21 Kasım 2012 Çarşamba

Ev Kazası :(((

      Herşey 07.11.2012 Çarşamba akşamı oldu :(  İşten erken çıkıp banka, alışveriş işlerimi hallettim ve koşar adımlarla eve döndüm. Koşar adımlar diyorum çünkü annem ve teyzemler Trabzon dan geliyorlardı, akşam yemeğini bende yiyecekler ve teyzemler İstanbul a doğru yola devam ediceklerdi.
     Çeşit çeşit yemekler, salatalar, börek yaptım. Herşey yetişti, tam son süslemeleri yapıp, masayı hazırlama faslına geçecekken...tepemde bir gıcırtı duydum...çıtır çıtır çıtırrrrr.....gümmmmmmm....çatçatçattt...sonrasını hatırlamıyorum. Acı bir zil sesiyle kendime geldim...
     Bir baktım önüm tamamen tabak...bardak kırıklarıyla tepe olmuş vaziyette, kafamda müthiş bir ağrı ve kapıya gidemiyorum...ayağımdan sen ne zaman terlik çık...ve ayağımdan kanlar akıyor...tüm vücudum titriyor...terliğimin tekini buldum ve tek ayak kapıya kadar gidebildim ama elimin titremesi nedeniyle kapıyı zorlukla açabiliyorum, açtığım anda da alt komşularımı göz ucuyla görüp, yere yığılıyorum...
     Burdan da yazmalıyım...Allah bin kere razı olsun onlardan. Nasıl fedakar, nasıl yardımsever insanlar...inanılır gibi değil...ancak böylesini anne-baban yapar şeklinde koşturdular. Evden öncelikle su getirip içirdiler...ayağımı banyoda yıkayıp, camlarını ayıklayıp sardılar...burnumu pansuman ettiler ve beni bir kenara otutturup giriştiler mutfağa. Tek kaygıları aşklarım eve gelmeden etrafı toparlamak, kuzumun mutfağımızı öyle görmesini istemediler... Allah razı olsun.
     Kafam davul gibi şişti, burnumda, ellerimde kesikler vardı, ayağıma ise ben bakmadım(çok korkarım), baya parçalanmış...
     Ben bir köşede ağrımla sızımla otururken, onlar küreklerle mutfaktaki tüm tabak, bardak kırıklarını çuvallara doldurup aşağıya indirdiler. Sonrada mutfağımı tamamen temizlediler. aşkım geldiğinde şok geçirdi ama ilk sözleri: 'sende birşey yokya, hiç sorun değil' evet şükürki daha kötü şeyler olmadı, cana gelen mala geldi. Evde bir tane bardağımız, tek bir tabağımız kalmadı. Allah tan kuzumun plastik bardağı vardı birkaç tane.
     aşkımla komşum, düşen dolabı dışarı çıkardılar. Onlar gidince hemen acile gittik. Ayağım dikişlikti ama benim meşhur iğne korkum yüzünden elletmedim ayağımı, izin vermedim dikiş atsınlar. Doktor 'yara derin, dikiş atılmazsa kolay kolay kapanmaz' dediyse de dinletemedi bana. İnce flasterlerle sıkı sıkı sardılar. Ağrı kesicilerle çıktık acilden.
     Geç saatte geldiler annemler, çok üzüldüler...kalan 2 tencere yemeğimi plastik kaplarda ikram etti erkek kardeşimin eşi. Gece yarısı teyzemleri yolcu ettik.
     Ertesi sabah daha gözümü açmadan kapı zili çaldı, gelen aşkım ve 2 usta. Hemen taktırdı dolabı, tamir ettiler gerekli yerleri. Ustalar dolabın sağlam monteli olmadığını söylemişler. Herbiryerinden sıkı sıkı tutturmuşlar şükür.
     Canım benim...gördükçe ağlama geliyordu, hıçkırıklara boğuluyordum akşam. Sabahın köründe yaptırdı, görüp ağlamayayım...aklıma gelmesin diye. 2 gün sonra da çarşıya çıkardı beni...neyimiz varsa yeniledik, tek tek sildi dolapları, yenileri yıkayıp yerleştirdi gözümün nuru :)
     Şimdi herşey eski haline döndü bile. Sadece aksıyorum, sol tabanıma halen basamıyorum, ağrıyor, daha yaram tam olarak tutmadı tabi.
     İlk hafta baş ağrılarım rahatsız etmeye başlayınca beyin cerrahisinden randevu aldık. 2 ilaç yazdı, çok iyi geldi, hem baş ağrıma, hem ağlama nöbetime. Şimdilerde tek sorunum ani seslerde yaşadığım korku ama buda geçecek inşallah.

6 yorum:

BaHaR dedi ki...

Canım ya çok üzüldüm çok geçmiş olsun:((

Naz'ın Annesi dedi ki...

Tşkler Bahar cım,şimdi iyiyim şükür :)

Ada ve biz(ama ıssız değiliz) dedi ki...

Canım çok geçmiş olsun Allah beterinden korusun,iyiki Naz o sırada evde değilmiş...

Berna Ak dedi ki...

geçmiş olsun, Allah beterinden saklamış...(((Herşey olabilirdi..

Naz'ın Annesi dedi ki...

Ada ve biz, Berna Ak;çok tşk ediyorum,kesinlikle Allah beterinden saklasın ve evet Naz ın evde olmayışına binlerce şükür...

Naz'ın Annesi dedi ki...

Berna hanım,blog tutmaya başladınız mı? eğer blogunuz varsa eklemek isterim,sevgiler :)