24 Mayıs 2011 Salı

Kuzumun Artistik Pozları ve Arabası

     Akşam olupta yatmaya hazırlanma aşamasında kuzumla baya bir şevişiriz, hazır çıplakken öperiz herbiryanını, oda hazır çıplak kalmışken zevkini çıkarmak adına kaçar elimizden ki uzun süre çıplak kalıp vücudunu inceleyebilsin :))) Göbüşüne, memişine bakar, ayaklarını inceleyip, parmak arasındaki pamukçukları çıkarır itinayla birbir :))) Bu işi yaparkende ' anne işim var, bekke' der :)))
Uzun zamandır fotoğraf makinasına meraklı ama eline vermiyordum hiç, geçenlerde çok hırçındı ve onu oyalamak için vermek zorunda kalınca, bol bol foto çekti kendince, hemde çok zevk aldı :)
     Bol bol gıdık resmi ve Elasını çekmiş kuzum :) Gıdını yerim senin :)))
     Geçen gün arabamızı yıkatmaya gittik. Oto yıkamacısına arabayı teslim eder etmez bir gürültü bir kıyamet, daha ne olduğunu anlayamadan kuzuyu susturmaya çalışıyoruz, arabamızı gösterip feryat figan ağlıyor...Ne oldu diye sorunca 'aabama neapıolar,aabaaam, canım aaabaam' diyerek ağlıyor.
     Yıkanıyor işte, kirlenmiş desekte ikna olmadı birtürlü. Sonunda babasının aklına arabanın banyo yaptığı fikri gelince rahatladık. Yinede küçük hanımın yüz ifadesi düzelmedi ama enazından ağlamayı kesti. Bu seferde oturma yerine gelmek istemedi. Araba iç-dış yıkanıp kurulanana kadar başında bekledi :)) 'anne abiler ne apıolar' dedi durdu. Konuyu anneme anlattığımızda annem 'babasına benziyor, malına sahip bir kız olacak' dedi :))
Ayrıca araba merakıda çok. aşkım 'görürsün, bacak boyu gaza-frene yetişsin kesin arabayı kaçırıp sürecek' diyor :))) Bencede öyle olacak gibi :))) Tabi Allah korusun izin verirmiyim hiç. Arabaya biner binmez şoför koltuğuna oturur, kornaya basmaya çalışır, direksiyonu çevirir, ordanda kalkmak istemez bir türlü :)))

Nurturia Yüksel ve Tatlı Kızı Rüya

     Hafta içi gelen mesajla öğle yemeğinde küçük bir toplantı olacağını öğrendim Şenay dan, hemen tabi dedim. Çünkü İstanbul dan Yüksel gelmiş. Tanımayı çok istediğim arkadaşlarımdandır kendiside.
     Kendisi için hissettiklerimde hiç yanılmamışım, gayet kibar bir hanım ve Rüya çok şeker, çok içten bir kız, bayıldım ama yeterince vakit olmadığından bu bana yetmedi doğrusu :(
Çok zevkli bir öğle yemeği oldu ve bu sayede diğer arkadaşlarımla da sohbet edip görüşme imkanım oldu :)

Elaam, Canım Elaaam...

         Kuzumun meşhur Ela sı var malum, elinden düşürmediği, nereye gitse elinden tutup sürüklediği, gece sarılmadan uyumadığı Ela :) Çok mutlu oluyorum ben bu duruma, hani bebeklerin böyle alıştığı oyuncaklara bağlılıkları vardırya, bizimkide tam bir bağlılık ve sevgi. Ela sını görünce 'canım elam seni çok ösledim' der sarılır, evde oynarken bazen hangi odada bıraktığını unuttuğunda 'Elaaa,canım Elaaam' diyerek seslenir, sanki cevap verecek Ela :))) Evden çıkarken bazen saklarım kirlenmesin yada kaybetmeyelim diye ama kuzu asla unutmaz Elasını ve ' anne elamı unuttum' diyerek illaki yanında götürmek ister. 2011 yılbaşında kızıma sevgili Tuçe ve güzel kızının yılbaşı hediyesidir Ela :)
     İşte biz Elamızı kaybettik geçenlerde, duyan, yerini bilen varsa insaniyet namına bize haber versin lütfen, kızım çok üzüldü, 'anne elam kaboldu' deyip üzülüyor, aynısından aradık ama şimdilik bulamadık, aramalara devam edicez :::::::::::(

Hayvanat Bahçesi Ziyaretimiz

     Kızıma söz vermiştik, havalar düzelince gideceğiz diye. kuzunun hayvanlara olan düşkünlüğünü herkes bilir, yakalayınca bırakmaz, peşlerinden koşar :)
     Bir hafta sonu karar verdik çıktık gittik, kuzumun uykusu olmasına rağmen, hemen uyutmadık gezdi dolaştı epeyce :) Tüm hayvanları ilgiyle inceledi, bizde anlattık, isimleriyle, çıkardıkları sesleriyle :)


Hayvanat Bahçesinde ki yeşillik alanlarda kuzunun çok sevdiği sarı çiçeklerin kuruyupta üflenicek şekildeki hallerinden vardı bol bol :) Daldı yeşilliklere, bol bol topladı onlardan ve üfledi yada üflemeye çalıştı diyeyim, bol tükürüklü, az üflemelide olsa dudak kaslarına iyi gelmiştir eminim :)))
     Yavrucum henüz gezimizi tamamlamamıştık ki uykuya daldı, bizde biraz oturup dinlendik manzara eşliğinde, uyanıncada epeyce yorgun şekilde evimize attık kendimizi.
     Hem alışveriş amaçlı, hemde trene binme sözümüzü yerine getirmek için Antares e gittik. kuzu yemek yedi, alışveriş yaptık ve tabiki trene de bindik kuzumla :)
     Çok mutlu oluyor trene binince 'cuş cuuşşş' diyerek, el sallayarak, 'harabaaa' diyerek geçiyor tren yolculuğumuz :)))

Gastroentrolog-Çiğneme Terapisti-Pütürlü Yiyemiyor- Kusuyor

Tatlım benim,kendinden büyük abla ve abilerinede 'akaşlaım' der :))-arkadaşlarım-
Hülya ablasının kızı Nil i kıskanır, oyuncaklarını paylaşmak istemez :)))
Bir ara tekrardan pütürlü yedirme çabalarına başlamıştık, 2,5 gün kadar sürdü; yumuşak sayılabilinecek türden gıdaları renkli renkli tabaklarda minik minik doğrayarak önüne sunduk, yalamaktan öteye gitmedi malesef :( İlk gece aç yattı, ertesi gün sadece bir küçük yoğurt yedi ve pazar günü artık açlıktan sabah kahvaltısında toplam yarım parmak büyüklüğünde biraz peynir, birazda helve dişlerine ezip koyduk, suyla yuttu. Yeni gıdaya başlamış bebeklere yapılan muameleyi denedik, gün içinde yine yemek istemedi pütürlüyü ve resmen aç gezdi, akşam üstü çokça ezmeden bisküvi ile yoğurdu karıştırıp verdim, çok fazla tepki vermeden biraz öğürerek yedi. Aslında biraz sabır ve ısrarla biz bu işi hallederiz diye düşündük ancak, annem aynı ısrarı devam ettirmeyeceği için, çalışmalarımızda yarım kaldı :(
     Pazartesi günü Hacettepe de Gastroentrolog bölümündeki randevumuza gittik, bizi ve kuzuyu çokça inceledi, konuşturdu, geçmiş tahlillerimize baktı. Sorunumuz kusması idi ancak dr. daha çok pütürlü yedirmeyişimiz üzerinde durdu. Ardındanda 'siz bu kusma işine çok takmışsınız, niye bu kadar sorun ettiniz ki?' dedi. Bende eşimde çok sinirlendik, tabi belli etmedik ve 30 aydır kusma illetiyle uğraştığımızı, kızımızın bu nedenle yaşıtlarına denk olabilmesi için ne gıdalar bulup verdiğimizi, pedisure plus a geçişimizin hikayesini anlattık. Kusması nedeniyle pütürlüye geçemediğini, çokta zorlayamadığımızı, çünkü kusarak yediği 3 gramıda çıkarmasını istemediğimizi anlattık.
       Sanırım pek ikna edici bulunmadık. Ardından kısa bir süre bizi yanlız bıraktı ve yanında Hoca sıyla birlikte geri döndü. Galiba içerde durumu Hoca sına anlattı ve görüş birliğine vardılar. Hoca bize direk 'neden pütürlüye geçmediniz? ' diye sordu. Aynı şeyleri kendisinede anlattık. Bize çok keskin bir dille hatta suçlayarak 'siz yanlış yapmışsınız, pütürlü vermeye başlamadığınız sürece kızınız kusacak, ne zamanki pütürlüye başlar, o zaman kusmasıda biter' dedi. Biz aslında çok kızdık, moralimiz bozuldu, beklediğimizi bulamadık. Kızıma endoskopi yapılacak ve sonuçta reflü çıkacak, küçük bir operasyonla hallolacaktı. Şimdi ise 30 aylık bir uğraştan sonra top yine bize paslanmıştı, çok yorucu ve sıkıntılı bir çözümdü bu. Ben resmen yıkıldım, 2 gün kendime gelemedim, psikolojik açıdan yıkıldım, yeniden uğraşmaya dayanacak gücüm yoktu.
        Eşim ve ailem benimle konuştu saatlerce, Nurturia dan arkadaşlarla konuşup bilgi alışverişinde bulunduk ve sonuç; Doktor haklıydı, katı gıdayı kusmak daha zor, blendırdan geçmiş cıvık yiyeceği çıkarmak ise çok kolaydı.
   Hoca bize ayrıca 'kızınız artık bilinçli ve yaşı ilerlemiş, siz kendi başınıza pütürlüye alıştıramazsınız, profösyenel yardım almanız gerekli. Bu nedenle sizi KBB da Çiğneme Terapistine, Numan Bey e yönlendiriyorum' dedi. Çokta iyi olmuş, randevu aldık, yanımızda bir küçük yoğurt, bisküvi ve su getirmemizi istediler. Hastanede her gittiğimizde 4-5 saat geçirdik, sıra beklemeler, randevu koparmalar ve Numan Bey in gecikmesi...sonunda ulaştık ve gördüğüm şey karşısında hayrete düştüm; kızım çiğnemeyi hiç bilmiyordu, sadece yutma refleksi gelişmiş, pütürlü gıdayı çiğneyip küçültemediğinden de yutamıyordu. Bize birkaç takdik öğretti Numan Bey;
1- Vereceğimiz gıda çorba dahi olsa yan dişlere koyularark yedirilecekti ki, yanların kullanıldığını idrak ve diliyle yutağa götürmeyi öğrenmek açısından önemli bir hareketti,
2- Bildiğimiz uzun sünger bigudinin içindeki teli çıkarıp yan dişlere  bir ucunu koyarak çiğneyebilmeyi öğretebilmekti,
3- Yine yan dişler için; sargı bezinin içine koyulan çocuklar için satılan jelibonu koyup, sargı bezini kıvırıp, boş olan ucundan tutarak yan dişlerine jelibonlu kısmı verip çiğnetmekti.
    2 ve 3 numarayı asla yaptıramayız diye düşündük eşimle, çünkü ağzına malesef hiçbirşey almazdı. Ama aynı akşam bunu oyunlarla başardık, baya baya jelibon çiğnemeye başladı. Gerçi son zamanlarda bunu ihmal eder olduk ama tüm yemeklerini yandan veriyoruz. Peki bir gelişme oldumu diye soracak olursanız: evet bize göre büyük bir gelişme var, kızım ağzında birşeyleri tutabileceğini öğrendi. Daha dün akşam yemekte ağzına verdiğim küçük tırnak büyüklüğündeki tavuk parçasını yaklaşık 2 saat ağzında tutmuş :))) Ben çoktan ağzından atmıştır yada suyla belki yutmuştur diye düşünmüştüm ama bir baktım ağzı dolu dolu bişeyler çiğniyor sanki. 'ne var kızım ağzında bir bakayım' deyince çıkardı ağzındakini verdi bana, minicik ve iyice pörsümüş tavuk parçasıymış, çok güldük, görende ağzında kocaman bir but var sanır :)))
      Elini ağzına koyar oldu, bu bile büyük bir gelişme, normalde sıvı tür gıdalar haricinde ağzına hiçbişey almaz benim kuzu :)
      Çiğneme Terapisti 1 ay sonra bir gelişme varmı diye tekrar gelin, görelim demişti, henüz 2 hafta oldu sanırım, bakalım belkide 2 haftaya kadar çiğneyerek yemeyi öğrenmiş şekilde gidicez doktora :) İnşallah...Amiiin :)

Bu yazımı da okuyun lütfen:  http://ferdaulgen.blogspot.com/2012/10/cigneme-terapisticocugum-cigneyemiyor.html

http://ferdaulgen.blogspot.com.tr/2012/10/cigneme-terapisticocugum-cigneyemiyor.html?showComment=1508394200851#c1342660380210607270

28 Nisan 2011 Perşembe

Park-Bahçe Gezmeleri

     Son günlerde kuzu da, Eskişehir de başlayıp halada devam eden bir resim çektirmeme hali var, ara ara gelip gidiyor :))) Benim pozcu kızıma ne oldu böyle anlıyamıyorum...
     Evde resim yapıyor 'desim apıom' diyor (dersini yapıyormuş), ilk birkaç dakika içindede bize sarıyor; 'anne adam çiz, elimi çiz, balon çiz' şeklinde...
Cuma günü izinliydim, kızımla hazırlanıp çıktık evden, gezdik tozduk, parka uğradık, uyudu yollarda, yemeğinide yedi, hatta kuşlara ekmek attı miniğim. Birlikte olduğumuzdan çokta huzurluydu, sokulup durdu bana, bende ona :)


Cumartesi babasıda bize katıldı, havada çok güzel olunca pek keyifli bir gün geçirdik hepberaber :)
     Aynı akşam annemle babamı halamlardan almaya gittik. Halamın kızının bir oğlu birde kızı var, kuzum çok eğlendi onlarla. Yanlız arada birkaç kez 3-4 şamar yedi kızdan, ilk 2 sinde gelip bize kaçtı ama sonra kendide bir kere itikledi kızı, ben bu durumlarda fazla müdahaleyi sevmiyorum yani diğer çocuğa müdahale etmek bana göre değil. Annesi ve benim annem yeterince müdahale ettiler ama kızcağız biraz hırçın, fazla etkili olamadılar bu nedenle. Bende dikkatleri dağalsın diye ikisinide alıp kitap okudum ve çokta iyi oldu, sakinleştiler...Bir süre sonra kızcağız yine başladı itip kakmaya, hadi dedim annemlere kalkalım...
Yavrum benim, üst resimde görüldüğü üzere küçük erkek çocuk sürekli ablasından kaçmak için kıyı köşe geziyordu :( Baya bir dayak yiyormuş abladan ve kurtulmanın yolunu, ondan uzak durmakta bulmuş...annesi öyle dedi :(
     Pazar günü hava birgün öncesine göre berbat olunca moralimiz bozuldu açıkcası :( Dışarda yağmur, hava rüzgarlı...en iyisi evde zaman geçirelim dedik, biraz temizlik, biraz yemek derken günü doldurduk. Poğaça ve kek yaptık kızımla ve ailecek yedik. Hatta kuzu bir parmak kadar keki ağzında şeker gibi emerek yedi ve yuttu. Hepberaber 3 saat kadar bir öğleden sonra uykusuna yattık, çokta güzel oldu ama bu seferde akşam bir türlü uyku bize uğramadığından çok geç yattık...
     Pazartesi işten gelince havayıda güzel bulunca yine attık kendimizi parka gezmeye...kuzu uzun süre karşı parktaki ördek, horoz, tavşan ve kuşlarla oyalandı, bol bol kaydı, sallandı. Bizim daka önce keşfetmediğimiz kaydırağa bağlı olan demir parmaklıklara tırmandı :) 5.kata kadar çıkınca biz panik yaptığımızdan geri indi ama belkide anneannesiyle her geldiklerinde nereye kadar tırmanıyor kimbilir?
     Hem tırmanıyor hemde başparmağıyla 'başarılı' yapıyor bize miniğim, baya bir güldük bu hareketine :))

     Bu güzel park bizim evimizin hemen önünde olduğundan kendimizi çok şanslı hissediyoruz doğrusu, nefes almak için, yazın kahvaltı yapmak, akşamlarında da yemek yemek, okey oynamak için ideal bir yer ve çocuklar içinde mükemmel tasarlanmış bir park burası, oyun alanı, oturma alanları,çay bahçesi, içinden geçen bir dersi, sürekli akan bir şelalesi, bakımlı bir bahçesi, spor aletleri ve hatta küçükte olsa bir hayvanat bahçesi var buranın. Gerçi bizim semtin heryeri butür park bahçelerle dolu, hemen karşımızda yürüyüş yolumuz var, etrafında birsürü cafe, çaybahçesi ve çocuk parkı barındıran...Kızım çok şanslı :)

21 Nisan 2011 Perşembe

Eskişehir

     Geçtiğimiz hafta ablamın kv-kp Umre den döndüler, ailece annemlerle birlikte hafta sonu ziyaretlerine gitme kararı aldık :) Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra düştük Eskişehir yoluna. Malum eşimde bende uzun yol yapmayı seviyoruz arabayla.

     kuzu arkada biraz bizle oynadıktan sonra uykuya geçti, bomboş yollar ve muhabbetle Eskişehir e yaklaşırken bir benzin istasyonu görünce sigara molası verelim dedik. Bahçesinde köpecikler vardı, kuzum çok eğlendi, hatta arabaya girmemek için baya direndi, bende babamdan gizli kaçak sigaramı tellendirdim.
     Bizi kapıda karşıladılar sağolsunlar. kuzumun halası olmadığından ablamın görümcesine 'halacığım' dedi miniğim ve çok sevdi. Nasıl sevgi dolu bir insan Vildan abla anlatamam. Bizde kuzuy la oynarız ama onunki bir başka :) Tam bir çocuk oluyor oynarken, miniğim deli oldu ona resmen, tabi bende çok memnun oldum.
     Yemek ve çay sonrası (burayı kısa kesmem mümkün değil; süper bir sofra kurmuş Hafize Teyzem, ellerine sağlık) sevgili arkadaşım (Nurturia dan) Çiğdem eşiyle ve güzel kızı Zeynep le bizi almaya geldiler yakınlara. Vildan ablayıda alıp buluştuk hepberaber :) Güzel bir pastaneydi sanırım, ismine dahi bakmadım.
     Bizi çok güzel ağırladılar sağolsunlar, çok güzel sohbet ettik sanki daha önce onlarca görüşmüşüz gibi, hemde hiç yabancılık çekmeden. Çiğdem cim ve eşi konuşkan ve çok canayakınlar :) Yalnıııız...kuzum bir çemkirmeye başladı Zeynep e görülmeye değerdi....beniiim...beniiim çığlıkları etrafı sardı resmen...

     kuzumun boyu Zeynepe e yetse, kesin yıkacak sandım Zeynep i ama bizimki temkinli...uzaktan çemkiriyor :))) Birara sakinliyorlar, sonra tekrar bağarıyorlardı :))) Gülmekten başka bir çözüm bulamadım açıkcası :))) aramadımda :)))
     Yüzyüze yeni tanıdığım ancak çokta sevdiğim arkadaşımla veda ettik, Ankara ya beklediğimizi belirterek :)
Doğru eve döndük, biraz sohbet kuzunun yemek saati derken akşam üstü çıktık evden onlarlada vedalaşarak.
     Şehri gezelim gitmeden dedik ama yağmur peşimizi bırakmadı doğrusu, 'Çiğ börek' yenilmeden Eskişehir den gidemezdik, daldık ünlü 'Papağan a', börek türleri pek bana göre değil, damağıma hitap etmiyor ama denedim yinede :) Ordan Porsuk Çayının etrafını gezdik, biraz alışveriş yaptık.
     Oranın ünlü bir helvacısı varmış, ablamda görmüştüm çok lezzetli, tıpkı Abdurrahman Tatlıcı nın helvası gibi, aradık ama bulamayınca başka bir yerden biraz aldık. Sonra tekrar yine yollara. Bu gezinin en hoşuma giden yanı ise kuzumun tüm gün boyunca kusmamış olmasıydı :)
     Gece 11:30 sularında eve vardık ve hemen kendimizi yatağa attık, çok gezmişiz, çokta mutlu olmuşuz...Sabah bir önceki günün güzelliğinin etkisi üzerimizde gülen gözler ve mutlu yüzlerle yaptık kahvaltımızı :)
     Teşekkürler Hafize teyze, Erdoğan amca, Vildan abla, Çiğdem cim, Ömer bey ve miniğim Zeynep :)
NOT: kuzumun Eskişehir de yeni bir huyu çıktı, umarım devam etmez. Hiçbir şekilde resim çekilmesini istemedi, yani kendisinin resmini çekmemize izin vermedi. Mantomun altına saklanarak kendini gizledi yada yüzünü kapattı :)))Bakınız şekil a...

14 Nisan 2011 Perşembe

Gözümün Nuru 'NURTURİA'--Anne Kaplanlarım :)

     Ben diyorum ne iyilik ettim ki, Allah ın sevgili kulu olmak için ne yaptım ki karşıma nurturia çıktı.
     Geçtiğimiz cumartesi kuzu için doktora gittiğimizi yazmıştım. Kontrol sonrası endoskopide karar kıldık. Ancak Hacettepe hastanesi malum; talebi karşılayamadığından hasta alımında bir sürü zorluk çıkartmış. Sonuç olarak eşim hastane ile olan görüşmelerinde çok zorluklar yaşasa da bir şekilde gün almış. Öncelikle dr. muayenesi gerektiğinden muayene randevusu almış, almış ama 11 Temmuz 2011 en yakın tarihmiş. 3 ay var o güne. Allah ım düşünüyorum ve kahroluyorum, daha acil durumlar olsa ne yapıcak vatandaş diye :(
Diyelim muayeneye gittik ve endoskopi kararı verildi, bu arada bir sürü tetkik yapılacak tabi...endoskopi gününü ne zamana atıcaklar çok merak ediyorum...
     Her sabah olduğu gibi konuyu arkadaşlara yazdım, böyle böyle diye...
Canlarım benim sanki bir çığ gibi büyüdü nurturia da konu ve herkes birbiri ardına kendi listesindekilerde görsün diye duyurmaya başladı, yetişemez oldum teşekkür etmeye :) Çekilen msj.lar, tlf. ile arayanlar, güncellemelerde soru soranlar derken salı yı salladı güzel kalpli arkadaşlarım resmen :)))
     Öyle bir duygu seli olduki benim için oturdum ağladım resmen, gözyaşlarımı tutmaya çalıştıkça aktılar...ne güzel insanlar tanımışım, nasıl uğraşıyorlar, nasıl bişeyler yapmak için çabalıyorlar...hepsini ayrı ayrı çok seviyorum, yüreklerini açtılar, kendi çocukları gibi çabaladılar...çok ama çok teşekkür ediyorum hepinize :)
     Ben yapmazmıydım böyle yardım, hemde canla başla uğraşırdım, elimden ne geliyorsa yapardım ve duyururdum aynı şekilde ama kendim için hiç alışık değilim böyle şeylere...Konuyu nurturia da yazarken, sadece güncelleme olarak sıkıntımı belirtmiştim ama onlar yazdıkça ben ağladım...canlarım dedim, ne güzelsiniz, konu çocuk olduğunda hepsi anne kaplan oluyorlar...
     Sonuç; 2 gün içinde hastaneye kuzu için başvuranlar çakıştı ve hatta bir arkadaşıma, 'o çocuk burda meşhur oldu, kaç kişi daha aradı, merak etmeyin, onun işi halloldu, gün erkene vericez' demişler :))) çok güldüm çokta sevindim, keşke her çocuk bu kadar şanslı olsa, keşke her anne-baba bizim kadar sevinse...
     Arayan, uğraşan yada elinden hiçbirşey gelmesede bizim için üzülen, iyi dileklerini ileten herkese çok teşekkür ediyorum, hepinizden Allah razı olsun :)

2.Büyük Azı

Ah bu azılar ahhh...neler çekiyoruz sizin elinizden bir bilseniz...1.büyük azıda 25 gün kusmuştu geceleri. 2.büyük azının bir ucunu biz farketmeden çıkarmış ama gerisini kusarak devam ettiriyor sanırım :( Salondaki halımız kusmuktan çürümek üzere, koku deseniz yan evlerden farkedilecek ve evde leş sakladığımızdan şüphelenecekler :))) veee ağlanacak halimize güler olduk...
Midesinde bişey yoksa, safra çıkartıyor ve öğüre öğüre...kıpkırmızı oluyor...
Bitsin artık bu işkence, ne günah işlediysek affolsun, yeterince çekmedikmi? Bu kadar çokmuydu günahımız...
Tamam tamam karamsar olmamaya çalışıyorum ama ara arada bu düşünceler dolanıyor kafamın içinde...

11 Nisan 2011 Pazartesi

Cumartesi 365 AVM

Doktor kontrolünden sonra 'nereye gitsek' diye düşünürken 365 AVM geldi aklıma, hem bulunduğumuz yere yakın, hemde çocuklar için tren var AVM yi dolaşan, kuzu da bayılıyor trene binmeye. Gittik biraz gezdik, oyuncakçılarda baya vakit harcadık ve hiçbirşey almadan çıktık. Babası trene kuzu ile binmek istedi, bindiler kapılar kapatıldı, bizimki feryat figan 'sen dit, annem bincek' diye bağarınca,ne dediysek dinlemedi, baba indi ben bindim. Klasik tren muhabbetimiz; 'cuf cuuuf, merhabaaa,hoşçakalııın' diyerek herkeslere el salladık :)

Karnımız acıktı, kuzuya güzel bir çorba aldık, önce kustu sonra geri kalanı bir güzel yedi. Alışveriş yaptık biraz migros tan, yolda kuzum uyuyakaldı ve eve girince sessizce yatağına attım minikimi :)
Uyanınca babası kendisine küs olduğunu anlattı, 'bende seninle trene binmek istedim ama beni istemedin, çok üzüldüm' dedi. Yavrum benim 'öcü dilerim babacım, söz veriorum sana,seni trene bindicem' dedi, tabi yıkıldım gülmekten. Yavrum nasılda gönlünü aldı babasının :)
Pazar günümüz koyun koyuna evde yiyip içmekle geçti resmen, yemekler pişirdim,poğaça pişirdim, yatıp kalkıp yedik, birde uzun uzun uyuduk ailecek. Bir ara hadi hava alalım, hava kapalı ama bir tur atalım dedik muhitte...çıkmaz olaydık sadece bir sokak dolaşıp kendimizi rüzgar ve yağmurun şerrinden eve zor attık :(
Sarmaş dolaş, bol sevişmeli koklaşmalı bir pazar oldu :) Öyle çok birarada olmuşuzki yavrum bugün beni aramış; annem aradı az evvel, öğle uykusundan uyanır uyanmaz kalkıp odaları dolanmış ve beni aramış, sonrada salona gelip 'annemi bulamadııım' diye ağlamış. Telefona verdi; ben:kızım neden ağladın,ben işe geldim, akşam gelince öpücem sevicem seni' der demez daha bir ağlayıp tlfu attı elinden :( Özlemiş kuzum ve bana kızgın...