31 Ekim 2012 Çarşamba

Zonguldak ta Bayram...

     Merhabaaaaaa.....döndüm.....döndük.....
     Bir önceki postta anlattığım şu maddelere aynen uydum, plan dışına çıkmadım. Tek bir sorunuz oldu; salon avizesi bozuldu ve ancak 28.Ekim öğleden sonrasına tamir edilebildi, öyle olunca da süsleme tam istediğim gibi olmadı. Bu tür işleri akşama bıraktığımdan ve karanlık salonda da çalışamadığımdan eksiklikler oldu ama çok çabaladım ve değdi doğrusu. Postun sonunda yazdığım zencefil şurubunu henüz yapamadım ama bu hafta tamamdır yapılacak bu şurup :))) Yine son not olarak yazdığım Zonguldak ta akraba ziyareti sekteye uğradı, Çiğdem cim o kadar güzel ağırladı ki bizi, gidemedik oralara...
     İnanılmaz bir zevkle çıktık yola, sabah acele etmeden kahvaltımızı yaptık...ağır ağır davranarak ama heyecanla hazırlanıp çıktık. kuzum yolda genellikle uyudu, 'ne zaman gelicez Zonguldağa' dedi durdu. Öğretmen evine varınca ilk iş yemek yedik, Çiğdem bizi gelip aldı ve Zonguldak turumuzda işte o an başladı.
 
      Ilıksu da deniz kenarında taş topladık birsürü. kuzum 'çaş toplayalım Yıldız a(beta balığının ismi)' diyordu. Bolda foto çekindik, çay sohbeti yaptık bol bol.
 
      Harika bir Fener yürüyüşü yaptık. Yollar manzara muhteşemdi, Çiğdem de olunca sohbet kaçınılmazdı. kuzum çok çok mutlu oldu, Trabzon dan bir kesit gibi Zonguldak, hiç fark göremedim ben ve bayıldım buraya da.
 
 
     Hava kararınca şehre, sahil kenarındaki kafe ve çay bahçelerine indik hep beraber...hem akşam yemeğinde balık-rakı hevesimiz için yer beğenelim, hemde güzel bir akşam çayı içelim diye.
     Hemen merdivenlerin ortasında, oracıkta anasından süt emen ikiliye gözümüz ilişti, herkesin gelip geçtiği bu kalabalık merdivende emiyordu anacığını...gözlerim doldu...fotolarını çektim, kuzum da çekmek istedi...onunkinde anne kedinin fosforlu gözleri nasılda belirgin :)
 
     kızım gün boyu çok yorulmuştu ve yeni yerleri gezip görmenin heyecanı ile öğlen çok az uyuyunca, akşamda erkenden uyku bastırdı onu. Böyle olunca da bizim rakı...oldu bira :))) Çabucak yiyip içip kalkalım dedik sahilden. Tabi tazecik balıklarımızı da yedik afiyetle.
 
 
     küçük hanım....sıkılarak yazıyorum ama biranın tadına bakmak istedi...ben de dilini değdirip tadına bakmasını istedim.(nasılsa acı deyip beğenmeyecek diye düşünmüştüm) Yaaa beğendi iyi mi :))) Yok dedim bu zararlı, çocuklar içemez falan... ancak ikna edebildim...
     Demirkent denilen deniz kenarında büyükçe bir AVM. si var Zonguldak ın, hemen önünde Dedeman var. Gezdik, gördük, beğendik.
     İlk gecemizi Öğretmenevinde geçirdik, hemen denize sıfır yapılmış, çok güzeldi, sabah kahvaltısı ile bayramlaşmamızı yaptık ailece. Kızım bizden harçlığını aldı, elimizi öptü :) Bayramlıklarımızı alıp çıktık Zonguldak turuna.
 
      Şehri gezdik, hayvanlar ne kadar rahatlar, korkusuzlar, bu durum aklıma halkının hayvanlara olan tutumunu getirdi. Demek kötülük yapmıyorlar, itip kakmıyorlar hayvanları, hepsi sereserpe bir başka köşede yayılmışlar :) ne güzel...
     Ordu evine gittik, oda sahilde, bir günde burda kalalım dedik, kuzum burda bir arkadaş buldu, adı 'Begüm'. Bulmaz olaydı dedim resmen...hepsi 10 dak. beraber oynadılar ama 2 gün Begüm ü anlattı  :)) Akşam buluşmak için sözleştiler, ayrıldık Ordu evinden. Çiğdemimle buluştuk, eşi ve oğluyla tanıştık.
 
     Çiğdem cim bizi evlerinin olduğu yere Santral yakınlarına götürdü, Işıkveren diyorlarmış oralara, çok merak ediyordum, harika bir doğası varmış bayıldım. Tabi öncelikle eve gittik, kahveler arkadaşımın elinden olunca, çook lezzetli geldi sağolsun :)
 
 
 
     Ardından yine Şubeden Taner arkadaşımızın annesinin evine bayram ziyaretine gittik, inanılmaz ağırladılar bizi, ellerine, gönüllerine sağlık.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Akşam huzurlu ve bolca eğlenmiş olarak Ordu evine geldik, birazda balkon sefası yapıp bir güzel uyuduk.
 
     Ertesi gün sabah, güzel bir kahvaltı yapıp çıktık yola. Önce Devrek te durduk, hem bastonlarıyla ünlü çarşısını gezmek, hemde kuzuma yemek yedirmek için. miniğimin karnı doyunca, o güzelim çarşıyı gezdik, alışveriş yaptık. Minik ama temiz bir ilçe, düzenli, bakımlı. Ardından ünlü Mengen de bir güzel karnımızı doyuralım dedik. Mengen Lezzet Dünyası denilen bir restaurant ta mola verdik. Harika bir kavurma yapmışlar, yemekleri nefisti, ününü hakediyor doğrusu Mengen.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Ankara ya girişte Migros tan ihtiyaçları alıp, akşam üzeri evimize kavuştuk hayırlısıyla. Hemen valiz boşalt, yıka, kaldır vs.