13 Eylül 2012 Perşembe

Unuttuklarım...

     Kuzumu ilk kez Metro ya bindirdim, öncesinde anlattım neler yapacağımızı. Kartı kendi okutmak istedi, aynı anda geçmeye çalıştık şu demir müsvettesinden, komik hallerde etrafa bakınmadan geçtim utançla :)) Ama kuzumun eğlencesine değerdi doğrusu.

      Bırbırbır...hiç durmadan konuşup sorular sordu, ilgi odağı oldu Metro da, tünele girince şaşırdı, duraklarda ilgiyle izledi inip binenleri ve soru yağmuruna tuttu beni :) 
      İndiğimizde 'bi daha bineliiim' dedi kuzucum :)))
      Beraber kek yaptık kızımla, çok seviyor kek, poğaça yapmayı :)

      Nil le iyi anlaşıyor, aslında küçüklerle pek ilgilenmez ama maşallah Nil yaşına göre(2 yaşında) daha büyük davranan bir çocuk :)

      Çektiğimi farkedince, poz delisi oldu çıktı hanım :)))

     Yeni evimizin balkonunda (bizim için balkonun ne demek olduğunu, bizi tanıyanlar bilir) ilk rakı-balık muhabbetimiz. Tabi havalar soğumaya başladığından çok fazla sebeplenemedik bu sofradan ama olsun, aklımızda kalacağına midemizde kalsın dedik :))


7 Eylül 2012 Cuma

Ankara-Samsun-Trabzon-Erzincan-Sivas-Ankara

     Az gittik uz gittik, derkeeen evimize taşındığımızın 5.günü akşamı hadi dedik annemi de alıp gidelim Trabzon a, yoksa bu işler bitmez, bizde izindeyken tatil yapamadan günler boşa gidecek. Akşam 9 da yola çıktık hepberaber, doğru Samsun daki Fatma ablamıza, sağolsun bizi bekliyormuş, o gece orda konakladık, ertesi sabah onuda alıp Trabzon yollarına düştük, hiç acelemiz olmadığından her su kenarında, her dal altında durduk, çok güzel bir yolculuk oldu.
     Önce ilçemiz Beşikdüzü nden bize 1 hafta yetecek kadar malzeme aldık, gıda vs. Anneannemin artık ineği yok çok yaşlı olduğundan diye tüm tereyağı, peynir vs. ihtiyaçlarımızı da aldık. Akşam üstü köye çıkabildik, anneannem bizi bekliyordu sabırsızlıkla, kuzumu bebekken görmüştü, aşkımı hiç görmedi daha önce, bense ne kadar zaman olduğunu hatırlamıyorum bile anneannemi. Çok mutlu olduk, sarıldık, sohbet ettik bolca. Temizlik yapıp yatacak yer ayarladık yaşlı kadının evinde.
     Ertesi gün etrafı keşfe çıktık, çilek, böğürtlen topladık yedik, fındık koparıp dalından, yedirdim kuzuma, çok sevdi orayı, hele kapının önündeki çeşme başından hiiiç alamadık hanımı. Aslında korktum hasta olucak diye ama maşallah bişeycik olmadı, bol bol tereyağ, pekmez yedi en doğalından, erik, armut koparıp yedi.
     Tek kötü şey; 2 gün harici hep yağmur yağdı, göz açtırmadı bize resmen.

      Yukarıdaki ev, anneannemin tam 70 senedir oturduğu evi, kimbilir ne acı, ne tatlı günler gördü, tam 8 evlat doğurdu bu evde, sekizini de evlendirip gurbete yolladı, eşini kaybetti ve şimdi yapayanlız kalıyor bu evde.
     Tabanca kullandım bol bol, hemde hiç kullanmadığım kadar :)))video çekti aşkım ama birçok fotoğrafım Erzincan da, yeğenimin bilg.da kaldı, yakında gönderirse yayınlıyacağım inşallah :)
      Yağmur çok yağınca yapmak istediğim çok şeyi yapamadım, birçok bitki, meyva toplayıp kurutacaktım. Daha harmanlara çıkamadım, görmek istediğim bahçelere inemedim. Baktık ki çare yok, ıslak ıslak fındıklığa çıkıp kekik topladık :))) o kadar çok vardı ki, yağmurdan ancak yetecek kadar alabildim, aldık almasına da kurutacak serecek yer bulamadık iyi mi, kuzinenin altına tepiyorum, uyku saatinde ordan alıyorum...vs. uğraş dur. Ardından o yağmurda annem armut ağacına çıkıp 5-6 kilo armut topladı, ben dilimleyip kurutmak istediğimden sağolsun. Anneannem her seferinde onları çürüteceğimizi, kurutamıyacağımızı söyledi ama dinletemedi bize. Bu arada birazda kuşburnu topladık kurutmalık :))) Yarı ıslak yarı kuru götürdüm onları Erzincan a :)))

     5 gün kaldık köyde, yağmurdan gözümüzü açamayınca Ankara ya dönme kararı aldık.Yolda ablamlarla konuşuyorduk, o kadar çok ısrar ettiler ki bize gelin diye, hadi dedik, 3 saat yol var oraya, gidelim. Yollar çok güzeldi, Zigana, Gümüşhane...harikaydı yolculuk.
     Yanlız kısa bir anımız var anlatmalıyım; kuzu acıktı ve ramazan olduğundan açık yer bulamıyoruz yolda, şöyle sıcak bir çorba içirmek nerdeyse mümkün değil oralarda. Çorba varmı diye sorduğumuz herkes nerdeyse bizi dövecek kıvamda cevap veriyorlar...
      Neyse geldik Kelkit e, ohhh dedim iftara az var ve lokantalar açık, hemen birine daldık..dedim çorba var mı çocuk için. Tepkiyi bildiğimizden hemen 'çocuk için' diye de ekliyoruz :))) Var abla dedi güler yüzlü bir çocuk, girdim acısız bir çorba istedim, oturduk bir yere, kuzum illa pembe sandalye ye oturucam dedi, oturttum. Hadiii 1-2 dak. sonra çocuk gelip 'abla şu arka masalara geçebilirmisiniz' demez mi? Niye dedim, bura rezerve mi? Yok abla dedi, bura biraz tutucuda, şimdi laf-söz ederler....töbeeee....Ama bu çocuk, saatlerdir aç, kim ne diyecek ki? Derler abla boşver, şu direğin arkasına geçseniz. Hadi dedim ne laf anlatıcam şimdi buna, sonra bizi taşlarlar falan....
     Geçtik arka masaya ama bu seferde kuzu tutturdu mu ''pembe sandalyeeeem, sandalye olmazsa yemeeeeem'' diye, dur diyorum durmaz, sus diyorum susmaz, çok tepkide veremiyorum; bu seferde inatlaşıp çorbayı içmez, başkada yer bulamayız aç kalır diye :((( Çocuk duydu huysuzluklarını ve şükür acıdı halime de 'dur ablam getireyim sandalyeyi' dedi. Şükür oturduk, başladık yemeye ama bizimki 3 kaşık yiyip bıraktı yaaa, yemiyecekmiş, doymuş...bıraktık, hesap ödeyip çıktık. Çocuk bu seferde 'abla söylediğiniz kadar da aç değilmiş' demesin mi? O pembe sandalyeyi kafasına geçirmek lazımdı ya...dedim ya taşlanmakta var bu Kelkit te....koşar adım kaçtım ordan.
     Günlük güneşlik, sıcaktan yanan bir Erzincan bulduk karşımızda, birde caaanım ablam, eniştem ve kuzuları :)
     Harika günler geçirdik, 12 kişi aynı evde kaldık. Haaa söylemeyi yani :))) yazmayı unuttum; Biz Erzincan a geçerken, Ankara dan erkek kardeşim , eşi ve bebişi, babamı da alıp Erzincan a geçtiler, olduk 12 kişi. Bizi Çağlayan denilen bir yere pikniğe götürdüler, çok çok beğendim, şehride çok sevdim zaten, bayramı da beraber geçirmek çoook eğlenceliydi, belki ne kadar zaman daha biraraya gelemeyeceğimiz için, bu buluşma iyi bir fırsat oldu.
     Bizim izin biteceğinden bayramın 2. günü yola düştük, annem onlarla kaldı. Yola çıkınca gidiş güzergahını hiç sevmedik, yol hep dağlarla kaplı ve ıssızdı. Bizde Sivas ta kalmayı yeğledik. Orduevinden yer bulduk Allah tan. Şehri gezdik, yemek yedik, yattık, ertesi günde kahvaltı sonrası Ankara yoluna düştük. 


3 Eylül 2012 Pazartesi

TAŞINDIIIIIIIK :)))

     Taşındık taşınıyoruz derkeeeen, tam bir yön değiştirme ile kendi evimize niyetlendiğimiz, dünya kadar araştırma yapıp anlaşma yapmamıza rağmen.....yetişemedik, yapılacak masraflar bizi aştı hemde ne aşma...baktık ki olamayacak...

     Kiralık ev derdine düştük...acele ediyoruz, çünki izin bitiyor...apar topar, 2 yıldır ev aradığımız ama bir türlü denk getiremediğimiz muhitte, o sıkışıklıkta ev bulduk...iyi mi? :)))
      Çokta mutlu olduk, hemen eşyalar (yani kalan ve yeniden alınanlar) ile taşınıverdik yeni evimize, yerleştik falan derken, 5 günün sonunda bir gece annemide alıp çıktık yola :))

12 Temmuz 2012 Perşembe

Taşınıyoruuuuuuzzzzz....

     Eveeet, hayallerimdeki gibi bir ev değil ama kendi evimiz, istediğim gibi geniş değil ama kendi evimiz, balkonu yok yine ama kendi evimiz, 2 odalı yine ama kendi evimiz, şuan ki eşyalarımız sığmayacak oraya ama kendi evimiz...
      İyi tarafları yok mu? Olmaz mı hiç; en sevindirici tarafı balkon yerine büyükçe bir bahçesinin oluşu, salon duvarına bahçeye açılan bir kapı taktırdık mı, al sana bahçeli ev :) Mini mini mobilyalar+uçuk tonlu dekorasyon ile süper olucak evimiz inşallah :)
     Yatak odasında, yatak hariç tüm parçaları sattık, yerine beyazlar içinde bir gardırop aldık sevgili İKEA dan, salondaki gümüşlük+masa+sandalye+tv. sehpasını sattık, yerine 1 veya 2 tane mini puf yada mini sandalye almayı düşünüyoruz, çünkü 3 lü koltuk sığmıyor yeni evimize. Mutfak masamızı bahçeye düşündüğümüzden, mutfak için çok cici bir masa ve sandalye takımı aldık yine sevgili İKEA mızdan. Mutfak dekoru içinde pembe ve tonlarını seçtim, çokta iyi etmişim, baktıkça içim açılıyor. Şuan aldıklarımız salonda depolandı, yeni evimizin boşalmasını bekliyorlar. İnşallah kiracı kendine yeni bir ev bulur bulmaz, boya+badana+kapı açma işlemleri sonrası yerleşmek istiyoruz evimize.

      Bir güzel tarafıda iş yerime biraz daha yaklaşmak elbette ki. Tek sorunsa anneme uzaklaşmak, öyle alışmışım ki onların varlığına, elimi uzatsam yanıbaşımdaydı hep, bir sigara içimlik dahi olsa uğrardım bazen, kuzu anneannesinin uzak oluşuna nasıl alışacak bakalım, gerçi 10 dk.lık yol ama kapı komşusu oluşu gibi değil elbet.
     Şu da bir gerçek ki; ben taşınmayı severim, yeni ev düzmek, yeni eşyalar ve dekorasyon işleriyle uğraşmak zevk verir bana, tekdüzelikten hoşlanmam, sıkılır değiştirmek isterim eşyaları yada yerlerini, renklerini vs. Kendimi iyi hissettirir her zaman. Bu nedenle de çok heyecanlıyım, sevinçliyim. Yeni aldıklarımı bir döşesem eve, görsem nasıl olduklarını, yakışacak mı, eksik neler kaldı vs...

10 Temmuz 2012 Salı

Ailece...

     Samsun dan amcamın kızı Fatma abla gelmişti anneme, bir süre hep beraber takıldık. Beraber yemeğe gittiğimiz bir günden fotolar. Tigem de idik, eğlendik, yedik içtik, kuzum da çok eğlendi, tüm jetonlu oyuncakları denedi, hatta çoğunu beğenmeyip yarıda bıraktı :)
     Dün akşamda Yıldıray dayısına gittik, balkon sefası yaptık epeyce. Çınar ile birbirinden bağımsız ama yan yana oynuyorlar genelde, ya biri TV. izliyor, diğeri hemen yanında oyun oynuyor, yada tam tersi. Biz Çınarı sevdiğimizde kuzu hemen atlıyor kucağımıza ve 'ben de bebek, ben de şişko..vs.' diyor :)) Resmen kıskanıyor Çınarı.

28 Haziran 2012 Perşembe

Tatile 1 Kala....B rh +

     Yuppiiii kısa tatlimize 1 gün kaldı, hele bu günüde atlatalım...yarın kısmetse öğlen saatlerinde yolda olucaz inşallah. Çok istiyorum, kendimi yollara vurmak, yollarda konaklamak, yeni yerler...kişiler tanımak, eski dostlarla karşılaşmak, saat kavramı olmadan yaşamak ve en güzeli de kuzucuğumu denize sokmak, kumlarda debelenmesini izlemek, hazır yemek-içmek, kuş misali bu saat burdayken, şu saatte çok başka yerde olmak...
      Adaları çok özledim, en çokta vapura binmek ve vapurda iken denizin kokusunu içime çekip, martıları dinlemek, seyre dalmak, bide vapurda sigara içmek vardı ama malesef yasaklanmış. E kardeşim ne istersiniz vapurun açık kısmında sigara içenlerden, kime ne...açık alan, püfür püfür esiyor orası...şöyle bir keyfe dalmayı çok mu gördünüz bize :(((
     Kadıköy ü de çok özledim, iskelede dolaşmak, bir kahve içmek sigara eşliğinde, ardından boğaya doğru yürüyüp çarşılara uğramak, işportadan bişeyler almak ıvır zıvır...Salı pazarı tabi ya, salı pazarına uğramadan gitmemek... Eminönü-Karaköy e mutlaka ayak basıp yiyip içip, alışveriş yapmak. Hele Çamlıca ya çıkmadan dönmemek Ankara ya :) Sonra dönüş yolunda Kefken-Kerpe-Ağva yada Şile ye uğramak :) Çok valizle gidip, çok azını kullanmak ama dönüşte iki katı daha fazla eşyayla dönmek :)))
     kuzumun sonuçlarını bugün almış aşkım. Telefon açtı hastaneden gülerek. 41 kere maşallah, hepsi ama hepsi süpermiş, çok iyi beslemişsiniz demiş doktoru, tüm değerler olması gerekenden de iyi demiş. Birde sormuş; 'ceviz, kabak çekirdeği, kuru kayısı vs. yediriyormusunuz' diye. Evet 3 yaşa kadar her kahvaltısında bunlar vardı hatta fındık her zaman vardı. Blendırdan geçiriyorduk pütürlü yemediği için ama hep vardı bunlar Çünkü bunların etkisi çok demiş doktoru, tekrar tekrar maşallah kızıma, çabalarımız sonuç vermiş evet :)
     Ayrıca yaklaşık 44 aylık olan kızımın kan gurubunuda henüz yeni öğrendik; B rh +
     Artık gönül rahatlığı ile tatilimize çıkabiliriz. Salı akşamı dönüyorum, 4,5 günlük bir tatil bu, dönüşte bol fotolu ve bol anılı olarak görüşmek üzere dostlarım, hoşça kalın :)

                                                     Kan Grubuna Göre Kişilik
Kanımız hücreleri besliyor, boşaltımı sağlıyor ve bunu herkes biliyor.Peki kan grupları ne işe yarıyor?Acaba kişiliğimizi nasıl etkiliyor?
Okuyunuz efendim…

Dünyada kan gruplarının dağılımı :
0 RH pozitif Her 100 kişiden 40´ı
0 RH Negatif Her 100 kişiden 7´si
A RH pozitif Her 100 kişiden 34´ü
A RH Negatif Her 100 kişiden 6´sı
B RH Pozitif Her 100 kişiden 8´i
B RH Negatif Her 100 kişiden 1´i
AB RH Pozitif Her 100 kişiden 3´ü
AB RH Negatif Her 200 kişiden 1´i
En eski kan grubunun “0″ grubu olduğunu belirtiliyor. “Herkes 0 grubuyken insanlar çok küçük bir alanda yaşıyorlardı, aynı yemeği yiyor, aynı organizmaları soluyorlardı ve bu yüzden değişim gereksizdi. Ancak nüfus arttığında ve göçler hızlandığında değişimler ivme kazandı. Sonrasında gelişen A ve B gruplarının geçmişi ancak 15 bin - 25 bin yıl öncesine uzanıyor. AB grubu ise çok yenidir.”
0 grubu “avcı”, A grubu “çiftçi”, B grubu “göçebe” ve AB grubu “modern” olarak değerlendiriliyor
Kan gruplarına göre kişilik tahlili

0 grubu: Kendine güven, cesaret.
A grubu: Sinirli ve hassas.
B grubu: Uyumlu ve yaratıcı.
AB grubu: En çekici ve ilginç…

En cesur ve güçlü ” 0″ grubu

Bu kan grubu taşıyan herkes gücü, dayanıklığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve tanrı vergisi bir iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar.Melodik mizaç özelliğine sahiptirler. Bunlar yaşamın tadını en iyi çıkaran, dünya nimetlerinden en geniş biçimde yararlanan kişilerdir. Hayati bir melodi gibi yaşar ve kavrarlar.

İçinde bulundukları ortama çok iyi uyum gösterirler. Tüm insanlarla ve bütün varlıklarla anlaşırlar. Onlara ters düşmeden, olumlu ilişkiler kurmayı başararak yaşarlar. Bu engin uyum düzeni içinde, önlerine sunulan olanaklardan rahatlıkla yararlanırlar.

Amaçladıkları sonuca, büyük uğraşlara kalkışmadan, kolayca ulaşırlar. Onların bu başarılarındaki en büyük etken, dış dünyayla, sudaki hidrojenle oksijen gibi uyumlu olmalarıdır.
Modaya, havaya, zamana hemen uyuverirler. Herhangi birine çok değişik ve ters gelebilecek bir ortam düşünelim. Onlar bu ortam içinde dağılıp şaşırmaz, ürküp sinmez, bir köşeye çekilip donup kalmazlar. Hemen uyum gösterirler. Sivri ve uç düşünceleri, aykırı fikir ve eğilimleri yoktur.
Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri (güç, etki, güvenirlik) ve başarı için gerekli güdüler size kalan 0 grubu mirasıdır.

En paylaşımcı “A” grubu

Kalabalık insan toplulukları ve yerleşik ama daha kırsal yaşam gerilimleri baş edebilmek üzere ortaya çıkmıştır. Psikolojik özelliklerinin bazıları, kalabalık çevresel kitlelerin ihtiyaçlarına katlanabilmekle gelişir. Uyumlu mizaç özelliğine sahiptirler. Bu grup içinde yer alanlar, duyan, hisseden, sürekli olarak araştıran, çevrelerindeki kişiler ile bağlantı ve uyum sağlamaya çalışan kişilerdir. Dış dünyadaki tüm değişikliklere karşı duyarlıdırlar. Ancak aşırı duyarlılıkları, çevrelerinde büyük uyum güçlüğüne düştüklerinde onların geriye doğru kaçmalarına ve içlerine kapanmalarına neden olur.

Uyumlular, içinde bulundukları toplumun en ilgi çekici ve en renkli varlıklarıdır. Ancak dayanma ve uyum sağlama yeteneklerinin yetersiz kaldığı ortam ve koşullarda çözülürler. Acınacak, zavallı insanlar olurlar.
Büyük bir olasılıkla, bu oluşumun içindeki bireyde olması gereken en önemli özellik, paylaşımcı yapıdır. İlk A´lar, karmaşık bir hayatın meydan okumalarına karşı duyarlı, kurnaz, istekli ve akıllı olmak zorundaydılar.
Ancak bütün bu niteliklerin tek bir yapıda toplanması gerekiyordu. Belki de bu bugün bile A´ların daha gerilimli bir yapıya sahip olmalarının bir nedenidir. Sıkıntılarını içlerine atarlar.

Fakat patladıklarında da dikkatli olmalısınız. O gruplarının çok başarılı olduğu gerilimli ve sıkışık liderlik pozisyonlarına A´lar pek uygun değildir. Bu onların lider olamayacakları anlamına gelmiyor. Ama içgüdüsel olarak, çıkar gözeten liderliği istemezler.

A kan grubunda diğer gruplardan daha az grip görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca virüslerin etkisi, AB grubunda da diğer gruplara göre daha azdır.

En uyumlu “B “grubu

Irkların karışması, yeni topraklar ve yabancı iklimlerle karşı karşıya kalan ilk B gruplarının yaşamlarını sürdürebilmek için uyumlu ve yaratıcı olmaları gerekiyordu.
B grupları yerleşik A grupları kadar düzenli ve uyumlu bir konfora gereksinim duymazken O grularından da daha az kararlılık sahibidirler. Bu özellikler B gruplarının her hücresinde mevcuttur. Biyolojik olarak B gruplar diğer gruplardan daha uyumludur. Ritimli mizaç özelliğine sahiptir. Davranışlarında akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidir. Başkalarının tepki ve eğilimlerini dikkate almaksızın, kendi düşünce ve kararları doğrultusunda ilerler. Onu bir demiryolu üzerinde giden, önüne çıkan engelleri ezen veya birlikte sürükleyen bir lokamotife benzetebiliriz.

Çevrelerine egemen olmak ve yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Mantık ve irade, onlarda daima duygulardan daha önce gelir. Bu mizaca sahip bulunanların tipi, asker, uzman ve danışmandır.
Bir çok yönüyle B grupları bütün olası seçeneklerin en iyisine sahiptirler. A gruplarının zihinsel ve duygusal olarak uyarılmış edimlerinin yanı sıra O gruplarının saldırgan ve keskin fiziksel tepkilerine ait öğeleri de içlerinde barındırırlar.

B gruplarının farklı kişiliklerle daha kolay ilişkiye girebilmelerinin nedeni, genetik doğaları gereği daha uyumlu olmalarındandır. Çünkü kendilerini rekabet ve savaşlara karşı daha az eğilimli hissederler. Onlar diğerlerinin bakış açısından da bakabilirler. Empati yetenekleri vardır.

En çekicisi “AB” grubu

Bu grup sinirli ve hassas A´larla dengeli B´lerin birleşmesiyle oluşmuştur. Sonuç ise tinsel, yaşamın özellikle sonuçlarının pek farkında olmadıkları bir takım etkenlerini kucaklayan, biraz parça parça bir karakterdir. Kompleks mizaç özelliği gösterirler. diğer üç mizacın tüm özelliklerini, karmaşık ve karışık bir biçimde bu kümede yer alan kişilerde görülür. Bu üç özellik, farklı yoğunluklarla bir arada bulununca, kişi birbiriyle uyuşmaz eğilimlerin elinde adeta oyuncak olur.

Böyleleri, dengeleri için gerekli olan dinamik bir düzenleme, güçlü bir irade ve iyi bir disiplinle karşılaşana değin, çelişen, karmaşık duygu, düşünce ve eğilimlerin elinde bocalayan, kaprisli, kararsız ve tutarsız bir kişi olur çıkarlar. Bununla birlikte çevrelerine önem vermeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri, mantıklı düşünme yetisine sahip olmaları gibi olumlu yönleri onları başarıya ulaştırabilir.”
Çoğu kez onlar detaylarla uğraşıp kendilerini yormazlar. AB grubu, kan grupları arasında en çekici ve en ilginç olanıdır. Ama onların doğal karizması ardında hep kırık kalpler bırakır.

Kan grupları arasında AB çok ender görülür.A grubuyla B grubunun karışmasından meydana gelen bu kan grubuna dünya nüfusunun ancak %5 ´i dahildir.Ve de bu grup,kan gruplarının en yenisidir.Bundan 10-12 yüzyıl öncesine kadar böyle bir kan grubu yoktu.Doğudaki istilacı güçlerin batıdaki ülkeleri ele geçirmeleri üzerine farklı uluslar birbirlerine karıştılar. Doğuyla batı uygarlığının karışması sonucunda AB kan grubu ortaya çıktı. M.S. 900 yıllarından itibaren AB kan grubu oluştu. A ve B gruplarındaki Avrupalılar´ın evlilik yoluyla bir araya gelmedikleri kesindi. Ancak doğudan batıya akın başladıktan sonra farklı kan grupları birleşebildi.

Kan grubu-Kişilik ilişkisi

Kan gruplarının insan kişiliği ile yakından ilgisi olduğu anlaşıldı. Japon uzmanlar farklı kan gruplarının erkekler ve kadınlar üzerindeki etkilerini konu alan bi araştırmasının sonuçlarını açıklarken, “İnsan vücudunun kimyası ile kişilik arasında önemli bağlar var. Kan grupları bunlardan biri.” dedi

A Grubu Kadını

Para harcamasını çok sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündür. Çocukları çok sever ve çocuk sahibi olduktan sonra eşini ihmal eder. Değişikliği seven biridir.
.
A Grubu Erkeği

Düzenli yaşamayı sever. İyi bir dost ve konuşmacıdır. Birlikte olacağı kadını seçerken çok titiz davranır.

B Grubu Kadını

İstek doludur. Sekse hiç hayır demez. Para konusunda eli ya çok açıktır ya da cimridir.

B Grubu Erkeği

Özgürlüğünün sınırlanmasından nefret eder. Kadınlara saygısı sonsuzdur. Hep neşe dolu bir aileye sahip olmak ister. Yemek konusunda son derece titizdir.

AB Grubu Kadını

Erkeklerin yüreğini hoplatan elbiseler giymeye bayılır. Para konusunda tutumludur. Yemek pişirmekte, mükellef bir sofra hazırlamakta üzerine yoktur.

AB Grubu Erkeği

Aile içinde mutlaka sözünün dinlenmesini, isteklerinin yapılmasını ister. Hoşgörülü ve kararlıdır. En iyi aşıklar bu gruptan çıkar. Eşine ev işlerinde yardım etmekten çekinmez.

0 Grubu Kadını

Mutfak masraflarından kısarak kendine hoş elbiseler alır. Çocukları biraz ele avuca geldiğinde hemen çalışma hayatına dönmek, toplumdaki yerini almak ister. Yemek yapmakla fazla uğraşmak istemez. Pratik yemekleri tercih eder.

0 Grubu Erkeği

Aşık olduğu zaman birlikte olduğu kadını çok kıskanır. Kalabalığı sevmez. Son derece hareketli, çalışkan ve hırslıdır. Sevgilisine veya eşine sık sık hediye almayı sever.

27 Haziran 2012 Çarşamba

Çınar Kuzum&Doktor Kontrolü&Botanik Parkı&Halide Edip Lisesi 92 Mezunları

     Çook yoğun bir hafta sonu daha :))) Cuma dan başladı yoğunluk, ailece buluştuk Kanuni de, çayımızı içip, çocukları kaynaştırdık.
Ertesi gün erkenden randevusu vardı kuzumun Akay da Dr. Öğe Hanım ile. kuzu sırasını beklerken, oyun alanında oynadı ve hayrete düştük doğrusu, çünkü sıra bize geldiğinde koşarak girdi muayenehane ye :)) Öğe Hanım sağolsun, öyle güzel iletişime geçiyorki hastasıyla, kuzumun hayır demesi mümkün değildi. kuzuyu böyle görmek bizi şaşkına çevirdi yine de, enson aylar oldu doktora gittiğimizde kıyameti koparıyordu, sızlanıp huysuzlanıyordu ama sözde dinliyordu sağolsun. Hemen tartıya çıktı minik kızım, ardından boy ölçerin önünde asker gibi durup doktorunun verdiği talimatlara harfiyyen uydu kuzum :) 
Evet boy:97 cm., kilo:14.200 gr.
    Bu genel bir kontroldü, uzun zamandır muayene olmamıştı doktora ve bizde tatile gitmeden görünsün istedik, ayrıca henüz kan gurubunu da bilmiyorduk, yanı sıra B12, Demir, TSH, Kansızlık, Çinko vs. hep bakıldı. Uzun uzun doktoruyla sohbet ettik, kusmayı bırakması, pütürlüye geçişi, kreşe başlaması ve kreşi bırakması sürecini... Doktorumuz %25 lik persantilde olduğunu söyledi, iyi hatırlıyorum, geçen yıl yaz sonu gittiğimizde %50 de idi. Tabi çok üzüldüm bu duruma ama yapılacak bişey yok dedi Öğe Hanım, siz elinizden geleni yaptınız gelişimi açısından. 
     Doktorumuzda aynı kanıda kreş konusunda:evet yedirmiyorlar genelde, bu konuda çok sorun yaşıyor aileler dedi. Yani önüne yemek konulmasıyla bitiyormu herşey, yüreğin sızlamıyormu hiç...yani hepimizin çocuğu var, ben başkasının çocuğunun yemediğini gördem, müdahale etmeden duramıyorum...
    Bundan sonra tek yapabileceğimizin iyi beslenmesine dikkat etmek ve yüzmeye yollamakmış...gerisi genetik dedi. Anneannede kalsa iyi beslenmeye kefilim ama eylül de yine kreşte ama kışa ne yapıp edip bir yüzme kursu bulmalıyım kızıma, 4 yaş için yüzme kursu bilen var mı??
NOT: Bu arada evdeki tartının bozuk olduğunuda anlamış oldum :(
Kuzum kan aldırırken çok ağladı ve ilk defa ben yanında durdum miniğimin, hatta ayaklarını ve tek kolunu ben tuttum, hemşire damar yolunu hemen tutturamadı malesef ve 5-6 giriş yapmak zorunda kaldı, canı çok acıdı kuzumun çook, içim dağlandı resmen :((( İşi bitincede hastanede herkese şikayet etti onları hemde ağlayarak. ' o iki kız bana iğne yaptılar, ağlattılar beni' diyerek :(( Sonuçlar Çarşamba belli olucak.
Akay dan çıkınca Tunalı ya gittik, henüz kahvaltı yapmamıştık, birazda turladık ne var ne yok diye bakındık. Ordan da doğru Botanik Park a gittik, epeydir istiyordum, hatta geçenlerde bir blogta rastladım, gezip görmüşler oraları, bende dedim en son lise de gitmiştim, ayağımın dibinde ama ben 20 senedir görmedim, gidelim istedim, kızımında fotosu olsun orda istedim :)
 Ama malesef hayal kırıklığına uğradım doğrusu, 20 yıl sonra çok daha güzel olmuştur, değişiklikler yapılmıştır oralara diye hayal ederken, yıkık dökük, bakımsız, aşağılara indiğinizde daha bir izbe, değişik tiplerin dolandığı(içici) bir Botanik Parkı ile karşılaştım. Üst taraflar daha iyi olduğundan, önceleri hoşuma gitti, patika yollardan ilerledikçe içim ürperdi, resmen terkedilmiş, hemde Çankaya nın göbeğinde bir yer...çok şaşırdım çok, çok ta üzüldüm :( Biraz kuş-böcek bakındık ve üst kısmındaki çocuk parkında oyalandıktan sonra toparlanıp çıktık ordan.
     Kızımın uyku saatide geçince arabaya biner binmez uyuyakaldı, bizde eve gitmek istemedik, hadi dedik Etiler e gidelim, orda yemeğimizi yeriz, kuzuda uyanınca karnını doyurup parkta oynar özgürce. O Etiler de uyurken biz karnımızı doyurduk, malesef bira içemedik, restoran harici alkol yasaklanmış :((( kuzum da uyanınca bir güzel yedi, ardından oyun parkında epeyce oynadı.
     Pazar günü de, benim lise arkadaşlarımla buluşma günümdü, saat 13:00 de buluştuk Antares AVM.de, Küçük Ev e oturduk. Öyle güzel bir duyguki bu anlatamam, 20 yıl sonra biraraya gelmek lise arkadaşlarımla, neler yaşadıklarını öğrenmek...ve okurken bunları asla tahmin edememek...hem eğlendik hem sohbet ettik bol bol, Ayten in kızı Zeynep ile kuzum hiç anlaşamadılar..taki gidiş yoluna düşene kadar :))




20 Haziran 2012 Çarşamba

Yine çok eğlendik,yine coştuk :)

     Harika bir hafta sonu daha geldi geçti....yaz geldi, havalar ısındı, kanımız kaynıyor, istiyoruz ki hafta sonlarımız dolu dolu geçsin. Öyle de oluyor, sağolsun sevenlerimiz, sevdiklerimiz :)
     Cumartesi heyecanla uyanıp, güzel bir kahvaltı yaptık, ardından da kalan piknik malzemelerini hazırlayıp düştük yola :)
     Arkadaşım Hatice ile harika bir sofra kurduk, mangal aşkımın ellerinden öptü :))) Nefis bir mangal partisi oldu, hem Hatice ye, hemde aşkıma çok tşk ediyorum, ikisininde ellerine sağlık. Gerisini fotolar anlatsın, siz izleyin :)
     Pazar günü ise babalar günü kutlaması yapmadık, çünkü biz geçen haftadan kutlamıştık kendi aramızda :)) aşkımın anne-babası gelmişlerdi İzmir den, anneannesi ameliyat olduğundan, onun bakımını üstlenmişlerdi, oraya gittik bizde. Geçmiş olsun dedik anneanneye. kuzum çok eğlendi, çok seviyor onları, senede bir görüyor olsada dilinden düşürmüyor onları. Büyükannem bana şunu öğretti, bunu anlattı...hep hayali ama anlıyorum ki eksikliklerini hissediyor hep.
     Dolu dolu bir hafta sonuda böylece sonlandı, darısı diğerlerine olsun :))
 Not:  kuzu ile ilgili gelişmeleri hep yazmayı unutur oldum, sanki burası kuzumun blogu değil, bizim günlüğümüz gibi oldu. Kızım 1 aydır ev adresimizi tam olarak ezbere biliyor, babası ezberletti, şimdiye kadar ezberletmediğimiz içinde hatalı buluyorum kendimizi. Neyse Allah korusun tabi ama temkinli olmakta fayda var. Başka başka gelişmelerde var ama kızımın kendi bloguna dahi yazarken korkuyorum artık, kendimiz dahi o kadar çok nazar değdiriyoruz ki ...yazamıyorum şimdilik...
     Haftaya kısmetse İstanbul taraflarında olucaz...iple çekiyorum o 4,5 günü :)))

14 Haziran 2012 Perşembe

Geçen Hafta...

     Biliyorum yine geciktirdim 1 haftalık postu ama telafi ediyorum işte, ne var :)))
     Geçtiğimiz Cumartesi yine evimizde güzel bir heyecan yaşadık, eniştem gelmişti Erzincan dan :) Hazırlanıp kahvaltı yaptık parkta hepberaber, kahvaltı sonrası aşkımla Kızılay yaptılar, bizde yemek hazırladık öğlen için. Yıldıray da bize katılınca, eğlenceli bir yemek masası sohbeti oldu.
     Pazar günü ise aşkımın işyerine ait tesislere gittik Hatice ile. Çok eğlendik, çok yürüdük ve çoook konuştuk :)))



4 Haziran 2012 Pazartesi

1 YAŞINDA :)

         Mehmet Çınar, halasının kuzusu kocamaaaan birrrrr yaşında :))) Ne zaman geçti vakit, ne zaman 1 i bitirdin sen kuzum, 41 kere maşallah, anne babasına, akrabalarına,vatanına milletine hayırlı bir evlat olur inşallah, sağlıklı,mutlu ve başarılı bir delikanlı ol kuzucum :) İyi ki doğdun Mehmet Çınar :)
      Cumartesi bol alışverişli bir gün oldu bizim için, kendimize kıyafetler aldık, Mehmet Çınar a tır aldık, üzerinde 8 adet arabası olan. Kuzucuk tekerlek hastası, yere yatıp, tekerlekleri izliyor dakikalarca :)))
      Sonra kuzuma terlik yada terlikimsi bir ayakkabı aradık ama bulamadık nedense, beğendiklerimin de numarası kalmamıştı :( Kuzucum terlik sayıklayarak uyuyakaldı AVM.lerde. Akşamına da doğum günü partisine katıldık.
      Çok güzel bir masa hazırlamıştı Melek ve ailesi, anneminde katkısıyla harika bir sofra oldu ağzımıza layık :) Sohbet muhabbet geçti bu güzel akşam.