30 Ocak 2013 Çarşamba

CEPA & KENTPARK AVM. & UZAY KAMPI

     Dün akşam aşkım kızlarıda alıp erkenden kaçış yapmış işyerinden eve, iş çıkışı hemen onlarıda alıp dışarı gittik yemek yemeye. AVM. de hem yemek yeriz hem de çocukları eğlendiririz diye düşündük. Önce kızlara bot aldık aynı modelden, çok mutlu oldular, koşarak, kayarak denediler botlarını.
 
                                               (puanımızı görüyorsunuz,el birliğiyle alındı bu 311 :))
     Ardından yemeklerimizi yiyip Joker e daldık, herbir oyuncağı elledik, kimini elimizde taşıyıp oynadık, onu bırakıp diğerini taşıdık, sonrada kartlı oyuncaklarda oynadık. Oynadık diyorum çünkü, bizde onlara katıldık oyunlarda. Hareketli, eğlenceli bir akşam oldu, benim ayağımda topuklu olmasa daha iyi olucaktı, gece ayaklarımın sızlamasından uyuyamadım resmen.
                                                        (mini bovlingte de çok eğlendik)
      Cepa AVM.de tesadüfen gördüğümüz uzay kampına girmek istedi çocuklar ama biz işimizi bitirip alt kata inene kadar faaliyet bitmişti. Yazılı afişte, rezervasyon olduğu ve önceden yer ayırtmak gerektiği yazıyordu.
     Çocuklar üzüldüler ama yapılacak birşey yok. Biz de önünde fotoğraflar çekindik, uzaktan da olsa inceledik ve biraz anlatmaya çalıştık burda ne olup bittiğini.
                                                                    Pozlarını yerim...
 
                                                                 Minik Astronotlar
 
                                                        Bunlarda yaşlı Astronotlar :)))
     

28 Ocak 2013 Pazartesi

İzmir Yolculuğumuz

     Cuma sabahı heyecanla çıktık yola, yağmur peşimizi bırakmadı hiç ama biz çoook mutluyduk. Arada bir kuzumun 'daha delmedik mi?' söylemleri de olmasa iyi olurdu, sabredemedi kuzum. En son Afyon da 2 saat kadar mola verdik, arabaya biner binmez uykuya dalan kuzu, İzmir-Bornova ya geldiğimizde benim tarafımdan uyandırıldı. Söz vermiştim, büyükannesine gitmeden, arabada cicilerini giydiricem diye. Hatırlatınca hemen kendini toparlayıp kalktı, giyindi kuzum :) Bizi apartmanın önünde karşılayan büyükanne, büyükbaba ve ablasına ilk sözü 'nasıl? eteğimi beğendiniz mi?' oldu :)))
 
 
 
      O akşam 1,5 ta ancak yattık, çocuklar sınırsızca oynadılar, kuzum hepsine tüm marifetlerini sergiledi, bıcır bıcır öttü durdu kuşum :) Ertesi sabahta hiç durmadan yağmur yağdı, baktık olmayacak, önce k.validemle pazara gittik, oranın köylülerinin sattığı organik yiyeceklerden aldık. Öyle çok ıslanmışım ki, üzerimdeki montum sırılsıklam olmuştu, eve geldiğimde bir baktım içimdeki hırka bile suyu tamamen çekmiş. Tabi hemen dönmedik eve, k.validemle bir kafede oturup biraz dedikodu yaptık, çekiştirdik gerekli kişileri :)))
     Eve gidince çocukları yedirip (kuzum ilk işkembe çorbasını hımmm diye diye içmiş oldu) sahilde biryerlere gidelim diye çıktık tekrar. Karşıyaka ya götürdüler bizi ama gireceğimiz sahildeki kafe yi su basmış :(( Hemen başka bir mekan bulup daldık içeriye, heryeri camlı bir kafe. Yağmur sağanak şeklinde yağıyor, deniz puslu ama yinede deniz olsun...bırak puslu olsun...seyre dalınca unutuyorum kendimi...dışarı çıkıp içime çekiyorum kokusunu denizin, martı sesleri iç sesime karışıyor...hep beraber şarkı söylüyorlar, ben de çoştukça çoşuyorum...yağmurun sesinden sesim duyulmaz ki...başlıyorum şarkı-türküye :))) Sigaramı üflüyorum tersane gemilerine :)
 
 
 
      Biran daldım gittim işte :) Sonra bakıyorum öyle değil...nasıl bakımsız nasıl başıboş kalmış bir şehir İzmir...Hemen yakınlarındaki tatil yörelerine hiç benzemiyor. Üzülüyorum iyice bakınca, heryeri sel almış, araçların çoğu yollarda kalmış...evler eski püskü...dökülüyor, hele sahil şeridindeki yapılar...aman Allahım...hepsini yık, indir aşağıya...yap şöyle denize, İzmir e yakışacak yapıları ama sevimli ama modern. Neler düşündüm, yıktım yaptım arabayla oralardan geçerken herbiryeri. Neden gerekli ödenekler verilmez, engeller çıkartılır, neden parti kavgası nedeniyle engel olunur böyle yerlerin güzelliğinin devam etmesi :(
 
 
 
 
 
      Akşam üstü eve attık yeniden kendimizi, böyle havalarda ev daha iyi, camdan balkondan seyre dalmak dışarısını, yağmuru...
     Çok güzel bir hafta sonu oldu bize, her sabah kahvaltımız hazırdı uyandığımızda, öğle ve akşam yemeğimiz daha biz acıkmadan hazırlanmış, bizi bekliyordu. Tşk ediyoruz tekrar herşey için :) Aleyna yı alıp pazar sabahı düştük tekrar Ankara yollarına. Güle oynaya doooğru anneme gittik, hal hatır sorup, hediyelerimizi verdik ve banyo için hızlıca eve geldik.
     Aleyna hem bu evimizi hem bu eşyalarımızı ilk kez gördü, ilk önce kuzumun gitmeden dağınık bıraktığı oyun odasını beraber topladılar. Sonra misler gibi yıkandık hepimiz, k.validemin yolluk olarak verdiği kurabiye ve böreklerin yanına mis kokulu ıhlamur hazırladım, içtik. Doğğru yatağa, sabahta ablası ve babasıyla gittiler kreşe, beni de işyerime bırakarak. Önümüzde 2 hafta var, güzel programlar yapmalıyım kapalı mekanlar için, cici mamalar yapmalıyım kızlarıma, kalın sağlıcakla...

23 Ocak 2013 Çarşamba

Hisler...

     Sevgili Bahar cım, beni mimlemiş, hem de harika soruları olan bir mim, inşallah layıkıyla cevaplarım, tşkler canım :)
     Şu an olsa çok sevinirim.
Emeklilik için prim ve gün sayım bitmiş olsa, evde kızımla daha fazla vakit geçirsem, sıcak bir şehir de yaşasam çoook sevinirdim. Ülkemin başında Atatürk benzeri yöneticiler olsa, hak-eşitlik gözetilse, işçinin memurun alınterinin karşılığı verilse, en önemlisi de savaşlar olmasa çoook sevinirdim.
     Şimdi orada olmak vardı
Sıcak olan ve ailemle, sevdiklerimle olabileceğim...heryer olabilir.
     Nerde o eski günler
Gülümseyerek hatırladığım eski günler deyince, aklıma gelen tek zaman dilimi çocukluğum. En mutlu olduğum zamanlar onlar. Kalabalık bir aileydik, tüm akrabalarımızla içiçeydik ve sınırsızca oyun oynayabildiğim zamanlardı onlar. Harika bir çocukluk geçirdim ama çeşit çeşit oyuncaklar, kıyafetler, her istediğimin alınabildiği bir çocukluk değildi, ama öyle bir mutluydum ki...ne oyuncak istedim, ne kıyafet...yokluğunu hissetmedim hiçbir zaman. Bebeğimi çaputlardan, annemin dikiş yaptığı kumaşlardan artanlardan yapardım, çamur yemek, iliklerde tabaktı benim çocukluğumda, kendi kıyafetim ise bayramdan bayrama alınırdı, 2-3 gün sevinir, sonra varlığının bile farkına varmazdım. Para geçmezdi benim mahallemde, arkadaşlarımda bilmezdi parayı. İşimiz gücümüz sadece dışarda oyun oynamaktı, taaki hava kararana kadar, hava kararınca annelerimiz bizi eve çağırırdı da...yine de eve gitmemek için yalvarırdık 'accık daha anne noooluuur' derdik :)))
     Çok severim
Beni mutlu eden arkadaşlarımı, ailemi, en çokta kızımı. Başkalarını güldürmeyi, gezmeyi, yeni yerler görmeyi, alçakgönüllü insanları, evimle ilgilenmeyi, misafirlerimi ağırlamayı, alışveriş yapmayı, güzel olmak için bakım yaptırmayı(güzel olduğumda daha mutlu oluyorum ve etrafımdakileri daha da mutlu ediyorum),en en sevdiğim şey ise hediye alıp sevdiklerimi sevindirmeyi çoook severim :)
     Nefret ederim 
Olduğu gibi görünmeyenlerden, kendini mutsuz etmek için kendine dert edinenlerden, soğuk havadan, burnu kaf dağında olanlardan, dağanık ve yavaş insanlardan...(baktımda aslında bunlardan nefret te etmiyorum ben, nefret...kelimesi ağır geldi bana, sanki sevmiyorum, hoşlanmıyorum kelimesi daha uygun olucak yada uzak kaçarım kelimesi)
     Bugünlerde çok fazla dinledim
Pek müzik dinlediğim söylenemez, arabayla biryerlere giderken, bişeyler açar eşim ama belki bilinç altı dinliyorumdur. Daha çok, söylerim ben, Sanat Müziği söylerim, eşim de öyle, hatta evde bağararak söyleriz kimi zaman :))
     Şimdiki ruh halim
Çok mutluyum: Yarın sabah kısmetse İzmir e gidiyoruz ve azönce harika bir ses kaydı dinledim iş yerimde, Emin abimiz saz çalıp türkü söylemiş kayıt cihazına...kulaklarımın pası silindi, mutluluk hormonu salgılıyorum şuan :)))
     Cevapladım, cevapladım doyamadım ben bu mime, çoğu yazacaklarımı da yazmadım aslında, neyim varsa dökülüyordum :))) Tşkler arkadaşım zevkle cevapladım mimi :)
      
Ada ve Biz,
Hayatın Yönü Kuzey,
Annesinin Mimosu,
Aslı Elif Malcı,
Kartopum Yaz Güneşim veee
Çorap Ailesinin Maceraları.......Mimlendiniiiiz :)

22 Ocak 2013 Salı

Büyükbabanın Doğum Günü...

     kuzum akşam elinde kendi çizdiği bir resimle geldi, ta taaaam...diyerek bana gösterdi, sonra da başladı anlatmaya 'bu sensin, bu benim, bu babam, bu alenina, bu stelina, bu kelina....' kalabalık bir toplumu çizmiş belli :))
     Yukarda mavi bulutlar ve sağ üstte güneş varmış, en altta çimler yapmış, insan resimleri İTİ ye benziyor :)))
     Akşam biraz ders çalıştık, baktım baya geride kalmış, ihmal etmişiz kızımı bu konuda, hemen elimde olan alıştırma kitaplarından ikisini aldım önüme, kuzumu da aldım yanıma, yarım saat güzelce çalıştık. Yalnız şöyle bir huyu var, beni dinlemektense, önce kendi doğrusunu söylüyor ve bundan şaşmıyor. (klasik Akrep burcu kadını)Bu nedenle en sonunda sinirlenen ben...usulca masadan kalkıyorum. Ben kalkınca aşkım devralıyor. Yarım saate kadarda babasıyla çalıştılar, daha uyumlular beraber çalışırken. Bundan böyle her akşam biraz çalışıcaz ki, eski günleri gibi alıştırmaları kolaylıkla yapabilsin.
     Bu aralar-yazdan buyana, kendini bebeklere verdi, en iyi oyuncakları bebekler oldu ve kendini daha çok bebek oyunlarına verdi, daha önceden ise en iyi oyuncakları aktiviteli oyunlardı, yapbozlar, kitaplardı.
     Şımarıkım benim :)) Akşam kızımın büyükbabasının doğum günüydü, telefonla kutlayalım dedik, eşim konuştu, ben konuşmadan önce uyardım eşimi, kuzuma haber versin, oda kutlasın diye. Ben konuşurken geldi kuzu, hemen aldı tlf.u eline ve 'bana hangi bebekten aldın büyükbaba? kanatlı mı?' deyiverdi...tabi yine ağzım açık kaldı. Yine diyorum çünkü bir akşam önce tlf.da ablasıyla konuşurken kulağıma çalındı:'bana bebek getiiiir' deyiverdi, hemen sessizce müdahale ettim;'bir daha duymuyacağım, sakın kimseden birşey isteme, hiç hoş değil.' diye.
      Büyükbabasıyla telefon konuşması bitince aşkım açıklama getirdi konuya, meğer büyükbabasıyla konuşsun diye kuzumu kandırmış :(( Adamcağızda şaşırmıştır, ne bebeği diye :)))
NOT: aşkım bizi İzmir e götürmekte kararlı ama bu seferde ben kararsız kaldım. Aleyna gelmeden evde hazırlık yapsam, yemekleri pişirsem, pasta börek yapsam, ona oyuncak alsam vs. diye düşünür oldum, hep beraber gitsek, döndüğümüzde ev buz gibi, hiçbir hazırlık olmamış olucak...bakalım...son anda gelir benim aklım.

21 Ocak 2013 Pazartesi

İzmir Yolcusu Kalmasıııınn...

     Bu Cuma aşkım İzmir e gidecek, kızını, kuzumun ablasını getirecek bize. Malum, yarıyıl tatili geliyor. 1 yıldır görmüyorduk Aleyna yı. kuzum belki kardeş sevdasından vazgeçer, ablası yanında olunca. 15 gün boyunca özlem giderirler, eşimde kızıyla vakit geçirmiş olur. Kocaman olmuş Aleyna, büyükannesinden haberler öyle geliyor, şuan tam 10 yaşında. Elimde eskilerden kalan, kuzum henüz 7 aylıkken İzmir de çektiğim bir foto var. Yenilerini bulamadım foto arşivimde.
     Fotoyu büyütüp baktım da şimdi :)))) kuzum nasıl çatıkkaşlı bir bebekti yarabbim, aklıma geldi...korkardım, bu kız zaten akrep burcu...birde çatık kaşlı...sinirli huysuz bir kızmı olucak diye, çok şükür güleç, hayat dolu bir kız ama kaşlar çoğu zaman çatılıveriyor... Ablasına bakıyorum, nasıl masum, nasıl sevecen bir gülüş atmış...gerçekte de öyle, mutlu sevimli ve saf bir kız, yani iyimser maşallah. kuzum babasına çekmiş sanırım, babamızında çoğu zaman kaşları çatıktır :)))
     Anneeeeem...fotodaki ince bacaklar benim kızımın mııı? :))) çöp bacaktı benim kızım, hele o aylarda nasıl kötü kusardı, yediğini dışarı atardı kuzum. Şükür geçti gitti o kara günler.
     Asıl konuya geleyim; kuzum ile ben, aşkıma eşlik etmek istiyoruz İzmir yolculuğunda. Henüz netleşmedi ama, bize de yol olsun...dura dura biryerlere gidelim...ben çok seviyorum gezmeyi(kim sevmez demeyin). Hem kv.-kp. i görmüş, kendimizi de göstermiş oluruz, hem de değişiklik olur bize, yola gitmeyi özledim. Cuma yola çıkar, pazar döneriz ne var :))) Dur bakalım ne olucak...

Ailece...

     Uzun zamandır, ilk defa kızımla başbaşa kaldık ama ne kalma, dolu dolu geçti Cumartesi günümüz. Akşamdan düşünmeye başladım, çünkü Cumartesi aşkım nöbete gidecekti ve biz kızımla yanlız bir gün geçirecektik. Hımmm...acaba ne yapsak...tüm gün temizlik yapsam, akşama da güzel mamalar pişirsem...yok yok...gün boyu evde aktivite yapsak...sonra mamalar pişirip yesek...yok yok...diye diye uyumuşum. Sabah uyandığımda...kafamdaki ampul yandı...boşver işi gücü mamayı...kızını al alışveriş yap, oyun alanına götür, oyuncakçıda ve kitap dükkanlarında vakit geçir ama sadece onun için...öyle de yaptık...sadece kuzum için:
     Kahvaltı sonrası, hazırlanıp çıktık evden...doooğru Armada AVM. ye, en yakın yer bize burası. Baktık dışarda lapa lapa kar yağıyor...çıkışta kartopu oynarız diye sözleştik :)
     İlk olarak Remzi Kitapevi ne girdik, nerdeyse 1 saatimizi orda geçirdik. kuzum tüm kitapları inceledi, kendince okuyup hikaye yazdı :))) En sonunda çanta şeklinde bir aktivite kitabını almaya karar verdi. Bense ona türlü türlü sayılar ve saatle ilgili aktivite kitabı beğenmiştim ama ikna edemedim. Almaya karar verdiği kitap daha çok 6-7 yaşların yapabileceği, balerin kızları giydirme kitabıydı. İçinde kağıttan kumaşlar, patron ve çıkartmaların olduğu bir kitaptı. Yapamazsın demiş olsamda vazgeçmedi. Neyse dedim alalım, birde Çınar için hayvanlarla ilgili bir kitap aldık çıktık.
     Ardından çocuk mağazalarının olduğu kata çıktık. Ben kuzuma çamaşır seçerken, o da oyuncaklarla oynadı, sonra elinde minicik bir ayakkabıyla yanıma geldi; 'anneee baksana ne kadarda şiriiin, bunu küçük kız kardeşime alsak olmaz mııı?' Gülmekten patlıyacaktım. 'ama kızım senin küçük kız kardeşin yok ki' Satış elemanı aldı ve kasaya götüreceğini söyledi minik ayakkabıları :) Ben de kurtulmuş oldum böylelikle bunları almaktan :))
     Sıra oyun alanına gitmekte deyip, sevinçle hoplaya zıplaya yürüdük kızımla. Armada da yeni bölüm inşa edildiğinden, pek çok oyuncak durdurulmuş, diğer bölüme taşınacakmış. kuzumun çok fazla seçeneği olmayınca 2 oyuncağa binip bir kısmına da jeton atmadan binip çıktık alandan. Gitmeden önce uçan balon istemişti benden, ben de söz vermiştim ama yokmuş Armada da baloncu. Sorduk soruşturduk...bulamadık. Biraz üzüldü ama sonra 'neyse anne, başka avişveviş merkezinden alırız' dedi.
 
     Bu kadar hareketten sonra...karnımız sinyal verince...hadi dedik hamburger yemeye. Hemen oyuncağını seçti, bir diş perisi(sinek kuşu). Karnımızı doyururken çoktan yeni kitabını incelemeye başlamıştı bile. Evde yapıcaz bunu, makas kalem gerek diyerek ikna ettim de bıraktı miniğim kitabını ama hep elinde taşıdı, yanından geçenlere gösterdi kuzucum. Bu arada oyuncakçıdan Winks(yazılışı yanlış olabilir) kızı Blumm u aldı, birde fülüt.
     İyice yorulmuştu kuzum ama bir o kadar da heyecanlıydı, eve gidip hem Winks CD. sini izliyecekti, hem de yeni kitabındaki balerinlerini giydirecekti. Birer Milli Piyango bileti çektik, Kipa ya da uğradık ama birşey almadan çıktık. Dışarda kar vardır diye heyecanlandı miniğim ama yağmur yağmış, yağan karı alıp götürmüş. Birbirimizin fotoğrafını çektik, sevinçle eve döndük.
                                                                     Ben kuzumu çektim.
                                                                           O da beni :)
     Sokağa girince baktık alt komşumuz torunu Yaman ı gezdiriyor. Onlarla beraber evlerine gittik, biraz oynadı kuzucum. Sonra sağolsun Fatma abla 3 kase yemekle bizi evimize uğurladı. Hemen kuzuma yedirdim yemekleri, acıkmış kuzum. O oyuncakları ile oynarken ben ekmek pişirdim. Tarifi sanırım Ekmekçikız dan aldım. Harika ekmekler yapıyor kendisi, bu yaptığım poğaça olarakta yapılabiliyor.
     Yaptığım hamurdan 2 parça ekmek çıkınca, hemen bir parçasını komşum Fatma ablaya indirdim. Kendime de mükellef bir kahvaltı hazırlayıp, tereyağ pekmez eşliğinde, TV. nin karşısında mis kokulu, sıcacık ekmeğimle yedim.
     Beta balığımız(Yıldız)ı yıkadım, yemini atıp yerine koydum.
     Akşam üstü evde canım sıkılınca...hadi dedim, evi bir güzel silip süpüreyim...yaptım da. Toz almaya halim kalmayınca...amaaan dedim, o da kalıversin :)) Sonra kızımla reçel ekmek faslı yapıp, sarılıp uyuduk.
     Sabah aşkımın zil sesine uyandık, saat:09:00. Kahvaltımızı yapıp yine çıktık evden...bu sefer istikamet Etlik, anneanne ziyareti, Etlik yürüyüş yolu ve park. Bol bol temiz hava aldık hepberaber. Özlemişiz yürümeyi.
                            Adettendir diyerek bu aile tabelasının önünde fotoğrafımızı çekindik :)
 
                                                     Bu fotonun ismi: Baba-Kız Aşkı
     Ardından kuzumun meşhur gemili parkına uğradık, oynadı koşturdu epeyce, ordan da anneanneye gittik, yemeğini yedi kuzum, kendini sevdirdi bizlere bol bol :)
     Eve dönüş yolunda uyudu kuzum, evde de devam etti uykusuna. Yemeğimizi hazırlayınca uyandırdık nazlı kuzumu, hep beraber güzel bir hafta sonu geçirmenin huzuruyla erkenden uykuya geçiş yaptık ailece :) Dilerim herkesin evi böyle sıcacık sevgi dolu olup taşar :) Amiin.


17 Ocak 2013 Perşembe

Laci Tütü...veee Mutluluk :)

     Akşam evde yemek yoktu, ne yapsam, ne yapsam? derken, buzlukta ayıklayıp doğrayıp, poşetlediğim hazır ıspanak geldi aklıma, yanına börek ve komposto ne iyi gider diye düşündüm. Hemen iş çıkışı yufka aldım, kahvaltılıkta alıp eve koştum. Önce yazdan dolaba attığım erikleri çıkarıp ocağa koydum, ardından börek yapımını tamamlayıp fırına attım, sonrada ıspanaklarımı pişirmeye başladım. Henüz pişirme aşaması başlamamıştı ki aşklarım kapı ziline bastılar. Hoşbeş derken yemeklerimde hazır oldu...bu badireyi de atlatmış oldum, çünkü yetişeceğinden emin değildim. Bu arada kuzum 2-3 kez acıktım dedi tabi ki... :(
     Ispanaktan tam 2 tabak yedi bizim bıcırık, çok sevindim, biraz yoğurt ve hiç ekmek katmadan yedi ama olsun, böreğin üçte birini ancak yedi, 1 bardakta komposto götürdü, buna şükür :) 'benn ıspanak canavarıyıııım' diye diye yedi :)
     1 ay önceden sipariş ettiğim, ancak dün elime ulaşan tütülü kıyafetini alır almaz çok sevindi, hemen giyip pozlar vemeye başladı. 'anne böyle de çek meni, kedimle de çek...' dakikalarca poz verdi minik kuzum, onun böyle sevindiğini görünce biz de çok mutlu olduk. Canımın içi...gözümün bebeği, sabah ta giyip gitti yeni kıyafetleriyle kreşe :)
 
 
 
 
     Kızımla akşam bir güzel temizlendik, banyo keyfi yaptık. Bizim ki duşakabinli olunca birlikte sığamıyoruz, sıkış tıkış yıkanıyoruz. kuzu bunu farketmiş olacak ki ve de sıkışmış :))) ; 'anne bizim banyomuz yatmalı değil, babam bize anneanneminki gibi yatmalı banyo alsın, anneannemin yatmalı banyosunda ben yıkanıyorum, su doldurup içinde yüzüyorum' dedi, çok güldüm, dedim ki; 'kızım ona yatmalı banyo denmiyor, küvet deniyor, büyük küvetli bir banyo alsın bize baban'. Çok hoşuna gitti bu fikir, 'babamı çağırda, benim nasıl eğlendiğimi dörsün'. Çağardım geldi babası, hep beraber eğlendik, sonra kızımı koklaya koklaya kuruladık, yağladık, giydirdik.
     Salona geçince, yine tütü takımını giymek istedi cadım. Tabi izin vermedim, uyku vakti geldi dedim :) Meyve atıştırdık biraz, sonrada cuppp yatağa :) Tabi saat 22:30 u buldu biz yatana kadar.

NOT: fotoları ŞU siteden bulup yaptım :)