12 Ocak 2012 Perşembe

Kartopu Oynayamıyacak mıyız???

     Nerdeyse 2 haftadır kar yağmasını bekliyoruz evin minik kuşuyla, geçenlerde yağan kar püfff diye uçup gitti, tutmadıki kızıma kar topu oynamayı, kardanadam yapmayı göstereyim...Neyseki salı günü sabah karla uyandık, Etlik te pek tutmuyor ama bu sefer daha iyi bir kar yağdı, akşam eve gittiğimizde kuzu hevesle 'kardanadam topu' oynamak istediğini söyledi, yemekten sonra bahçeye çıktık ama sadece arabamızın üzerindeki karla yetindik. Ellerimiz soğuktan donana kadar oynadık, saklandık, gülüştük... fotolar berbat çıkmış ama hiç olmamasından iyidir diye alttakini bloga eklemek istedim.

11 Ocak 2012 Çarşamba

7 Ocak Nurturia Kıpraşması

     İnanılmaz keyifli bir cumartesiydi, sabah saatlerinde Brunch yaptık Nurti arkadaşlarımla, çoook uzaklardan geldiler sağolsunlar, Ankara grubu full çekti, Antalya, İzmir ve İstanbul dan kıymetli arkadaşlarımız geldi.
      Ayaklarına sağlık, çok mutlu oldum, yeni tanıştıklarımı çok sevdim, eskilerle ise hasret giderdim. Bruncha kuzumuda götürdüm, oyun odasından çıkaramadım hanımı. Birde oyun ablası koymuşlar Allah tan, ilgilendi tüm çocuklarla, oyun kaçacak diye doğru düzgün kahvaltıda yaptıramadım ama mutlu olunca ruhu doydu nasılsa diye düşündüm :)
     Öğlen uykusu nedeniyle eve geri döndük, kızımla uyuyup yemeğimizi yedik, anneannesine bırakıp tekrar yola düştüm.
     Bu sefer şeker mi şeker güzelmi güzel nurti arkadaşlarımdan Yaprak ın evine davet edildim, yine tatlı muhabbetli saatler geçirdik. Akşam saatinde mekanda buluştuk tüm kızlar, yeni katılanlarla beraber hoş saatler geçirdik, daha müzikli eğlenceli yer görelim diye, ordanda ayrılıp Gop ta güzel bir mekan seçtik kendimize, iyiki gitmişiz, hem içtik hem eğlendik :)
     Ertesi gün kuzum ve aşkımla alışverişe yürüyerek gidelim dedik, hafif çiseli bir hava eşliğinde mis gibi ot kokusunu çektik içimize. kuzu pusetinde hemencecik uyuyakaldı, uyku saatiydi aslında ama parkı, dışardaki canlılığı görünce uyumak istemez sanmıştım. Bizde rahat rahat yürüdük AVM ye kadar, alıcaklarımızı alıp döndük, nerdeyse kapının önüne geldiğimizde, kuzu uyandı, ben bu parkı istemem, gemili parkı isterim diye tutturdu ama gitmedik tabi o yorgunlukla.

Kreşe Yolculuk

     burun akıntısı hafiften devam ediyor ama şükür henüz ilerlemedi. Bir haftadır ara sıra 'kreşe gitmek istemiyorum, tatile ne zaman gidicez?' gibi sözler ve sorular şeklinde kendileri. Fazla üzerinde durmadan kısa sözlerle geçiştiriyorum, tabi içinde kandırmaca yok bu sözlerin. Allah tan fazla ısrar etmiyor. İçin için korkuyorum aslında, başlarda kreşe kolay alışmasından sonra, yeni yeni mi tepki vermeye başladı acaba?
     Sabahları bizi pek zorlamıyor ama akşamları yavrumu geç yatırıyoruz, saat 11 i buluyor genelde, sonuç olarakta sabah, nerdeyse uyku halindeyken giydirir oldum, sonra kucaklayıp mutfak masasına götürüyorum, babası ballı sütünü içiriyor, ayakkabılarını ve kabanını giydiriyor, aşkım arabayı ısıtmaya gidince, kuzu da beni bekliyor dış kapının önünde. Bizde toparlanıp arabaya biniyoruz, kuzucum bir süre şarkılar söylüyor, sonra mayışıp babasının omzuna başını dayıyor kedi gibi, öylece beni bırakıyorlar. Önce babasını öpüyorum, kuzu hemen atlıyor 'bana hok mu öpücük, benide öööp' diye, ikisinede veda ediyorum hergün.
      Akşam yine babası alıyor kuzumu kreşten ve beraber beni almaya geliyorlar. Tam tamına 2 ay 11 gün oldu kreşe başlayalı ve hemen hergün arabaya binerken kuzuyu arka tarafta, koltuğun altına saklanmış görüyorum :)
     İçeri giriyorum selam faslından sonra aşkım 'kuzu yok bugün' diyor. Bende 'yaaa ben kızımı isterim, hadi gidip alalım' kuzuuu diye ağlamaklı sesle söyleniyorum. Bu arada miniğimden kıkır kıkır sesler geliyor, sonra ben 'aaaa ama sesini duyduuum, yoksaaaa minik prensesim burdamı,beni kandırdııın' diyorum aşkıma veee pıtırcık 'ta taaaam' diyerek çıkıyor ortaya 'ben burdayııım' diyor ve kahkahalar atıyor. Ama bu hergün devam ediyor. aşkım biraz sıkıldı bu işten ama ben kızım istedikçe devam ettirmeye kararlıyım :)))

4 Ocak 2012 Çarşamba

Vız Vız Kuzu

     Dün akşam beni işyerinden almaya geldiklerinde başladı kuzu vızlamaya...Tüm yol boyunca vızlayacak, itiraz edecek birşey buldu. Alttan aldım hep. aşkım 'ben kreşten aldığımda hiçbirşeyi yoktu, güle oynaya geldik yanına, hep sana yapıyor bunu' dedi. Haklı biliyorum ama tüm çocuklar öyle değilmi ki, hepsi annelerine nazlanmazlar mı?
      biraz sakinleştirmek için, yemekten sonra oyuncak süpürgesine pil almaya gideceğimizin ve bozuk scoter ını tamir ettireceğimizin sözünü vermek zorunda kaldım, biraz avundu ama yine vızladı durdu. Hafta sonundan buyana burnu akmaya başladı, hapşurukta cabası...belli oldu yine grip yollu hanım. Eve giderken eczaneden petitus aldık, sabah akşam veririz diye, tabi banada aferin tablet, çünkü bende grip yolluyum ve dün tüm gün boyunca, limon bal karışımı yapıp içtim.
     Anneannesi aradı yolda, bize ve kuzuya yemek yapmış, ona uğrayıp aldık. Hasta haliyle kalkıp bize yemek pişirmiş, Allah razı olsun, binlerce tşk etsem az gelir, Allahım sağlık versin, huzur versin anacığıma.
     Bu arada şohbenimiz arızalanmış yine, tamirciyi aradık, her yıl bu zamanlar arızalanır zaten. Gerçi heryıl şohben yada kombinin bakımdan geçmesi gerekliliğini, ancak bozulunca hatırlıyoruz. Neyse geldi yaptı tamirci. Hafta sonu kuzu ile banyoda kalakalmıştık soğukta...ısıtıcıyla su ısıtıp kova ve maşrapa ile yıkanmıştık mecburen eski usül...
     Yemek yenir yenmez hazırlanıp çıktık söz verdiğimiz üzere. Oyuncakçıda epeyce oyalandı kuzum, scoter ı tamir olamıyormuş, parçası eksikmiş, bekliycez bakalım, pilleri aldık...Pepe ve diğerlerinin oyuncak bebekleri gelmiş bizim oyuncak dükkanına, sordum hemen ne kadar diye; 35TL. demez mi? Ama dedim, ikisini 50TL.ye almış arkadaşlar...onlara gelişi pahalıymış...almadım tabiki, zaten kuzu da ilgilenmedi bebeklerle çok şaşırdım...Aferin kuzuma :)))
     Bozuk scoter ile yollarda sörf yaparak döndük eve..bizde kuzu da hava almış olduk. Hanfendinin morali düzelmiş oldu böylece, eve gelince oyun, şarkı türkü kıyamet gitt, hatta videosunu çektim şarkı söylerken :)
Not: Çektiğim fotolarını görmek istedi, baktı ve 'anne benim saçlarım kahvelengili ama burda sarı bigi olmuş' deyiverdi :)))

2 Ocak 2012 Pazartesi

Yeni Yıl 2012

       Koca bir yılı daha devirdik hayırlısıyla. Kızım büyüyor, biz yaşlanıyoruz, dolayısıyla hem seviniyor hemde üzülüyorum. 2011  bana göre zor bir yıldı, aynı zamanda da pek çok zorluğu aştığımız bir yıldı, özelliklede kuzu açısından.
N:
-Normal insanlar gibi pütürlü yemek yemeye başladı,
-Gece sütünü bırakıp, sabah akşam 1 er bardak süt içmeye başladı,
-Kusması bitti,
-Çiş-kaka olayı çözüldü,
-Çatır çatır konuşmaya başladı,
-Kreşe başladı
Maşallaaaah...
-Düzelmeyen tek bebeklik alışkanlığı, gece benimle uyumaya devam etmesi, umarım onuda bu sene aşacak İnşallaaah...
     Bizim açımızdan pek bir değişiklik olmadı, aynı evde ve aynı işte devam ediyoruz, tabi buna binlerce şükrediyoruz ama bu yıl lojmandaki son yılımız ve önümüzde ne var bilmiyoruz. Herhalde açıkta kalmayız diye düşünüyoruz, bakalım...Ayrıca milli piyangodan hiçbirşey çıkmadı, çok hayaller kurmuştuk (her yılbaşında olduğu gibi) ama yine boş çıktı. Hayırlısı olsun...
     Bu yılbaşını annem ve babamla beraber bizde geçirme planı yapmıştık ama anneciğim hasta olunca, planlar yattı. aşkım bize güzel bir sofra hazırladı, bende balıkları pişirdim, soframızda ne varsa(aslan sütü hariç), aynılarından annemlere yolladım. Bizde kuzu ile başbaşa yeni yıl kutladık :) aşklarım a ve bana sürpriz hediye almış, özellikle kuzum çok sevindi, öyle bir çığlık attıki hediyesini görünce, inanılmaz bir manzara çıktı ortaya :))) Babası kuzuma çocuklar için olandan, makyaj malzemesi almış, bütün bir gece ve hala, heryerini boyadı, boyuyor. Hatta bebeğini dahi boyamış.
Kuzucum balıkı çok seviyor iyiki, çünkü bizde balık sever bir aileyiz.
İlk defa yeni yılın ilk saatlerini yaşamadan uyuduk, ben 1,5 duble rakıyla nakavt oldum, TV.de kendimize göre bişey pek bulamadık, kızımla biraz dans ettik, şarkılar söyledik, yemeği de yiyince uyku bastırdı, sanırım 11 i geçiyordu saat uyumaya gittiğimizde. Her yıl aman, uyurken otururken girmeyelim yeni yıla diye yırtındıkta ne oldu :)))
     Ertesi gün, sabah (akşam masayı olduğu gibi bırakmıştık) uyandığımda; 'anne muftaktan sesler geliyor' deyince, sanırım kuzu kahvaltı hazırlıyor diye düşündüm, kalktığımda baktımki tatlım masayı toplamış, makineye dizmişti bulaşıkları ve 'hadi kahvaltıyı dışarda yapalım' dedi. Bayıldım doğrusu, apar topar hazırlanıp çıktık, İncek mi? Söğütlü Bahçe mi? Çukurambar mı? yoksa Çıtır Simit mi? diye diye gittik ve Söğütlü Bahçe de karar kıldık, gittik ki kapı duvar, kapanmış sanırım...
Yol bizi Ümitköy e götürdü, arada derede bir kahvaltı mekanı yakaladık, çokta memnun kaldık, kuzucum öyle güzel yedi ki inanamadık, sanırım hep hafta sonları brunch yapıcaz, sırf kuzumuz böyle yesin diye. Biz kahvaltı mekanı ararken kar yağmaya başlamıştı, çıkarken kuzuya kara dokunmasını söyledim, baya lapa lapa yağıyordu, arabamız karla kaplanmıştı, çok mutlu olduk, eve dönmek istemedik, Armada ya uğradık, kuzuya uyutup biletlerimize baktık, mağazaları dolandık, kuzu Remzi kitapevinde istisnasız 1,5 saat oyalandı, bir ikide kitap aldık kuzuma, çalışma kitabı ve hikaye.

29 Aralık 2011 Perşembe

38 AY BİTTİ

     Hastalık falan yok artık evimizde şükürler olsun,atlattık ailece kötü ve hastalıklı günleri. 26 Aralık Pazartesi kreşe başladı. Aslında bu kadar ara verince endişelenmiştim, kreşe gitmek istemez diye ama öyle olmadı, sağolsun kızım sevinerek ve özleyerek gitti kreşe. Hatta hasta olduğu günlerde genellikle sordu durdu kreşi, bende öğretmenlerinle konuşuyorum hergün, seni çok özlemişler, seni soruyorlar diye avuttum kızımı. Bazen istemediğinide söyledi, anneannesiyle kalıcakmış evde ama bu çok hastayken dile getirdikleriydi.
     2.gün sabah biraz huzursuz uyanınca, benden ayrılırken vızıkladı ama o sayılmaz. ayrıca dün gece 12 de yatabildik, böyle oluncada sabah uyanmak istemedi ve bana 'anne sen işe gitmee' dedi. Uykusu vardı kuzumun, birdaha bu kadar geç yatırmıycam kuzumu, kahrolsun ''Muhteşem Yüzyıl''. Tamam tamam kızmayın, kuzuyu yatırmak için yanında uzanmam gerekiyor, diziyi kaçırmamak için ağırdan aldım, birdaha olmaz...
     Bu aralar jelibon yemek kuzunun en büyük zevki oldu malesef. Annem kuzu hastayken ona hep jelibon almış, gerçi ara sıra bizde alıyorduk ama işte şimdilerde fazlaca istiyor. Yemeklerden sonrası için sözünü alıyor benden jelibonun ve bende tamam diyorum, yemeğin bitsin vericem. Yanlış elbet ama çay tabağına 4-5 adet koyuyorum, gidiyor odasına yastığı arkasına koyup, çizgi film izlerken yiyor, gelip tşk ediyor gelip birde. En sevdiğin yiyecek ne deseler bizim küçük hanıma; jelibon ve ayran diyecektir eminim. Ayranıda aynı derecede seviyor ve ödül aracı olarak görüyor ikisinide. Biran önce jelibonu unutturmam lazım. kuzu hastayken annemin stok yaptığı jelibonlar dün akşam son buldu.
         Akşam yine beraber poğoça yaptık, bu seferinde kuzuda yanımızda kaldı ve bizi izledi. kuzu, Simbaç(sincap), Hıldız(yıldız), kalp, ayıcık ve huvalak(yuvarlak) şeklinde yaptı poğoçalarını, sonrasında onları yemedi ama bir poğaçanın ucunundan azıcık yedi ıhlamur çayıyla beraber.
     Kreşten gelen son durum çizelgeleri bizi sevindirmeye başladı. Hastalık sonrası kreşe dönüşünde daha iyi yemeye başladı yemeklerini ve akşamlarıda eskisi kadar aç gelmez oldu eve. Bende biraz çorba yada pilav tavuk...evde ne varsa...pek doyumluk oluyor...yediriyorum kızıma... sonrasında 4-5 jelibon yiyor. Sonra ya evdeki sebzelerden bişeyler yediriyorum...doyumluk değil,yanında ayran yada portakal suyu, yada kek-poğaça ve portakal suyu ama hepsinden az az yiyor. yani bir dilik keki bitiremiyor misal. Yatmadan mutlaka 1 bardak ballı süt içiyor. Malesef doktorunun önerdiği muzlu sütü içiremedim, beğenmedi tadını, azıcık muz katsamda içmedi sütünü. Bunlar akşam için yetiyormu bilemedim...haa birde vitamin şurubu var her akşam içirdiğim...
     Hala 'Y,V,F' harflerini söyleyemiyor, onların yerini 'H' harfi alıyor. Bir kitap aldık hem sesli hem görsel olan harfleri öğreniyorum diye. Baya ilgilendi ve sıklıkla tekrarlıyor, gerçi harfleri erken öğrenmesi doğrumu acaba diye biraz düşünceliyim ama... kitabın birde şarkısı var ve kuzunun çok hoşuna gidiyor. Ayrıca çoğu harfi tanıyor artık, harfleri söylerken yandaki resimle de ilişkilendiriyor; 'Babanın B'si' gibi...
     Kusması tamamen bitti binlerce şükür(grip olduğu ve balgamı atamadığı haller dışında), kurban olduğum Allah ım kimsenin evladına böyle bir sıkıntı vermesin, hatta hiçbir hastalık vermesin, anne babayı evladıyla sınamasın...Amiiin...
     Pütürlü gıda işini tamamen çözdü, sadece çok hızlı yiyemiyor ama buda geçecek zamanla inşallah.
     Konuşma zaten son hız ve bundan bazen şikayet dahi eder olduk :)))
     Geceli gündüzlü çiş kaka olayı tamamdır veee bunların hepsine okuyanlar 41 kere maaşallah desinler :)
     Bende birçok anne-baba gibi yukarda saydıklarımın olması için tam tamına 3 yıl bekledim, ohh diyorum şükürler olsun Allahım :)
  

21 Aralık 2011 Çarşamba

Hamarat Kızım :)

     Akşam kuzum daha iyiceydi, sevindik. Yemeklerinide yedi sayılır ama yemesi için bir rüşvet teklifinde bulundum ve çok etkili oldu;

Ben: 'Ama bak yemeğimizi hemen bitirelim ki, sonrasında beraber poğaça yapabilelim, ben poğaça yaparken yardım edebilirmisin? Tek başıma çok yoruluyoruuum' deyince hemen atladı tabiki :)))
N: 'Tamaaam, anne ben sana hardımat hapabilirim, ne dersin? Şekilli hapabilirmiyim? Meselaaa hıldıııızzz, meselaaa kalppp, bideee huvalaaak'

     Bu şekilde konuşarak 8 adet mini köfte ve bir kaşık pilav mideye indi, yanında da bir bardak ayran :) Söz verdiğim gibi malzemeleri hazırladım hemen ve bunu gören N; "Anneee hazırlamışsıııın, sana hardımat hapabilirmiyiiim?' Hemen kolları sıvadı, yuğurduğum hamurdan şekiller yaptı, tabi kalıplarla ve tepsiye kendi elleriyle dizdi, övünerek ve beğenerek bakındı yaptıklarına :))) Bana poz vermeyide ihmal etmedi :)
     Yumurtamız kalmamıştı, bende poğaçalarımıza biraz susam serptim, oldu bitti. Sonrasında yedimi; sadece ayıcıklı olanının kolunu ısırdı, olsun dedim, nasılsa meyve yedi, taze sıkılmışlardan içti, yemek yedi..vs. kendimi avuttum, bunada şükür :)

-Domames (domates)
-Nüffen (lütfen)

20 Aralık 2011 Salı

Kuzumun İnsancıkları

     Birkaç hafta önce görmüştüm ilk bişeye benzeyen resim çalışmasını, bir çiçek çizmişti ve 'bak anne sana çiçek haptım' demişti :) Küçük bir yuvarlak ve altına bir çizgi şeklinde.
     Pazar günü resim defterini getirdi bize göstermek için, bunları ne ara çizdi hiç bilmiyorum. İlk sayfada ben, babası ve kendi varmış, evet 2 si uzun boylu olmuş, biri küçük, yani kendisi :)))
Ardından diğer sayfayı çevirdi, bunlar kim kızım deyince;'Zemmed duru nun annesi babası ve kucağındaki kardeşiii' deyiverdi, biz şok olduk aşkımla. Nasıl güzel bir tablo çizmiş, en ilgincide Zeynep cime kardeş getirmiş kuzum :) İşte o resimde aşağıda;
Bunlarda diğer şahaserleri;
kuzumun insancıkları uzaylı iti lere benziyor, yukarda iki adet koca gözler...alt tarafta uzuuun bir çizgi ve ayakları top şeklinde :)))

19 Aralık 2011 Pazartesi

3 Dilek Tuttum!

     Cuma günü yazdığım 3 dilekten biri ve en önemlisi tuttu; Kuzum Cuma gecesinide yüksek ateşle geçirdi ama verdiğim ateş düşürücü fitil ile ateşi sonlandı, şimdi klasik grip hastalığı ile boğuşuyor. Cumartesi akşam yinede kontrol için doktoruna gittik kuzumun. Viralmiş dedi, çünkü yüksek ateş sonrası isal oldu ve 3 defada bitti. Bu iyi bişeymiş, öyle dedi doktoru. Çok sevindik sevinmesine ama aldırdığımız soğuk duşlar sayesinde, balgamlı öksürük geri döndü, gözler ve burun akıyor...buna rağmen çok mutluyuz, ateş her anne-babayı olduğu gibi bizide çok korkutuyor, elimiz ayağımıza karışıyor...Şükürler olsun düştü, gerisi kolay nasılsa...
     Hafta sonumuz yine hastalıkla geçti, aşkım 2 haftadır grip zaten, bense Cuma akşamı başlayan kırıklıkla, hafta sonu yatak-döşek oldum, böyle dedimsede inanmayın, oldum ama nerdeee yatmak...kuzu sürekli vızır vızır...epeyce sarsıldık ailece...
     Bu satırları yazarken kuzunun kreş öğretmeni Çiğdem hanım aradı, merak etmiş, ne ayıp ettim valla, ama bugün arıycaktım inanın :((( Geçmiş olsun dedi sağolsun...
     Tüm hafta sonunu hasta ve evde geçirince, pazartesi işe gelmek epey zor geldi ama iş yerinde dinlenmeye geldiğimi Allah biliyor, sizde bilin...

16 Aralık 2011 Cuma

Yüksek Ateş

    
     Akşam eve gittiğimizde kuzu daha iyi görünüyordu ama balgamı gitmiş, kuru bir öksürük gelmişti. Yemekten sonra kontrol için Nurşat hanıma gittik. Ben öksürdüğünü, arada ateşininde çıktığını, gözlerinin 2 gün kadar çapaklandığını ama şimdilerde sadece yaşlandığını anlattım. Muayene etti ama korktuğum gibi değil dedi, başka bir mikrop daha almış dedi, kreşe yolladınız mı dedi, kuzumuza şimdi kan testi yapmak istemediğini, geniz akıntısının durduğunu, kulaktaki matlaşmasının geçtiğini söyledi. Bu durumda 2 gün daha fırsat verip, geçebilir diye beklemeliyiz ve petitusa devam dedi ama ateşinin çıkabileceği ihtimaline karşıda Macrol verdi, cumartesiye kadar bekleyelim, ateş sık tekrarlarsa Macrola başlayın dedi ve göz damlası verdi.
     Güzel güzel geldik evimize, burun tıkanıklığı haricinde sıkıntı yaşamadık, 22:30 civarında yattık, saat 01:30 da uyandı ki...baktım 38,3 ateş...yanıyor resmen, hemen soyup, alnına ıslak bez koydum, Dolven içirdim, ateş düşmeye başlayınca beraber uyuyakalmışız, saat 04:00 sularında baktım yine yanıyor, ateş 38,67... aşkımda geldi başımıza, yine Dolven verdim, üzerini biraz daha soydum, baktım azalıyor  yine uykuya daldı. Sabah hava karanlıkken uyandık yine ateş pek fena değildi, anneme teslim edip bıraktık.

     Ahhh dedik kaç kere akşam nöbetçi eczane bulup alaydım antibiyotiğini başlardık hemen ahhh ahhhh...Sabah annem alıp içirmiş, ateşi düşmüyor diyor...damlasınıda sıkmış, gözleri sel gibi akıyor diyor, uyuyamıyormuşta... öyle sersem gibi yatıyormuş ateşten. Bir akşam olsada gitsek eve, kuzumu duş aldırıp, hafta sonuda baksam, iyileştirsem...
     Antibiyotiğin etkisi 3 günde falan görünürmüş, pazara iyice düzelir inşallah...Bu arada aşkım da grip, benimde boğazım acıyor, hafiften yutkunma zorluğu çekmeye başladım, Allah sonumuzu hayır etsin, topluca pazartesiye iyi oluruz inşallah...