2 Ağustos 2010 Pazartesi

İzmir ve Dönüşü...

Çok kısa sürdü İzmir ziyaretimiz. Büyükbabanlara gittik önce, Aleyna ablanla oyunlar oynadınız, çok ısındınız birbirinize.







 Ordada park bahçe gezdik hergün, havalarda pek sıcak değildi Allahtan;


Ayran içtiğini ve sevdiğini ilk orda keşfettik bebeğim, acayip şirin oluyorsun ayran içerken, 'a ran' diyerek istiyorsun yeniden :)
Kabristan ziyaretlerimiz oldu, hem Nazillide, hemde Atçada;



Nazilli de güzel bir yemek yedik hep beraber, hakikaten çok lezzetliydi...

Tüm ölmüşlerimizin ruhu şad olsun, Allah rahmet eylesin...
*
Nar ağacını çok severim, heleki çiçeğini ve çiçeğinin rengini, bilmem nedendir, görünce yakından çekmek istedim;

Mezarlıkları gezdiğimiz gün çok huysuzlandın, hiç durmadan sızlandın. Bizim oralarda bebekler ve çocuklar pek mezarlıklara sokulmaz, korkutulacakları düşünülür, ondandır dedik bizde, yada çok fazla yer değiştirdik aynı gün içinde...

Tuncer dedenin rahmetli kız kardeşinin kızı var Atça da,bizi bekliyorlardı o akşam,bizde gezip tozduktan sonra Nilgün ablalara gittik, çok sıcak karşıladılar sağolsunlar. Aydın şivesini bu kadar yakından hiç duymamıştım, her kelimesi aydın şivesiyle bezeli çok hoş bir bayan Nilgün abla,eşide bir o kadar mütevazi... Eşi Artvinli, hemşerim olur :) Sonrasında meşhur Atça parkına gittik ev sahipleriyle beraber, güzel bir akşam sonu düştük İzmir yoluna.

Bir günümüzüde IKEA ya ayırdık, çünkü İzmire gidipte oraya gitmemem mümkün değil.

Ertesi gün Dedenle babaannene veda edip İzmirden ayrıldık. 1 günlüğüne ablanıda alıp Gümüldür e gittik. Ev kiralayıp konakladık, hemen yanıbaşımızdaki askeri kampın denizine gittik, çok harika bir yermiş, seneye belkide buraya geliriz dedik babişinle...
Denizden korkacağını düşünmüştük ama ne korkması çılgın derecesinde sevdin, hatta dalgalara atlıycam diye elimden çıkmaya çalışıyordun, sen hakkatende çılgınsın bebeğim, hemde çok...

Bunlarda küçük prensesle büyük prenses;


Deniz kenarında bilmem kaç derecede uyudun bebişim yorgunluktan...

Sonra uyanıp başladın yine çırpınmaya, başka bloglardan edindiğim tecrübelere göre önce yavaş yavaş alıştırmalıydık seni. Bizde doldurduk havuzunu içine girdin ama kesmedi seni, uzun soluklu olmadı havuz sefan,hemen denize doğru yöneldin :)
Denizdekileri izleyip sende dalış yapıyormuş gibi taklit ettin onları, sonra vınnnn denize...

Hazırlıklı olmadığımızdan ve kısa kalacağımızdan altındaki bez şişti ben değiştirdim...bu şekilde girdin suya :)
Başka çocuklarla arkadaşlık yapmayı pek istemedin, malum alışık değilsin başka çocuğa...ama onlar hep etrafında gezdiler oynamak için,sanırım birşekilde kendine çektin onları.


Simidine oturtmak istedim ama kesinlikle istemedin, öylece girmek istedin suya, tabi öyle oluncada benim işim zorlaştı, elimden kayıveriyordun sürekli :)


Resmen dalgalarla savaştın ama pes etmedin, hatta o kadar su yuttunki, sonunda yedirdiğim yoğurdu kustun, buna rağmen yine fu fu diyerek denize koştun, babanla çok güldük haline...



Deniz macerasından sonra o akşam dönmeye karar verdik, ablanı annesine teslim ettikten sonra gece yola çıkmamız gerektiğinden gece Narlıdere kampında konakladık,karnımız acıkıncada baban bize denize nazır güzel bir masa ayarlattı. Rakı balık denize karşı süper gitti, geç saatlerde döndük odamıza. 

Sabahta ilk iş havuza gittik, yine hayran kaldık sana. Denizdeki cesaretin bir tesadüf değilmiş, aynı isteği havuzdada gösterdin. Yüzmeyi bilsen kimse tutamayacak seni :)

Tüm yolculuğumuz boyunca hiç bu kadar eğlenmiş ve rahatlamış hissetmemiştik kendimizi, içkininde tesiriyle tabiri caizse lokum gibi olduk  o gece :)))))
 Sende etraftaki kedilerle oynamaktan bizi pek rahatsız etmeye fırsat bulamadın :)

Narlıderenin deniz manzarasına aşık oldum...

Deniz kenarından taş toplayıp denizi taşladık beraber :) Yağmur yağsın istedik...

Parkta oynadın...

Uyudun...

Oyun alanında oynadın...

Arkadaş bile edindin...

Tabi bazende arkadaşını oynatmak istemediğinde oyuncağı 'menim' diyerek vermiyorsun.

Ya sen çok miniksin yada bu çocuk havuzu büyük çocuklar için. Çok küçük bir alanda senin ayakta durabileceğin bir yer vardı. Seni tutmamı istemiyorsun ama azıcık bıraksam ilerliyorsun ve cumburlop suya gömülüyorsun :)
Havuzdaki en minik çocuk sendin, dolayısıylada ilgi odağı oldun; hatta bazı çocuklar seni korumak için sıraya girdiler :)  


Havuz sefamız bittiğinde akşam yemeği ve Ankara yoluna düşüşümüzle Manisa Turgutluda mola verişimiz bir oldu.Tabi senin sayende; Araba koltuğunda durmak istemediğinden, bende arkaya geçip seni kucağıma alarak yolculuk geçirmek istemediğimden mola verdik 2 saat kadar.Turgutlu güzel bir yermiş, parkında baya oyalandıktan sonra, herbir yerini turladık. Çok gelişmiş bir ilçeymiş. Uyku vaktin geldiğinde yola çıktık, sabah lojmanlarda gözünü açtın, Maşallah kızıma.
İzmir e giderkende geçen seneden dersimizi aldığımız için, gece yolculuğu yaptık,sabaha kadar mışıl mışıl uyudun,dönerkende sen uyuyunca güzel bir yolculuk yaptık,tabi bende seninle aynı anda uykuya daldım,babacığına yazık yaaaa...tek başına şoför gibi araba kullandı :) Sağolsun bizi sağsalim evimize ulaştırdı.
Yeni yeni tabakta eline bişeyler verip yemen için uğraşıyoruz ama sen sadece oynamakla meşgulsün.Üstelik etraf kirlenmesin diye sıvı yada yağlı yemekler veremiyorum.


Gül yanaklım...

Balımmmm...


Anne-babasının koca gözlüsü....aşkımız...

Hiç yorum yok: