8 Kasım 2010 Pazartesi

30 EKİM 2010 UHM

     Aradan geçen zamanla hatırladıklarım biraz silindi hafızamdan ama o günü düşününce yüzümdeki gülümseme hiç eksilmiyor, çok mutlu olduk biz ailece, hemde çok :)

     Yaklaşık 1 ay kadar yapılan planlamalarla, (sağolsun Başak bütün yükü üstlendi) 30 Ekim günü geldi çattı...Heyecanla buluşma yerimiz Urfalı Hacı Mehmet e gittik. Masada bulunan tek çift Seda-Hasan-Kerem ailesiydi, tanışıp kaynaştık. Sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi kaynaştık ve sevdik birbirimizi, derken diğer ailelerde geldi, ilk kez hepsini birebir tanıdım. Sanırım çocuklarımız olunca ortak konumuz, hepimiz ne kadar da sevecen, içtendik. Sanki hepsi benim çocuğumdu, biri düşse yada yemeğini yemese benim canım acıdı orda. Anne babalık ne yüce bir duygu, bizim çocuklarımızdı hepsi :)

     Yanımdaki sandalyeyi ayırdığımda senin için bilememiştim öyle tatlı bir anne için ayırdığımı aslında; Özlem...öylece oturuverdi, müsade isteyerek,tatlı bir gülümseme, çok sıcak içimi ısıtan...samimi...bir kez daha teşekkürler N. tanışmamıza vesile olduğun için :)

    Yemekler yendi, resimler çekildi, çocuklarımıza orda görevli ablalar baktılar, böylece sohbete fırsat bulduk, kaynaştık. Sen doğduğundan buyana bana yada anneannene bağımlıydın ve ilk kez 3,5 saat kadar orda arkadaşlarınla oynadın. Ara sıra gelip ayranından yudumlayıp tekrar gittin yanımdan. Arada merak edip ben gittim yanına, seni gizlice izledim, çok mutluydun kızım. Yemek bile yemek istemedin, doyamadın oynamaya...

     Sonunda sıra geldi N. nın 1. yaş gününü kutlamaya; çok büyük bir sevinç ve çoşkuyla pastamız geldi Başak ve Evren üfleyip kestiler pastamızı. herşey mükemmeldi :)

     En güzel olanı ise katılımı azda olsa babaların bu beraberlikten, çok mutlu olarak ayrılmalarıydı. Baban herkesi çok sevdi, iyikide gelmişiz, herkes ne kadar candan ve sıcakkanlı dedi. Diğer babalarla sohbeti koyulaştırdı, hatta komik pozlar verdiler hepberaber :)


Ablaların kucağında,yanında oyunlar oynayarak geçirdin tüm vaktini. Arada da gözgöze gelince 'anne göüşürüj' deyip gülücük atıyordun bana :)

Anlatmakla, resimlemekle bitmez yaşadıklarımız, yine görüşmek buluşmak gerek :)

5 Kasım 2010 Cuma

29 Ekim 2010 Cumhuriyet Bayramı-Anıtkabir

En son hamileyken gitmiştim Anıtkabir e. Çok farklı hissediyorum oraya gittiğimde. Tıpkı hacda insanların kendini Allah a yakın hissetmeleri ve coşmaları gibi(ki bende öyle hissediceğimi düşünüyorum), Anıtkabir de de Atatürk ü çok daha iyi özümseyip,daha bir coşuyorum. İşte aynen benim ve baban gibi seninde Atatürk ü, bayrağını ve ülkeni çok sevmeni istediğimizden zaten hep götürmek istiyordum. N. ailesi ile 29 ekim gibi anlamlı bir günde buluşmak üzere Anıtkabir i seçtik. O gün geldiğinde çok heyecanlandık babanla. Hem N. ailesi ile ilk kez görüşecek, hemde seni Anıtkabir ile tanıştıracaktık. Gitmeden sana anlattım biraz, hemede heyecan katarak sözlerime; 'Anıtkabir e, Atatürk e gidicez kızım ama Atatürk uyuyor (bu kısmını sağolsun N. dan tanıdığım Başak dan çaldım), Bayrağımızı görüceksin' diye anlattım, gitmedende eline bayrak aldık,çokta hoşuna gitti,zaten heryer bayrak asılı olduğundan elindekini sallayıp, diğer asılı bayrakları gösterip durdun. Gitmeden teyzenlere uğradık, Şimal ile Ceren ablanıda alıp akşam üstü 16:00 dan önce Anıtkabirde olduk.

Erken gitmiştik ve havada çok soğuk olduğundan müzeye girdik, tabi yaklaşık 45 dak. sıra bekledik girebilmek için.Müzeyi ilgiyle izledin aşkım, 'tütük(Atatürk),bayrak', 'tütük uyuyo(Atatürk uyuyor)' diyordun,derkeeeen dışarda yediğin soğuk ve uyku vaktininde geçmiş olmasından dolayı uykuya dalıvermişsin ben farketmeden. Dışarı çıktığımızda N. grubunun dağalmış olduğunu anladım. Önümüzde görünen grup N. grubu olabilir dedi baban,soralım dedi. Haklı çıktı. Soğuk olunca dağalmışlar ama yarın görüşürüz diyerek vedalaştık ve soğuktan kaçarak ama iç huzurum yerinde evimize döndük...




2 Kasım 2010 Salı

28 EKİM 2010'DA 3 YAŞINA GİRDİN GÜZEL KIZIM :)

Büyüdün miniğim, hem de çok büyüdün, ne desem ne yazsam içimi, içimden geçenleri ifade edemez.
                                                                           *El kadardın :)

                                                                           *Büyüdün :)
*Abla oldun :)
     Doğum günü planını çok önceden yapmıştık aslında, başbaşa üçümüz dışarda bir yemek yiyelim, pastanıda üçümüz keselim demiştik. Anneannenin ısrarlarıyla evde kutlama fikrini kabul ettik. '3 kişi doğum günümü olurmuş, hepberaber olalım,kuzu da sevinsin' deyince kıramadık ve haklıda bulduk. İyikide öyle yapmışız.    
     Geçen sene doğum günü olayına aklın hiç ermiyordu ama bu sene pasta demek mum demek, mum demek üflemek demek ve arkasından da alkışlar geliyor senin için. Bayıldın mumları üflemeye, alkış almaya, senin için söylenen 'iyiki doğdun N.' şarkısına. Şimdilerde sık sık aklına gelip 'anne pasta, füüüf(mum üflüyorsun),ellerini çırpıp alkış yapıyorsun'. Pastanı Şimal le birlikte üflediniz.
     Çoook mutlu ol kızım, yüzündeki gülücükler hiç eksik olmasın prensesim. Sağlıklı, huzurlu, başarılı, uzun yıllar diliyorum sana, tabi bizlerle birlikte. Bize, sevdiklerine ve vatanına hayırlı bir evlat ol yavrum, seni çooook seviyoruz, Mutlu yıllar...


27 Ekim 2010 Çarşamba

Ne zaman büyüdün sen?

     oooofffff offff...Akşam akşam bizi çatlattın gülmekten, bir taraftanda düşünceye sevkettin...
     Anneannenden seni alıp eve geldik, daha kapıyı kapatmamıştım ki...'anne karnım,anne karnım' dedin ve baktım ki bir taraftanda karnını mıncıklıyorsun. Tabi hemen telaşlandım, acaba karnımı ağrıyor, bu ilk olacak, yani karnının ağrıması ve ağrıdığını söylemen, acaba ne yapmalı diye düşünürken 'kızım ne oldu karnına' deyiverdim. Kırk yıl düşünsem verdiğin cevap aklıma gelmezdi. 'anne bebek,bebek var' yine karnını mıncıklayarak söylüyorsun :))))) ben şokkkk...
     Daha neler duyacağım diye düşündüm, hemen babana seslendim (o sırada odaya girmişti). Duydunmu dedim kızının söylediklerini ve anlattım, hem çok şaşırdı,hem güldü...şok geçincede 'senin bacaklarını kırarım, ne bebeği bu yaşta' dedi. Kahkahalarla katıldık gülmekten. Anneanneni aradım omu öğretti sana diye 'yok, ne bebeği' dedi ve oda şaşırıp güldü. Kızım 'bu çocuk bambaşka' diyor senin için :)
     Pazar akşamı, yani bu olaydan 2 akşam önce yengenler gelmişti bize, bende birara 'bak kızım yengenin karnında bebek var,küçücük' demiştim. Bunu unutmadan bu kadar süre sonra kendinde uyarlayarak aktarmana şaşırıp kaldık doğrusu, belkide çok sıradan bişey, çocuklar herşeyi kopyalayıveriyor, ama biz ilk kez yaşayınca hayretler içerisinde kalıyoruz. Çok yaşa emi kızım :)))

25 Ekim 2010 Pazartesi

Anne deniş,anne dono...

     Geçtiğimiz bütün bir hafta böyle yalvarıp durdun. Gerçekten yalvardın, yüzünü acınaklı bir hale getirip, incecik sesinle yalvardın yaaaa...dayanamıyorum valla...
     Hafta sonu gidecektik havuza ama halamın rahmetli eşinin 52 si vardı gidemedik. Önümüzdeki hafta bir mani çıkmazsa kesin gidelim dedim babana. Yaz gelince denize gidicez, yaz gelince dondurma yiyeceksin desemde ne kadarını anlıyorsun bilmiyorum, zaman kavramını anlaman mümkün değil diye düşünüyorum ve hava soğuk bak üşüyoruz, ısınınca yiyeceksin diyorum, tamam deyip başını sallıyorsun. dondo derken aynı anda dilini çıkarıp elini yalıyor ve istiyorsun komik kızım :)

Ortaya Karışık :)

   Şimalin küçülmüşlerini doğduğundan buyana giyiyorsun, kışlıkların içindeki kırmızı elbiseyi görünce çok sevindim. Sanırım tüm kız çocuklarının hoşuna giden bir kırmızı elbise ve ayakkabısı vardır :) O akşam misafirliğe gideceğimizden çıkarıp giydirdim. Her yeni kıyafet yada oyuncakla zaten çok sevinirsin ama bu elbiseye bir başka sevindin...kırmızıda kızıma çoook yakıştı...Aynanın önüne koşup 'elbes,elbes' deyip dönüp dönüp kendine baktın,bize gösterdin elbiseni :)












      Akşam gittiğimiz yerdede 2. sınıf öğrencisi Onur'a 'baaak..elbes' deyip dönerken yakaladım seni :) ama Onur'un umrundamı, o elindeki arabaya odaklanmıştı :)

     Daha önce N. annelerinden özenipte sonucu hüsranla biten kek çalışmalarıma yeniden cesaretlenip başladım. Cesaretimin kaynağı yeni aldığım Tantitoni nin kalıplarıydı. Ama bu sefer tam kalbinden vurdum işi...Süper oldular, hatta daha önce aldığım pasta, kek ve kurabiye süslemelerinde kullanılan renkli küçük tüplerimide kullandım, ortaya mükemmel sonuçlar çıktı. Biraz daha ilerletsem acaba pastacılığa başlayabilirmiyim, yoksa çokmu abartmış olurum :)))
    








    Yenilerde aldığımız eşofman takımına, çoktandır alıpta dolapta beklettiğim, nereye uygulayacağıma karar veremediğim 2 adet ütüyle basılan balıkları bastırmak geldi. Balıkları çok sevdiğinden sanada gösterip 'bak bu balıkları senin kıyafetine uygulayacağım' deyince çok sevindin. Acaba dolapta fazlacamı beklediler ki bir türlü yapışmadılar eşofmanına :(  Bir kısmı oldu ama yarım şekilde baskıyı yaptım mecburen...ama yinede çok sevdin balıklarını, baban gelince hemen müjdeledin 'baba bak balık' diye.
    Bütün bir hafta sonunu babanla sarmaş dolaş geçirdin, oynaştınız, gülüştünüz, bilgisayardan çocuk şarkıları indirip beraber yorumladınız :) Çok tatlıydınız çooook, sizi seviyorum...


     Cumartesi günü çok istediğim bir şeyi almak için Antares e gittik, İşbir Yatak ın açılışı varmış, tabi balon dağattıklarını görünce hemen daldık, palyaço abla sanada bir tane şişirip verdi ve balonu alıp gitmek olmaz diye daldık içeri. aaa birde kimi görsek Vahe Kılıçarslan...Hemen yanına sokulup 'merhaba,hoş geldiniz,nasılsınız' derken buldum kendimi ve 'resim çekilebilirmiyiz' diyede devam ettim. Yüzsüze bak(kendime diyorum) Oysaki dışarda tanınmış bir sanatçı görünce bir havalara girerim ben, üstelik hiç tanımıyormuş gibi yapar başka tarafa bakarım ve çeker giderim, kendimi ne sanıyorsam :) Ama kızım oldu olalı pek bir yumuşadım, huyum suyum değişti. Adam ne desin tabi deyip seni kucağına aldı ve sen bu işten hiç hoşlanmadın, bende çarçabuk resmi çekip teşekkür ettim. 'Kızınız çok güzelmiş, rica ederim' dedi. Tabi resimde babanda vardı :) Yalan yok programından dolayı beğenirim Vahe Kılıçarslan'ı (ismini unuttum ama şu evleri yeni baştan yaratırdı ya).

     Sonrasında mağazaları gezdik, alışveriş yaptık. Dolaşırken sanırım biryerlerde reklamını gördün (çok seversin ayranı), 'anne ayran' dedin, hemen girip aldık birkaçtane.
     Eve yakın olan balıkçımızada uğrayınca senin gözler açıldı 'balık,balıııık' diye, aldık ve akşam yemeğimiz balık idi. Klasik olarak balıklar minik minik ayrılır ve senin tabağına koyulur ve sen onları teker teker ağzına atarsın, çiğneyip suyunu emersin ve toplu halde ağzından tükürürsün, mutlaka bir defalıkta boğulma tehlikesi geçirir öğürürsün :) Ama biz yılmayacağız, böyle böyle başlıycaksın pütürlüye, ne yapalım. Sanırım balık sevdan hem deniz kızı olmandan hemde ek gıda başlangıcından buyana içirdiğim balık çorbalarından kaynaklı :) Nasılda kendimle gurur duyuyorum :)

24.10.2010 BABANIN KIZI OLDUĞUNU İSPAT ETTİN :)

Babanın isteğiyle ve sevinçle tarihe not düşmek istiyorum :)
1- Dün ilk defa babanın elini öpüp birde alnına koymuşsun. Baban duymasın ama bunu bana hep yapıyordun :) Çok sevinmiş babacığın, 'annesi not et bugünü' dedi. Görev tamam komutanım!
2- Akşam dayınla yengen çaya geldiler, yengenle servis tabaklarımızı kaldırıyoruz, birden bir heves bir istek sende sorma...elimdeki tabağı istedin, alıncada önümden tıngır mıngır mutfağa yollanıp, masaya koydun. Çok mutlu ve büyük kız edasıyla tekrar istedin. Unutmadan yazmalıyım; babanın servisini kendin yapmak istedin ve hiç birini dökmeden babana hizmet ettin, babanın gururu tarif edilemez :)
     Canım kızım, büyüdüğünü gördükçe çok mutlu oluyoruz , aynı zamanda da çok duygulanıyoruz, bu nasıl bir histir...ne güzel bir duygudur, sevmek, gururlanmak...bizim eserimizi seyrederken birçok duyguyu aynı anda yaşıyoruz, şükürler olsun Allah ım, her isteyene yaşat bunları...

23 Ekim 2010 Cumartesi

TUVALET EĞİTİMİ 8.GÜN

Tuvalet eğitimi 6. ve 7. günlerde gittiğimiz misafirlikte seni ihmal edince ve 2 kere altına kaçırınca, üstelik hiçbirini haber vermedin, 2 günde de falso verdin durdun. Çok üzüldüm ama elden bişey gelmez. Bugünse daha iyi geçti ve 2 defa lazımlığa tutturdun :) Ama sanırım sonuna geldik eğitimin. Bir yarın kaldı eğitim için, sonrasında anneannen devam etmeyecek ve bitecek. Elimden geleni yaptığımı düşünüyorum, belki daha uzun bir süre gerekli, öyle 9 günlük iş değil bu, bazısı 1 haftada halletmiş, bazısı ise 1-2 ay sürmüş. Hayırlısı bakalım :)

21 Ekim 2010 Perşembe

ŞİMAL'İN OKUL ÇIKIŞI,SÜT VE YAĞMUR...

     Lazımlık almak için girdiğimiz oyuncakçıda 2 yaşlarında erkek çocuğunu görünce annesiyle konuşmaya başladık :) Sayende çocuğu olan herkesle ahbap oluyorum...Oğluna çiş alıştırmak için deneme yapmış, birçok kişiden duyduğum olayı yaşamış; kakasından çok korkmuş oğlu ve tuvalet eğitimine ara vermek zorunda kalmışlar,çok üzüldüm tabi. Hem annesinin hemde çocuğun psikolojisinin bozulduğu anlaşılıyordu. İnşallah biz bu şekilde birşey yaşamadan hallederiz.
     Anneannenin sürekli alışveriş yaptığı eczaneye uğradık, senin sütünü sorduk, acaba ellerinde numune varmıydı? Durumunu az çok bildiğinden bize yardımcı oldu ve birkaç tane numune süt buldu. Dr. Öge hanım artık normale döndüğünden süt yazamayız demişti ama ben farkı tamamen kapatmanı istediğimden çabalayıp duruyorum. Şükürler olsunki bize bir ışık daha yandı :) Sevinçten hemen babanada haber verdim, oda çok sevindi.
     Eczaneden çıkınca Hülya teyzenle karşılaştık, Şimal i okuldan almaya gidiyormuş, hepberaber (anneannen,teyzen ve biz) çıkışa gittik, Şimal bizi görünce çok sevindi. Annesine 'herkesin anneannesi,babaannesi çıkışa geliyor,benimkide gelsin' diyormuş sürekli.
      Bugün evden çıkmadan sağnak yağmur yağdığını görünce,1 ay önce aldığımız yağmurluk takımını giydirdim sana, tahmin ettiğim gibi harika oldu. O kadar yağmurda tek damla ıslanmadın, pantolonun bile ıslanmayınca bende rahat rahat yağmurun tadını çıkarttım. Takımı giydiğinde resmini çekmek aklıma gelmedi ama üst tarafı üzerindeyken resimleyebildim :)

TUVALET EĞİTİMİ 5.GÜN

Bingooo diyorum ama erkenmi dedim acaba :))))
* Sabah çişli bez ile gözlerimizi açtık, lazımlıkta biraz bekledik...ııııı bişey yok. Kahvaltı ve yine lazımlık (birazını altımıza kaçırdık), bir kısmı lazımlığa isabet etti.
* Öğlen dışarı çıkmamız gerekince bezini bağladık, yaklaşık 3 saat gezdik ama çişin gelmedi. Bu arada birde küçük bir lazımlık daha aldım sana, misafirliklere giderken evdeki lazımlık büyük olduğundan yanımızda taşımak zor olur diye düşündüm.

* Karnın acıkınca anneannene gittik ve 'çişim' demişsin ama ben duymadım, anneannen duymuş ama anlamamış ve altına yapmışsın. Bende vakti geldi diye yeni lazımlığına oturttum ama bişey olmadı doğal olarak. 1 saat kadar uyudun orda, kalktığında altın yine kuruydu. Ama acil olarak çıktık evden ve çişini yaptıramadım. 1 saat kadar daha dışardaydık, çişin gelmedi.
* Eve gelir gelmez oturttum lazımlığa ve bingoooo...çok sevindik ve döktük tuvalete alkışlar eşliğinde. Akşam saatlerinde yine oturttum ve yine çiş yaptın çoookça alkış aldın, kendinde alkışladın kendini :)
* Yatmadan önce yine denedim, yemekte yemiştin, suda içmiştin ama yapmadın. En güzelide; yatmadan önce tuvalete gidince klozetin suyuyla oynamak istedin, izin verdim açtın suyu. Hadi dedim sende buraya otur, su çişini yapıyor buraya, anne babada buraya çişini yapıyor, sende yap. Klozet adaptörünü hazırladım, senide üzerine oturttum, çok hoşuna gitti. İlk defa oturdun klozete, orasına burasına baktın, elledin klozeti ve mutlu oldun 'büyüdüm' dedin. Ama çişin gelmedi ve kalktın. Büyüdün bebeğim gerçekten büyüdün, kabullendin çiş olayını ve bugün bana göre çok büyük adımlar attın. Ama süremiz çok kısıtlı, kaldı 4 gün. 1haftam daha olsa diyorum, kesin bitecek bu iş, kesin...
*Yatarken yine bezini bağladım. Yarına Allah kerim :)