Mia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2020 Salı

Ne Tatili?

     Tatil bitti ama biz ailece tatili yaşayamadık tabi. Kızımın ödevleri bitmek bilmedi. Hatta Pazar akşamı dahi son kalan bir iki ödevini tamamladı diyebilirim. Cumartesi anne kız günü yapalım diye çıktık, yemek alışveriş yapıp döndük eve. Neyse ki Pazar günü sabah kahvaltıya gittik üç aile ve kızımın arkadaşıyla. Sonrasında da Eltilerin Savaşı adlı komedi filmine girip kahkahalarla çıktık. Hafta sonu tatili gibi oldu koca 15 tatil.

     Allah can sağlığı versin tabi. 17 Ocak akşamı eve mutlulukla girmiştim, mutfak dolaplarını boyama, kızımla vakit geçirme vs. diyerekten de Perşembe ye kadar izin almıştım iş yerinden. Pazartesi akşamına kadar 3 gün boya ve temizlik ile uğraştım. Tam hadi bitti bitecek derken Salı günü annem ağlayarak beni aradı; 'gel beni hazırla dayını kaybettik' diyerek. Dünya başıma yıkıldı tabi. Annemler 8 kardeşler, ölen dayım en küçükleri. Üstelik ani bir ölüm. Öncesinde bir hastalık vs. yok. Nereye gideceğiz, dayım Yalova da oturuyor ama memleket Trabzon, hangisine defnedilecek vs. derken aramadığımız kalmadı. İki ayak bir pabuçta :( Yalova da definedilecek haberi aldık hazırlanırken. Sanırım 1 saat içinde sırt çantamı hazırlayıp anneme geçtik. Kızımı götürmek istemedim oralarda mahvolur diye. Annem ve biz 4 kardeş birde yeğenimle düştük yollara.

     Ailesi perişan, eşi ve 3 kızı gözü yaşlı. Sadece 2 gün grip olmuş, 2. günün gecesi ağırlaşınca acile götürüyorlar. Serum, ilaç eve yolluyorlar. Sabah yine fenalaşıyor hadi hastaneye gidelim de hal çare diyerek...dayım kendinde ve normal konuşuyor. Doktor zatürre teşhisi koyuyor. 2 saat içinde yengemin elinden kayıp göçüyor diğer diyara. İşte hepsi bu...Allah can sağlığı versin diye boşuna denmiyor. Diğer dertler hallolur olur biter. Bir aile perişan oldu şok oldu. Allah geride kalanlara sağlık sabır versin diyelim.

     Yıllar oldu Yalova ya gitmeyeli. En son depremden sonra annemle, evlendikten sonra da eşimle gitmiştik. Yaklaşık 10 sene olmuştur. Hep sevmişimdir, çocukluğumun yazları oralarda geçti. 2 dayım vardı orada oturan, depremden sonra biri taşındı korkudan oralardan. Böyle bir acıyla gitmek görmek istemezdim Yalova yı. Hava harikaydı, sanki dayım için gelenlere kolaylık olsun der gibiydi.Salı gecesi ulaştık eve, ertesi gün defnettik ve aynı gece döndük sabah 3 civarları. Hiç uyumadık, hal öyle olunca 2 gün kendimize gelemedik.

     Eve geldiğimde eşim dolap kapaklarını takmıştı. Hadi dedim beraber duvar folyolarını bir gayret yapıştıralım. Eksik söylemişim folyolar yetmedi. Fotoğrafı sonraki postumda yayınlarım inşallah. Yeni folyoları sipariş bile etmedim henüz. Nedendir elim gitmedi. Yarım duvarlı da olsa öyle güzel görünüyor ki, girince içimiz açılıyor.  Daha bir mutluyum mutfağımda. En sevdiğim, en çok vakit geçirdiğim yer mutfak benim. Minikte olsa süsler dururum kendimce ıvır zıvırla :)

     Mia dan haber de vereyim size :) Tatil bitişi baktık Mia yine çiftleşme dönemine girmiş. Bu sefer kaçırmadan geç kalmadan damat Pati yi bize çağıralım dedik. Cumartesi akşam getirdiler. Mia nın sevincini görmeniz lazım :)) Hemen anlaşıp koklaştılar. İşlem tamam ama ayıramıyoruz bir türlü :)) Ertesi gün yine aynı. Dün akşam eve girdim. Kapıda karşıladılar beni, ikisini de sevip okşadım. Sonra hemen tuvalet kaplarını temizledim. Tam mama kabını da yenileyeyim diye elime aldım kiii arkamdan hızla pençesini bacağıma geçirdi Pati :(( Ne olduğunu anlayamadan çığlığı bastım, çok canım yandı. Korkuyla onun girdiği odanın kapısını kapattım. Baktım ki bacağıma koca iki tırnak izi bırakmış kanıyor. Kızım sağolsun aleovera spreyini sıkıp, kantaron yağını sürüp bantladı. Epey korktum ama. Daha açamam kapısını ne yapacağız diye düşünürken, sahibine msj atıp anlattım. Hiç böyle şey yapmazmış, neden oldu anlamadık. Çok uslu bir kedi gerçekten. Neden yapmış olabilir, seviyordum halbuki :( Eşim gelince hemen bırakalım evine götürelim dedi. Evleri de Ankara nın diğer ucu ama mecbur ben korkarım bir gece daha duramam dedim. Allah tan taşıma çantasına girdi, nasıl korkuyoruz odanın kapısını açıp çantaya sokarken sormayın :(( Sahibine 'oğlunuzu kapının önüne bırakmaya geldik' dedik :)) Neyse bundan sonrası Mia nın hamilelik sürecini takip etmek inşallah :)
      Pati nin bize geldiği ilk akşam öyle acayip seslerle koklaştılar, öyle bağrış çığrış oldu ki evde, korkudan hemstırımız Çiko öldü. Sanırım kalp krizi dedi veteriner. Korkudan ölmüş :(( Çok üzüldük. Bahçemizde minik bir cenaze töreni yaptık Çiko ya. 1 yıldır bizimleydi ve Mia ile çok iyi anlaşıyorlardı.

     İnsanın hep bildiği ama kayıplar yaşadığında kafasına daha bir dank ettiği şeyler var hayatta. Ben dayımın ölümünden sonra çok düşündüm. Dayım 61 yaşlarında, dinç görünümlü, hastalığı olmayan, kendine çok iyi bakan biriydi. Her gün düzenli olarak yürüyüşünü yapan, dengeli ve sağlıklı beslenen, yaşama sevinci ve inancı olan bir insandı. Aniden ölümü üzüntüsü yanında bizleri çokta şaşırttı. Tabi vade diyoruz inançlıyız çok şükür ama işte yarının garantisi yok gerçekten. İyi insan olup sevmek sevilmek ve güzel yaşamaya çalışmak aslolan. Mal mülk, aman spor aman donanım çokta şey etmemek lazım gibi geldi. Dayım 2 yıldır binbir heveslerle elleriyle yaptığı memleketteki dağ evine 1 ay sonra eşyalarla gidip yerleşecekti. Bak kısmet olmadı, bitti gitti aniden. Bu an ya işte bu an önemli. Erteleme sev sevil yaşa, hatta hafta sonu biraz kilo fazlası olan arkadaşım 'ben ne yapıcam böyle, nasıl gidecek bunlar' diye söyleniyordu bana. Bırak dedim yaaa ye gitsin. Benim boylu poslu, filinta gibi yakışıklı dayım gitti. Ye gitsin canının çektiğini, kasma, bak belki sabaha çıkmayacaksın. At bir kahkaha...

14 Ocak 2020 Salı

Mia

     Yazılarım istenmeyen ziyaretçiler yüzünden sansürlü oluyor. E içimdekini aktaramayınca çok zor geliyor yeni post girmek :(( Ocak ayına ve tabi öncelikle sizlere yeni yıldan merhaba demeliyim, çünkü bazı blog arkadaşlarım yorum bırakmışlar sağ olsunlar. Ben nasıl merak ediyorsam bir süre ortalarda görünmeyen arkadaşlarımı, onlarda bana yazmışlar yeni post diye :)
     Okuduğum bazı kitaplar için filmi de var yazanlar oluyor, en çokta sevgili Deep bilir kitap-film durumunu :) Ben de kendime bir fırsat yaratım bazılarını izledim. Koku filmini izledim misal. Film kitabıyla aynıydı, ben de aynı sahnelerin görüntüsünü uyandırdı. Bir de Fi- Çi nin tüm bölümlerini izledim. Fi-Çi benzer yanları olmasına rağmen, geneli çok farklıydı kitaptan. Sonrasında araştırınca Akilah Azra Kohen de kitabın konusunun saptırıldığını, hatta henüz Pi çekilmediği halde önceki bölümlerde konusunun geçtiğini görerek, çekimleri durdurtmuş. Çok haklı bence.
     Bu arada kitaplarımı okuyamadım, yeni post giremedim ama hep sizleri takip edip yorumlarımı yazdım :)
     Mia mızı başka eve misafir yolladık hafta sonu. Çiftleşme zamanı gelmişti ve bebekleri olmasını tüm aile olarak çok istiyorduk. Şimdiden yavruları için çok iyi bakılacakları, sevilecekleri yuvalar bulduk aile çevremizden. Tabi en az 3 ay bizimle kalacaklar, sağ salim doğarlarsa. Anneleriyle sütten kesilir kesilmez ayrılmalarını istemiyoruz. Veteriner yakınımızın söylediğine göre yavruları annelerinin koynunda uyumayı bıraktıklarında yeni yuvalarına verebilirmişiz. Kısmet bakalım Mia çiftleşirse beklemeye başlayacağız.
     Kızımın Mia dan ayrılması çok zor oldu. Hem vermek istiyordu yavrular olsun diye, hemde ayrılamıyor kıyamıyordu kuzumuza. Şimdi her gün iletişim halindeyiz verdiğimiz aile ile. Bugün 4. gün ve henüz bir yakınlaşma olmamış. 1-2 gün daha hareket olmazsa geri alacağız kızımızı. Tatil dönüşü bu seferde bizim evde misafir edeceğiz Pati'yi :) Mia hep saklanıyormuş ama Pati den uzağa da gitmiyormuş. Yanında yakınında duruyor ama mesafeyi koruyormuş :))  İlk gittiğinde 1,5 gün banyo dolabının altında beklemiş, yanına gelene tıslamış. Sonraki gün kendisi çıkıp evi kolaçan etmiş, yemiş içmiş :) O kadar çok alışmışız ki kedimize, evde yokluğu çok hissediliyor, hatta üçümüzde çok üzülüyoruz. Evdeymiş gibi anıyoruz sesleniyoruz  Mia diye :(

Mia önde Pati arkada, hep bu mesadelermiş :))
Yanına yaklaştırmıyor ama Pati nin yuvasında konaklıyor :))


Pas vermeyişine, diğerinin de nöbet tutuşuna :))

25 Aralık 2019 Çarşamba

2020 Hoş gel emi :)

     Farkettim ki yıl bitiyor ve burada Aralık ayını boş geçmişim resmen :( Ankara da havalar yağmur ve soğuk şeklinde devam edip gidiyor ama biz son güneşli günlerde annemin evini taşıdık. Yine cümbür cemaat oldu, ayrı şehirlerden ablam ve teyzem geldiler yardıma. Bol eğlenceli, sohbetli, yemeli içmeli ve tabiki eşya taşıyıp temizlik yapmalı oldu.  Düğündü, taşınmaydı vs. günlerine bayılıyorum. Cümbüş oluyor bizde, kahkahalar, dedikodular :)) Bayram havasıdır gidiyor, epey stres atıyoruz. Biraz sesli bir aile olduğumuzdan yani benim aileden bahsediyorum; kavgamızda, sevincimizde ortada ve coşkulu oluyor ve ben bunu çok seviyorum :))
     Yine Aralık ayında evlilik yıldönümümüz olduğundan ufak çaplı bir kutlama yapıypruz eşimle. Bu yıl dışarda kutlamak geldi içimizden. İlk defa geçen yıl dışarda geçirmiştik, çokta sevmiştik. Yine yapalım deyip araştırmaya giriştik. Gece hayatı denen şeyden o kadar uzak olunca epey zorlandık mekan bulmakta. Sonra aklımıza kızımın okul arkadaşının annesi geldi, bir mekanda çıkıyordu. Aslında müzik öğretmeni bir bayandı ama hayat şartları nedeniyle daha iyi kazanacağı bu işe başlamıştı. Epeydir takip ediyordum İntagram dan ve gidip dinlemeyi çok istiyordum. Kısmet bu güneymiş. Sesi çok güzel ve harika bir sahne performansı vardı, bayıldık resmen.  Çok eğlenip dans ettik, özlemişiz ikimizde gençlikteki gibi oynayıp zıplamayı :))
      Bu aralar ıphone daki fotoğrafları bilgisayara aktarmakta çok zorlanıyorum. Kimi aktarılıyor, kimi olmuyor, deli ediyor beni. Öğrendim ki uyum sağlamıyormuş ve ıphone için flash bellek almalıymışım. Bu durumu halledince daha sık post girmeye çalışacağım. Fotoğraf olmayınca eksik hissediyorum yazılarımı.
     Akilah Azra Kohen in Fi, Çi sinden sonra Pi sini de okudum. Çok severek okuduğum bir seri oldu. Hak yerini buldu dedirtti bana. Temiz bir dava yaşam için harika insanların bir araya gelip -biz olmayı başarmalarının hikayesiydi. Deniz, Özge ve Bilge..Ali ve isimsiz kahramanlar vardı idolüm olan tipler :)  Ayrıca bu seri sayesinde kızımın(Fi)  ve eşimin(Pi) ilk kitap hediye edişlerini yaşadım ben :)


     Bir arkadaşımın tavsiyesiyle Koku (Patrick Süskind) kitabını okuyup bitirdim. Körlük kitabından ne kadar etkilendiğimi yazdığımda bana mutlaka Koku yu oku demişti, çok etkilenmiş kendisi. Ben aradığımı bulamasam da etkili bir kitap. Biraz fazla gerçek dışı geldiğindendir belkide beni etkilememesi. Koku duygusu kapalı kaplar içindeki kokuyu ayıracak kadar yada kilometrelerce ötedeki bir şeyin kokusunu alacak kadar gelişmiş bir erkeğin hikayesiydi bu. Korkulu, cinayetli olanlardan. İnstagram da yayınlayınca arkadaşlarım Koku nun filmi olduğunu söylediler. İlk defa okuduğum bir kitabın filmini izlemiş oldum. Yazar öyle güzel resmetmiş ki yazarken romanı, ben filminde hiç bir fark göremedim. Öyle ki okurken gözümde canlandırdığım tüm sahneler aynı şekilde filme aktarılmıştı.
 

      Tabi bu arada sevgili Deepciğimin Derin Mavi kitabını çok arayıp zor ele geçirmenin zevkiyle ara ara okuyorum. İlk 65 sayfası şiirlerden oluşuyor ve sonrası öykülerden. Ben şiirden pek anlamam ama arkadaşım yazmış olduğundan anlayarak okumaya çalışıyorum. Bitirince yayınlayacağım :)
      Sanırım hayatımda ilk defa gerçek sahaf denilen kitapçılardan birine elimde koca bir liste ile girdim geçenlerde. Daha önce 2. el kitap satan Kızılay Olgunlar sokaktaki kitapçılara gittim ama bu başka şeymiş. Kitapların arasına çantamla sığıp giremedim resmen :)) Ben hiçbirşey bulamasam da görevli bey ki epey yaşlıydı ve babadan oğula şeklinde yürütüyorlarmış bu dükkanı, her söylediğim yazarın yada türün raflarını işaret ediverip yerini gösteriyordu bana ama sadece Koku yu bulabildim. Hem karanlık denilecek kadar loştu içerisi, hem de benim gözler astigmat olduğundan kendim okuyamadım boyumdan uzun raflardaki kitap sırtlarını. En yakın raflardan 5 tane kitap aldım tanesi 5 tl. den :) Değişik bir deneyimdi benim için :))
     Sahaftan aldığım kitaplardan biri de Alyans'tı. Freda Bright yazmış. Kitap 1. baskı ve 1985 te basılmış, epey yıpranmış sararmış. Böyle oluşu beni mutlu etti. Kimbilir kimler kimler okudu diye düşündüm benden önce :) Sanatçı ama geleneksel düşünceli, erkek egemen bir ailenin kızının savaşarak nereden nereye yükselişini, aile hayatını ama özellikle iş hayatını anlatıyor. Bir bakıma ilham verici bir hayatı var Dasha'nın. Severek okudum.


   
Biri bizi gözetliyor :))

Keyife bakarmısınız? :)

     
Kasım ayının son güzel günlerinden.

Herkese musmutlu bir yeni yıl diliyorum şimdiden; asgari ücretin yoksulluk sınırının üstünde olduğu, kadın-erkek, yoksul-zengin demeden insanların eşit olduğu, eğitim sisteminin düzene girdiği, siyasetin adalet, dürüstlük ve eşitlik üzerine kurulduğu, EYT denilen haksızlığın giderildiği, tüm dünyada savaşların olmadığı...vs. nice güzel dileklerimizin kabul olduğu yesyeni bir yıl olsun 2020 :) Sevgilerimle :)😍

22 Ekim 2019 Salı

Ekim Bitmeden

     Kızımın 3 haftalık Hızlı Okuma Kursu bitti ama biz de ailece bittik resmen. İki bayan kızlarımızla 3 hafta sonu boyunca cumartesi-pazar günlerimizi kapatarak Kızılay ve çevresini mesken tuttuk. Kızları kursa atar atmaz nereleri keşfedip gezelim derdindeydik. Her gün başka bir şemt yada sokağına aktık Ankara nın. Yıllardır unuttuğum yerleri gezdik, yüzlerce mekan değişmiş, çok çok kalabalıklaşmış yada ben unutmuşum bu kalabalığı. Yaklaşık 4 saat süren kurs çıkışına inanın bazen ucu ucuna yetiştik :)) Ayaklarımız sızlasa da şikayet etmedik yürüyüş oldu diye. Sonunda kendimize ve eve vakit ayırabildik geçtiğimiz hafta sonu.
     Kursun faydasını zamanla göreceğimize inanıyorum. Kızımın okuma hızının arttığını görüyorum. Bir de yazılı metine bakarken üstten göz gezdirdiğinde konuya hakim olabiliyor artık. Gördüğünü hafızasına kazıyor yada resmini çekiyor sanırım ve unutmuyor.

Uğradığımız bir cafe de bizi karşılayan tontonlar :)


Anacığım geldi memleketten. Gelir gelmez aşure ayıdır deyip kolları sıvadı, nasıl özlemişiz hepimiz. Son günlere yetiştiğinden hızlı bir salça, konserve yapımı telaşına girdi. Eski günler geliyor böyle anlarda aklıma. Evin küçük kızı olduğumdan hem hiç bir iş yapmayan ama her işe maydanoz olan da bendim küçükken. En sevdiğim şeyler böyle telaşlı günlerdi. Yazlık kışlık işlerimi yapılacak, halı yıkama mı dersin, yok yün çırpma mı? Hepsinin ortasına oturur karıştırırdım ortalığı. Üstümü başımı kirletir, ıslatır, yünleri dağıtırdım. Bir taraftan da annemin bir bakışından korkarak gizli gizli bulaşırdım işlere :)) Şimdi benzer şekilde davranıyor benim kızımda. Eşim beni engelleyip işimi zorlaştırmasın diye kızımı yolluyor odasına vs. ben de hemen çağarıyorum yanıma tekrardan, eski günler aklıma geliyor. Ben de böyle yapardım, bu günler evde ayrı bir eğlence gibi gelirdi bana diyorum :)) Bırak karıştırsın, baza altlarından çıkacak çocukça hazineler bulsun benim gibi :)) Ellerini salçaya bulaştırsın, yüzünü gözünü öpeyim. Koşturmaca da iş çokluğunda kızım ezilmesin, keyfini sürsün diye :) Neyse, nerden nereye geldim di mi? :)
Annemin evinde işler bitince kahve keyfimiz :)
    Yeni kitabım Halide Edip Adıvar ın Mor Salkımlı Ev'i. Çok isteyerek alıp okuduklarımdandır kendisi. Eğitim Pınarı sağolsun, sayesinde farkettim bu kitabı. Tabi daha ayrıntılı yorum isterseniz verdiğim linkten ulaşabilirsiniz. Eski İstanbul'u, zamanında kadının toplum içindeki yerini, eğitim şeklini, Halide'nin çocukluğunu ve evliliği ile birlikte yaptığı çalışmalar ve yolculuklarını anlatıyor. Severek okudum ancak, eski kelimeler beni çok yordu, sürekli dipnota bakınca dikkatimi dağıttı diyebilirim.

      Kızımın okulunda uçurtma yapımı etkinliğine katıldık. Eşim de ben de bu konuda sıfır bilgiye sahibiz. Hal böyle olunca öğretmenden çokça yardım alarak uçurtmamızı ailecek tamamladık. Geçtiğimiz hafta Uçurtma Şenliğinde bizim kuş uçacak mı diye bakacaktık ama kızım haftalarca kursa gidip gelmekten öyle bunalmış ki, şenliğe katılmaktan son anda vazgeçti. Fırsatını bulursak denemek istiyoruz, bakalım.


Birazda Mia'dan görüntü koyayım;

Ortadaki fosforlu gözleri farkettiniz mi?
Çiko'nun yanına uzanıp izler bal gözlüm :)
Gözler :))))

27 Eylül 2019 Cuma

Eylül Bitmeden

Ordu-Perşembe-Uzun Saçlının Yeri
      Henüz çözüm bulamadım blogumun görünürlüğünü kısıtlamak adına. Ancak çokta uzak kalmak istemediğimden ve yazılacaklar, hatıralar birikmeden üstü kapalı paylaşım yapmak istedim :)
     Bu aralar en çok kışlık hazırlığıyla meşgul olduk ailece. Neredeyse her hafta sonu kasa kasa domates, biber geldi eve, erittik yenisi geldi. Şimdi bile ismini anınca midem kalkıyor o kadar yani. Rüyalarıma bile girdiler kırmızı kırmızı :))) İlk başlarda yaptıklarımın bir kısmını çekmiştim ama elim kavanoz, tencere ve sebzeden çıkmaz olunca çekmek aklıma bile gelmedi, çünkü zevkli değil, mecburiyet geliyordu yapım aşaması. Neyse yine de afiyetle yiyelim kışın, Allah olmayanlara da bol bol versin inşallah.



     Okullar açılınca haliyle koşturmaca da başladı. Yeni arayışlar da peşi sıra. 6. sınıfta olan kızımı sadece ders yüküyle başbaşa bırakmamak için bir çare aradık. Hani belki müzik kursu, belki spor olsun dedik. Hangisini isterse diye sorduk. Bula bula Eskrim demesin mi? Ben de az çok biliyorum pahalı bir spor bu. Başka şeyler önerdim voleybol, tekvando, tenis vs. gibi ama ikna olmadı. Sorup araştırınca haklı olduğumu anladım. Eskrim kıyafet ve malzemeleri epey pahalıymış ve öyle alınca uzun süre giyilemiyormuş. Çabuk yıpranıp eğilip kırılıyorlarmış. Neyse anlattım anladı şükür. Şimdi araştırmaya, başka bir spor dalı için iknaya devam ediyorum.
     Okul açılmadan Hızlı Okuma Anlama kursunu araştırıp kaydetmiştim kızımı. Gidenler faydasını epey görmüşler. Yakınlarımın çocuklarından da giden var. Onlarda önerdi. Bu hafta sonu başlayacak kurs. 3 hafta sürecek, epey yoğun bir program olacak. Sizlerden bu konu ile ilgili bilgi ve tecrübesi olanlardan tavsiye rica edeceğim.
     30 Ağustos Zafer Bayramında izinli olduğumdan bu fırsatı değerlendirip, bu özel günde Anıtkabir de duamızı okuyup, minnet borçlu olduğumuz Atamızın ziyaretini yaptık kızımla.




     Kızım yaz tatilinde herhangi bir kursa yada yaz okuluna gitmek istemiyor, böyle olunca evde yanlız kalıyordu. Ben de akşamdan yemeklerini hazırlayıp bırakıyordum. Bir gün yemeklerini yemek yerine kendi kendine yağda yumurta yapmaya kalkmamış mı? Yapmışta yani becermiş bir de bize fotoğrafını atmış :)) Çok beğendiğimi falan yazmıştım ama için için çok korkmuştum tabi. Eve gittiğimde uygun dille anlattım henüz ocak için erken olduğunu. Ama ne tatlıydı kimbilir elinden çıkan ilk yemek...kuzum benim :)

Kızımın ilk omleti
     Eşimin hiç hayvan arkadaşı olmamış küçüklüğünde. Biraz korku, biraz güvensizlik oluşmuş sanırım hayvanlara karşı içinde. Benimse geçmişim hayvanlarla iç içe geçti. Kızımda hep meraklı oldu hayvanlara. Daha küçükken kuş yada balıkla avuttuk ama büyümeye başlayınca onunla vakit geçirebileceği, oyunlar oynayacağı, kucaklayıp sevip onunla uyuyacağı bir arkadaş istedi bizden. Geçen yıllarda sahiplendiğimiz kedimiz evden kaçınca çok üzüldü. İlk başlarda küsse de sonraları başladı kedi yada köpek istemeye. Araştırmalarımız sonucunda bal mı bal bir bebek getirdik evimize. Çok seviyoruz onu. Eşim hiç alışık olmadığı, evde yürürken dahi tedirgin olduğu, yattığında kedimiz odasına girer korkusuyla kapısını kapattığı halde alıştık biz Mia'ya. 1 ay içerisinde eşim bile kedimizi sevip onunla iletişime geçti. Sevgi sözcükleri söylemeye, biraz mesafeli de olsa kafasını okşamaya başladı :)) Biz çok mutlu olduk. Geçenlerde bir fotoğrafını çektim Mia'yı severken eşim. Benim için önemli anlardan birisi. Çocuklarımızı hayvan sevgisiyle daha çok küçük yaşlarda tanıştıralım arkadaşlar, bu çok önemli. Bakın eşim 48 yaşında yeni başardı bağ kurabilmeyi.


Mia'nın nerdeyse koca bir fotoğraf albümü oluştu diyebilirim. Çok tatlı çoook :)




 



                          Ben aşağıdaki güzellikleri gördüm, sizinle de paylaşayım istedim;


 



 
 








 
 



















Çal Mağarası






Kara Lastiğimiz Çiçeklenmiş :)



Isırgan Otu




Beşikdüzü Teleferik

Vakfıkebir Sokakları