4 Mart 2013 Pazartesi

KUZUM 5 GÜN YOK

     Dün akşam kızım yanımızda değildi, ev bomboş, sesi kesik, ışığı kapalıydı evimizin. Kuzumu dün akşam anneannesine bıraktık tam 5 günlüğüne, öyle istedi kuzucum, çok özlemiş, çok istedi anneannesini, adeta yalvardı, saatleri saydı gitmek için. Dayanamadık götürüp bıraktık kuzumu. Aslında anneannesini çok seviyor biliyoruz ama derinlerde yatan 'kreşten kaçma' düşüncesi nedeniyle, anneanneye gitme arzusu daha ağır basıyor, bunuda iyi biliyoruz. Sevemedi, bir türlü sevdiremedik yeni öğretmenini kuzuma. Öğretmeni, ilkokul öğretmeni gibi, daha sert ve kuralcı. Kreş öğretmeni böyle olmamalı bence, daha sevimli, daha sevecen olmalı.  geçen sene gittiği kreşteki öğretmenlerine bayılıyordu, çok sevecenlerdi, alıp kucaklarına severlerdi kızımı, saçlarını yapar, kıyafetlerini överlerdi.

     Çocuk bu işte, bunlardan mutlu oluyor, aktiviteleri kuralcı olarak değil de, oyunlarla yapmak istiyor. Sanırım, şansımız olursa, önümüzdeki sene, yine eski kreşini düşünüyoruz kuzum için. İnşallah kabul ederler. Tek istediğimiz, her anne-baba gibi, çocuğumuzun mutluluğu.
      biraz limoni bu aralar, sanki hasta olucakmış gibi olup, tam hasta da olamıyor, vücudu direniyor hastalığa. Burnu tıkalı. Bir türlü burnunu temizlemeyi öğretemiyoruz kuzuma :))) Hep içine çekiyor, hadi dışına yap desekte, çok az yapabiliyor bunu, öyle olunca da tıkalı kalıyor burun. Sprey sıkıyorum ama yine içine çekiyor. 'Anne tıkalı buruno buruno alın bana' diyor :))
     Cumartesi günü nerden çıktıysa, yanıma gelip benden örtü istedi, başını örtecekmiş anneannesi gibi. Atkı verdim, benim bastonu da almış eline, kambur kambur geziyor ' torunum, torunum gel' diyerek anneannesini taklit ediyor :)))
     Sonra baktım atkıyı çıkarmış, beline sarmaya çalışıyor, benden yardım istedi başaramayınca. Anneannesi beline hep üstten kuşak bağlar, oda aynını yapıyormuş :)))

1 Mart 2013 Cuma

Sabah Şekeri

      henüz 49 aylıkken çekilen bazı fotoğraflarını, arşivi karıştırırken buldum. Çok ilginç ama hiç atmamam gereken bir klasöre atmışım bu fotoları.
     4 yaş doğum gününde  İlknur ablası hediye etmişti mantoyu, çokta severek giydiriyorum kızıma. Tekrar tşkler İlknur cum. 

     

MİM :)

     Sen olmasan ne yaparım ben Bahar cım :) Hemen başlıyorum yanıtlara;

                                                                (resim internetten alıntı)
1- En son kime yalan söyledin? Neden?
(isim ve ayrıntı veremem)Bir akrabaya söyledim, ne kadar üzüldüğümüzü anlasın diye :(

2- Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun..
Ben nasılım biliyormusun?;kendime söylediğim herşeyi...(kendimle ilgili),herkese söylerim.

3- En son severek okuduğunuz kitap hangisi?
Müjdat Gezen in Hayatı

4- Şuan istediğin işi mi yapıyorsun?
Hayır...hiç masa başı işi düşünmedim hayatımda ama şartlar muhasebeci olmaya zorladı. Ekmek parası ve öncesinde çıkan fırsatları değerlendirmemiş olmam diyeyim.

6- Öleceğini bilsen ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?
Eşim, kızım, annem-babam, kardeşlerim ve sevdiğim arkadaşlarımla birlikte, memleketim Trabzon da olmak, öldüğümde ise köyümdeki mini mezarlığa gömülmek isterdim.

7- Favori şarkıcın ve şarkısı?
Sanat Müziği söyleyen, tok sesli tüm şarkıcıları severim, şu sıralar ise alakasız ama eğlenceli geldiğinden Demet Akalın ın Türkan şarkısına bayılıyorum :)

8- Her bölümünü heyecanla takip ettiğin bir dizin var mı?
Hem var hem yok, fırsat bulursam Muhteşem Yüzyıl, Benim İçin Üzülme ve Umutsuz Ev Kadınları nı izliyorum :)

9- Keşke..?
Şu sıralar;çalışmasam, yaz gelse...

10- Kötü alışkanlıkların var mı?
Sigara içiyorum, alkolü ise ortam oldukça alıyorum. Kumar da var ama Türkiye de kumarhane olmaması nedeniyle oynayamıyorum :)) Unutmadan...güzel bayanları izlemeye ve güzelliklerini onlara söylemeyede bayılıyorum :))) Ben erkek olmalıymışım...

11- Sence ideal eş nasıl olmalı?
Ben nerdeyse ideal bir eşe sahibim, yani kendi isteklerim doğrultusunda söylüyorum bunu. İdeal eş: eşine evde her konuda yardımcı olan(temizlik,yemek,çocuk bakımı), konuşup anlaşmayı becerebilen, romantik, ailesini herşeyin, herkesin üstünde tutan kişidir. Zamanını, ilkönce ailesiyle geçirmek isteyen kişidir.

Cevaplamak isteyen tüm izleyenlerime gönderiyorum bu güzel mimi :) 
        

26 Şubat 2013 Salı

Ares ve Dost

     Muhteşem ötesi bir pazardı bizim için, güneş tepede pırıl pırıl ışıldarken...en sevdiğim arkadaşlarımızla buluşacakken vede gideceğimiz ev bahçeliyken...daha ne istenirki...nasıl sevinilmezki...
     İlk önce biz gitmişiz eve...sonra birer birer gelmeye başladı arkadaşlar, ev sahibi harika bir sofra hazırlamış salona. Mangal pişerken hepimiz bahçede demlendik kahve eşliğinde. kuzu zaten Ares ve Dost u görünce çıldırdı, gitmeden anlatmıştım, hatta oynarsın Yasemin ablanın köpekleriyle demiştim. Oynadı ama resmen doyamadı, önce Birol sağolsun, kuzum onlara alışsın diye yavaş yavaş köpekleri okşattı, sonra sarılmaya hatta komut vermeye başladı köpeklere. Onlar da nasıl sevilmek istiyorlar, resmen sevgi arsızı idiler :))
     Giderken yanımızda scooter ınıda götürmüştük. Bol bol kullandı bahçede.

     Eğlenceli, bol kahkahalı bir pazar oldu, ellerine sağlık arkadaşlarımın, biz ailece çok mutlu olduk.
     Bu bizim eşli günümüz, önümüzdeki ay, günümüz Bolu da olucak, çünkü Türkan abla Bolu da yaşıyor, kısmet olurda gidersek, sucuk ekmek yapacak karda bize :)

Polly

     Ne yapsak ne etsek, nerelere gitsek derken, tutturdu illa Perşembe günü beğendiği Polly i alalım diye. Yalvarıyor, yakarıyor resmen...güzel bir konuşma yaptık kendisiyle, hem babası hem de ben...uzun bir süre kendisine oyuncak almayacağımızı ama bolca alıştırma kitabı alabileceğimizi anlattık, kabul etti.
     Gittik kuzuma bebeğini ve evini almaya...aklıma geldi sordum görevliye...bebek buldular mı diye. Bulmuşlar, kasaya bırakmışlar...öyle çok sevindi ki anlatamam. Görevliye tşk etti ve gidip bebeğini aldı kuzucum, böylelikle iki sevinç birarada yaşadı. 7. cadde boyunca elinden bırakmadı, eve gidince hemen açalım diye söz aldı bizden. Ancak karnımızda açıkmış olunca oturduk bir mekana ve dayanamayıp açtım kuzumun oyuncağını, çeyrek dönerini ve ayranını yedi ama haberi yoktu resmen, elindeki oyuncağına öyle dalmışki...



Akika Kurbanı


     Çok zamandır aklımda bu konu, kuzum için bir kurban kestirmek, akika kurbanı...henüz kısmet olmadı ama bluğ çağına 1 kalaya bırakmayı da düşünmüyorum doğrusu.
        Uzun lafın kısası Cumartesi günü, erkek kardeşimin oğlu için Akika kesildi, Allah kabul etsin, dertleri deva bulsun, şifa olsun oğlumuza...Amiin.
    

Beşiktaş En Hileci

     Geçen hafta işler hafifleyince, kafa izni yaptık kızımla 2 gün, 2 günde hafta sonu...etti 4 gün :) Perşembe günü baktım hava güzel, tam Bahçelievler 7. cadde havası...bir uçtan diğer uca gezdik caddeyi, tüm mağazalara girdik kızımla. Yanlız, mağazada tatlı ablalar yoksa girmeyip, kapı önünde bekledi, varsa içeri girip onlarla yakalamacılık oynadı :)))
     Dışarı çıkmadan sözleştik kızımla: hiçbir oyuncak alınmayacak, sadece orada bakılıp bırakılacak diye, çok beğendiği bir oyuncak varsa, paramız olduğunda, sonradan gidip alınacak. Tabiki kabul etti ve bu kurala uyduda sağolsun. Polly diye oyuncak evi olan bir minik bebek beğendi, sonra almak üzere sözleştik.
     Yine kendime hiçbirşey bulamadım giyim olarak, herşey seçilmiş, sevip alabilecek birşey kalmamıştı. Ben de mutfak için sevimli birkaç malzeme aldım o kadar. Sonra karnımız açıkınca önümüzdeki mantıcıda aldık soluğu. kuzu da bende bayıla bayıla yedik. Bu arada, yanımızda götürdüğümüz Barbie sini, dolaştığımız mağazalardan birinde unutmuşuz, enson girdiğimiz oyuncak mağazasına tlf.numarası bıraktık, çok kalabalık ve dolu bir oyuncakçı olduğundan...bulamadık içinde. eve gelince 'anne şimdiden özlemeye başladım ben Barbimi' dedi :)))
     Cuma gününü nerdeyse evde geçirdik diyebilirim, akşam aşkım gelince mahallede şöyle bir turlamamızı saymazsak.

        Çarşamba akşamı kreşten geldiğinde aramızda geçen dialog şöyle:
N: Biliyomusun anne, Trabzonsporu kimse bilmiyor...

Ben: aaaa

N: Trabzonspor en iyisi dimi anne? Ali Kağan Beşiktaş ın en iyisi olduğunu düşünüyor. Beşiktaş en hileci dimi anne?

Ben: (öncelikle, gülmemek için kendimi zor tuttum) İnsanlar farklı takımlar tutabilirler kızım, bende Trabzonsporu tutuyorum, anneannen de, deden de, teyzen de, büyükbaban da...

N: aaa hayııır anne Trabzonsporu sedace kızlar tutsun istiyorum

Ben: Peki erkekler hangi takımı tutmalı?

N: Garatasaray


19 Şubat 2013 Salı

Buz Pateni

     Cumartesi sabahı aşkım gelince güzel bir kahvaltı sonrası, ne yapalım diye düşündük. Gerçi ben geceden bunu zaten düşünmüştüm :))) buz pateni yapmaya götürelim(ki hiçbir deneyimimiz yok) dedim. Nerde var, şurda var...hem Tepehome u gezeriz, iki birşey atarım çantamıza...mutfak dolabı düştüğünden buyana, halen eksiklerimiz var mutfakta.
     Çıktık A City AVM.ye gittik, yok...bakınıyoruz yok...iyice sinirlendi bu arama çalışmalarımızda...biliyordu ki bir terslik var ve buzpateni alanı yokolmuş :( Sorunca öğrendik ki '3 ay kadar olmuş kaldırılalı'. durumu anlattık, başka bir yer buluruz ama şuan yakınlarda buzpaten sahası yok diye. Tamam dedi üzüntülü şekilde. 'hadi dedim kum boyama yapalım, hem çoktandır istediği uçan balonlar vardı orda'. Bebekken yapmıştık..belki 1 yaş civarları...çok mutlu oldu kuzum, çok sevdi bu işi. perisini kumla boyarken, başka bir kız çocuğu geldi, aynı periden aldı O da, boyamak için. sürekli olarak 'benim ki daha düzel dimi anne?ben daha düzel renk seçtim dimi anne' aralarda da çığlık benzeri kahkahalar atarak bir bana, bir babasına...birde görevli ablasına gösterdi şaheserini :)))
     AVM. deki mini lunapark ta ise bensiz eğlenmek istemedi, biraz gezip etrafa bakındıktan sonra Tepehome a gittik. Biraz alışveriş yaptım, gözüm gönlüm açıldı yine :)
     Pazar gününü de evimizde sıcacık, dinlenerek geçirdik, akşam üstü yürüyüş yapıp biraz hava aldık mahallede.

Kızamık Aşısı 4-6 Yaş

     Öncelikle geçen hafta MMR, yani Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık aşısı yaptırdığımı anlatmalıyım. İlk defa aşıya kızımla yanlız gittik, hep babası olurdu ve ben iğneden çok korktuğum için, babası tutardı kuzumu, ben dışarda beklerdim, yada kafamı başka yana çevirip, dişlerimi sıkıp beklerdim. Geçen Perşembe işten izin aldım ve sabah saatlerinde kızımı alıp, mahalledeki Sağlık Ocağına gittim. Girişimizi yapıp aşı odasına gittik. Tartıda 15,5 kg. mı gördük :) elindeki kağıta resim çizerken, hemşire hanım iğneyi hazırladı. O gün bilerek kısa kollu bir elbise giydirdim, üzerini çıkarmakla boğuşmayayım diye. iğneyi görür görmez çırpınmaya ve 'iğne istemiyorum' diye bağırmaya başladı. Kollarını ve kafasını zorlukla tutup aşıyı yaptırdım ama bende kuzum da ter içinde kaldık.
     Orda üst komşumla karşılaştık, adamcağız 'keşke önceden anlatsaydınız da bu kadar ağlamasaydı, başka bişey olur Allah korusun' dedi. Ben de biliyorum öyle olması gerektiğini, hatta 1 hafta önce anlattığımda, kesinlikle kabul etmedi, faydalarını anlattım, nasıl küçük bir iğne olduğunu ve azıcık acıyıp, hemen biteceğini ama kesinlikle itiraz etti 'beni götüremezsiniz' diye de ekledi. Bu durumda mecburen gizledim ve sadece muayene olmaya götüreceğimi söyledim, yanımda aşkım da olmadığından...başka türlüsüyle başa çıkamazdım. Şimdi ilkokul 1.sınıfa kadar başka aşı yok şükür ki.
     Hemşire hanım, Kızamık salgını olduğunu, hatta şuan anaokullarında sağlık ekiplerinin aşı için gezdiğini anlattı, 'peki' dedim. 'şimdi aşı oldu, 1.sınıfta öğretmenine söylesem, aşı yaptırmayın desem olur mu?' 'yok' dedi hemşire hanım. 'tekrar vursunlar sorun olmaz, yararı olur'. Hemşire hanımın söylediğine göre, bu salgının Suriye den geldiği yönünde.
     Sağlık ocağından çıkarken ;'bir daha buraya gelmeyelim...işte bu hanım aşı yaptı bana...seni sevmiyoruuum' diye bağrındı.
     Aşı sonrası ödülü içinde 'anneanneme didelim anneciğim, onun oyuncakcısından darbi alalım' diyince dayanamadım. Atladık taksiye...doğğğru oyuncakçıya...anneli babalı ve 2 minik kızı olan bir aile satın aldık. Sevinçle anneannesine gittik kuzumun. Ayrıca söylemeden geçmeyeyim, aşkıma sevgililer günü hediyesi pantolon+gömlek aldık, kendime de bir gömlek. Gerçekten ama gerçekten ben sevgililer gününü kutlamıyorum ama eşim nedendir bilinmez...2 yıldır bana hediye alıyor bu günde. Bu sene yine almış, öncesinde getirip verdi, hatta birini kuzumun eline vermiş, diğeri kendinde, getirip verdiler...çok mutlu oldum. Benim ki aslında karşılık olarak alınan bişey değildi...bu fırsatta ihtiyacı olan şeyleri almaktı :)))
     Kuzucum, anneannesine gidince bir güzel yemeğini yedi, sonrada uykudan kapanan gözlerine yenik düştü, bende kıvrılmışım yanına öylece...tam 2 saat uyumuşuz koyun koyuna :)
     Uyanınca birşeyler atıştırıp parka çıktık üçümüz.

                                                 'anneannişimin parkı daha düzel dimi anniş?'

      Sonra biraz daha gezindik, alışveriş yapıp eve döndük, akşama aşkımda gelince yemeğimizi yiyip anneanne ve dedeyle vedalaşıp gittik. yine orda kalmak istedi ama ertesi gün aşkım nöbetçi olduğundan, evde yanlız kalmak istemedim....evet tek başıma uyuyamıyorum...evet korkuyorum... :)))
     Ertesi gün nette ne kadar çocuk sinema ve tiyatrosu var...hepsini araştırdım, bize yakın olmalıydı, saatleri bize uymalıydı. Malesef hep gündüz saatlerinde çocuk sinemaları...bulamadım, hayal kırıklığı yaşadım. Anne-kız şöyle bir sinema keyfi yapamadık anlıyacağınız. Akşam 17:00 de kuzumu getirdi babası. Muhasebe de rahatsızlık vermesin diye sekreterya ya götürdüm kuzumu. Orda Yasemin ablasıyla resim yaptılar, bıdır bıdır sohbet ettiler. kuzumu gören arkadaşlarım sevdiler, konuşturdular kuzumu.
 'ooo sekreter hanım hoşgeldiniz' diyenlere; 'ben sekmeter diilim, benim adım ...' diye çıkıştı :)))
     17:30 da gidecek yer bulamayınca...çıkıp evimize gittik. TV. karşısında yer sofrası yapıp yedik yemeğimizi, ben ertesi gün için yemek yaptım, ütü ve çamaşır yıkama işlerimi tamamladım, saat gece 12:00 sularında sarılıp uyuduk miniğimle. 'anne babamın yatağında yatalım'...düşünebiliyormusunuz, o kadar çok kanıksamış ki beraber yatmayı...artık bizim odamız...sadece babasının odası, babasının yatağı olmuş :(((
     Hikayelerini okudum(hikayesini okurken, birsürü soru sorar, bazen de kendi anlatır aynı hikayeyi, bu nedenle uzun sürer bu fasıl), ninnisini söyledim, sonra benim pijamamın pütürünü beğendiğinden, benim kolumu ağzına değdirip uyumak üzereyken....'anne, kapımızı iyice kitledin dimi?' diyiverecek bir kızım var benim...babasının yerine beni tembihleyecek kadar büyümüş, sorumluluk sahibi ve olgun...çok duygulandım o an...'evet kızım kilitledim' dedim sessizce. Belkide babası olmayınca bizim sadece kapımızı iyi kitlersek korunabileceğimizi düşünüyor...bilemedim.
    

Hangi Şekilde Kitap Okursunuz?

     Bir haftadır yazamadım ama çok özledim anlatmayı,fotoğraflarımızı yayınlamayı,arkadaşlarımın bloglarını takip etmeyi...gerçi diğer blogları okudum ama kendime vakit ayıramadım. Dün bir baktım, arkadaşım Bahar(yüzyüze görüşmesekte, sesini duymamış olsamda çok yakın hissediyorum kendimi Bahar a ), mimlemiş beni, çok teşekkür ediyorum arkadaşım, hemen cevaplıyorum :)

Hangi Şekilde Kitap Okursunuz?

Öncelikle şunu açıklamalıyım, ilk kitap kelimesini okuyunca içimi korku aldı, Allaaaah dedim, Bahar gibi kitap sevdalısı bir arkadaşıma rezil olucam, en son hangi kitabı okudun diyordur kesin :)))
Okul yıllarım,özellikle de ilk 8 yılım bu konuda pek parlak geçmedi, sevmedim sevemedim kitabı, lise yıllarında ise bir özentidir başladı bende, arkadaş etkisi diyorum buna, çünkü çevremdeki arkadaşlar çok okurdu, felsefik kitaplar okurlardı, bende başladım, düşünce yazıları, insan psikolojisi...vs. Sonraları da en çok okunanları takip ettim, taaaki hamile kalana kadar...bebek-çocuk kitaplarıyla haşır neşir oldum genellikle...şimdilerde ise, sadece kuzumaa kitap okuyorum, gecede 3-4 adet :)
Nasıl mı okurum?(kendim için okuduğum zamanlarda):Ben öyle rahat koltukta, yatakta kitap okuyabilenlerden değilim, hemen uykum geliverir, elllerim ağrır, sayfaları dahi çeviremez olurum :)) Ben öyle müzik eşliğinde yada kalabalık yerlerde kitap okuyabilenlerden değilim, hemen dikkatim dağalır, okuduğumu anlayamam...türlü hayallere dalabilirim okurken o ortamlarda :))) Masa başı olucak yada sert bir koltuk, önümde sehpa, kitabımı oraya koyacağım ki, yayılmayayım, seste çıkmayacak, beni etkileyecek görüntülerde :)))
Okul yıllarımda ders çalışmak için herkesin yatmasını beklerdim, çıt çıkmayacaktı ben okurken...
İşte böyle...ben pek iyi bir okuyucu değilim ama bazen öyle olur ki...çekirdek çitlemek gibi...bir başlayınca hız kesemem, peş peşe 3-5 kitap bitiririm...

Mimi, beni takip eden ve cevaplamak isteyen herkese gönderiyorum :)

 NOT: Bahar cım, bloguna yorum bırakamıyorum, şöyle yazıyor: (Maalesef aradığınız blog mevcut değil. Ancak, indilipdelismenleri alt alan adı kaydedilebilir durumda!)