30 Eylül 2011 Cuma

ÇİŞ - KUSMA

     2 gündür yine limoni...hastalandı hastalanacak derkeeen...dün gece yatağına kaçırdı. Gecenin köründe hem kendi üzerimi, çarşafları, hemde O nun üzerini değiştirdim ve tembihledim;

Ben: 'kuzum çişin gelince beni uyandır, olur mu? Bak üzerin çiş oldu.' şeklinde...
N: 'ben ananemin atağınada çiş aptım'
Ben: 'aaaa ama ananen üzülmüştür, keşke yapmasaydın, haber verseydin çişini'
N: 'üzülmedi ki...oolsuuun dedi bana...'?&?&....

     İşe gelince aklıma geldi söylediği çiş olayı ve niye annem bana söylemediki diye merak ettim. Annem hiç şimdiye kadar yatağına kaçırmadığını söyledi ve ekledi 'şeytan kulağına karşı' :))) Niye böyle söyledi, nerden attı anlamadım ama sanırım yaptığını hayal ediyor :)))
     Ne zaman üşütse altına kaçırıyor bizim kız :)))
     Annemle bugünki konuşmamda duyduğum haber beni çok üzdü; Kusmuş, hemde kahvaltıdan 1 saat sonra, yediklerini hiç hazmedemeden kusmuş malesef :((( Günler sonra bu haber beni çok üzdü, gerçekten üşütmüş belli ve belki midesini üşüttü. En son ben izinliyken kusmuştu ve 1 aylık izinde 2 defa...O günden buyana da hiç kusmamıştı, artık tamamen bitti diyordum. Yine de şöyle düşünüp rahatlamak istiyorum; ''sadece üşüttüğü için kustu, zaten hasta olunca, normal zamanlara göre daha fazla kusardı. Hastalığı düzelince yine geçicektir bu kötü durum. Belkide 1 kereye mahsus olmuştur...'' Nasıl ama :))) Mutlu olmaya bakmalı, mutsuz olmak için o kadar çok sebep var ki, kendini kaptırmaya gör...işte o anda biter ve o uçurumdan yuvarlanırverirsin...

29 Eylül 2011 Perşembe

3.Yaş Doğum Günü Hazırlığı

      İlk sene süper bir kutlama yapmıştık, bizim için 1. yaş doğum günü kutlaması çok önemliydi. 1.derece yakın olan tüm akrabalarımız katılmıştı bu kutlamaya, sırf bunun için şehirdışından gelmişlerdi, dışarda güzel bir mekan seçmiştik kuzum için, şarkılı türkülü, içkili yemekli türdendi. Düğün merasimi gibiydi.
     2. yıl kutlaması kendi aramızda geçti, tabi annem-babam ve ablamları saymazsak :)
     3.yıl kutlaması yine önem taşıyor bizim için, çünkü artık doğum günü nedir biliyor kuzucuğumuz ve pasta üflemek onun için acayip heyecan verici bişey ve üstelik kendi doğum gününü iple çekiyor. Sırf bunu düşündükçe daralıyorum...istediği cinsten bişey ayarlayabilirmiyim bilemedim. Ekim ayı soğuk olduğundan, şöyle bahçeli, parklı biryer seçemem. İstediğim gibi sevimli, tiril tiril giydiremem kuzumu, buda canımı sıkıyor. Önceki senelerden biliyorum...kıyafet seçimi çok zor olmuştu, kışıda, kışlıklarıda hiç sevmedim oldum olası. Hiçbirşey yakıştıramıyorum ne kendi üzerime, nede kızıma...

     Kapalı bir mekan bulmalı diyorum..bir taraftanda kreşe başlıyacak 3 yaş başlangıcında, acaba kreşte yapmam yeterlimi. Belkide ençok orda olmasına sevinecek, birsürü yaşıtı arkadaşıyla kutlaması dahamı eğlenceli ve anlamlı olur kızım için?

     Bakalım nasıl bir karar vericez...1 ay var 3 yaşın bitimine ve şimdiden elbise, ayakkabı seçimlerine başladım, gözüm vitrinlerde...Özel bir doğum günü hediyesi almayı düşünmüyoruz, zaten yapılanlar bir hediye kuzu için, belki sembolik olarak bir kitap verebiliriz diyede düşünüyoruz...

26 Eylül 2011 Pazartesi

3 yıl, 3 ay, 10 gün olmuş...blogger olalı

     Arkadaşlarımın bloglarını okurken dikkatimi çekti, blog yıldönümlerini kutlamışlar, yada benim gibi unutup, geçikmiş yıldönümü hakkında yazmışlar...Bende bir bakayım dedim ne kadar olmuş blogger olalı diye...Ohoooo 3 yılı devirmişim :)))
     Tam olarak 16.Haziran.2008 de başlamışım yazmaya...
     Uzun zaman ne nedir bilmeden yazıp gitmişim, sadece kızım ilerde okusun diye, sonraları başka blogları okudukça öğrendim; yorum yapılabiliyormuş, başkalarıda okuyormuş diye...Sonra sonra benimde okuyucularım olmaya başladı, ailemden hariç, arttıkça mutlu olduğum, yorum yazıldıkça coştuğum. Allah yokluğunuzu göstermesin, varlığınızla bizim var olduğumuzu, yaşadığımızı hissediyorum, tşk ediyorum okuyucularıma :)

Hafta Sonu Ninesi Geldi- Fotoğraf Makinesi

     Uzun zamandır yıkandıktan sonraki hallerini, bornozlu ve ıslak saçlı hallerini çekmemişim. Bir hızla banyoya gireriz, yanımızda oyuncak küvet ve en az 2 adet bebekle, 10-15 dak. kadar küçük hanım bebeklerini ve beni yıkayarak zaman geçirir, bu arada ben lifle bir güzel yıkarım, ardından saçlar ıslanıp köpüklenir veee durulama faslında ufak kaçma girişimleriyle sonlandırırız yıkanma olayını...Her seferinde söylediği 'bonozum küçülmüş, enisini almadınız, üfff' der, bende 'evet kızım yine unutmuşuz, alalım çarşıya çıkınca' derim. Çok küçülmemiş ama öyle rahat rahat giyilemez olmuş doğrusu...
Saçları ıslakken nasılda uzun oluyor ama kuruyunca lülelenip küçülüyor kuzumun :)
    
      Cumartesi günü evde çokça vakit geçirdik, gelip gelip bacaklarıma sarıldı, 'anneciğim seni çoook seiorum' dedi, sarılıp öptü, heran içime sokmak geldi kuzumu, bol bol sevdim, karşılık verdim bende :) Kızımın ninesi geldi akşamüstü, çok sevinmesine karşın, gitmesine yakın sadece poz verebilmek için gitti kucağına, uzaktan sevdi hep 'ninee,nineciğim...' diye seslenip bişeyler anlattı, odasını gösterdi 'annem-babam aldı' diye :)))
     Kuzuma birzamandır fotoğraf makinesi arıyorduk ya; bulduk sonunda, Antares e gelmiş ama oyuncak olanlardan. Aldık, elinden düşürmedi bütün bir pazar günü. Her eline aldığında da 'anne bunun pili bitmiş' dedi. Bizimki gibi çalışsın istiyor, bende herseferinde 'kızım bu oyuncak, o yüzden bu şekilde çalışıyor, hadi resmimizi çek' diyorum, 'peyniiir' diyoruz babasıyla ve çıling diye çıkan sesten sonra bir öpücük konduruyoruz yanacığına :)

22 Eylül 2011 Perşembe

35 Aylık Yemek Düzeni ve Menüsü-Fotoğraf Makinası

      Eski postlara şöyle bir göz attım bugün ve baktımki günlük yemek programıyla ilgili açıklamalı bilgiye yer vermemişim epeydir. Tabi pütürlü yiyemediği konusu ön planda olunca, buna daha fazla yer vermişim.

     Günlük yemek programı 2 ye ayrılıyor; bizde ve annemde şeklinde...
Bizde;
     Sabah kahvaltısı: 09-10 arası (itiraf etmeliyim, bazen 11 i buluyor,çünkü geç uyanıyoruz). Yağda yumurta kırıyorum, bazen içine peynir katıyorum ama farkedince peynirleri ayırmamı istiyor, yemiyor.Yumurtanın yanında avuçiçinden daha küçük parça ekmek ve 1 çay bardağı (ajda bardağı diyorlarya, işte ondan) portakal suyu oluyor. Ekmeklerini parmak ucu küçüklüğünde yapıp, portakal suyuna batırıyorum, çatala takıyorum, aynı çatala birazda yumurta takıp eline veriyorum ve çiğneyip yutuyor.(pütürlü yemesi baya uzun sürüyor, çiğnemek yorucu geliyor sanırım ama yinede bizden daha çabuk masadan kalkıyor). Bazen kahvaltının tam başında, iki lokma yiyip 'ben salonda yemek istiorum' diyor, mecbur götürüyorum. Tüm kahvaltısı bundan ibaret. Birkeresinde saydım en fazla 10 çatal kadar dayanabiliyor bu çiğneme işkencesine :))
     Kahvaltıdan en fazla 1 saat kadar sonra bisküvili yoğurt eziyorum kaşıkla ve yediriyorum, çizgifilm izlerken, hayır demiyor. Bazende 1-2 adet çubuk kraker veriyorum eline yiyor.
     3 Saat sonra (öğünleri 3 saat arayla yiyor halen, kreşte açlıktan mahvolacak eminim), mutlaka ya annem vermiş oluyor cumadan yada ben pişiriyorum sabah kahvaltı sonrası çorbasını...Bir kase çorbasını içiyor minik ekmek doğranmış olarak.
     Bu arada mutlaka 1-2 saat kadar uyumuş oluyor. Kalktığında, 3 saat te dolduysa, yine ya çorba, yada önceden haşlanmış tavuk parçaları yer ayranla.
     Akşam ve ikindi yemek arası meyve yeriz biz ailece ve kuzuda elma, soyulmuş üzüm veya karpuz yer ve çiğneyerek ama miktarları çok az oluyor bu yeme şekliyle, çiğnemek halen yoruyor kuzumu ama blendırdan geçirsem bir kase meyveyi yer bıcırık :))
     Yatmadan önce ya pirinç unu pişiririm yada az bisküvi ile yoğurt yer.
     Yatağına yatar yatmaz 210-270 arası Ülker İçim Sütünü içer ve uyur (saat:10:00 gibi) Yorgun ise 09:00 gibide uyur yada öğlen çok uyudu ise 11:00 gibide uyutabilirim. Gerçi bu large yaşam şekli kreş için bir düzene girmek zorunda artık. Gece bir kez daha uyanıp yine 210-270 civarı sütünü içer ve uyur.
Annemde;
     Sabah Kahvaltısı: saat 08:00-08:30 arası yapılır ve tüm kahvaltılıklar bulamaç şeklinde verilir, blendırdan geçirilmiş olarak yedirilir.
     Yaklaşık 1-2 saat sonra yoğurt yedirir, kahvaltıdan 3 saat sonrada çorba içirilir, aralarda eline meyve verilir, bu 3 saat olayı tekrarlanarak gider. Çorbasının içine ekmek doğranarak yedirilir ve her öğüne ayrı çeşit çorba içirilir. Yaklaşık olarak annemdeki son öğününü akşam 17:00-18:00 arasında yer.
                                                                          ****
      1 haftadır fotoğraf makinası arıyorum, tabi bu kendi isteği, nerden taktıysa foto çekicekmiş, biz gülümseyecekmişiz ve peyniiir diyecekmişiz :))) Tamam dedim bende alalım kızım diye söz verdim, gel görki koca Etlik teki kaç oyuncakçıya baktık...yok yok kalmamış makina :( Dün akşam Ankamall e gittik...kızım bir hevesle girdi oyuncakçılara ama yine yoktu, kalmamış... Daha önce çok defa görmüştüm ama isteyince bulamadık nedense...Aramalara devam edicez takiki...
Bunlar dün akşamdan, Ankamall in kapalı garajından...
Dün akşam anne için alınan cicileri(söz konusu ayakkabı ve makyaj malzemesi ise elinden kurtulamıyorlar) öncelikle kuzu denemek istedi, hemde eve girer girmez :)))

20 Eylül 2011 Salı

NURTURİA VEDASI

     Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum, yani aslında neler yaşadığımı, bana neler kattığını ve neler götürdüğünü çok iyi biliyorum ama doğru cümleler kurabilecekmiyim, en doğru şekilde düşünce ve duygularımı anlatabilecekmiyim onu bilemiyorum...Hani derlerya 'aklım yetiyor ama gücüm yetmiyor' diye...Ne güzel söylemiş büyükler...İşte benimde aklım yetiyor ama çoğunca doğru kelimeleri yerinde kullanmaya gücüm yetmiyor veee çok kişinin haddini bildirmeye terbiyem ve gücüm de yetmiyor...
     NURTURİA kuzum için internette araştırma yaparken çıktı karşıma, kaydoldum hemen. İlk zaman birçok özelliğinden bihaber girdim çıktım, zamanla arkadaş edinmeyi, güncelleme girmeyi, soru sormayı ve soruları cevaplamayı öğrendim. Çok zevk aldım, çok bilgilendim, aklıma gelebilecek herşeyi sorabildiğim, sadece kızım için değil, bir anne, bir eş olarakta pekçok soruma yanıt aldığım bir yer oldu nurturia. Çoğunca MSN gibi kullandım, yazıştım, özelimi paylaştım. Öyle güzel yürekli arkadaşlar tanıdım ki, tlf, ev adresime kadar paylaştım, yetmedi şehir dışından dostlarla kaynaşıp, onları karşıladım, elimden geldiğince misafir ettim. Evimi açtım, onlarda evlerini açtılar. Hiç sanal alemden dostluk olurmu dedi eşim ama ilk buluşmalarda kendide kaynaştı ve sevdi nurturia kardeşliğini. Birçoğuyla ailece görüşüyoruz ve çokta seviyoruz.
     Ben şuna inanıyorum; Allah bizi kötülerle karşılaştırmadı çok şükür, daha doğrusu zararlarının dokunmasına izin vermedi ki biz buna çok müsait bir aileyiz aslında. İnsanlara çabuk güvenen, çabucak kabukları kıran bir yapıya sahibiz ama dedim ya şükür...
     Ama bu demek değil ki üzülmedim. 1 sene kadar oldu üye olalı ve hafta sonları ve akşam mesai sonrası hariç, aktif bir üye oldum. Arkadaş sayım gün geçtikçe arttı, bazen günde 5-6 üyeden teklif aldım, sevdim sevildim. Her çocuğun ablası oldum, her annenin dert ortağı(en azından ben böyle hissettim).       
     Tanıdığım her anneye anlattım bu paylaşımı, hafta sonları burdaki arkadaşlarımla vakit geçirir oldum, tlf.um nurti arkadaşlarından ibaret olmaya başladı, gündüz işyerinde işlerimi bekletip, güncelleme manyağı oldum, özel görüşmelerimi dahi kısa kesip, nurtide arkadaşımın kızı-oğlu nasıl oldu der olmuştum ki bu çok doğal. Akşamları eşime anlatıyordum: 'bilmem kimin kızı-oğluna şöyle olmuş' beraber üzülüp beraber dua ediyorduk (her zaman dularım miniklerle). Kuzuların doğum günleri yada en güzel günleri, benim kızımınkiymiş gibi sevinip ortak oluyordum, yürekten, riyasız...Hele başlarına bişey geldiğinde yada sadece aşı olduklarında, benim kızım için ne hissediyorsam onlar içinde yüreğim parçalanır, içim sızlardı.
     Ben yada benim gibi olanlar bu kadar güzel duygular düşünceler hissederken, benim gibi yada diğer arkadaşlarım gibi hissetmeyenlerde vardı tabi ki. 39 yaşındayım...39 sene boyunca neler gördüm neler...Çok çalıştım, pekçok ortama girdim, aynılarından heryerde var, inkar edemem. Hep bir yılanın başı çıkar çokluğun olduğu yerlerde, bazen birkaç yılan başı biraraya gelir...Nasıl anlatsam;
     Hani görünürde çok tatlılardır, çokta bilgili, ayrıca sosyete geçinirler ama hep öyle olmadığını söylerler ki, karşılarındaki olurmu öyle çok hoşsun, çok kalifiyesin desinler...Övülmeyi severler...bilmem kimin nesiyim ayaklarında takılırlar yada gittikleri yerleri dikkat keserler ki hava atabilsinler. Aslında içlerinde iyilik vardır(ki ben bu yanlarıyla idare ettim uzun zaman ama nereye kadar idare...) ama kompleksleri bu yönünün çokça açığa çıkmasına izin vermez. Sahte duygusallıkları anlaşılır ama idare edilir benim gibiler tarafından. Ben hep aman böyle yapıyor ama bak evladı var, bak düzeliyor gibi diye beklemede kalıp onları silmedim...
     Ortalık karıştı bir dönem Nurturia da, samimi, hemde birbirleriyle çokça samimi bir grup nurtici, diğerinin şifresini girip, hesabına, özel yazılarına bakmış, hemde defaatle...inanılır şey değil...ve bunlar yinede aylarca birbirlerinin yüzüne bakmış, çok samimi görüntüler vermişler...bunlar yaşanılası haller tabi, hayatta herşey olabilir ve şahsi bir mesele. Nurturia ile ilgisi yok, zaten farkedilir edilmez kişilerin üyelikleri sonlandırılmış ve nurtide büyük bir temizlik yapılmıştı, ayrıca fake nickler ortaya çıkmış ve bunlarda silinmişlerdi. Sonrasında yeni furya başladı...herkesler herkesleri silmeye başladı. Kimi tamamen korkudan kimide zamanında silmeye utandığı ama listesinde istemediği kişileri korkuyorum bahaneleriyle sildiler ve bu 2. şıktaki tipler beni çok iğreti ettiler, çok ayıpladım, bazende çok güldüm, yazıları, bahaneleri okudukça, yaaa bu kadarda olmaz, bırakın bu işleri diye gülmeye başladım. Keşke dürüst olsalardı...Bir süre sonra bu kişiler arkadaş listesi küçülünce hava atacak, şak şak diyecek kimse kalmayınca, yeni yeni kişilere teklif etmeye başladılar...Ve hayatta her zaman var olacaklar, önemli olan bizim gibi kişilerin tercihleri, bizler onları var ettikçe var olurlar...Benim en büyük yanlışım onlara şans vermekmiş aslında, keşke diyorum hayatımda ilk defa. Keşke, zamanında hissettiğimde, gördüğümde silseydim onları. Kafamda rahat olurdu, dünya da...
     Ben bunları görünce çok üzülmeye başladım.
     *Banane dimi? İlk başlarda öyle dedim ama benim ahlakım, görgüm ve vicdanım kabul etmedi bu olanları.
     *Sil istemediklerini dedim; e o kişiler sevdiklerimin güncellemelerinde çıkıyor ve yine içim almıyordu görmeye, riyakarlığa, yalan sözlere...
     *Sadece sorulara yanıt ver dedim: ben güncellemesiz bir nurti düşünemem ki.
     *Onlar yüzünden arkadaşlarınla günlük yazışamazsın dedim; gerçek arkadaşlıklar kurduysan, herşekilde görüşürsün, bağlar kopmaz dedim.
      Evet hayatta hep böyle kaçamazsın diyen oldu bana ama benimki bir kaçış değil bir kurtuluştu. Bağımlılığımdan, görmeyi tanımayı reddettiğim kişilerden... Ben o insanlarla aynı güncellemelerde karşılaşmak istemiyorum, bunada mecbur değilim. Ben mutlu olmak, paylaşım ve yeni dostluklar için üye oldum nurti ye ve inanın çok çok değerli arkadaşlar edindim orda. Benim kazancım onlar. Öyle herkese tlf numaramı verecek tiplerden değilim ben, gerçekten yakın hissettiğim, sevebileceğim bayanlarda var ve ne doğru seçimlerim olmuş ki çok şükür, onların hepsiyle görüşüyorum ve ailecek görüşebilecek kadarda sevip yakın hissediyorum. Şimdilerde sevdiğim ama çokça görüşmediğim arkadaşların bloglarını takip ediyorum, ordan haberdar oluyorum yavrularından kendilerinden. Hele bir sıkıntım var onuda bir başka postta yazarım: takip bölümünde adını dahi duymak istemediğim kişilerin blogları var, yok edemedim illallah diyorum :)))İstemediğin ot demişler...
     Yalandan arkadaş olmak diye bişey yoktur benim kitabımda, birine yazdıysam ve diğerini atladıysam yanlışlıkla, içim ezilir, çok üzülürüm kırdım mı arkadaşımı diye. Emek verdim ben nurtide ki arkadaşlarıma, kuzularına, işimden, hayatımdan çalarak. Karşılık olarak çok mülayim, hanım dediğim tiplerin dahi, açıklama yapmadan, nedensiz beni silişleri getirdi kendimi kendime. Beni sıkan, üzen konularda ne yapmalıyım diye bocalarken...birden kendime geldim, işte bu kadar dedim, sanal dünya burası, emek dinlemez, dinleyenleri sen bulmuşsun zaten.
     Belki kendimi anlattım belkide anlatamadım, derdim anlatmaya çalışmakta değil aslında bu saatten sonra ama kızımın blogunda paylaştığım nurturia arkadaş topluluğundan neden ayrıldığımı açıklama gereğidir, bu bloga bunu borçluyum.
     Benim yerime, belki de benden daha iyi, ne hissedip düşündüğümü anlatmış arkadaşım :) Ben kelimelerde çok iyi değilimdir ama kısa ve net, öyle güzel anlatmış ki arkadaşım :) Tşk ediyorum canım :)
      Teşekkür ediyorum nurturia, sayende kazandığım arkadaşlar için, kızımın zor anlarında tek bir güncellemede onlarca aldığım yanıtlar için :)
NOT: Yayınlanmasını istediğiniz tüm yorumlar yayınlanacaktır.

19 Eylül 2011 Pazartesi

ZOR GECE

      Dün akşamda bir önceki gibi telkinlerle yatırdım odasına: 'gece uyanınca çişini yapıp yat, sütün burda iç yat vs.' şeklinde. Yatağın yanıbaşında halıda oturup bekledim, uyuyunca çıktım odadan. Tam 50 dak. sonra uyanıp yanıma geldi, aldığım gibi yatağına götürdüm. Tekrar uyudu. Saat 02:39 da yine uyandı ve 'uuamıorum, sizin anınıza atıcam' diyerek geldi.
      Yine alıp götürdüm ve kulağına fısıldayarak artık büyüdüğünü, rozi gibi odasında uyuması gerektiğini anlattım ve çişini yaptırıp, sütünü verdikten sonra, yine yanında yatmadan uyuttum. Sonrasında saate bakmadım ama 2 defa daha uyanınca yanına yatmak zorunda kaldım. Pes ettim evet :(( Uyumam gerekiyordu, sabah ruh gibi uyanmamak için yatmak zorunda kaldım. Yanlış yaptığımı da çok iyi biliyorum, dayanmalıydım aslında. Birkaç gece sonra düzene girmeye başlıyacaktı belkide...
     Biraz önce annem aradı, kuzu 'annem bana kızdı, bana kızmasın' diyormuş. Güleyim mi, ağlıyayım mı? Aslında hiç kızmadım ama kararlı bir ses tonuyla anlattım yatağında yatması gerektiğini...Ne şekilde algılamış...kimbilir kendi iç dünyasında nasıl yorumlamış bunu.

Kızımın Yeni Oda Takımı

     Hasta demiştim ya...yine hastalığı devam ediyor ancaaak, çok daha iyi durumda. Sanırım verdiğim bağışıklık sistemini kuvvetlendirici vitamin şurubu ve Aferin Plus işe yaradı. Şükür ki yaradı, gündüz burun akıntısı, gece ise tıkanıklığı devam ediyor ve çoook şükür ki ateşi çıkmadı. Dün gece soğuk buhar makinesine gerekte olmadı.
     Hafta sonu Eskişehir gezimizi iptal ettim. Eğer gitseydik 300.TL ve üzerinde bir para harcanacaktı, kötü olurmuydu? olmazdı elbette, Porsuk Çayı etrafında gezinir, gecesini gündüzünü yaşar gelirdik mutlulukla ama 1. ihtiyacımız kuzuya bir oda takımı almak iken, para boşa gidecekti bana göre. Kızıma doğduğundan bu yana 2 yatak aldık, biri ahşap parmaklıklı bir karyola idi, bizim yatak odasına almıştık, 3.ayında odasını ayırınca ve aldığımız yer, eskisini getir yenisini al deyince, düşündük ki uzayan yatağını yıllarca kullanabilir, üstelik parmaklıkları çoktan kaldırmıştık, ben yanında yatabileyim diye. Diğeri uzayan yatak denilenlerden, buda çok çabuk dağaldı,(markası: babyhope) üzerinde hoplayıp zıplamadı aslında ama çarçabuk yatak altındaki destek kırıldı, çekmeceler düştü, kapaklarını her çekmeceyi açtığımda elimle takmak zorunda kaldım. Sonunda kendi ellerimle yatağı kırdım, dış kapıya yığdım parçaları, eşimde şaşırdı yatağı dış kapıda görünce :)))
     E böyle olunca yatağı yerde kaldı, aslında kuzu geçen kıştan buyana benimle, babasıda kuzunun yer yatağında yatıyordu ama kreş başlıycak, belli bir düzene alışsın istiyorum kızımın ve odasını sevip alışması içinde bir yenilik gerekliydi.
     Malum, Ankara ya İkea geldi ve ben bayılıyorum İkea nın çocuk odası takımlarına ve pekçok şeyine. Cumartesi kahvaltı sonrası gittik, kuzu gidiş yolunda uyuyunca, yavaşça pusetine geçişini yaptık ki, gezerken rahat bakalım oda takımlarına... Öyle bir uyumuş ki çıkış kapısına geldiğimizde uyanabildi kuzum :) Siyah demir bir karyola aldık, oyuncak ve kitaplarını koyabileceği hoş bir dolap aldık kapısı olmayan, birde gardorap tabi, ekstradan da çekmece aldık gardorop için. Dolapları beyaz seçtik, içlerine beyaz aksesuvarlar aldık, siyah beyaz renklerde resim çerçeveleri aldık uyumlu olsun karyola ile diye.
     Aldıklarımızı eve teslime verirsek 2 gün sonra getireceklermiş, montaj içinse ayrıca bekliycekmişiz. Biz iki sabırsız o kadar malzemeyi bagaja yükledik, karton kutular ve uzun uzun tahtalarla yola çıktık ama ne stres ne stres, eşim burnundan soluyor resmen, iyi bir kavga çıktımı yolda...Yok polis görse, yok arkadan bir tahta düşse başka araba kaza yapsa..vs.vs...Çıkmasaydın bu kadar biliyorsan dedim ama haklıydı hemde çok.           
     Yolumuzda çok uzun...İkea nereeee Etlik nere...Sağ sağlim vardık eve şükür ki...
Biz kavga ederken kuzu yanaklarımı avuçlarının içine alıp, tatlı bir gülümseyişle 'kaga etmein, akıllı akıllı oynaın' demesin mi? :))))Koptum resmen...
     Bu kadar yanlışın yanında birde arka koltukta tıka basa dolu olunca kuzuyu ön koltuğa benim kucağıma aldık...Yanlış üstüne yanlış...Yurdum insanı görüntüsü vardı bizde, tam internetlik olduk kısacası (umarım kimse resmimizi çekmemiştir)
     Eve girer girmez aşkım arabayı boşaltmaya, bense kuzuyu yedirmeye koşturduk. Hemen aldıklarımızı kurmaya başladık, akşam 10 sularında işimiz ancak bitti. Tabi yine stres yaparak bitirdik işleri, kuzu ayak altında dolaşınca babasını aldı bir stres, haklıydı, bir yerine bişey düşecek diye korktu ama çocukların en sevdiği anlarda bu anlardır, evde yeni bişeyler kuruluyorsa eğlence çıkar küçüklere, herşeyi karıştırırlar, tahtaların aralarından geçip gelmeler ayrı bir eğlencedir. Kendimden biliyorum :))) Sonuç mükemmeldi doğrusu, temizliğe sıra gelmedi ama herbir parçayı yerli yerine oturttuk. O gece yatağında yatırmadık heryer kirliydi ve gece lambası alıcaktık ilk kez, yerine alışsın, tek başına korkmasın diye. (Daha önce gece lambası hiç gerekmedi, bebekliğinden beri karanlıkta uyudu.)
   (Karyolayı çekmeyi unuttuğumdan,Ikea dan arakladım bu fotoyu)

      Hehe...TV.ye karşı analar babalar...görmeyin hem TV.yi hemde DVD.yi...Calliou izliyor kızım hafta sonları ve akşamları orda.
      Çokça yerim olmayınca Ikea çocuk mamutlardan alamadım, oda dar olunca doğru düzgün resimleyemedim malesef...

Gardolap ile oyuncak dolabının yerini değiştirmeyi ve oyuncak dolabını yere yan yatırarak kullanmayı düşünüyorum, kuzu dolabın üst raflarına yetişemiyor, yan yatarsa hepsine ulaşabilir. BU hafta sonuda onu halletmek gerek.

     Ertesi gün baba yine alışverişe gidip son eksikleride tamamladı, bizde kızımla evi temizledik, banyolarımızı yaptık, haftaiçi için yemek yaptık, hatta kuzu uyudu bile. Baba gelince yemeklerimiz yiyip, onu evde bırakıp ana-kız kuaföre gittik. Saçlarımı istediğim tarzda kestik, bu sefer daha çok sevdim, hem tarz oldu hem çok daha spor ve kısa.
      Pazar gecesi odasında yattı, hatta yanında yatmadım bu sefer, yerde yatak ucunda oturup uyumasını bekledim, uyuyakalınca kendi odamıza geçtim, aylar sonra aşkımda yatak yüzü gördü :))) Gecenin bir yarısı (saate bakmadım) yatak ucumda 'ben uuamıorum, sizin anınızda atabilimiim' diyen kuzu sesiyle uyandım. 'olur mu öyle şey, odanda uyu hadi gidelim dedim. Gittim biraz döndü döndü ve yine 'uuamıoruuum' diye sızlanmaya başlayınca, bende çok yorgun olduğumdan, kucağıma alıp geçtik bizim yatağa... Babayı ileri itekleyip kuzuma yer açtım ve sabaha kadar deliksiz uyuduk. Yarım gecede olsa odasında uyudu kuzucum, maaşallah demeliyim ve inşallah ilerleyen gecelerde tamamiyle odasında yatar bebeğim.
     Yatmadan önce baya telkinde bulunmuştuk babasıyla beraber. 'bak kızım artık kendi odanda arkadaşların(calliou,azra,rozi,şimal) gibi tek başına uyumalısın, gece çişin gelince (bunları kendim uygulamalı olarak gösterdim) yavaşça kalkıp pijamanı indirip lazımlığına yapıcaksın. Süt içmek isteyince de yatağının yanındaki sehpadan biberonunu alıp içip, yerine koyacak ve yeniden uykuya dalacaksın, tamam mı kuzum?' Bunları 3-4 kez tekrarladık değişik versiyonlarıyla...
     Telkin işe yaramış olacak ki gece çişe kalktığında pijamasını indirmeme izin vermedi 'ben keendim apıcam' diye itiraz etti :))) Demek ki kafasına iyice sokmak lazım bu bücürlerin, önce beyinlerini işlemek gerek yapacaklarını, öyle küt diye bişeye alıştıramazsınız bunları :)))
     Bu gece daha erken uyutmaya çalışıcam kuzumu ve gece sütünden kesmem lazım...ama nasıl olacak bilemiyorum, gündüz içmiyor süt. Kreş yemek listesinde hersabah 1 bardak süt var, alışacaktır bu sayede ama gece yatmadan da içirmeli 1 bardak süt. Bununda zamanı var sanırım...Şimdilerde 10-10,5 sıralarında uyutuyorum, kreşe hazırlık için 9-9,5 sıralarına kadar çekmeliyim saatleri. Sabah uyanması çok zor oluyor, nerdeyse yarı uykulu olarak kucağımda anneannesine veriyorum kuzumu. Kreş günlerinde üzerini değiştirip saçlarını tarayabileceğimi, bu şekilde giderse düşünemiyorum bile...

NOT: Fotoğraf çekmeye vaktim olmadı, en kısa sürede eklenecektir.(23.09.2011 de eklendi)

16 Eylül 2011 Cuma

Grip - Kreş

     Salı akşamı başlayan gündüz burun akıntısı, gece tıkanıklığı ile başladık Aferin Plus a. Öncesinde de hapşuruyordu ara sıra. Gece buhar makinesi çalıştırmaya başladık hemen, burun açıcılar, şurup...Ertesi gece 1 posta kustu, balgamını çıkaramayınca. Sadece 1 biberon süt içer oldu 3 gecedir.
     Gündüzde pek yemiyormuş(annem öyle dedi). Bizlerde hasta olunca iştahımız gitmez mi? Hiç zorlama dedim anneme, bol su ver, meyva ver ve şurubunu içsin yeter.Şükür dün gece kusmadı ama sürekli öksürdü yavrum. Yatmadan önce epeyce zencefilli bal yedirmiştim, sanırım balgama iyi geldi, gerçi öksürük için vermiştim ama :( Bu gece ayak tabanlarına viks sürmeliyim, yakıyor diye sızlanacak ama başka çare yok.
     Hafta sonu Eskişehir gezisi yapalım diyorduk, bu gecede kötü olursa plan iptal olabilir.
     Dün çok güzel bir haber aldım; kızım kreşli oluyoooor.... Bu günü çoktandır bekliyorum, kuzu büyüdü ve artık anneanne yerine kreşe gidecek sabahları.
     28 Ekim 2008 doğumlu kızım, 3 yaşını gördüğünde başlayacak kreşe. Hem çok mutluyum, hemde çok korkuyorum, hayırlısı olur hepimiz için inşallah.
     Birçok kişiden çocukların kreşe başlar başlamaz çok hasta olduklarını duyuyorum, bazı anneler gözü yaşlı anlatıyor çocuklarının hasta oluşlarını. Bir tanesi şöyle anlattı; ''Oğlum kreşe başlar başlamaz hasta oldu, antibiyotik içti, 10 gün yattı, kreşe gider gitmez yine hasta olarak eve geldi, bu böyle 3 kere peşpeşe devam etti, hatta sonunda fazla antibiyotik alımından dilinde mantar patladı ve yine antibiyotik ile tedavi edildi. Psikolojim bozuldu ve psikoloğa gittim sırf bu konudan. 2 yıl kadar böyle sürdü ve bırakacak kimsem yoktu oğlumu, sürekli izinde alamadım.''
     Çok üzüldüm ve çokça etkilendim bu ana oğulun yaşadıklarından. Gözüm korktu, sonra bu kadar sık hastalık kapmasını, belkide bağışıklığının kuvvetli olmayışına bağladım.(bir tür kendini koruma içgüdüsü)
     Benim kızım zaten zorluklarla büyütüldü ve pütürlü sorunuda tamamen çözülmedi, çok zorlanıcak gibi geliyor bana, bir taraftan da 'yok yok girişken ve kıskanç bir kız, diğer çocuklara özenir, onlar gibi yemek için çırpınır, sürekli vitamin desteği yaparım' şeklinde kendimi teselli ediyorum.
     Bazı sabahlar anneannesine giderken dahi ağlıyor 'beni bırakma,işe ditme' diye, ya kreşe giderken ne yapıcak diye düşünmeden edemiyorum. Yine kendimce bir çözüm buldum, bilmiyorum doğrumu; Önce beni işe bıraksın baba-kız, sonra eşim kreşe bıraksın. Bende çok nazlanır ve ağlar ama babada yapmaz...E peki bu doğrumu..yani ben bıraksam, yanında olsam kızımın, kreşin kapısından öperek göndersem, bana güvense nasıl olur...ikilemdeyim malesef...Tecrübeli anneler sizden yardım istiyorum, hangini yapmalı????
     Sonraaa birde uyku meselesi var. Genelde günde 2 uykusu var. Sabah saatlerinde 1 saat kadar, birde akşam saatlerinde 1 saat kadar. Kreşte 1 tane öğlen uykusu var, bu durumu düzeltmeliyim biran önce. Ayrıca gündüz uykuya dalarken ayakta sallanarak uyuyor, kreşte durum nasıl acaba?
     Daha önce o kadar çok kreş yazısı okudum ki, artık araştırmak istemiyorum, benim çok fazla seçme şansım yoktu, askeri kreşe verdik maddi durum açısından. Umarım pişman olmayız, kuzuma çok iyi gelir inşallah burası...

14 Eylül 2011 Çarşamba

Pazar Sohbeti

     Arkadaşlarım ve kızımın arkadaşıda gelince hoş bir pazar oldu bizim için. aşkım nöbetçiydi ve kızları davet ettim. Öykü ile kuzu biraz kapıştılar, biraz oynadılar, kuzu o gün hiç iyi gününde değildi, nedenini 1 gün sonra anladım, nezle-grip karışımı bişey olmuş, salya sümük geziyor. Gün boyu vız vız ağlamaklı dolaştı, herşeye itiraz etti, bende sürekli 'bu böyle yapmazdı' dedim durdum. Birkaç gündür gece altını ıslatıyor, üstelik 2-3 kerede çişe kalkıyor, demek üşütmüş. Üzülmüştüm gece hep kaçıracakmı diye.
     Çiğdem Eskişehirden eğitim için Ankara ya gelmişti, buluşmak için iyi bir fırsat doğdu bize, sağolsun çıktı geldi kaldığı otelden, çok sevindim(k). Hülya kızı Öykü yüde alıp katıldı bize, Kahvaltı sonrası birazda kızları mutlu etmek için parka götürdük, biraz ben, biraz Hülya ilgilendi kızlarla...

     Sonrasında çok ağladı, Öyküüü, Tezeeee diye, eve gidip uyutma çabalarımda çok zorlandım, birlikte 3 saat uyumuşuz kızımla koyun koyuna, uyandığında hem benim hem kendi üzerine işemişti...böööggg
Kalktık yemek yiyip çarşıya çıktık, babasına ve kuzuya iç çamaşırı aldık, hatun 3-5 gündür altına kaçırıyor geceleri ve çamaşır yetiştiremiyordum, iyi oldu. Birde şöyle kollu giysiler almak lazım yakın zamanda, bakalım...
     Kolunu emerek uyumaya devam gördüğünüz gibi, sıcaklarda bunalmasın diye, küçük gelen kollu bluzlarını kesip geçiriyoruz koluna :)))

Lunapark ta Eğlence - Ramazan Bayramı

     Ablamlarda burdayken hergece dışarı çıktık, çocuklar eğlendi, bizde sohbet imkanı bulduk. kuzumun Lunapark aşkı debreşince hemen yakınımızdakine daldık, burası sadece çocuklar için yapılmış, oyuncakların ebadı küçük olunca, çokta korkmadan biniyor küçükler.

     Önce dönme dolaba bindik, ardından trene, tramboline (çabucak indi, korktu zıplamaktan), şişme oyun parkına... sürekli bana bakın diye çığlıklar attı :))) Teyzeside fotoğrafımızı çekti.
Çoğu gün sohbetten, çocuklara laf yetiştirmekten, fotoğraf makinem yanımda olmasına rağmen foto  çekmeyi unuttum.
Bayramda toplanan harçlıkları unutmamak gerek: kuzuya ve ablasına kıyafet, ayakkabı ve oyuncaklar aldık :)
Bu bayram kızım akrabalarıyla tanıştı, uzun zaman görmediklerini gördü, önce saklandı, sonra ısındı onlara. Ninesini çok sevdi, babaanne ve dedesini gördü, teyze-dayı ve kızlarıyla tanıştı, birçok tanıdık dostla bayramlaştı. O kadar tembih etmemize rağmen kimsenin elini öpmedi ama harçlıkları aldı :)))

13 Eylül 2011 Salı

Çınar, Kemal Dedesini Kaybetti :((

     Daha tanıyamadan ama şükür ki dedesi torununu gördü, Kemal dede melek oldu :( Bayramın 1. günü uykuda bişeyler olduğu nedeniyle ambulans çağarmışlar ama nafile, çoktan cennetine kavuşmuş Kemal amca, ruhun şad olsun, mekanın cennet olsun, çok güzel bir insandı, kalanlara sabır diliyorum, gelinimizin derdine ortak olabilmek mümkün değil, ne desek geri gelmezki, çok üzüldük çok, kimse için bu kadar ağlamadım, içten yürekten...

     Kemal amca arefe günü torunlarına hediye almış, Çınar içinde mavi bir tulum, resmi hatıra kalsın, bakınca bilsin ki dedesinin son hediyesi bu güzel tulum...
     Cenazesi Isparta ya defnedildi, vasiyetiymiş yerine getirildi. aşkımda gitti Isparta ya. Kimse halen kendine gelemedi :((

Ablası Geldi

        Bayram öncesinde Aleyna yı getirdi annesi, kuzum çok sevindi, beraber oynadılar :)
     Park-bahçe gezdik, İkea ya gittik, bu sefer alışveriş yaptık epeyce. kuzum için yatak baktık ama sanırım ranza alıcam vakti gelince. Mamut masa-sandalye ve bölmeli dolap almak istiyorum kısmetse. Saatlerimiz herbir oyuncakla oynamakla, herbir yatak- sandalyeye atlamakla geçti çocukların sayesinde, çokça yorulunca arabada uyuyakaldılar.
Başka bir gün Antares te alışveriş yaptık, kuzu treni görünce dayanamadı ama isteği benimle binmekti. Puseti ve alışveriş poşetleriyle binemeyeceğimden ağlasada (anlattım tabi) bindirdim ablasıyla yolladım. Az ilerde susup zevkine varmış trenin :)))

Ramazan Ayında Edirne Gezimiz

     Teyzemlerle toplanıp gittik Edirne deki teyzemlere. 3 kız kardeş biraraya gelmiş oldular. Yine iftar saatine yetişince muhteşem bir sofrayla karşılaştık. Sohbet muhabbet, süper bir akşam geçirdik. İlerleyen saatlerde Selimiye Cami ne gittik, yine annemler namaz kıldılar biz bahçesinde çay içtik, kuzum burda çok eğlendi, babası parkta oynattı, binmediği oyuncak kalmadı.
     Çarşı pazarını gezdik, gidip görülesi tarih kokan mekanlarını dolaştık, çok sevdim ben Edirne yi. Daha öncede kaç kez gittim ama bu kadar gezmemiştim. İstanbul a çok benzettim, tarih kokulu sokaklarını...Bence yaşanılası bir şehir...
     Annem çaldı, kuzum para topladı :))))) (Her kiminse bu çalgı, sanırım ihtiyaç gidermeye ayrılmıştı mekanından)
      Herbir yerini gezdirdi sağolsun Yusuf enişte, hepside çok tatlılardı, çok eğlenceli saatler geçirdik, akşam vakti tekrar İstanbul a döndük. 1 gece kaldık ama doyasıya gezdik Edirne yi. Boğa güreşlerinin yapıldığı alanı da gezdik. Unutmamalıyım; meşhur Edirne çiğeri de yedik, gerçekten çok farklı ve lezzetli idi :)
       Ertesi gün Utku ve Azra yıda alıp Ankara ya döndük...

Ramazan Ayında İstanbul Gezisi- Ağva

     Bu sene tatile gidemeyecektik aslında, Ankara da geçecekti 1 aylık izin ama yine duramadık, en azından akrabalarımızla 1 hafta geçirebiliriz diye düşünüp çıktık İstanbul yoluna. Zevkli bir yolculukla vardık, çok özlemişiz ablamları, kuzum, Azra yı görünce çılgına döndü, dakika yerinde durmadı, hopladı zıpladı. 1 aylık tatil sonunda kati düşüncem şudur ki; Azra süper bir oyun ablası, ben yanındaymışım gibi güvendim Azra ya, o kadar ilgili ve doğru yönlendiriyorki kuzumu, gözüm arkamda hiç kalmıyor beraberlerken :)

     Kadıköy İskelesini çokça severim söylemişimdir mutlaka, evim gibi hissediyorum oraları, çok ilginç ama belkide denizdir beni çeken bilemiyorum, belkide çok alıştım, senede 3-4 defa gitmeye, görmeye...Adaları pek bir severim, ayrı bir yeri vardır oralarında benim için, sanki Türkiye deyil oralar, başka bir memleket havası esiyor oralarda...

      Benim ünlü, sevdiceğim Kadıköy ün merkezinde kızıma kaka yaptırmakta varmış kaderde, hemde sokağın yanı başında, insanların dibdibe olduğu yerde...iyiki yanımda lazımlık taşıyormuşum, kenara çekiverdik lazımlığı, etrafını sardık kızımın ve oracıkta yaptırdık kakasını, bitmek bilmez bir kakaymış bu, yaklaşık 5 dak. bekledik başında, gelen giden bize bakar, biz ısrarla hadi kızım deriz :)))

      Günübirlik Ağva ya gittik hala kızı ve ablamlarla. Eskiden beri çok merak ediyordum da, her gidiş planı erteleniyordu bir şekilde. Güzel küçük bir yermiş, hafta sonu kaçamağı için ideal bir yermiş.

      Gidiş yoluna bayıldım, kendi memleketim Trabzon a gider gibi hissettim. Nede olsa k.deniz kıyısı, yollar yemyeşil, kıvrıldıkça kıvrılıyor, viraj başı çeşme yaptırmışlar, herbirine uğradık, soluklandık. Bilinen kumsala değilde, daha bir sakin olan başka bir koya gittik denize girmek için, kalabalık olur diye düşünmüştük Ağva nın içini ama ramazan ayı münasebetiyle pek bir sakindi. Bizim koyda  toplasan 10 kişi yoktu, böyle olunca dahada rahat eğlendik, bağrış çağrış dalgalarla oynadık, çok güzeldi :)

      Bu arada yazmayı unutmuşum; Kuzumu sivri sinek ısırdı, alerjisi olduğundan hemen Stilex kremi sürdüm ama göz kapağındaki ısırığı farkedemediğimden, balon gibi şişti gözleri, sağ gözü nerdeyse kapanma derecesine geldi :( Yeni öğrendiğim bir şurup var Zitek diye, bu şurup 10 gün kullanılacakmış, sinek birdaha ısırdığında vücuttaki hücreler bunu tanıdığından, şişme olmadan atlatabilinecekmiş. Bakalım alıp deniycem sinek ısırdığında.
      Deniz keyfimizi bitirince Ağva nın içini gezdik, karnımızda çok acıkmıştı, gözlemeciler var deniz kenarında, 2 tane ben yedim, harikaydı, kuzuma da süper bir çorba içirdim, birazda gözleme tırtıkladı. Gece geç vakitte Nergiz lere gittik, o saatte tekrar sofra kuruldu, yolda açıkmışız demekki, sabaha karşı eve gittik. kuzu da ne düzen kaldı nede intizam, yarasa gibi yaşar oldu malesef.
     Gezdik tozduk yani...Karşıya Bahçelievler e geçtik teyzemlere, 2-3 günde orda kaldık sanırım. Çok ilgilendiler sağolsunlar, iftar sofraları nefisti, güler yüzleri için ayrıca tşk ediyorum :) Çokça üzücü anlarda yaşadık orda ama yazmıyacağım ayrıntıları ama keşke gitmez olaydık dedim, hayatımdan silmek istediğim ama asla silinmeyecek anlardı benim için :((
Bir akşam eyüp sultana gittik iftardan sonra, annemle teyzem namazını orda kıldılar, bizde dua ettik, etrafa bakındık, mahşer yeri gibi kalabalıktı cami ve etrafı, insanlar sırf iftar açıp namaz kılmak için mesken tutmuşlar Eyüp Sultan ı, manzara süperdi. Ardından Feshane şenlik alanına gittik, alışveriş yaptık, kuzu çok mutlu oldu, eğlenceler tertip etmişler, eski yıllardaki ramazan eğlenceleri hatırlatılmış, meşhur allıgüllü denilen (benim zamanımda) şekerlerden vardı :)