9 Ağustos 2010 Pazartesi

Ramazana 4 kala İSTANBUUUUUL...

Malum Ramazan ayı geliyor, Derya teyzenlerde hadi toplanıp gelin hafta sonu gezip gidersiniz diye ısrar ediyorlardı...
Dayınları ve anneannenleride alıp Cuma iş çıkışı yola koyulduk. Senin yemek saatlerin ve beğendiğimiz yerler olduğunda mola verdik. Hamak keyfide süper gitti. Seni hamaktan indirmek epey zor oldu. 'Anne salla, Anne salla' deyip durdun :)



Annesinin gülüüüüü...poz ver deyince yapılan hareket :)

Gelsin çaylaaarrr...
Derkeeen yolculuk Kadıköyde, senin doğum yerin, bir nevi memleketinde son buldu :) Acayip bir sıcak vardı. Asrın en sıcak günlerini yaşıyordu İstanbul. inanılmaz bir nem vardı %98 nem oranı, yapış yapıştık resmen. seni çıplak dolaştırdım hep. Sabah uyandığımda babanla seni hep yerde yatıyor buldum, cam kapı açık ama nafile.



Ama en güzelide Azra ablanla oynamanızdı, sonra çok severim denizi seyretmeyi, yüzmek değil benimkisi seyir halinde olmak, varlığını bilmek denizin, çok rahatlatıyor babanıda benide, sanırım deniz insanı oluşumuzdan kaynaklanıyor. Nezaket teyzemlere gittik, malum el öpüceklerdi dayınlar, sonrası Kadıköy çarşısını gezmek, vapur gezisi ( biz gitmedik,sıcakta helak olmayalım diye. Melek İstanbulu görmemiş hiç, bu nedenle kısada olsa bazı yerler gezdirildi. Ortaköye götürüldü ). Moda sahilinde uzun bir yürüyüş ve kokoreç yemek. Moda sahil yürüyüşümüzde resmen çıldırdın, öyle sevinçlisinki, ordan oraya zıplamak, hiç durmadan konuşmak, koşturmak, komik ve sevimli hareketler yapmak, herşey sende. Sonunda haline acıdıkta zorla oturttuk seni, aldığın 2 gr., 1 gr. verdin yine orda :)



Görüldüğü üzere ayakkabısız bir Moda sahil yürüyüşü...Arabayı yukarda yolda parkedip senide kucağıma alıp arabadan çıkınca ve yokluğunu baya yürüdükten sonra farkedince boşveeer dedik zaten birazdan uyuyacak, bebek arabasında gezdiririz dedik... Tabi senin yerinde durmıycanı düşünmek istememişiz...Bütün sahili böyle çorapla dolandın. İlk başta ayakların çıplaktı, birşeyle batar diye çorabını giydirdim. Ayakkabıdan daha rahattı sanırım, iyice azdın çünkü :)

Ne kadarda titiz bir baban var dimi :) Kokoreç çöplerini atarken :)

kuzuuu, fotoğraf çektiricez, gel önümüzde dur tatlım diyorum, ne kadarda büyüdün böyle bunu nerden bilirsin ya sen, Maşallah kızımıza, gelip durup birde poz veriyorsun :)


Taze evlilerden görüntüler...




Artistler...

İstanbul sosyeteleri :)
Veeee
Dönüş...Çok güzel, çok sıcak, çok nemli...
Enişteme ve ablama çooook teşekkür ediyoruz, bizi sabırla ama çok iyi ağırladıkları için, o kadar sıcak ve nemde mükemmel sofralar kurdukları için minnettarız. Allah dileğinizi versin, canlarım benim...
Dönüşte mışıl mışıl uyudun kuzucum, hatta doğrudürüst mola veremedik uyanma diye. Arabanın kontağını kapatıp kapısı açıldığı an uyanıyorsun, bu nedenle bizde uyuduk, babişin tek başına araba sürdü herzamanki gibi...Dayınlarla önlü arkalı gittik hep, onlar bizi takip ettiler kimi zaman yan yana gelip şakalaştık.


Meşhur kolumuzda takılı...Bebekliğinden buyana senin uyuma aracın kolun. Muhakkak buluzunun koluna dilini değdirerek uyuyacaksın. Bu sıcaklarda seni kollu giydiremediğimizden anneannenin çözümü; pijamanı kesip kolunu çıkararak uyku istediğinde bunu koluna geçirmek oldu. Sıcaktan bunalmadan uyuyabiliyorsun bu sayede. Uykun gelince 'kol, kol' diyorsun çiçeğim...
Bu arada İstanbul bol sivrisinekli bir yer. Malum seninde sinek alerjin var. İlk kez Amasrada geçen yıl anlamıştık alerjin olduğunu. Sinekin ısırdığı yer arı sokması gibi kocaman olup morarıyor adeta ve 10-15 gün inmiyor şişi. Bu seferde heryerinden ısırmış sinekler, ayak bileklerin fil ayağı gibi oldular...



Yağ satarım bal satarım oynu oynayalım çığlığıydı bu :)))

Hadiiii diyorsun hadiii nay nay nay...

Akşam 22.00 itibariyle evimize vardık, banyo,eşyaları yerleştirmek derken uyuyup kaldık...

Hiç yorum yok: