16 Ocak 2012 Pazartesi

Bilye...Kar...

     Cumartesi hem alışveriş yapalım, hemde kuzunun ihtiyaçlarını karşılayalım diye Antares e gittik. Asıl amaç ise bizim kıza misket almaktı :))) Erkek çocuk yapsam ancak bu kadar severdi erkek oyuncaklarını... Önce karnımızı doyurduk, sordum miniğime; 'pide mi, hamburger mi, et döner mi' diye. Hamburger istedi ama önce sordu 'hasıl hamurger' diye. Dedimki içinde et varya, hani oyuncakta veriyorlar yanında. Sanırım oyuncağına tav oldu seçim yaparken.
Ayranını içti, patatesine dokunmadı bile ama etinden geriye bir parmak kadarı kalmıştı şükür.
Dooğru oyuncakçıya gittik, bir torba misket, bir resim defteri, ip atlama şeysi ve oyun hamuru aldık, içinde şekil zavazingosu olanlardan. oyuncakçıda pek ısrarlı değildir genelde, almak istediğini bize sorar ve biz olmaz dersek vazgeçer. Hatta oyuncakçıya sadece oyun için gidiyorsak, yani beleş oynayıp çıkacaksak, önceden anlaşıyoruz, 'birşey almayacağına söz ver' diyoruz, sözünü tutuyor. Bu seferinde oyuncak ev gördü, içinde malzemeler olan, masa üstü kullanılabilecek türden bir ev, fiyatı 129TL.ye düşmüş, aşkım fiyatı görmeden atladı alalım diye, bir bak istersen dedim, bu arada kuzu heveslendi, sonuç; almadık tabi ama miniğim dışarı çıktığımızda evi almadığımızı farketti, üzüldü, birazda söylendi. Şükür ki dinliyor, pahalı dediğimizde ikna oluyor. aşkım bir şekilde bu evden alacağına söz verdi kızımıza. Ne yalan söyleyeyim, hep hayalimdir, kızım olduğunda bu evlerden almak, inşallah alabiliriz.
     Yukarıda görmüş olduğunuz trene binmiş kuzu fotosudur, ancak tren hareket etmiyor, AVM ye girerken biletimizi aldık, ancak hem sıra çoktu, hemde karnımız açtı. Çıkışta bindiririz kuzumuzu dedik ama trenin tekeri patlamış iyimi :( kuzu çok üzüldü, 'trene binecektiiim' diye ağladı, ikna için makinist yaptık küçük hanımı, fotosunu çektik, üstelik babasıyla binmeye karar vermişti ve bunu kendiliğinden teklif etmişti. Normalde sadece benimle binmek ister.

     Pazar günü karla uyandık güne, lapa lapa yağmış, heryeri doldurmuş, karşı parkımızdaki tüm ağaçlar karla kaplanmış, yollar da...Tülleri açıp güzel bir kahvaltı yaptık, kuzu benim bildiğim, pütürlü olarak haşlanmış yumurtanın ilk defa dörtte üçünü yedi, gerisinide yedirirdim ama zorlamak istemedim. aşkımla arabayı kardan temizlemeye çıktılar, bol bol mutfak camına kar topu attılar ve minik bir kardanadam yaptılar. Havuç ve zeytinleri benden tabiki :)
aşkım kendi yaptığı kardanadama bayıldı sanırsam :)))
kuzunun elleri dondu ama kar zevkini doyasıya yaşamak adına, soğukta kalmayı yeğledi...
Sonunda baba-kız eve girmeye ikna oldular, mis gibi ıhlamur kaynattım hepimize, içine evde kurutulmuş nane, rendelenmiş bir miktar zencefil de kattım, ılıyınca limon sıktım, balla karıştırdım, sağlığımızaaa deyip içtik afiyetle :)
NOT: Kuzumun üzerindeki, geçen yılki yağmurluğu, iyiki vermemişim küçüldü diye, bu kış çok işe yaradı, hem yağmurlu günlerde ıslanma korkusu yaşamadık, hemde karlı günlerde kara batsada montu, pantolonu yine ıslanmadı, paçaları biraz kısalmış ama üzeri hiç fena değil.
     kuzu uyumak istemedi, bende nasılsa geç kalktık diye hadi dedim bugünde böyle olsun, akşam erken yatarsın. Bende heveslendim kara, kuzuyu yedirip tekrar çıktık, kar sürekli yağdığından araba yeniden temizlendi.
Bunlar bizim bu lojmanlardaki son kışımız olucak, dile kolay tam 4 kış geçirdik, yaz sonunda 5 yaz bitirmiş olucaz. kuzumuz bu evde doğdu, karşı parkta büyüdü sayılır, buda ayrı bir post yazısı konusu olsun.
Hızımızı alamayıp Etlik in tepelerine çıkmışız yürüyerek... Kıçımız donarak geri döndük doğrusu...

2 yorum:

Crocus dedi ki...

Ne güzel bir haftasonu geçirmişsiniz öyle :)
gerçi karlı fotografların hepsini kıskansam da :)

Naz'ın Annesi dedi ki...

oyyy kıyamam, misafirim ol kuzunla canım benim,beraber oynayalım kartopu, olmaz mı? öperim :)