22 Aralık 2010 Çarşamba

Calliou - Diş Fırçası - Ağlarken - Babayla Keyif - Yeni Elbisemiz

     Geçtiğimiz hafta sonu ful çalışınca, bu hafta geçmek bilmedi :( . Kızım hırçınlaştı, eve gittiğimde daha bir yapıştı bana, iş yapamaz oldum, yemek yiyemez oldum. Sağolsun Calliou CD.leri yetişti imdadıma, üzülerek söylüyorum ama Calliou olmasa evde kımıldamam mümkün değildi bu hafta. BU arada not etmek isterim; kuzum Calliou nun konuşma dilini kopyalayıp kendine yapıştırıyor :) Yeni yeni kelimeler söylemeye başlamıştı, hemde vurgulu şekilde. Nerden öğreniyor diye merak içindeyken akşam CD izlerken dikkatimi çekti, Calliou dan öğreniyormuş, hoşuma gitti doğrusu.
     Geçenlerde bir arkadaşın blogunu okurken dikkatimi çekti; çocuğunu diş fırçalarken resimlemiş. Ne güzel fikir dedim, benim kız 1 yaşına bile gelmemişti diş fırçasına alışalı ve hiç resimlemek aklıma gelmemiş...üstelik bayan foto olduğumu herkes bilir :))) Gerçi banyonun ışığı biraz az olduğundan resimler iyi çıkmamış ama bir kaç tane olsun istedim :)
Bizimki hadi banyoya deyince, hemen tacını bulur,saçlarına takar,lazımlığını hala diş fırçalama koltuğu sandığından oturup fırçasını ister, karşılıklı fırçalaşırız :)
Bu gün hep ilkleri resimliyorum; 3 yıldır yazıyorum bloguma ve yine farkettimki kızım ağlarken hiç resmi yok. Yani hep gülerken, bir faaliyet yaparken, gezerken falan resimlemişim. Tabi resim çekmek için ağlatmadım yada ağlarken 'dur ağlamaya devam ette makinamı kapayım' da demedim :))) Elimde makina resmini çekmeye çalışırken, 'anne men çekceeem' diye istedi makinayı, vermeyince ağlamaya başladı. Pek tutturmaz ama hafta sonu birlikte olamayınca pek vız vız durumda olduğundan, ağlamaya başladı. Görüntü aynen şöyle :)
                                                                        çirkiiin :)))
     Baba eve geldiğinde daha kapıda karşılarız ailece :) Öpüşüp koklaşırız, hoşgeldin deriz. kuzumun boyu kapı koluna yetiştiğinden beri babamızın kapısını açar oldu, baba üzerini değiştirirken yatakta yuvarlanırız, yemek faslından sonra babayla oynarlar,sevişirler...sıkışınca anneeee diye vızıklar ve oyunları son bulur, baba küser, babanın küstüğünü gören yalaka kızım  kollarını açar ve 'seni seviyom' diyerek babaya sarılır,öpüşürler,yine kaçar yanından...
     Gelelim yeni elbise konumuza; küçük hanım elbise delisi, hele etekleri dönenlere bayılıyor. Üzerinde ne olursa olsun, dolaptan aldığı elbieyi getirip giydirir oldu üzerine. Sanırım annem bizim seçtiğimiz elbiseleri beğenmiyor :(
     Dün aradı, kuzuma elbise alıcakmış,al dedim. Mağazada üzerine giydirdikleri ilk elbiseyi bizim hanım beğenmiş, çıkartmamış üzerinden. Sanırım annemin içine pek sinmemiş olacakki, akşam gel bakta, beğenmezsen değiştiririz yarın dedi. Akşam gidince kapıyı hanım sultan açtı(herzamanki gibi). Bir neşe bir neşe sormayın, sanki düğün bayram var...üzerindede yeni elbisesi...Daha 1 hafta önce elbiseye 'elbes' diyen kızım artık 'elbise' diyor :) Bana elbisesini gösteriyor, dönüyor, gülücükler saçıyor, cilve yapıyor... bende abartılı şekilde çok güzel olduğunu söyleyip şımartıyorum, o iyice coşuyor...Babası gelenedek calliou açtım izlesinde yemek yapayım diye...baba gelince aynı sevinç, neşe tufanı tekrarlandı :)))) İşte meşhur elbisemiz;
Zevkliymiş kızım dimi :)
NOT: Dün olayı arkadaşlarıma danıştığımda, tüm arkadaşlarım, elbiseyi değiştirmeme karşı çıktılar, hatta kızdılar diyebilirim. Haklılarmış, benim kız zevkliymiş, ayrıca bana göre çirkinde olsa elbise, kızımın zevklerine saygı duymam gerektiğini düşündüm, artık oda bir birey :)
                          




Hiç yorum yok: