16 Nisan 2018 Pazartesi

Özgürlük=Hafta Sonu

     Aylık günümüz vardı iş arkadaşlarımla. Hepsininde kızları var, yaşları birbirlerine yakın. Haliyle çocuklarda eğleniyor bizim gibi :) Günümüzü kahvaltı şeklinde yapıyoruz ama mekan sıkıntısı çekmiyor değiliz. Herkesin arabası olmayınca zor oluyor şöyle değişik mekanlara gidilemiyor. Bu haftaki hoşuma gitti, açık hava ve daha sessiz bir mekandı. Konuştuğumuzu anlayabilince sohbette keyifli hale geldi. Mekan Baattin Cafe. Akşam üzeri aynı kafeye oturunca farkettim burası gençlerin mekanıymış :)))


     Ardından biraz alışveriş yapalım dedik arkadaşlarla, kızları oyun alanına bırakıp kaçtık. Uzun zaman sonra kendime de birşey aldım. Çünkü ne zaman avm ye gitsek sadece kızıma alışveriş yapıp çıkmış oluyoruz.
     Akşam saatleri için aynı avm de kızımın Bilkent'ten eski arkadaşı ve annesi ile buluşma ayarlamıştık. Onlar gelene kadar kızım 9 doğurdu resmen ne zaman gelecekler diye :)) Kavuşma ve ayrılma anları hiç abartısız Türk Filmi sahnelerinden çalıntıydı. Arkadaşının annesi sinirlenmeye başlamıştı ama ben resmen güldüm hallerine. Çok seviyorlar birbirlerini, inşallah hiç ayrılmazlar, öyle tatlılardı ki...
      Ertesi gün akşam üstüne kadar temizlik ve yemek pişirmekle geçti. Hava kararmadan mahallede biraz turladık kızımla, çok iyi geldi, çiçek böcek kovaladık, özgürlüğün son saatleri diye zaman geçsin istemedik...

 

10 Nisan 2018 Salı

Sıla

     Biz döndük, çok üzgünüm...anacığımı babacığımı bıraktım gözü yaşlı...Allah başka ayrılıklar vermesin diyerek teselli ediyorum kendimi 💗
     Biraz önce çektiğim fotoğrafları yükledim bilgisayara, tek tek baktım herbirine, videoları izledim yeni baştan. İçim cız etti, şimdiden çok özledim hem onları, hem memleketimi. Eşimle, ne işimiz var Ankara da diye diye geldik bütün yolu. Sevmiyoruz ama emekliliği bekleyeceğiz mecburen. Sizlerde görün istiyorum o güzellikleri...

                                     Orada yediğim dutların lezzetini hiçbiryerde almadım.
     Giderken kızımın kuzenini de aldık götürdük. Küçücük çocuk bile hayran kaldı köyümüze. Toprakla otla böcekle bütünleşti bütün gün. Biz annemle tarla yapıp gübrelerken, onlarda huzurla yola yatıverdiler karşı evleri izleyerek :)
                                                      Tepelere tırmanıp çiçek topladılar.

                                             Anacığımı lahana çiçeklerinin içinde çektim :)

                                                        Ayasofya yı gezdik hep beraber.

          Atatürk'ün Köşkünü ziyaret ettik. Türk halkına tüm mal varlığını armağan ettiği Vasiyet Odasına baktık dakikalarca. Nasıl duygu ve düşüncelerle yazmış diye geçirdim içimden. Böyle bir lider daha gelmedi dünyaya...
     Oradan da 1856 dan buyana hizmet veren meşhur  tarihi Kalkanoğlu Pilavcısına götürdü bizi babam. Trabzon'a giderseniz uğramadan dönmeyin, gerçekten çok lezzetliymiş, ününü hakediyor :)
   
     Bunca yıldır giderim memeleketime ama bir türlü kısmet olmamıştı Hamsiköy'e gitmek. Hadi dedik bu sefer bizde tadına bakalım meşhur sütlacının. Ay Nisan olunca buralarda henüz karın kalkmadığını, buz gibi soğuğun iliklerimize işlediğini de deneyimlemiş olduk. Annem bol bol ısırgan otu topladı, ellerine batan iğnelerin acısı 2 gün sürdü :))) Sütlaça gelince, beklediğimiz gibi inanılmaz değildi, bildiğiniz sütlaç işte ama tabi çimlerin arasında gezinen ineklerden sağılan taze sütten yapılmış olması bizi cezbeden tarafıydı.
     Hem annemin köyüne, hem babamın köyüne gittik ayrı günlerde. Tarla kazıp fasülye, bezelye, kabak ektik annemle. Piknik yaptık fındık bahçelerinde :) Hatta sahilde bile piknik yaptık, sanki herşeyi yapıp depolanıyormuş gibi yaşadıklarımız. İnsan şehire işe strese döndüğünde yine aynı özlemle yanıp tutuşuyor, sanki hiç gitmemişiz gibi...
     Annem çocuklar sevinsin diye ateş yaktı bahçede, çalı çırpı topladık bir sürü attık üzerine. Çimlere uzanıp çıtırtısını dinledik hepberaber. Babam kiraz fidesi dikti, inşallah büyüyüp dalından yemek nasip olur hepimize.




     Boynumuz bükük veda ettim sevdiklerimize ve memleketime. Bir daha gelicez biz dedik...


         

1 Nisan 2018 Pazar

1 Nisan

     Bu yaşlar ne güzeldir, değerini bilmek gerek...En olgun, en bilincinde yaşlar...En son 41 kere maşallah dediğimi hatırlıyorum kendime :)) Ne çabuk 45 oldum bilemedim. Oysa sindire sindire yaşamak istiyorum bu yılları. Zaman...zalim zaman çok hızlı akıp gidiyorsun elimden.


     Sevdiklerimle olmak hep 1. dileğim oldu, Allah bana ve sevdiklerime sağlık, mutluluk versin, yokluklarını aratmasın inşallah :)

27 Mart 2018 Salı

Yeni Okul(Evet Yine)

     Bizde herbirşeyler çok hızlı gelişiyor gibime geliyor. Doğru mu yanlış mı onu da bilemiyorum. Ben hızlı, aceleci bir Koç burcu ve tam bir Karadenizli olarak hakkını veriyorum bu acil kararların ama eşim Ege li ve Aslan burcu, bari eşim dur dese bu hıza dimi? Yok bana uydu O da belli ki...
    Yok yok bu sefer ev-iş değişikliği değil, kızımın okul değişikliği. Gerçi beklenen birşeydi ama onuda hallettik bitti. Ocak ayından buyana bursluluk sınavlarına girdi çıktı. Türlü türlü okul gezdik, konuştuk yöneticilerle. Araştırdık soruşturduk. Evimize veya işimize yakın olması tercihlerden biriydi ama tuttuk en uzak olanı seçtik :))) 1. tercihimiz başka bir okulken hep aklımızın güzel bir köşesinde durup bize bakan okulda karar kıldık. Gönlümüz oldu mu? Evet oldu, biz buna bakarız. İçimize sindi, hedeflerimize en yakın okul buydu. Allah utandırmasın. Ayrıca bu son olsun ne olur SONNN!!!
     Ankara dan gitmediğimiz ve ekstra kötü şeyler olmadığı sürece başka okul olmayacak diye söz verdik kendimize. Kızım artık burda Ortaokul-Lise yıllarını geçirip mezun olsun istiyoruz. Bu arada, Ortaokul deyince nasıl mutlu oldum birden; büyümüş bizimki valla :)))
     Hafta sonu sabah erken randevumuz vardı yeni okulunda.  Bizimkine söz vermiştik başka sınav yok diye. Küt diye seviye belirleme testine girecek demesinler mi? Mızıklayarak girdi sınıfa, tek başına çözmeye başladı ama nafile, dakika başı bizi çağarıyor yanına. Sınav olmak istemiyormuş. Üç-beş karalama sonrası öğretmene durumu anlatınca vazgeçtiler seviyesine bakmaktan.
   

Hep beraber okulu bir kez daha gezdik. Kaydımızı yaptırdık , iç huzurumuzla gülümseyerek çıktık okuldan. Hadi dedim Eymir e gidelim. Nerdeyse 2 aydır gitmek istiyorum ama ya kızım hafif hasta oluyor, ya yağmur yağıyor, ya başka iş çıkıyor vs. gidemiyoruz. Bu kez gidicez dedim. Gittik gitmesine ama bir soğuk... içime işliyor, bacaklarım üşüyor. Nasıl yürünecek bu soğukta göl çevresi. 
Biz düşüne duralım, kızım yıllardır bisiklet kiralayalım der durur, biz de türlü bahanelerle yok deriz. Bu sefer tamam dedik ama sen tek bineceksin, ben hayatta o dik yokuşlardan inip çıkamam bisikletle. O kondisyon nerde bizde :((( Bu arada donuyoruz resmen. Baktı kızımda üşüyor, girişteki alanda sürmeyi kabul etti. 1 saate yakın kullandı, turladı. Bu hayalini gerçekleştirmiş sayılırız diyerek rahatladık.


Yemek sonrası eve attık kendimizi. Karşılıklı olarak okul kayıt işini halletmenin verdiği rahatlıkla birbirimize gülümseyip durduk eşimle :)))
Kızımın kuzeni de akşam bize katılınca bol oyunlu bir hafta sonu geçirmiş olduk.
Haftaya kısmetse Tranzon yolları gözüküyor bize. Anacığım gidiyor uzun süreliğine. Üzgünüm içim buruk...Biz götürelim, hem babamı görüp hem memleket hasreti giderelim dedik. Bu hafta bir çırpıda bitiversin, Ankara nın kasvetinden uzaklaşalım istiyoruz. 



13 Mart 2018 Salı

Prestij


     Son günlerde ailemizin birincil konusu bu...Sağolsun kızım için okulda sıfır bacak açmak prestij meselesi :))) Daha yolda başlıyor konu, bugün çok ilerlettim, sıfır bacak şöyle açtım, böyle açtım vs. vs. vs....
     Tek bu olsa iyi, birde amuda kalkmak var kiiii bu daha da gelişmiş, bir de amuda yürümek var :))) Her akşam bilmem kaç posta babaya ayaklar tutturulup amuda kalkmaya çalışılıyor, anne de videoya alıyor ve olmuyor işte olmuyor! Hayatında yapmadığı kadar hareket ediyor, spor yapıyor kendince :)))
     İşin birde vahim hali var ki; ' neden sen yapıyorsun ben yapamıyorum' faslında iş ağlamaya kadar varıyor.
     Bizim çocuklarımız sokakta oynamayı bilmeyen, malesef sadece ebeveyn kontrolünde park-bahçe görenlerden. Benim ve akranlarımın oyun anlayışı ise, sabahtan akşama kadar sokakta binbir türlü oyun oynayan, çamurlarda toz toprakla bulanıp eve hava kararmasıyla girilen anlayıştı. Hiçbir oyun için hazırlanıp evde çalışmak gerekmiyordu, zaten çoğumuz gayet esnek, hareketli, nerdeyse tüm oyunlara hakimdik. Benim kızım , bizim dışarda oynadığımız oyunları, beden eğitiminde ders olarak görüyor ve öğreniyor. Akşam yeni bir oyun öğrendim diye geliyor. Bakıyorum bu benim sokakta oynadıklarım, yanına birkaç yeni oyun eklenmiş hepsi bu.
     Bize faydası; kızımın yüzme ve jimnastiğe gitme isteği olmuş oldu :)

13 Şubat 2018 Salı

Yarı Yıl Tatili...Antalya

     Biz tatile gittik geldik, Ankara koşuşturmasına girip sıkıldık yorulduk ve tekrar tatillik olduk bile :( Gelir gelmez ne çok iş birikmiş oluyor gerçek hayatta. Tatil gerçek dışı geliyor insana, herşey yavaş ilerliyor, yatağını dahi kaldırmak zorunda olmamak, akşam ne pişirsem derdi olmayan, saatle bağlantının koptuğu zaman dilimine tatil deniyor :))
     Geçen hafta yokluğumda biriken evrakları halletmekle geçti iş yerimde, evde ise, valiz boşalt, çamaşır yıka, Ankara nın puslu havasına yeniden alış...çalışmalarıyla geçti. Daha tatil dönüşü yıkanan çamaşırların ütüsünü yapmadım düşünün ne kadar alışamadım buraya :(
     Bir iki fotoğraf koyayım da gözümüz gönlümüz şenlensin dimi...




   

24 Ocak 2018 Çarşamba

Trabzon Hurması Kurusu

        Karneler alındı, bir oh çekerek tatile başlandı. Kızım anneannesinde bu hafta, kuzeniyle vakit geçiriyorlar. Halinden çok memnun. Giderken akşamları beni alın diyordu, her akşam arıyoruz; 'sakın almayın beni' diyor :))
        Piyano derslerine devam, bu sefer ki öğretmenini çok sevdi, henüz kolay parçalar veriyor öğretmeni. Bizimkine bunlar çocuk oyuncağı geldiğinden çalışmadan gidiyor, öğretmeni aferin deyip yeni parça veriyor. Okullar arası yarışmalar varmış, katılmak istemedi bizimki. Bakalım belki sonradan kabul eder dedi öğretmeni.


     Okullar tatil olunca yollarda boşaltı. Çok geçte çıksak ferah ferah varıyoruz işe :) Bazı sabahlar kahvaltı bile yapabiliyoruz eşimle dışarda. Kahvaltı dediysem, şöyle çıtır bir Ankara simiti ve çay :)


     Denizli deki ablamdan özenip Trabzon hurması kurutttum 10 gün önce. Dışarda hava eksilerde olunca mutfakta asıverdim ipe dizip. Tabi ben soymadan dizmişim :))) 3 gün sonra ablamın uyarısıyla ipten çıkarmadan asıldığı yerde soydum. İnanılmaz güzel bir tadı oluyor, Denizli de hep yaparlar bunu dedi ablam, kışın yerlermiş. Henüz çok olmamışlardan, sert olanlardan seçilecek, sap kısmı hariç diğer kısımlarını soyup, sapından ipe bağlanacak, mümkünse balkonda değilse benim gibi kalorifer borusuna asılacak :))) 1 hafta 10 güne Ankara da ancak kurudu. Henüz tatmadım ama kurumamışını da çok sevdiğimden, ben de her türlü gideri var bu meyvanın.



     Haftaya kısa bir tatil kararı aldık kısmetse. Tabi öncesinde ihtiyaçları alalım diye çıktık. Benim cicili bicili, tüllü,rengarenk giyinen kızıma ne oldu anlamadım? Mağazalarda erkek reyonuna bakıyor artık bluzlarını pantolonunu alırken. Bikinisi olmuyordu, rengarenk şirin şeyler dururken gitti tek bir deseni dahi olmayan siyah bir mayo aldı. Bikini giymiyecekmiş artık, mayo yakışıyormuş kendisine. Malum mevsim itibariyle havuz terliği bulmakta zorluk çektik. Spor mağazalarında var ama fiyatı ateş pahası. İnternetten buldum neyseki makul fiyata.


     Biz tatile gitmeden ablamlar gelecek Denizli den, dolu dolu bol sohbetli günler beni bekler...İyi tatiller herkese :)



15 Ocak 2018 Pazartesi

Özel Okul Seçimi

     Dilim dönse bu özel okullara mahkum oluşumuzu, kapılarında nasıl koşuşturup çare aradığımızı, neden mecbur olduğumuzu yada neden devlet okulu ile arasında tercih yapmak zorunda bırakıldığımızı vs. anlatacağım. Ancak sadece kendi yaşadığımızı anlatabilirim.
     Yılbaşından buyana özel okul bursluluk sınavı araştırmasındayız. Malum, fiyatlar uçuk. Uçuk olmayanda ise içimizin rahat etmediği konular mevzubahis. Geçen hafta kaç okul gezdik, kimine içimiz gitti...keşke bura olabilse diye, kimine bu kadar da olmaz dedik, arkamıza bakmadan çıktık. Bir çoğuna başvuruda bulunduk burs sınavı için. Burs sınav başvurusu yaptığımız yerlerin hepsinde gönlümüz yok aslında ama deneyim için girip çıkacak kızım. Hafta sonu birine girdi çıktı bile. Yıllık 31.000,00.TL. fiyatı :))) Ağlayacakken güldük. Önümüzdeki günlerde 5 okul sınavına daha girecek hayırlısı.
     Burs sınav sonucunda büyük bir başarı beklemiyoruz aslında. Malum kızım 2 yılını müzik okulunda geçirince Kültür dersleri istenilen seviyede olamadı. Eksikleri gidermeye çalışıyoruz. Daha çoook çalışması lazım çok! Kendini denesin, soruları görsün istedik. Sınav çıkışı 'biraz yaptım, biraz yapamadım' dedi :))) Hayatının ilk 100 dakikalık sınavına girip çıkmış oldu.


     Şu Morpa Kampüs çok cici bir program, oturuyor başına epey eğlenip bilgileniyor, kendi kendine çalışması için harika bir program. Şimdilik oradan besleniyor bakalım.
     Ayrıca özel öğretmene son verdik şimdilik. 1. dönem konuları bitti ve yeni okul seçimi arayıl tatilinde kesinleşecek diye düşündük.
     Önümüz tatil, kısa bir mola verip yeniden başlarız koşturmacaya. Herkes için hayırlısı olsun. Kızım için en iyisi olsun istiyoruz ama eniyisi hangisi, içine girmeden anlamak mümkün değil gibi. Gittiğimiz okullar öyle göz boyuyor ki, çıkınca ağzımız açık kalıyor. Çift yabancı dil, akıllı tahtalar, ekstra kulüp, spor, müzik, etüd...Bir görüşmemizde 'çocuğumuzun başarısı düştüğünde bursu da düşüyor mu? diye sorduk. Aldığımız cevap çok hoşumuza gitti; 'düşmüyor, bu bizim başarısız olduğumuzu, gerekli bilgi aktarımını yapamadığımızı gösterir. Ek etüd verip eksiğini tamamlarız.' dedi. Ne kadar mantıklı değil mi? Çoğu kolej, çocuğun başarısı düşünce bursunu hemen düşürüyor, kendinde aramıyor suçu. Oturduğumuz semt itibariyle iyi diye tabir ettiğimiz tüm kolejler bizden epey uzak mesafe de. Bu da bizi çok zorluyor. Kimbilir kaçta evden çıkıp yollara düşecek kızım ve akşam dönüş kaçta olacak... Düşün dur işin yoksa. Ne zor karar vermek. Söz konusu çocuğumuz olunca çok ince eleyip sık dokuyoruz. Bakalım daha nelerle karşılaşacağız.????

8 Ocak 2018 Pazartesi

Aile Arasında...

     Bir hafta sonu da kır dizini otur evde değil mi? Bütün bir hafta ev ve iş arasında memkik dokuyan ben, hafta sonu evi toparlar toparlamaz kendimi sokağa atıyorum haliyle. Nerdeyse hafta başından planlar yapılıyor. Bu hafta sonu da iş yeri günümüz vardı bayanlı çocuklu. Epey eğlenceli oluyor günlerimiz. Çocuklar küsüşmeye başladılar mesela bu hafta sonu :))) Biri birini barıştırmaya çalışıyor, bir diğeri öfff deyip sonunda küsmeye karar veriyor. Öyle birşey ki ilişkileri; bir tanesi diğerine 'canım' dedi diye bile küsebiliyorlar :))
     Tabi biz zevkine varmaya çalışıyoruz, hatta çok ta etkilemiyor sohbetimizi. Bu seferki mekan hoşumuza gidiyor. Yeni bir yer bulana kadar burda buluşma kararı alıyoruz. Her birimiz Ankara nın ayrı bir dağından olunca, buluşma noktası olarak Çukurambar orta nokta diye düşünüyoruz. Kocalarımızı çekiştirdiğimiz bile oluyor :)))


     Çıkışta çocukların planları oluyor her daim. Bu defa ben su koyveriyorum ve tüm ısrarlara rağmen kızımı gruptan söküp alıyorum, kızlar ağlaşıyorlar falan...Nuh diyorum Peygamber demiyorum :))) Çıkışta Kızılay a gidiyoruz bir arkadaşımla. Yıllar sonra -yaklaşık 25 yıldan bahsediyorum- Kızılay da AVM harici bir sinemaya giriyoruz. Kızılırmak sineması. Kızım beğenmiyor tabi. 'böyle sinema mı olurmuş, mısırı ne biçimmiş, salon kokuyormuş' :))) Film Aile Arasında. Film başlamış ama ben ve kızım halen reklamdayız sanıyoruz, idrak edene kadar 10 dak. geçiyor :) Kızımla gideceğim bir film değilmiş. Oysaki bel aşağı vurmuyor denmişti ama Allah tan çok birşey anlamadı da atlattık film seansını. Bence 13+ olmalı uyarı kısmında, 7+ değil.


     Pazar günü arkadaşa gittik ailece. Hemen okey oynamaya kurulduk ve kahvaltısına oynamaya başladık. Tabiki kadınlara karşı erkekler şeklinde. Her türlü üçkağata karşı biz kazandık ya :)) Delirdi beyler...En son renkten okey atmayayım mı :))))

                                                           


2 Ocak 2018 Salı

Bir yılı daha devirdik!

     Bizim için dolu dolu ve değişikliğin bol olduğu bir yıldı 2017. Eşim emekli oldu, ev ve kızımın okul değişikliği. Köklü yeniliklerle geçti yani. Dileğim 2018 eşim için yeni iyi bir iş, kızımın mutlu olacağı yeni okul ve sevdiğimiz, istediğimiz bir muhitte bir ev, tabi başta sağlık ve mutluluk getirir bize ve tüm sevdiklerime :)
     Cuma dan kutladık biz yeni yılımızı çekirdek aile olarak. Giyindik soframızı hazırladık ve gece uzun saatlere kadar sohbet edip hayal kurduk. Şarkı türkü söyleyip neşelendik :)))

   
     Ertesi gün eşim işe, kızımla biz alışverişe...Tabi evden çıkmadan ödevlerin bir kısmı yapıldı. Sokak neşe içinde koşturan insanlarla doluydu. Biz de kaptırdık kendimizi. Sevdiklerimize ufak tefek hediyecikler hazırladık kızımla. Eve gelince fiyonklarla, uğur böcekleriyle süsledik herbir yanlarını :)

     Pazar sabahı güzel bir kahvaltı sonrası anneme gidip hazırlıklara yardım ettik. Hepberaber alışveriş yapıp evi süsledik. Yemeklerimizi hazırlayıp sofrayı kurduk. Ablamlarda gelince maaile sofrada toplandık. Sıcak neşeli bir yeniyıl eğlencesi oldu bizim için. Tam 12 de maytap patlatmak en büyük hatamızdı :))) Sonrasında elektrik süpürgesini çalıştırmak zorunda kaldık :))