27 Eylül 2019 Cuma

Eylül Bitmeden

Ordu-Perşembe-Uzun Saçlının Yeri
      Henüz çözüm bulamadım blogumun görünürlüğünü kısıtlamak adına. Ancak çokta uzak kalmak istemediğimden ve yazılacaklar, hatıralar birikmeden üstü kapalı paylaşım yapmak istedim :)
     Bu aralar en çok kışlık hazırlığıyla meşgul olduk ailece. Neredeyse her hafta sonu kasa kasa domates, biber geldi eve, erittik yenisi geldi. Şimdi bile ismini anınca midem kalkıyor o kadar yani. Rüyalarıma bile girdiler kırmızı kırmızı :))) İlk başlarda yaptıklarımın bir kısmını çekmiştim ama elim kavanoz, tencere ve sebzeden çıkmaz olunca çekmek aklıma bile gelmedi, çünkü zevkli değil, mecburiyet geliyordu yapım aşaması. Neyse yine de afiyetle yiyelim kışın, Allah olmayanlara da bol bol versin inşallah.



     Okullar açılınca haliyle koşturmaca da başladı. Yeni arayışlar da peşi sıra. 6. sınıfta olan kızımı sadece ders yüküyle başbaşa bırakmamak için bir çare aradık. Hani belki müzik kursu, belki spor olsun dedik. Hangisini isterse diye sorduk. Bula bula Eskrim demesin mi? Ben de az çok biliyorum pahalı bir spor bu. Başka şeyler önerdim voleybol, tekvando, tenis vs. gibi ama ikna olmadı. Sorup araştırınca haklı olduğumu anladım. Eskrim kıyafet ve malzemeleri epey pahalıymış ve öyle alınca uzun süre giyilemiyormuş. Çabuk yıpranıp eğilip kırılıyorlarmış. Neyse anlattım anladı şükür. Şimdi araştırmaya, başka bir spor dalı için iknaya devam ediyorum.
     Okul açılmadan Hızlı Okuma Anlama kursunu araştırıp kaydetmiştim kızımı. Gidenler faydasını epey görmüşler. Yakınlarımın çocuklarından da giden var. Onlarda önerdi. Bu hafta sonu başlayacak kurs. 3 hafta sürecek, epey yoğun bir program olacak. Sizlerden bu konu ile ilgili bilgi ve tecrübesi olanlardan tavsiye rica edeceğim.
     30 Ağustos Zafer Bayramında izinli olduğumdan bu fırsatı değerlendirip, bu özel günde Anıtkabir de duamızı okuyup, minnet borçlu olduğumuz Atamızın ziyaretini yaptık kızımla.




     Kızım yaz tatilinde herhangi bir kursa yada yaz okuluna gitmek istemiyor, böyle olunca evde yanlız kalıyordu. Ben de akşamdan yemeklerini hazırlayıp bırakıyordum. Bir gün yemeklerini yemek yerine kendi kendine yağda yumurta yapmaya kalkmamış mı? Yapmışta yani becermiş bir de bize fotoğrafını atmış :)) Çok beğendiğimi falan yazmıştım ama için için çok korkmuştum tabi. Eve gittiğimde uygun dille anlattım henüz ocak için erken olduğunu. Ama ne tatlıydı kimbilir elinden çıkan ilk yemek...kuzum benim :)

Kızımın ilk omleti
     Eşimin hiç hayvan arkadaşı olmamış küçüklüğünde. Biraz korku, biraz güvensizlik oluşmuş sanırım hayvanlara karşı içinde. Benimse geçmişim hayvanlarla iç içe geçti. Kızımda hep meraklı oldu hayvanlara. Daha küçükken kuş yada balıkla avuttuk ama büyümeye başlayınca onunla vakit geçirebileceği, oyunlar oynayacağı, kucaklayıp sevip onunla uyuyacağı bir arkadaş istedi bizden. Geçen yıllarda sahiplendiğimiz kedimiz evden kaçınca çok üzüldü. İlk başlarda küsse de sonraları başladı kedi yada köpek istemeye. Araştırmalarımız sonucunda bal mı bal bir bebek getirdik evimize. Çok seviyoruz onu. Eşim hiç alışık olmadığı, evde yürürken dahi tedirgin olduğu, yattığında kedimiz odasına girer korkusuyla kapısını kapattığı halde alıştık biz Mia'ya. 1 ay içerisinde eşim bile kedimizi sevip onunla iletişime geçti. Sevgi sözcükleri söylemeye, biraz mesafeli de olsa kafasını okşamaya başladı :)) Biz çok mutlu olduk. Geçenlerde bir fotoğrafını çektim Mia'yı severken eşim. Benim için önemli anlardan birisi. Çocuklarımızı hayvan sevgisiyle daha çok küçük yaşlarda tanıştıralım arkadaşlar, bu çok önemli. Bakın eşim 48 yaşında yeni başardı bağ kurabilmeyi.


Mia'nın nerdeyse koca bir fotoğraf albümü oluştu diyebilirim. Çok tatlı çoook :)




 



                          Ben aşağıdaki güzellikleri gördüm, sizinle de paylaşayım istedim;


 



 
 








 
 



















Çal Mağarası






Kara Lastiğimiz Çiçeklenmiş :)



Isırgan Otu




Beşikdüzü Teleferik

Vakfıkebir Sokakları



     

2 Eylül 2019 Pazartesi

S.O.S

     Selaaam, ben geldim. Epey ara verdim mecburiyetten ama burada olduğum için çok mutluyum. Çok özlemişim hepinizi. Öncelikle yorumlarımı cevapladım ve birazdan takip ettiğim tüm arkadaşlarımı kapı kapı gezinmeye başlayacağım. İyisinizdir inşallah yokluğumda :) Yeni post yazacaktım ama bununla ilgili bir sorum olacak bilenlere.
     Zamanında kendi ismimle aldığım email adresimle açtım bu blogu. 11 yılı geçti. Bazı yıllarda beni zor duruma düşürdü bu durum. Blog yazarken insan bir rahatlamak, fikir sormak, soru sormak yada yaptıklarını, gezdiklerini anlatmak istiyor haliyle ama bunu bazen yakın çevresinin görmesini istemiyor. Ben de aynı durumdayım. Şimdi benim isim-soy ismimi google'a giren kişi karşısında blogumu buluveriyor haliyle. Üstelik tüm fotoğraflarımı da görüyor. Bu yakın aileden tutunda, işyeri patronuma kadar özel yaşamımdan haberdar olmaları demek oluyor.
     Şimdi ben bunu nasıl çözebilirim, neyi nasıl değiştirmeliyim? Bana yardımcı olabilecek arkadaşlarıma şimdiden müteşekkir olacağım :) Bu arada bilgisyar ayarları konusunda pek başarılı olmadığımıda belirtmek isterim. Bana yardım edecek arkadaşın yol gösteriş biçiminin; anneye anlatır gibi olması gerekiyor. Lütfen yardım edin :) Sevgilerimle :)

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Ters Düz, Selvi & Turna

     Araya bayram tatili girmeden okuduğum iki kitabı girmek istedim buraya.
     Ne yalan söyleyeyim ilk olarak dikkatimi hemşehrim oluşu çekmişti ve bu kadar genç yaşta yazıyor oluşu beni mutlu etmişti. Kitabına destek olmak isteyip sipariş vermiştim. Bir nedeni de yine kitabın konusunun K. Deniz de geçiyor oluşuydu. Memleket özlemi işte naparsınız :)
     Okumaya başladığım ilk andan itibaren sardı kitap. Sade ve akıcı bir dili var. Konusu merak uyandırıcı. Devamı Sonbahar'da gelecekmiş, merakla bekliyorum.
     Mert Ofluoğlu bloger arkadaşlarımızdan. Kafa Dergi adında bir blogu var. Bir dergide Yazı İşleri Müdürü. Kitabı Ters Düz'ü tavsiye ediyorum :)


      Samet Şen'i bloger arkadaşlarımdan duyup araştırdım ve nedense Selvi & Turna isimli kitabını almak istedim. Birkaç saatte okuyup bitirileceklerden. Birbirlerini otobüs yolculuğunda tanıyan biri genç, diğeri orta yaşlarda iki kadının birbirlerine hayat hikayelerini anlatmalarını içeriyor. Çerezlik kitaplardan.


Şimdiden iyi bayramlar diliyorum herkese, mutlu ve de sağlıklı :)

2 Ağustos 2019 Cuma

Yaz Bitmesin

      Yaz ayları tam başladı derken bir yağmur bir fırtına diye diye bitirdik Temmuz'u. Hadi hakkını yemeyeyim 3.haftasında düzeldi. Geldik Ağustos'a...eee bitti yani Ankara da yaz. Ben doyamıyorum güzel havalara ama hemen bitiveriyor çok üzülüyorum. İnsan hergün birşeyler yapmak istiyor, gezmek, denize girmek, bol sohbet...ev ve iş dışında her yerde olmak istiyor. Blogları hep takip ediyorum ama bir türlü post giremedim buraya. Bari haftanın son günü gireyim halimi anlatayım dedim :))
      Evde Mia ile eğlenceli geçiyor günlerimiz. Tamamen iyileşti, evimizin ferdi oldu kendisi. Çok sevimli, şefkat arayan, sevilmek için etrafımızda dolanan bir kedi Mia. Ufacık bir ses olsa ürküyor. Henüz geçmişteki korkularını atamadı ama bize çok alıştı, biz de ona.
   


          Sevimli Hemstır ımız Çiko ile Mia nın ilişkisi çok ilginç. İkisi de birbirlerinden korkmaları gerektiğini bilmiyorlar, yani sanırım böyle bir korku öğretilmemiş onlara :)) Mia gidip Çiko nun yanına kıvrılıp uyuyor, Çiko da hiç umursamadan uyukluyor yanıbaşında :))


     Geçen haftalarda peşpeşe düğün dernek dolaştık. Ne çok ihtiyacım varmış oynamaya, sahneden inmedim, bol bol göbek attım :)) Ay evlenin evleninde bize de eğlence lazım dedim :)
     Kızım yüzme kursuna gidiyor 1 aydır. Yüzebiliyor aslında ama stil öğrenip doğru yüzsün istedik oldu :) Kendi de memnun bu durumdan biz de :) Yüzme kursunu internet araştırmalarım sonunda buldum. Çok memnun kaldık Cenk Tunç hocadan. İsteyen arayan varsa 3 yaşında da 70 yaşında da öğrencisi var ve çok çabuk yol alıyorsunuz derste. Böyle diyorum çünkü ilk derse ben de katıldım. Yıllardır yüzerim ama doğaçlama hareketler yaparım. Hoca bana 1-2 hareket söyledi, baktı hemen yapabiliyorum. Dedi ki; Sizin yüzme öğrenmeye değil, ne yapacağınızı söylenmesine ihtiyacınız varmış :)) Çok hoşuma gitti bu ama gerçekten çok doğru kelimelerle ifade ediyor nasıl yapacağımızı anlatıyor. Yapamamak mümkün değil bence. Kendisine ulaştığım sitede başka hizmetlerde var, bir bakın isterseniz. Armut burdan inceleyebilirsiniz.


     Hava güzel olunca hafta sonları havuz başılar, piknikçilik falan yaptık arkadaşlarla. Yaz bitme lütfeeen :)
   

      Hiç kitap okumadın mı derseniz maalesef sadece 2 kitap okuyabildim Temmuz ayında, onları da başka postta anlatırım, sevgiler :)


4 Temmuz 2019 Perşembe

Ali Osman AKTAŞ- Hata Bende mi?

       Son postu yazdığımın akşamı daha fazla dayanamayıp doooğru veterinerde aldık soluğu. 8 gün olmuş ve Miya da (Kızım ismini değiştirdi kedimizin. İçine sinmemiş Cimilli Venüs.) bir ilerleme olmamıştı. Veteriner Küçükesat ta olunca gidip gelmekte zor olmuştu bizim için. Çıkışını yapıp kendi muhitimizde bir yere götürdük.
     Bir güzel muayenesi yapıldı. Corona Virüs+ parazit testleri yapıldı. Kedi gribi olmuş, bir miktar parazit çıktı testte. Yatırmalarına gerek olmadığını, 4 gün kadar serum ve ilaç tedavisi için getirip götürmemiz gerektiğini söyledi veteriner. Çok sevindik, kızımızı alıp evimize götürdük. Eldiven, maske, göz damlası, vitaminli yaş ve kuru mama, tarak vs. aldık oradan. Küçük tuvaleti kapatıp Miya ya yuva yaptık ishali geçene kadar. Düne kadar ishal tam gaz devamdı. Gözler iyileşmeye başladı. Yavrucak kuma tuvalet yapmayı dahi bilmiyordu, yeni öğrendi ama henüz üstünü kapatmayı bilmiyor, bu nedenle de her yeri pisleniyor. Bakalım bu işi ne yapacağız. Her gün göz damlası damlatıyorum. Tuvaletini ve etrafını temizliyorum. Bakımı kolay değil ama iyileştiğini görmek sevindiriyor bizi. Tüy döküyor felaket. Günde 2 kere tarıyorum, hiç sesi çıkmıyor maşallah. Sanırım hoşuna gidiyor. Önceki gün veteriner eşime, sevgiye ihtiyacı olduğunu, okşayıp ilgilenmemizi söylemiş. Şimdilik eldivenle sevsekte, okşadığımızda sürtünmesini, daha da yaklaşıp sevgi istediğini görmek üzüyor bizi. Sevgi görmemiş yada çok aç kalmış demek ki. Şimdilerde işimiz gücümüz Miya :) Bir iyileşse, şöyle odalarda yanımızda mırıl mırıl gezse diye beklemedeyiz. Dualarınız çok işe yaradı teşekkür ederiz :)


  Amca oğlum, abim Ali Osman Aktaş'ın yeni romanı Hata Bende mi? çıkmıştı aylar önce. Elimdekileri tüketip kitabunı alabilmek ancak kısmet oldu. Alır almaz başladım okumaya, 2 günde bitirmişim. Konu aşk olunca daha bir merakla okumuşum :)) Daha önce arkadaşıyla ortak yazdığı kitabı Bordo Bereli'yi gerçekten çok beğenerek okumuştum. Aynı istekle aldım elime. Ankara da geçen üniversite aşkı, ayrılışı, acı dolu yıllar sonrası çok daha acı bir karşılaşma şeklinde geçiyor roman. Sade bir dili var, okuması kolay. Eski aşkları bilenlere ahhh ah dedirtecek biçimde yaşanmış yıllar var içinde. Eline emeğine sağlık Ali abimin :) Yeni romanı da sanırım yolda, beklemedeyim.

******
      Bu aralar yine bir planlar peşindeyim. Zaman bulup gezmeden bir hafta sonu yaratırsak kendimize, mutfak dolaplarını kendimiz boyayalım diye düşünüyoruz. Ön araştırmayı yapıp alınacaklar listemiz oluşturdum. Geriye sadece almak ve zaman yaratmak kaldı. Bir Cuma akşamından başlayıp, Pazar akşamında biter diye tahmin ediyorum. En azından örnekler öyle olduğunu söylüyor. Su bazlı boya çabuk kuruyormuş. Sadece astar atıp bir gece bekletirsek, gerisi 3-4 saatte bir yaklaşık 3-4 kat boya atınca halloluyormuşmuş... :)) İnşallah elimizde patlayıp rezil etmeyiz dolapları. Çünkü yeni dolap yaptırmaya ödenek ayırmak gibi bir niyetimiz yok.
Bir de mutfak dolapları fayans olunca, onu da araştırdım. O da astarla boya tutuyormuş. Du bakalım, dolap sonrası el atmayı düşündüğüm işlerden kendileri.  Şimdiki renkler iç karartıcı, mutfakta zaman geçirip üretmeyi seviyorum ama içim kararıyor,zevk vermiyor bizim mutfak. Set ve dolap arası içinde Folyo Sepeti diye bir siteden almayı düşündüğüm yapışkanlı, suya dayanıklı duvar kağıtlarını uygun gördüm. Hayırlısı :)

28 Haziran 2019 Cuma

Scottish Fold


Seçim sonuçları açıklanırken sevincimiz...

         İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimini büyük bir merakla izledik 23 Haziran akşamı. Ekrem İmamoğlu'nun sonuçlar sonrası konuşmasını izlerken o kadar çok alkışlayıp bağarmışım ki, ertesi gün kollarım hamlamış, sesim kısılmıştı. Hayırlı olsun hepimiz için :)



       Bizim evde kış hazırlıkları başladı bile. Yaparken zorlansak bile, şöyle bitmiş halde kilere yerleştirirken kavanozlarımızı zevkten dört köşe oluyoruz. Bekarken her sene annemin evinde böyle hummalı çalışmalar olurdu. Ev batıyor, etraf kaynamış sebze kokuyor diye hiç hoşlanmazdım böyle günlerden, söylenir dururdum. Daha büyüyünce bilinçlenmeye başlayınca, bu hazırlıkların bulunmaz nimet olduğunu, annemin ne zorluklarla kış hazırlığı yaptığını anladım. Üstelik eskiden aileler daha kalabalık olduğundan, şimdiki gibi 5-10 kg. değil, 30-40 kiloluk belki daha fazla yapılırdı. Vah anacığım vah diyorum kendim 3-5 kavanoz hazırlarken.



     Geçtiğimiz hafta sonu yeşilliklere açılalım dedik arkadaşlarla. Hava mis şimdilerde. Gerçi erkekler sıcaklardan şikayetçi ama ben bu kadar uzun bir kıştan çıkınca söz verdim kendime, asla sıcaktan yakınmak yok diye :)) Bu arada hala evde yorgan kullanıyorum ben. Belki Temmuz'da alırım pikemi üzerime. Çalıştığım birimde gençten bir arkadaş vardı. Sürekli klimayı açıp bizi dondurunca erkekler, hep şikayet eder dururdum. Köşe kapmaca oynardık, erkekler açar, biz kapardık gizlice :)) Birgün 'abla sen cehennemde çok rahat edeceksin' demez mi? :))) Ateşli ortam ya :)))


Cimilli Venüs

Yukarıdaki bizim yeni kedimiz oluyor. Cimilli ismini eşim, Venüs'ü kızım koydu.  Kedimiz diyorum ama evde yarım saat kadar ancak misafir edebildik kendisini. İnternette kedi sahiplendirmek isteyenleri ararken bulduk bu güzel hanımı. Hemen görüşmeleri başlattık ve geçen Cuma akşamı gittik aldık sahibinden. Görseniz korkardınız halini. Pislik içinde her yeri, gözleri akıyordu. Sahibi elimize vermeden taşıma çantamıza koyuverdi. Bu aralar ilgilenememişmiş kediyle. Ne ilgilenememesi, resmen kaderine terketmiş bu kuzuyu. Biz alıp eve koştuk hayatını kurtardık diye de sahibine birşey demeden kaçtık.
      Arabada öyle kötü bir koku oluştu ki sormayın. Eve gidip yemek yer yemez çantadan çıkarmadan veterinere koştuk akşamın köründe. Veteriner çok zor şartlarda yaşamış dedi ve mikrop almış, gözleri akmış, ishal olmuş dedi. Yatırdık mecburen kliniğe. 1 hafta kadar kalacak bakacağız dedi. Bu gün 8.gün ve halen ishali düzelmemiş Cimilli Venüs'ün. Serum verilmeye antibiyortik tedavisine devam ediyorlar. Kızım hergün dualar ediyor başka bir hastalığı olmasın diye. Corona Virüsü tetkiki yapacaklar ve sonuç pozitifse bu hiç iyi değilmiş, Fib türüne geçtiyse hiç hiç iyi değilmiş. İyi olsun diye dua ediyoruz. Nasıl uysal nasıl sevgi dolu bir kedi. Veteriner muayene ederken çok sevdi onu. Biz de ilk hareketlerini orada gördük. 



27 Haziran 2019 Perşembe

Deep Tone - Yani!




     Sevgili Deep Tone'nin 'Yani' kitabını zevkle okudum. Yine kendi gibi içaçıcı bir kitap yazmış. Deep'in varlığını hep hissettim okurken. 3 ayrı genç kızın hikayesini anlatmış ama ben en çok Çağla ve Simay'a yakın hissettim kendimi. Gece, yanlızlığı ve eve kapanmayı daha çok seviyor. Diğerleri daha dışa dönük yaşıyor. Hikayelerini okuyunca sizlerde seveceksiniz eminim :) 
     Emeğine kalemine sağlık Deep :) Diğer kitaplarını okumayı iple çekiyorum. Biraz önce Sade ve Derin, Frambuaz'lı Hayat kitaplarını sipariş etmek istedim ama tükenmiş bulamadım her zaman aldığım sitelerde. (BKM Kitap - Kitapyurdu)

                                                             *******************

   




21 Haziran 2019 Cuma

Ramazan Bayramı Tatili-3- İzmir - Seferihisar (Sığacık)

     Bodrum'dan yola çıktık aynı akşam, 3,5 saat sonra İzmir'deydik. K.peder, K.valide bizi bahçede karşıladılar. Sevinçle kucaklaşıp sohbet, çay faslı yaptık. Tüm Türkiye gibi İznir'de tam ısınmamış bu yıl. Akşam klimasız uyuyabildik. Ertesi sabah Çeşme'de akraba ziyareti yaptık hep beraber. Hayalimdeki emeklilik evini almışlar deniz kenarında. Kocaman bahçeleri, köpekleri vardı, maşallah tabi ama Allah her isteyene nasip etsin. O kadarına gücümüz yetmese de daha küçüğüne razıyız dedik eşimle :)
Sığacık
 


 
 

Enginar çiçeği böyleymiş, nasıl hoş yaa :) Al vazoya koy resmen :)

İzmir-Gaziemir'de gördüm arabayla geçerken. İzmir'in farkı dedim :)


Mini labiret oyunu yapmışlardı Özdilek'te. Ayıcığı bulan kazanıyor.
        Çeşme'den çıkışta Seferihisar Sığacık'a gittik hep beraber. Tabi ben yine gitmeden dersimi çalışmıştım rotayı belirlemiştim. Aklımda bir de Karaburun vardı ama epey uzak olur diye Sığacık'ı seçtim. Sakin Şehir ünvanı almış bir ilçe burası. Çok şirin, henüz tam talan edilmemiş. Halen evler makul fiyatlarda. Çarşısı pazarı çok şirin. Kaleiçinde mini dükkanlar, fotoğraf çekilesi alanlar yaratmışlar. Çok büyük bir marinası var ve inanılmaz fazla demir atmış tekne vs. dolu. Esnaflara sorduk. Epey faydası vardır buraya lüx teknelerden inenlerin diye. Yok dediler, onlar sadece demir atmak için gelirlermiş ve alışverişini önceden yaparlarmış. Sığacık' a pek çıkmazlarmış. Haklı olduklarını marinadaki lüx mağazaların kapanmış olduklarından anladık. Dükkanlar boşaltılmış, kepenk kapatmış. Gezerken akşamı ettik burada. Eşim bu tarafta böyle güzel bir yer olduğu hiç aklıma gelmezdi dedi, iyiki araştırmacı gazeteci bir eşim var deyip durdu :))
     Sonraki gün İnciraltı'nda yemeğe götürdüler bizi. Evden biraz erken çıkıp Özdilek AVM'yi gezdik. Havlular, bornozlar, giyim giyecek :)) Bu Özdilek AVM yi pek sevemedim ben. Belki de Ankara AVM'leriyle kıyaslıyorum . Canımız çıkınca gezmekten deniz kenarına attık kendimizi. İnsanın ayrılası gelmiyor denizden, ufkunun açık olmasından, insanların daha relaks oluşundan...
     Gittiğimiz mekanda canlı müzik vardı. Yıllardır oynamamışlar gibi tepindim, döktürdüm. Son akşamımız diye sonuna kadar zevkini çıkardım oraların :)) Gece yarısından sonra yine Kül Kedisi oldum :((

     Ertesi sabah kahvaltı sonrası yola çıktık. İstikamet Ankara diye hepimizin suratı 5 karış. Eşim birşeyler mırıldanıyor. Dedim aklında birşey var bunun ama diyemiyor. Sakladığı baklayı çıkarınca anladım. Tatil yetmemiş. Hadi diyor İzmir'den basalım Trabzon' a gidelim :)) Ya dedim benim izin almam gerek, kızımızın okulda son haftası, arkadaşlarıyla parti tadında bir son hafta geçirecek vs. En son ikna ettim eve gidelim üst baş alalım. Malum Ege kıyafeti ile K.Deniz kıyafeti aynı değil. Pazartesi izin yazdırayım, kızımda arkadaşlarıyla vedalaşsın. Pazartesi akşam çıkalım yola diye kararlaştırdık.
      Eve gelir gelmez çantaları boşalt ayır vs. vazgeçtik iyi mi? :))) Ben size dedim diyor eşim, gidelim dediğimde çıksaydık yola vazgeçmezdiniz :)))
      Bir bayram havası daha son buldu, şimdilerde aklımız hep Trabzon'da bakalım :)