19 Nisan 2017 Çarşamba

İlkbahar

     Saçlarımı ören, çiçekler takan o minik eller hep ol, üzerimde dolaş, sarıl... Nasıl zevk alıyor, kıyamıyorum yüzüne bakınca. Annelik buymuş diyorum, tarif edemiyorum...Fotoğrafını çekeyim de gör diyor.


     Sonra bir diğer kuzum, yeğenim var: hep beni izlemiş küçüklüğünde, ne dediysem hatırlıyor, ne yaptıysam, hatta benim tamamen unuttuğum her ayrıntıyı hatırlıyor ikimizle ilgili...Hiç bilmiyordum idolü olduğumu. Büyüdüğünde anlattı bana bir bir. Ne tatlı ne güzel şey teyze olmak. 23 üne girdi 8 Nisan da. Hukuk okuyor...tanık olduğu herşeye çare olarak :( Hep gül güzel kızım, Allah iyilikten ayırmasın.

     Belli aralıklarla kitap alıyoruz kızıma, sonra kuzenlerinin okuyup hediye ettikleri de var koca kitaplık dolusu. Bazen yolda, bazen tenefüslerde okuyabildiği. Akşam mümkün olmuyor okumak ama almaya devam ediyoruz ne hikmetse. Olsun diyorum, vakti olmasa da incelemeyi seviyor, heveslenmesi bile çok güzel. AVM.lerde kitap dükkanlarına girmeden çıkmaması da mutlu ediyor beni. Şimdiler de yengesi Ukrayna lı olduğundan Rusça ya merak saldı. Hadi hayırlısı...


     Bazen o kadar çok dersi oluyor ki, şöyle bir soluklanmaya vakti olmuyor. Bizi teselli edense müziği severek yapmış olduğudur. Bu sabah bana 'anne sen mesleğini seviyormusun' dedi. Direk 'sevmiyorum, ben sadece para kazanmak için yapıyorum bu işi' dedim. Benim de hayalim müzisyen olmaktı, kendi yaptığım tercihler nedeniyle olamadım. Eşim de ben de, hayalimizi kızımızın yaşattığını görmekten mutluyuz. Ancak, birgün istemez ve sevmediğini söylerse, ne olursa olsun yine yanında oluruz. Bunu hep söylüyoruz, anlatıyoruz kızımıza.


   

6 Nisan 2017 Perşembe

1 NİSAN

     Beni en mutlu eden şey; sevdiklerimle olduğum anlar. Etrafımda hep olsunlar, evimi şenlendirsinler isterim. Zor günümde olduğu gibi, en güzel anlarımda da yanımda olsunlar, mutluluğumuzu paylaşalım diye düşünürüm. Allah eksikliklerini göstermesin.
     Yıllardır eşim ve kızımla kutlarız benim doğum günümü. Bu defasında çok kalabalık bir toplulukla kutlama yaptık. Yanlız bir kısmının haberi yoktu doğum günüm olduğundan, bir kısmı da sürpriz yapmışlar bize :) Bir hafta önce 1 Nisan ı unutan ben, evimize misafir çağarmıştım o akşam için. Akrabamız olduklarından, annem ve babamı da davet etmiştik. Geldiklerinde öğrendiler ve çok mutlu oldular. Eşimin kardeşi ve ailesi, ablam ve çocukları, erkek kardeşim...sürpriz yapıp kapıyı açınca 'sürpriiiiiz' diye neşeyle bağırdıklarında nasıl mutlu olduğumu anlatamam.
   

                        Düğün evi kadar neşeli ve kalabalıktı ve en mutlu olduğum anlardan biriydi.


                         Sevdiklerimle olduğum, sağlıklı ve mutlu uzuuun bir ömür diledim mumlarımı üflerken :) Amiiin...

5 Nisan 2017 Çarşamba

61

     Belki pek çok kişi gibi ben de memleket sevdalılarındanım. İçim titrer, bahar da nasıl çoşar heyecanlanırsın...işte köyümü düşününce, bir fotoğrafına denk gelince yada ismini duyunca, hatta 61 sayısını görünce...işte öyle kıpır kıpır olur içim, bazen hüzün, çoğunca sevinç ve özlem duyarım. Benim hassasiyetim memleketim.
     Uzun vakittir bekliyordum, takipçi sayım 60 da takılıp kalmıştı. Hele bir 61 olsaydı... diye içimden geçiriyordum. Sanki ne olacaksa :)) Acaba kim 61 e çıkaracaktı bu sayıyı, kimin aklına gelecekti buraya eklenmek ve değer verecekti, zaman harcayıp eklenecekti kim?


      Tabi ki yazılarını zevkle bir çırpıda okuyup bitirdiğim, o duygusal, ince ruhlu, benim de bakıp aynı gözle göremediğim herşeyi gören, çoook derinleri hissedip kelimelere dökebilen o tatlı kadın;
      Ayşe'nin Kozası
     

30 Mart 2017 Perşembe

Harem(Bale)

     Yorumları çok merak ediyordum, biraz araştırdım int.ten. Benim aksime nasıl beğenilmiş, takdir toplamış. Batı sanatı ile doğu müzikleri sentezi vs. denmiş. Düşünürsem doğru, çok çaba sarf edilmiş, emeklerine sağlık. Tamam kabul ediyorum sanat eleştirmeni falan değilim ama sanatı seviyorum ve kendime göre belli oranda zevkliyim. Kulak ve göz konusunda hiç fena değilim. Yine de sevmedim ben bu gösteriyi. Bu yorumumun nedeni belki de diğer tüm yabancı bale gösterilerini izlememden kaynaklı olabilir.
     Şunu da kabul ediyorum; Osmanlı, Osmanlıcılık diye bir furya başladı son yıllarda. Bu da beni itiyor ve sonuç olarak Padişah, harem, Osmanlı, saray kelimelerine karşı antipati duyuyorum. Neden gittin derseniz; kızım bale dansı izlemek istiyordu ve temsiller azalmaya başlayınca, internet üzerinden yer bulamadığımdan Harem e hafta içi olsa da gitmek durumunda kaldık. Temsiller bitmeden kızıma bale gösterisi izletmek istedim.


          Gösterinin ilk perdesi başlamadan kızıma 'çok beğeneceğine eminim' dedim. İlk yarım saat gerçekten çok sıkıldım ve kızımın kulağıma 'anne hiç beğenmedim' diye fısıldayışı ile 'tüh' dedim içimden. Bir süre sonra kafasını omzuma koyup izlememeye başladığını görmemle, sanırım 2. perdeyi göremeyeceğiz dedim. Kızım ilk aradan sonra çıkmak istedi. Beğenmemiş. eşim beğenmiş, hatta bizim de sevdiğimizi düşünmüş. Zevkler ne kadar da tartışılmaz değil mi?
      Bir kere orkestra inanılmazdı, yürekten alkışladım onları. Benim yakıştıramadığım; batı dansının doğu müziğiyle yapılmasıydı ve balenin estetiğinin bizim müziklerimize yakışmadığıydı. Kafam da hep klasik müzik dolandı durdu. Estetik gelmedi bu sentez bana. Yine diyorum !zevkler ve renkler tartışılmaz' diye.


      İlk perdenin sonlarına doğru kendimi vermeye başlamıştım aslında ama kızımı kıramayıp çıktık Opera binasından. İzleyipte benim gibi düşünen var mı diye çok merak ediyorum aslında?

29 Mart 2017 Çarşamba

Eymir den Ankara ya Bakış...

     Görüşmeyeli sünnet düğünü eğlencesine katıldık, çok eğlendik ailece. Arkadaşım ve ailesiyle her zaman ki gibi bol kahkahalı, sohbetli bir gün-akşam geçirdik.


     Yine ailece yaptığımız ve yıllardır süregelen aylık günümüz de coştuk. Ayda bir yetmese de yetirmeye çalışıp, sohbetlerini depolamaya çalıştığımız cinsten dostlarımız bunlar.


     Ablam canım ablam ve ailesi gelip gitti bir hafta sonu. Kısacık kaldı özlemimizin yanında :( Annemin yüzünü azıcıkta olsa güldürüp moral vermekti amaçları.


     8 Mart Dünya Kadınlar Gününü andık işyerimde. Anlamlı bir o kadar da üzücüydü. Malum günün anlam ve önemi nedeniyle Ankara ya gelen Türk Metal Sendikası bayan çalışanlarının otobüs kazası nedeniyle 7 işçimizi, emekçi kadınımızı kaybetmiştik. Allah rahmet eylesin :(


     Kızımın okulunda yapılan 18 Mart Çanakkale Zafer ini anma gösterisinden bir resim;

     Saçlarını uzatma konusunda fazlasıyla ısrarcı, Rapunzel olacakmış. Saçlar düz olunca çok sorun yaratmasa da, çok fazlalar ve küçük kızlar da güzel görünmüş olsa da, yük olduklarını düşünüyorum. Bu nedenle her fırsatta sözlerimi süsleyip abartarak kestirelim diye yollar arıyorum. Birkaç ay önce çok az uçlarından aldırtmıştı. Şimdi yine az aldıralım diye gittiğimiz kuaförden sayemde 6-7 cm. aldırarak çıktık. Kısaldığını birkaç gün sonra saçını ördüğümüzde anladı.


     Bir hafta boyunca süren 39 derece ateşle geçti gecelerimiz. Biraz anneanne, bir gün ben, bir gün babası derken yanında kaldık, gece nöbet tuttuk. Şimdi hamdolsun iyi. Daha hafta sonu yemek yemeye başladı diyebilirim. Aklından geçen ne varsa aldım ama kenarından yiyip bıraktı.


     Baharı tam anlamıyla yaşayabilmek için hafta sonu Eymir e gittik cümbür cemaat. Ama henüz orda doğa çok uyanmamış, kuru dallar çoğunluktaydı. Yine de göl kenarında yürüyüş ve sohbet iyi geldi hepimize. Kuzeni çoook tatlı bir köpek edinmiş. Kızımdan önce ben bayıldım bu köpekciğe. Köpek değil de sanki farenin az büyüğü, tüysüz :))) Henüz 3 aylıkmış adı da Tedi ama cinsinin adını unuttum doğrusu.


     Bir ara herkesten bağımsız tek başıma uzun bir yürüyüş yapma fırsatım oldu. Sanki dünyalar benimdi o dakikalar. Özgürce, elimi kolumu sallayarak yürüdüğüm ender zamanlardandı ve belki yıllardır böyle yürümemiştim. Çoook mutlu ediyor düşüncesi bile şimdi :)

                                                          Veee bir sabah işe giderken :)

2 Mart 2017 Perşembe

Kendi Odasında Tek Başına Uyuyor- Lego Batman- Annemin Son Çılgınlıkları- Paten Öğreniyor

     8 Yıl 3 Ay sonunda kızım kendi odasında yatmaya başladı. Bu bizim için milat gibi birşey. Yıllardır denemediğimiz yöntem kalmamıştı ve sonunda başardı, evet kendi başardı, biraz gazla kendisi kabul etti. Hediyesi paten teşvikiyle :)) **Bu ayrı bir post konusu olacak kadar önemli bizim için. Belki aynı durumda olupta çare bulamayanlara da yol gösterici olabilir**



     Hafta sonunu hem solfej, hem de ingilizce kursu alınca, tüm hafta sonunun bölünmesi rahatsızlığıyla solfeji hafta içine aldık rahatladık.
     Böylelikle gezip tozmaya, sinema tiyatro vs. zaman kalmış oldu.

                            Geçtiğimiz hafta Batman  sinema filmine gittik, ben çok sıkılsam da kızım ilgiyle izledi. O hafta sonu anne&kız günü yapmıştık. Alışveriş, yemek, oyun alanları, sinema ve AVM kapanana kadar gezmece.

         Yine hafta sonu 'Annemin Son Çılgınlıkları' adlı tiyatro oyununu izledik Şinasi Sahnesi nde. Çok beğendik hepimiz. Bu aralar hafta sonunda olacak Bale gösterisine yer bulamıyorum. Kızım merakla her hafta sonu soruyor bilet buldun mu diye?

1.Dönem Karnesi Ve Kaçamak

     2  ay oluyor nerdeyse, elim varmadı birtürlü yazmaya. Fotolarla donatmayınca yazdıklarımı, eksik hissediyorum nedense. Üşendiğim şeyse fotoğrafları bilgisayara aktarmaktı.
     Koooskocaman zaman diliminde, 1. dönem karnesini aldı kızım. Tatilin bir kısmını babasıyla, kalan kısmını da hepberaber geçirdik. Ufak bir kaçamak yaptık ailece. Aklımızda olan Kuzey bölgesi gezisini, kızım Güney bölgesine çevirdi 'ne olursunuuuuz' diyerek :)

                                                                    (Mutlu Prenses)

                     Yukardaki tatlı şey yeğenimin kedisi, Eylül ayları gibi yavruladığında, biri bizim olacak kısmetse. Kızım dört gözle bekliyor kedisini, hergün ona vereceği yeni bir isimle geliyor eve...)




                      Birkaç büyük poşet portakal, limonla ayrıldık o güzel yerlerden... Tadı damağımda...



                                             Sevdiklerimizi ziyaret etmeden dönemezdik...
     Kafa dinledik, birbirimizle sınırsız vakit geçirdik. Ödev, işe yetişme telaşı olmadan geçirdik bir haftayı.

***Yalnız K.Deniz aklımın köşesinde...dürtüp duruyor beni, bakalım ne olacak :)
***Sonraki post yeni gelişmelere gebe...


11 Ocak 2017 Çarşamba

BAŞLANGIÇ!

     İçimden hep birşeyler yapmak geliyor; 'neyse geçti' deyip oturuyorum. Aslında oturamıyorum da, ne yapacağımı bilmez halde oturup oturup kalkıyorum. İçim sıkılıyor, yapmak için aklımdan geçenleri yapacak derman bulamıyorum kendimde. Bir hafta süren sancılı bronşit ve faranjit geçirdim. Bir kısmı halen üzerimde. Burnum tıkalı ve sigara ile artan bir öksürük yapıştı gitmiyor.
     Neler yapmak istiyorum diye sorarsanız; örgü örmek istiyorum. Hani şu takip ettiğim, imrenerek baktığım bloglardakiler gibi örgülerden yapabilmek istiyorum. Yıllardır süregelen ama bir türlü başına oturup çalışamadığım dersleri bu yıl vereyim diyorum, olmuyor arkadaş. Başına geçtiğim anda kafamda bir dünya düşünce...ıııı olmuyor. Spor yapmayı geçtim de, biraz hareket etmek, yürümek istiyorum; bir sürü bahanem var ( soğuk,zamansızlık) olmuyor işte olmuyor. Deli gibi kitap okumak istiyorum, hani şu roman olanlardan. Aklıma hemen veremediğim dersler geliyor, duyduğum suçlulukla romandan da vazgeçiyorum :((
     Yılbaşı kutlaması mı? Herşey çok güzel başladı, güzel girdik yeni yıla. Eşimin ailesi ile ev kutlaması şeklinde sıcak bir gece geçirdik. İlerleyen saatlerde kızımın öksürük, burun tıkanıklığı ve baş ağrısı nedeniyle sabaha karşı gittiğimiz acildeki TV. de öğrendik acı haberi. Yine mi dedik yine mi, bu yılda mı, neden? diye diye izledik. Gerçekten amaç umutları kırmaksa evet içimiz yandı, sevincimiz kursağımızda kaldı. Sonra elbet toparlandık, mantıklı düşünüp yaşamaya devam ettik. Kaç ev yandı, kaç eve ateş düştü unutmadık. Hikayeleri dinledikçe üzüldük, üzülmeye devam ediyoruz. Bu kadar acı varken, bu kadar sorun varken halen devlet büyüklerinin(?) başka dertlerinin olması ise çoook düşündürücü, ürkütücü geliyor. Bunu da söylemeden geçemiyeceğim.