş. Biz blogçular yardımseveriz. Bizler de onun kitabını alalım ve ona yardım edelim. İsteyenler onun hakkında bloglarında bir yazı yazsınlar ve böylece daha çok kişi duysun.''

İnşallah biz blogerlar sayesinde amacına ulaşacak Rukiye Türeyyen. Ne kadar paylaşıp duyurursak o kadar çabuk alabilecek evlerini :)


Sade ve Derin blogunda tanıtımın tamamını ve ayrıntılı bilgiyi görmek isteyenler bakabilirler.

30 Kasım 2018 Cuma

Yüz & Blog Takip Zinciri

   
alıntı
     Takip sayım 100 olmuş. Ne tatlı, ne sevindirici arkadaşlar. Önce yazmayayım demiştim ama takip sayımı 100'e ulaştıran blog arkadaşım sevgili Sakura Mevsimi 'da yorumda yazınca cesaret geldi, utancımı bir kenara bırakıp paylaşayım, bu da burada kalsın dedim :)) Hem izlenme sayım 100 oldu, hem de Sakura Mevsimi ile tanışmış oldum. Ayrıca çok güzel bir paylaşım yapmış Sakura (Etlinliği Deeptone'den okumuştum ama paylaşmaya vakit bulamamıştım, kısmet bugüneymiş); Blog takip etkinliği adı altında. Şöyle ki;

 ''Herkese merhaba! Yepyeni bir blog takip etkinliğini paylaşmak istiyorum. Blogcular olarak birbirimizi takip etmek, daha çok okumak, yeni bloglar tanımak için harika bir fırsat! İsteyen herkes bu etkinliğe katılabilir. Yapmamız gerekenler ise çok basit;
  • İlk olarak listedeki blogları sırayla ziyaret ederek izle butonundan takibe almak ve kendi blog adresinizi de ekleyerek kısa bir yorum bırakmak. Bu yorum ile blog keşif etkinliğine katılmış olacaksınız.
  • Sonrasında bu yazı gibi bir yazıyı blog sayfanızda paylaşmak (yazının altına buradaki blog linklerini ve sonrasında da kendi blogunuzun linkini de ilave ederek blogunuzda paylaştığınızda bizler de sizin blogunuza ziyarete geleceğiz). Sonrasında sizleri ziyaret edenler de sizin blog yazılarınızı kendi bloglarında paylaştıkça blog takip zinciri büyümüş olacak ve harika bir keşif etkinliğine dahil olmuş olacaksınız.
  • Katılan Bloglar

    http://kelebeketkisi39.blogspot.com
    http://neselisusevim.blogspot.com
    https://www.lerzankaradan.com
    https://esratakim.blogspot.com.tr
    http://yelizinkesifleri.com                                                                           
    https://www.masalzehra.com
    http://beautypery.blogspot.com
    https://makyajliyorum.com
    https://www.deryaninsporgunlugu.com
    https://www.deryasoyguel.com
    https://www.deriasworld.com                                                         
    https://sakuramevsimi.blogspot.com
    https://kadincada.blogspot.com/
    https://gunesebakarken.blogspot.com/
    https://birpembesever.blogspot.com/
    https://albatrosungunlugu.blogspot.com/
  • Blog takip etkinliği süresizdir, her türlü blog, etkinliğe katılabilir. :) ''                    

Blog Takip Zinciri...daha çok arkadaş, daha çok bilgi ve paylaşım, ne güzel bir isim. Eline emeğine sağlık Sakura Mevsimi :)







27 Kasım 2018 Salı

Hastamız Var

     İnanılmaz karmaşık bir hafta geçirdik ailecek. Ablam hastaneye kadırıldı, beyin damarı tıkandı, kısmi felç oldu malesef. Bir hafta içerisinde her günümüz hastanede geçti. Koşturmadan çok bekleyiş bizi çok üzdü, acaba düzelecek mi endişesi...derken şükürler olsun daha iyi. Dün taburcu edildi, kalan arızalar dışardan tedavi ile düzelecek inşallah. Hastamız olunca şehir dışından akrabalar geldiler sağolsunlar. Annem, babam memlekette, onlara haber versek, gelene kadar bize inanmayacaklar sıkıntıdan hasta olacaklar diye düşünmekten kahrolduk.
     Belki daha önce bahsetmişimdir, annemin buradaki evini kapatmıştık ve memlekete gitmişti babamın yanına. Bana ev bakın kışın Ankara da olayım diyordu epeydir. Ablamın hastalığı vesilesiyle, acilen evi bulduk. Ortancı ablamla dönüşümlü hem hastaya refakat ettik, hem misafirleri ağırladık, hem de bulduğumuz eve eşyaları taşıyıp yerleştirdik. Tam laz işi oldu bizimkisi :))) Duyan hem şaşırıyor  -bu ne hız diye, hem de gülüyorlar bize :))
     Evi daha dün yerleştirdik, anneme haber verdik ev bitti diye. Ablamın hastalığını da bugün gelince haber vermiş bizim ortanca. Çok üzülmüş, sitem etmiş haber vermediğimiz için ama kendisi de tansiyon ve kalp hastası. Mecbur kaldık söylememeye. Babam daha 4 yıl oldu beyin damarı tıkanıklığı yaşayalı...velhasıl ikisi de habersiz geldiler, ev tutuldu dedik sadece.
     Benden haberler böyle, koşturma, üzüntü, telaş...sizleri takipteydim, dün ve bugün işe geldim. Birkaç gün daha izin alacağım bakalım, yardım edeyim evdekilere, eksik olmasınlar gelen giden çok olur.
     Kızıma gelince, O da çok üzüldü teyzesine, hemen bir not hazırladı kalpli, sevgi, sözcükleri ve iyi dileklerini belirten, teyzesine yolladı. Hep merak içinde bekledi, dua etti minnağım :) Bugün anneannesinin geleceğini duyunca okula gitmemek için türlü bahaneler buldu ama nafile başaramadı. Akşam göreceksin diye ikna ettik bakalım.

Annemin yeni evinin bahçesinden çektim, çok güzel renklerine vuruldum. Hayırlı olur inşallah yeni evi :)





   
     Yukarıdaki resimler Pinterest ten alıntı. Ne kadar güzeller. Yaparım ben bunları, evin çeşitli yerlerinde değerlendiririm diye düşündüm. Geçen hafta sonu kızıma oda takımı bakmıştık Siteler den. Süslemeler için Pinterest e girin demişlerdi mağaza sahipleri. Seneler oldu ben üye olalı ama açıp bakmayı çoktan bırakmıştım. Neler neler var, insanın aklına gelmez bu fikirler, harika hepsi :)
     Şu pompomlar, kelebekler ve birsürü fikir. Hele bir rahatlayalım ailecek, herşey normale dönsün, hafta sonları başlarım ben bunlara :)

      Son okuduğum öykü, yeğenimin hastanede refakatçi olduğum günlerde elime tutuşturduğu Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu oldu. Bu ne dedim 50 sayfalık bu 1 saate okunur. Hiçte öyle olmadı, kaldığımız servis Nöroloji olunca...hastaların birçoğu kendinde değiller, bağarıyorlar, ağlıyorlar, hertürlü ses mevcut. Refakatçiler herkesin hastasına koşuyorlar sağolsun, tabi bizde onlara yardım ediyoruz. Hal böyle olunca dikkat kesilip okuyamadım iki satır yazı. Eve gelince okudum uyuyamadığım bir gece. Fazla tasvir beni sıkıyor ama genel olarak sevdim. Tek taraflı bir aşk hikayesi ve okudukça kime kızmalıyım, kim haklı inanın şaşırdım. Kadın kendine eziyet etmiş...orası kesin. İkilemde çok kaldım okurken.

15 Kasım 2018 Perşembe

Bizden Haberler...

     Pazar günü sahte bir güneş, yakıcı bir soğuk vardı Ankara'da. Bilemiyorum belki biz öğleden sonra çıktık diye soğuktu. Yinede Ahlatlıbel'de yürüyüş yaptık renk renk sonbahar yaprakları arasında.  Kuzuyu parkta oyaladık. O ısınmışlıkla birer bira içip atıştıralım diye dışarda oturduk. Kısa süre içinde buz tutan yerlerimiz nedeniyle içeriye dar attık kendimizi :))


      Sonrası mis gibi sıcak ev halleri...


Kızımın 1. yazılıları bitti çok şükür, bizde bir rahatlama baş gösterdi. Gerçi artık başında oturup çalıştırmıyoruz ama yönlendirmek ve evde ortam ve sessizliği sağlamak adına çalışmalarımız oluyor.  Aralık ayında 2.ler başlıyor, yine kampa gireriz ailecek :)) Henüz 5. sınıf öğrencisi olduğunu düşününce yüreğimi afaganlar basıyor resmen. Yok arkadaşlar yok, sakın ola geç anne baba olmayın. Bir saatten sonra gerçekten yetişemiyoruz ve çok zorlanıyoruz. Tabi başa gelen çekiliyor o ayrı.


Geçen akşam klasik instagram kızı olarak, o mecralarda öğrendiğim Havuç Rüyası tatlısından yaptım. Kızımın hakkını yemeyeyim, epey yardım etti bana. Görüntüsü cezbedici, tadı ise hafif ve hoş. Misafir içinde hem görsel hem tat olarak isabetli bir seçim olur diye düşündüm. Tabi bu seferki kendimize :) Benim bisküvilerim az olduğundan 3 kat ve ara ara dizerek yaptım ama aslı daha sık ve 4 kat bisküvi ile yapılıyor.


     İşlerim çok yoğun ama sırf dinlenmek için bile olsa, takip ettiğim blogları okuyup ziyaret ediyorum. Bana da bekliyorum. Bu aralar yeni yeni blogerlar katıldılar aramıza. Ne hoş oldu, yeni yüzler, başka başka tarzlar. Deeptone'nin katkısı çok fazla farkındayım. Sevgiler hepinize :)



7 Kasım 2018 Çarşamba

Tuz Gölü

   

      İş yerim çok yoğundu 2 haftadır. Genel Kurul hazırlıkları, seçimler, kazananlar, tanışmalar, işler güçler derken...daha da tam oturmadı ama iki arada giriyorum bloguma. Kurul nedeniyle Cumartesi çalışınca, bana ve aileme pazar günü yaptığım programla nefes aldırdım diyebilirim. 42 yıldır Ankara dayım ve yanıbaşımızdaki Tuz Gölü'ne gitmeyi nedense hiç düşünmemişim. Geçen hafta nette gezinirken gördüm. Kendime hayret ettim aklıma gelmemiş niyeki...
     Kahvaltıyı zaman kaybetmemek için dışarıda yaptık. Gölbaşı'nda Hamlakit restaurant var. Karadeniz yemekleriyle ünlü. Kahvaltısı da öyle. Mıhlaması vs. mevcut. Manzara yok, öyle süslü püslü yada lüksü de yok ama özellikle Karadeniz tadı almak isterseniz gidin derim ama hafta sonu çok kalabalık. Fırsat varsa hafta içi gidin. Kahvaltı tabağını hiç sevmedim ama mıhlama ve yumurtalı kavurma bir harikaydı. Neyse çıktık yola. Hepsi 1 saati buldu sanırım yada biz Konya tarafına hiç arabayla gitmemişiz, yol farklı gelince anlayamadık saati :))


      Önceden hazırlıklıyım ben tabi, Tuz Gölü ile ilgili tüm yazıları okumuş hatmetmişim. Kaç mineral var içinde, yok egzamaymış, ağrıymış nelere iyi geliyor...Ne yenir, ne içilir vs. Anlattım yolda bizimkilere rehber hizmetiyle :) Onlar alışık zaten bana, haliyle görev oldu benimki. Öyle olduki eşim yoluda bana sorar o derece. Terlik götürün yanınızda yazıyordu gezi yazılarının birinden okumuştum. Fazla yürüyünce kuru tuz parçaları ayaklara batıyormuş, aldım tabi terliklerimizi.
      Göl kenarında bir tesis kurmuşlar hemen yolun sağında. Dışarda ücretsiz otopark var. Sanırım Kapadokya yada Konya yönünde giden tüm tur otobüsleri buraya uğruyorlar. Çinli mi, Japonmu kestiremediğim türlü türlü de turist var içlerinde. Birbirimize yardımcı olarak çektik fotoğrafları karşılıklı.
     Öyle bir an olduki, toplu bir gurubun resmini çektikten sonra verdim turist bayana telefonunu, baktım çektiğim fotosuna bakıyor. Gayri ihtiyari sormuş bulundum;(hani bizler sorarızya beğendin mi anlamında birbirimize) Olmuş mu? deyivermişim, eşimle kızım yıkıldılar bana. Yok okey diyecekmişim, ne anlasınlarmış -olmuş mu-dan :)))


     Çok faydası oldu terliklerin bana ve kızıma ama eşim hep çıplak bastı yere. Yaklaşık 2 saat kadar kaldık biz tesiste. Epey kalabalık gölün üstü. Bir kesim gidiyor, diğerleri geliyor. Biz epey uzağa gittik. Bol bol fotoğraf çekildik. Manzara nefisti. Öyle rahatladık ki anlatamam. Okuduğumda çokta inanmamıştım ama gerçekten insanda hamamdan çıkmışsın hissi uyandırıyor, huzurlu, dingin :) Eşim ufkun geniş olmasına bağladı, epey büyük bir alanda ve bembeyaz. Hem kar görüntüsü yada çöl, hem de deniz görüntüsünü andırıyor ve huzur veriyor. Bir kısım insan, elinde birşeylerle tuzları eşip poşete koyuyorlardı. Hatta benim terlik poşetime bile göz diktiler hazırlıksız gelenler :)) Tesise geçmeden dışarda büyük bir çeşme yapmışlar, gölden çıkanlar ayaklarındaki tuzları yıkayabilsinler diye, biz de orda yıkadık. Yanımda küçük havlu da götürmüştüm kurulama için, epey işime yaradı. Bu arada siyah alt ile gitmeyin oraya yada koyu renkli olanla, tuzlu suyun kalıntıları siyah taytımda haritalar çizdi resmen :)) Allah tan direk eve gittikte sorun olmadı.



Tam klip çekimlik yer :))


     Tuz Gölü nde epey debelendikten sonra Türk Kahvemizi de içip alışveriş bölümüne geçtik. Vazgeçilmezim magnetimi ve bir iki ıvır zıvırı da alıp dönüşe geçtik.


     Kuş gibi hafif hissettik kendimizi, eşim de ben de sık sık ayak bacak ağrılarından yakınırız. İtiraf ettik çıkarken hiç ağrımıyorlar diye.


6 Kasım 2018 Salı

Mimlendim :)


      Yeni bir mimim oldu, sağolsun Beyaz Yakalı beni de dahil etmiş. Mimin fikir annesi İnciden Notlar. Bu mimi cevaplayan arkadaşlarınkini okudum hepsi ne güzel fikirler üretmişler, ne harika cevapları var. Özellikle Beyaz Yakalı öyle güzel cevaplar vermiş ki, blog arkadaşımla gurur duydum. Ellerine sağlık :)
     Gelelim benimkilere;

1. Sihirli değnek elinizde...İlk olarak ne yapmak isterdin?

Zorlu günlerden geçtiğim ama asla yılmadığım, çaresi elimde olmadığından yokmuş gibi yapıp, Allah'a dua ettiğim ve sevdiklerimle mutlu olmaya çalıştığım şu günlerde, değneğimle kötü insanlara dokunup, yaptıklarından pişman olmalarını ve özür dileyip ıslah olmalarını sağlamak isterdim. Bunlardan sadece benim çevremde yok elbette, dileğim kişisellikten de ibaret değil üstelik. Dünya üzerindeki tüm kötülükler adına dokunacak o değnek...

2. Hangi çizgi filmdeki karakter olmak istersin?

Ben iki tane seçmek istiyorum olamaz mı? Biri çocukluğumun sevgilisi Şeker Kız Kendi...ah nasıl severdim o lüle lüle saçlı, buğulu gözlü iyilik timsali kızı :)
Tabi birde tatlış kız Haydi var, hani derelerden tepelerden, uçsuz bucaksız yeşilliklerden koyunların yada köpeğinin peşinde çılgınca ve özgürce koşan, somun ekmeği ısırıp bir fırtta mis gibi sütünü içip büyükbabasını öptüğü gibi kendini güzelliğe atan Haydi...

3. Geçmişi değiştirme imkanın olsaydı neyi değiştirmek isterdin?

Atatürk ü ölümsüz yapmak...Sanırım en büyük isteğim bu olurdu ki şuan yaşadıklarımızı yaşamazdık Atam yaşasaydı.
Ayrıca mesleğimi tabiki, bu da yaklaşık 20 li yaşlardaki tercihlerimden kaynaklıydı. O yıllara bu akılla dönmek imkansız belki ama hayal buya :)  

4. Tarihte hangi zamanda hangi olayın içinde olmak istersin?

Geçmişte yaşamak istemezdim, ismimin anlamı gereği gelecek, yarın beni daha çok cezbediyor.

5.Görünmez olmak mı yoksa insanların düşüncelerini okumak mı?

Düşünceler çok özeldir benim için, merak etsem de yine de okumak istemezdim izinsiz. Görünmez olmayı ise çocukluğumda hep isterdim. Şimdi düşününce korktuğumda istemişim görünmez olmayı. Mesela iğne vurulmaya gideceğimde, düşüp yaralandığımda annem beni (eskiden çok vardı) polikinliğe götürmesin diye yada (uzun saçı çok seviyordum ama kıvırcık olduğumdan bonus gibi oluyordu uzayınca) heray saçların oğlanlar gibi kesilmek üzere kuaföre gitmeyeyim diye isterdim hayal ederdim kendimi :))

6. Bir ünlü ile tanışacaksın. Kim olmasını istersin?

Tabiki Mustafa Kemal ATATÜRK :)

7.Eger insan olmasaydın ne olmak isterdin ?

Ay yok ben başka birşey olmak istemezdim, aklı olan tek varlık insan. Gerçi aklımın ne kadarını kullanabildiğimde tartışılır ama yine de ben insan kalmak isterdim :)


Zevkle cevapladım, tam da boş vaktime denk geldi, gönlümce cevapladım, umarım siz de beğenirsiniz, isteyen tüm bloger arkadaşım yapabilir, sevgiler :)